.:

27 Şubat 2019 Çarşamba

Can You Ever Forgive Me


Can You Ever Forgive Me, biyografi yazarı Lee Israel’ın gerçek hikayesini anlatıyor. Katharine Hepburn, Tallulah Bankhead ve Estee Lauder gibi yıldızların kısa biyografilerini yazarak geçimini sürdüren Israel, biyografinin popüler yayınlar karşısında yok olmasıyla ev kirasını bile ödeyemeyecek duruma geliyor.


Yine bir yazarın biyografisini araştırırken tesadüfen yazdığı mektubu bulur ve çalar. Satmak istediğinde ise ne kadar değerli olduğunu görür. Biyografi işinden kesinlikle para kazanamayacağını anlayınca da ünlü yazarların kaleminden sahte mektipler yazarak satmaya başlar. Bir zaman iyi para kazansa da bu işin kokusunun çıkması kaçınılmaz. 

Suç ortağı Jack yakalanır ve yazarı ele verir. 

 
 Melissa McCarthy, buradaki rolüyle en iyi kadın oyurcu dalında oscar adayı idi ama alamadı. Açıkcası ben oyunculuğunu sevdim. Konusu itibariyle durağan bir film ama McCarty rolünün hakkını vermiş diye düşünüyorum. Film her ne kadar işini iyi yapsan da popülerliğe kurban gitmenin kaçınılmaz olduğunu anlatıyor bir yerde. Ne yalan söyleyeyim ben kadına o kadar da çok kızmadım. Ölmüş bir yazarın eski yazdığı mektup yüzlerce dolar değerindeyken, o yazarın hayatını anlatan kitap çöp kabul ediliyor sonuçta.

24 Şubat 2019 Pazar

Oscar ödülleri dağıtılıyor


Sevgili Sibel'in başlattığı Oscar filmlerini birlikte izleme etkinliği bitti malesef. Malesef çünkü ben hepsini izleyemedim ama kısa zamanda epey bir kısmını da izlemiş oldum. Seviyorum bu tür etkinlikleri....

Sibel der ki şimdi de tahmin zamanı. Çünkü bu gece sabaha karşı ödüller sahiplerini bulacak. İşte en zor kımı bu sanırım. Seyrettiklerim içinden tahminlerde bulunmaya çalışayım o zaman.


EN İYİ FİLM; Roma, A Star Is Born, Green Book, The Favourite ve Blackkklasman'ı seyrettim. Roma ve Green Book arasında kaldım ben. İkisini de çok sevdim açıkcası.

Green Book  ödülü aldı.

EN İYİ KADIN OYUNCU; Bu kategoride tüm adayların filmini izledim. Can You Ever Forgive Me'de rolüyle Melisse McCarthy'yi bir tık daha fazla sevdim sanırım. Hoş okuduklarıma bakınca pek şansı yok gibi. 

Olivia Colman (The Favourite)

EN İYİ ERKEK OYUNCU ; sadece 2 filmi izlemişim. O yüzden pek yorum yapamayacağım. 

Rami Malek (Bohemian Rhapsody)

EN İYİ YÖNETMEN;Alfonso Cuaron (Roma) ve Pawel Pawlikowski (Cold War) iki filmi de sevdim ben. 

Alfonso Cuaron ödülü aldı.
 
 EN İYİ ORJİNAL SENARYO; Green Book. Bence ırkçılığı anlatımı çok iyiydi. 

Nick Vallelonga, Brian Currie ve Peter Farrelly (Green Book)

Animasyon dalında ise sadece Isle of Dogs'u izledim ve sevmedim. Ama filmin müzikleri çok hoştu. O dalda bir ödül gelir belki.

Yani benim tahminler tutar mı sanmam. Ama sevriklerim böyle. 


 Benim yorumda bulunmadığım diğer alanlarda kazananlar da şöyle;
 

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Regina King (If Beale Street Could Talk)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mahershala Ali (Green Book)
En İyi Uyarlama Senaryo: Spike Lee, Charlie Wachtel, David Rabinowitz ve Kevin Willmott (BlacKkKlansman)
En İyi Özgün Müzik: Ludwig Goransson (Black Panther)
En İyi Özgün Şarkı: Shallow (A Star Is Born)
En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı: Vice
En İyi Kostüm Tasarımı: Black Panther
Yabancı Dilde En İyi Film: Roma
En İyi Görsel Efekt: First Man
En İyi Kurgu: Bohemian Rhapsody
En İyi Ses Kurgusu: Bohemian Rhapsody
En İyi Ses Miksajı: Bohemian Rhapsody
En İyi Belgesel: Free Solo
En İyi Kısa Belgesel: Period. End Of Sentence
En İyi Animasyon Filmi: Spider-Man: Into the Spider-Verse
En İyi Kısa Animasyon: Bao
En İyi Kısa Film: Skin
En İyi Yapım Tasarımı : Black Panther
En İyi Sinematografi: Roma
 


23 Şubat 2019 Cumartesi

The Wife


The Wife- Nobel adayının karısı, çok çok güzel bir film bence. Filmn başında "her başarılı erkeğin arkasında kadın vardır"sözünün görüyoruz bir yerde. Oysa dakikalar ilerledikçe işin rengi değişiyor.

Joan 40 yılık evlilikleri boyunca yazar olan kocası için her şeyi yapan müşfik kadındır. 2 çocukları, düzenli hayatları olan çift oldukça ideal bir hayat yaşıyor görünüyor. Hatta Joan'ın eşinin kaçamaklarına bile gözyumduğunu farkediyoruz.


Bir gün eşinin Nobel Edebiyat ödülünü aldığını öğrenmesi ile ise bu güzel düzen sarsılmaya başlıyor. Bunda yazarın hayatını kaleme almak isteyen ve geçmişi didikleyen bir başka yazarın önemli bir rolü oluyor.

İtiraf ediyorum. Filmin başında kadına ve oğluna sinir olmuştum. Çünkü hayat dolu bir adam ve sürekli asık  suratlı bir eş, ergenliği aşamamış oğlan gibi gelmişlerdi bana. Ama filmi seyretmeye devam ettikçe öyle olmadığını anladık zaten. Çok yazmayayım işin büyüsü kaçmasın. Ben filmlerin sonunu bilmek istemem açıkcası.






Filmin oyuncuları gayet iyiydi bene. Hele Glenn Close az konuşup çok şey anlattı. Dediğim gibi joan karakterini başta sevmemiştim. Filmin sonunda da farklı açılardan da olsa kendisine kızgınlığım geçmedi. Bir kadın bu kadar özverili olmamalı....

22 Şubat 2019 Cuma

Tarla mevsimi başladı


2 aylık bir aradan sonra bizim tarla mevsimi de açıldı. Aslında 15 gün kadar önce gittik ben unuttum bunları çektiğimi:)))

Devrim'le gittik tarlaya. Hava soğuk, ödevleri var diye çocuklar kaldı bu kez. Zeytin ve asmaları budadık, bordo bulamacı denen ilaçlamayı yaptık. Bir ara bu yansımaları çektim ben. 


Hava mis gibiydi o hafta sonu. Aslında tam fotoğraf çekmelik bir gündü ya işler...Kendimi birkaç kare ile tatmin ettim. Sulama amaçlı yaptığımız havuz dolmuş. Bu kez duvarları hasar görmemiş gibi. Aşırı gelen yağış geçtiğimiz 2 yıl hasar vermişti yeniden tamir etmiştik. Şu evin yanında görünen tuvaletin duvarı gitmiş. Pek havadar olmuş:)))


 Havuzumuz da büyümüş. O kadar yağışa normal sanırım.Oturma yeri de göl olmuş. Havalar iyileşince burayı toprakla yükseltmek lazım. Ki tahtalar çürümesin. Bu haftada gidilecekti aslındaama havalar birden soğuyor haftaya artık. İkinci kez ilaçlama yapılacak ve asmalar için bağ sistemi gibi birşeyler yapmayı planlıyoruz. Sular çekilince de ağaçların dibi çapalanacak. 200'ün biraz üzerinde sadece... Çok iş var çokkkk


20 Şubat 2019 Çarşamba

Blackkklasman-Karanlıkla Karşı Karşıya


Oscar adayı filmleri iszliyoruz birlikte malum. Bu aralar o yüzden biraz fazlaca film paylaşımı var. Merak edenler varsa etkinliği Sibel düzenledi.

Blackkklasman izlediğim 5. film oldu. Ron Stallworth, Colorado'nun ilk Afro-Amerikan polisi olur. İlk başlarda pasif bir görev verilmesine karşın azmi ile dedektifliğe geçer siyah hareketin öncülerinden kara panterleri izlemekle görevlendirilir. Bir gazetede gördüğü ilanla ise beyaz ırkın üstünlüğünü savunan Ku Klux Klan örgütünü araştırmaya başlar. Genç polis örgütün içine başarıyla sızar ama siyah olduğu için yerine ortağı geçer.



Bu arada ortak Zimmerman da bir Yahudi. Filmin yönetmeni, Donald Trump'a ve politikalarına karşı olan Spike Lee. Lee filmde, Charlottesville katliamının arşiv görüntülerini de kullanmış. Yönetmen Lee filmin basın toplantısında "Adını ağzıma bile almak istemiyorum. Bu adamın nükleer bir savaşın kodlarına sahip olduğunu ve bir atom bombası yollamak için sadece bir düğmeye basmasının yettiğini düşündükçe, sırtımda soğuk terler birikiyor”demiş mesela.


Benim görüşüme gelince; konu biraz dağınık geldi bana. Yani ne anlatıldığını bilmeyen birinin anlaması açısından zor gibi. Ki ben filmi biraz izledikten sonra durdurup bir ön okuma yaptım diyebilirim. Konu aslında gerçek bir hikaye.
Hem kara panterler hem de KKK aynı anda yer alıyor filmde. dediğim gibi konuyu biraz da olsa bilmek gerek. Değilse zor bir film. Ama azıcık öğrenince seveceksiniz.

19 Şubat 2019 Salı

Kurşunlu Şelalesi


Yıllardır Ege'de yaşayıp yine bilmediğim bir güzellik daha. Manisa Salihli'deki Kurşunlu Şelalesi. Sardes Antik kenti sonrasındaki ikinci durağımızdı burası. Uzun pozlama yapmak için gayet güzel bir yer.

Yalnız burası o kadar da doğal sayılmaz. Zaten anlaşılıyor insan eli değmiş. Doğal bir şelale bu kadar düz olmuyor illa ki. Yine de Akan suyun bu şekilde şelaleleştirilip halka açılması güzel.








Yer yer köprüler yapılmış. Çevreye masalar konmuş, piknik yapılabiliyor. Çay içip birşeyler yenebilecek mekanları da var. 


Netten de burası hakkında bilgi araştırayım dedim ama çok birşey bulamadım. Bir habere göre 2016 yılında yapılmış buranın üzenlemesi. Zaten yakında Kurşunlu Kaplıcaları var çok bilinen. Burası da bundan sonra popüler olacak gibi. Hava soğuk olmasına karşın biz oradayken oldukça kalabalıktı.


17 Şubat 2019 Pazar

A Star is Born-Bir Yıldız Doğuyor


Oscar adayları arasındaki filmler içinden üçüncü seyrettiğime geldi sıra. A Star İs Born- Bir Yıldız Doğuyor. Bu etkinlik öncesinde denk gelip biraz dö ön yargıyla es geçmiştim bu filmi. Tahmin edebileceğiniz gibi Lady Gaga ön yargısı. Kadının bu kadar iyi olabileceğini düşünmemiştim.

Bir Yıldız Doğuyor; country müzik yıldızı olan Jackson Maine'in tesadüfen keşfettiği Ally ile hikayesi. Maine, ünlü olmasına karşın hem sağlık sorunları hem de içki-uyuşturucu bağımlılığı yüzünden kariyerinde düşüşe geçmiştir. Yine içtiği bir akşam Ally'yi dinler. Sesine hayran olur. Ally'yi bir konserine çıkartır ve hem aralarındaki ilişki hem de Ally'nin müzik kariyeri başlar.


Ally ne kadar hızla yükseliyorsa Maine'de o denli hızlı bir düşüşe geçmiştir. Ve öğreniyoruz ki sevgi her sorunu çözmeye yetmiyor.



Bu arada Bir Yıldız Doğuyor bir uyarlama. Film bundan önce 3 kez daha çekilmiş. İlk kez 1937 yılında konu filme aktarılmış. Daha sonra 1954 ve 1976 yılarında yeniden çekilmiş. Çok ayrıntılı araştırmadım ama Türk ve Hint versiyonları olduğunu da okudum bir yazıda. Yani oldukça sevilen bir konu.

2018 yapımı son çekim de her ne kadar klasik olsa da gerek çekimler gerekse müzik olarak beni tatmin etti. 



16 Şubat 2019 Cumartesi

Green Book- Yeşil rehber


Düşünün ki çok çok iyi bir piyano sanatçısısınız. Ama teniniz rengi siyah. En üst düzey kişilere belki de evlerinde çalıyor, konser veriyorsunuz ama tuvaletlerini kullanamıyorsunuz...

Duyguların rengi filmi vardı. Kitabı da var hatta. Çok sevmiştim konusunu. Yeşil Rehber'de de aynı tadı aldım. Yani film kalitesi, sürükleyiciliği, konuyu işleyişi çok iyi bence. Ama konu açısından bakarsanız nahoş tabiki...


Amerika'da siyahilerin eşitlik mücadelesi verdiği 1960'lı yılları anlatıyor film. Afrika kökenli piyanist Don Shirley'nin Güney eyaletlerinde bir turneye çıkması gerekiyor. Bu turnede ona eşlik edecek şoföre bir yerde korumaya ihtiyacı var. Tam da o sıralar işsiz kalan ve Tony Lip de başvuruyor bu iş için. Siyahlar konusunda önyargılı, eğitimsiz biri olan Lip mecburan işi alıyor ve bilikte yola çıkıyorlar. İşini iyi yapmak zorunda çünkü turne tamamlanmazsa parasını alamayacak.


Film hem insanı sıkmıyor hem de derdini gayet iyi anlatıyor bence. Hoş siyahların su içtiği bardağı çöpe atan biri birkaç hafta içinde görüşlerini ne derece değiştirir bilemiyorum ama yine de iyiydi. Her iki oyuncunun karakterlere hayat vermesini de gayet başarılı buldum ben. Viggo Mortensen bir tık daha iyiydi sanki.


15 Şubat 2019 Cuma

Lens topuna devam...


Lens topu ilgi çekince ilk yatığım çekimlerden paylaşayım bu hafta dedim. Bir kısmını belki yayınlamışımdır. Geçen yaz Marmaris'de çekmiştim bunları. Topu ilk kullanma deneyimlerimiz.
Üsttekiler ise minik şeffaf meşeler. O da başka bir deneme. Arka fonda evler var.





Bunu da Deniz çekmişti. Karşılıklı birbirimizi çekmiştik aslında.

14 Şubat 2019 Perşembe

Oscar adayı filmleri seyrediyoruz



İlk kez geçen yıl yapmaya başladığım birlikte film seyretme çelincine yine katıldım bakalım. Seyrettikleri ile güzel fikirler veren Sibel her yıl olduğu gibi yine birlikte Oscar adaylarını izleyelim diyor. İlgilenenler buraya bakabilir. Dizi değil de film izlemeyi cidden seviyorum. Şöyle evin erkeklerinin etrafta olmadığı sessiz saatlerde acayip keyifli oluyor. O zaman bakalım bu yılın adaylarına...


EN İYİ FİLM 
Roma
A Star Is Born
Bohemian Rhapsody
Black Panther
Green Book
The Favourite
BlacKkKla nsman
Vice

EN İYİ YÖNETMEN
Alfonso Cuarón / Roma
Spike Lee / BlacKkKlansman
Adam McKay / Vice
Yorgos Lanthimos / The Favourite
Pawel Pawlikowski / Cold War,


EN İYİ KADIN OYUNCU
Glenn Close / The Wife
Lady Gaga /  A Star Is Born
Olivia Colman / The Favourite
Melissa McCarthy / Can You Ever Forgive Me?
Yalitza Aparicio / Roma

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Christian Bale / Vice
Bradley Cooper / A Star Is Born
Rami Malek /  Bohemian Rhapsody 
Viggo Mortensen / Green Book
Willem Dafoe / At Eternity’s Gate


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Regina King / If Beale Street Could Talk
Emma Stone / The Favourite
Rachel Weisz / The Favourite
Amy Adams / Vice
Marina de Tavira / Roma



EN İYİ  ANİMASYON
Spider-Man: Into the Spider-Verse
Isle of Dogs
Mirai
Ralph Breaks the Internet
Incredibles 2

EN İYİ LİVE ACTİON KISA FİLM
Detainment
Fauve
Marguerite
Mother

Skin

EN İYİ ORİJİNAL MÜZİK
Black Panther
BlacKkKlansman
If Beale Street Could Talk
Isle of Dogs
Mary Poppins Returns

EN İYİ KURGU
The Favourite / Yorgos Mavropsaridis
Green Book / Patrick J. Don Vito
BlacKkKlansman / Barry Alexander Brown
Bohemian Rhapsody / John Ottman
Vice / Hank Corwin

EN İYİ YABANCI FİLM
Cold War
Roma
Shoplifters
Never Look Away
Capernaum

EN İYİ KISA BELGESEL
Black Sheep
End Game
Lifeboat
A Night at the Garden
Period. End of Sentence

EN İYİ BELGESEL
Free Solo
Hale County This Morning, This Evening
Minding the Gap
Of Fathers and Sons
RBG


EN İYİ ŞARKI
Shallow / A Star Is Born
When A Cowboy Trades His Spurs For Wings / The Ballad of Buster Scruggs
All The Stars / Black Panther
The Place Where Lost Things Go / Mary Poppins Returns
I’ll Fight / RBG  

12 Şubat 2019 Salı

Roma


Bir kere filmi Roma ile ilgisi yok. Film, Meksiko’nun orta sınıf ailelerinin yaşadığı bir Roma mahallesinde bulunan bir evde hizmetçi olarak çalışan genç bir kadının hikayesi. Cleo hem hizmetçi hem de çocukların bakıcısı aslında.Tüm gününü evin yoğun işleri arasında geçiren kadının hamile olduğu ortaya çıkıyor. Ama hamileliğe erkek tarafı Cleo kadar sevinmiyor.

Evin hanımı Sofia ise kocasının iş için şehir dışına çıkan kocasının bir daha dönmemesinin travmasını yaşıyor.

İki farklı hayatı yaşayan kadın; aynı travmalar, aynı yaralar...


Filmi ilk seyretmeye başladığımda sıkıldım biraz. Baktım kopacağım konudan ara verdim. Birkaç gün sonra yeniden devam ettiğimde bu kez daha bir sardı. Filmin ana karakteri Cleo. ama ben Sofia'yı da sevdim. İlk başlarda Sofia'nın giden kocasına tavırları rahatsız etmişken sonrasında kendisini ayağa kaldırması inanılmazdı bence.

Yönetmenin çocukluk anılarından derlenmiş aslında. Ama ön planda olan kadınlar. Çocuklar dışında hep kadınlar var. 2 hizmetçi, büyükanne ve anne. Günlük rutinleri, sıkıntıları, aldatılma, terkedilme travmaları, geçim sıkıntısı, iş yükü. Çok güzel ve sakin anlatılmış. İşte o sakinlik ilk başta biraz sıkıyor insanı. Belki de artık her şeyi hızlı yaşamaya alışmamızdan.

11 Şubat 2019 Pazartesi

Sardes Antik Kenti


Sardes Antik Kenti fotoğraf kursundan arkadaşlarla gittiğim bir gezideydi. İzmir'e bu kadar yakın ve bu kadar güzel bir antik kenti bilmediğim için kendimi dolu dolu kınadım öncelikle. Hepimiz Efes'i biliyoruz gidiyoruz da burası cidden ihmal edilmiş bir güzellik.

Sardes Demir Çağı Lidya Krallığının başkenti imiş. Sikkenin doğum yeri ve adı hayal bile edilemeyecek zenginlikle özdeşleşen Krezüs’ün (Karun) vatanı olan Sardes, antik dünyanın önde gelen şehirleri arasında yer almaktaydı. Günümüze kadar korunmuş dünyanın belki de en görkemli İon düzeni tapınaklarından birine ev sahipliği yapan kent, korunmuş Roma yapıları içerisinde anıtsal bir hamam-gymnasium kompleksi ve antik dünyanın en büyük havrasına sahip.


 Buradaki kareler kendim gymnassium kısmından. Altta yansıma çekmeye çalışan bis. Şu sırt çantalı olan benim..




Burası da diğer yapıdan 2km kadar ileride Artemis tapınağı.

8 Şubat 2019 Cuma

Lens topu ile çekimler


Bu güzel top ya da cam küre ile geçen yıl tanışmıştım. Arkadaşlarla gittiğimiz bir çekimde  birinde vardı. Bayıldım haliyle. Netten baktım büyükleri (benimki 100cm) 100 lranın üzerindeydi. Alieksrese baktık daha uygun fiyata oradan aldık.
Fotoğraflardan anlaılıyor sanırım. Arkasını içine alıyor ters çevirip gösteriyor. Ben çok çekim yapmadım daha. Bazen bende olduğunu unutuyorum hatta:))
Ama bu güzel aletle biraz daha farklı ve yaratıcı çekimler yapma niyetim var bakalım...



5 Şubat 2019 Salı

Jurrassıc Park serisi ve yeni versiyonu


Jurassic Park filmini bilmeyen yoktur sanırım. 1993 yapımı fantastik bir dinazor filmi. Sanayici Joh Hammond ve biyomühendislik şirketi InGen, Kosta Rika açıklarında tropikal bir ada olan İsla Nublarda Jurrasic Park olarak adlandırılan bir tema park oluşturmuştur ve bu parkta dinozor klonlamaktadırlar. Her ne kadar her şey mükemmel gitse de para hırsı aksaklıklara neden olur ve bizim sevimli t-reximiz kafesinden kaçar. Çok sevilen filmin 2 devam filmi daha çekilmişti.


Film tatil başında televizyonda gösterilince Deniz'in ilgisini çekti. Haliyle bizim çok eskiden seyrettiğimiz filmi çocuklar için bulmak aklımıza gelmemiş. Devam filmlerini de istedi izledik.

İş bununla bitmedi netten baktık ki Jurassic World olarak filmin çok yeni iki versiyonu daha vizyona girmiş. İlk 3 filmi Steven Spielberg çekmesine karşın son ikisinde yönetmen değişmiş. Colin Trevorrow tarafından2015 ve 2018 yapımı 2 film çekilmiş. 


Araya 20 yıllık bir süre konularak park yeniden açılıyor. Tabiki daha teknolojik bir park söz konusu.

Serinin son filminde ise iş hayvan hakları boyutuna taşınmış azıcık. Yanardağın aktif hale geldiği adadaki dinazorlara ne olacak? 



Açıkcası ben ilk 3 filmi hep sevimli bulmuşumdur. Şiddet orası (her ne kadar insanları yutsalar da) öyle insanı irkilten rahatsız eden tarzda değil. Ama son ikisinde şiddet biraz daha vurgulanmış. Teknolojinin de desteği ile daha bir ortalık kana bulanmış sanki. Daha da gelişmiş özelliklere sahip yeni bir dinazor türü sadece insanları değil kendi türdeşlerini de öldürmeye başlıyor. Ben son iki filmi pek sevemedim yani.

4 Şubat 2019 Pazartesi

Su uçan Şelalesi ve 45 yaş





 Yine bir gezi yazısı var blogda. Bu kez kendime doğam günü hediyesi olarak gezdim- fotoğrafladım.
Cumartesi doğum günümdü boru değil resmen 45 oldum. Sesli söyleyince insana çok geliyor da ben daha kendimi o yaşta hissetmiyorum. Neyse. Benim evin erkeklerinin pek doğum günü kutlama adetleri yoktur. Eee babaları ormantik olunca oğulları da bana çekmedi malesef. Bu kez ben gezmek istiyorum dedim. Tamam dendi de illa çıkıyor bir aksilik.

Tatilin başında Deniz ayak parmağının acıdığını söylemişti. Şişince doktora gittik. 2 parmakta kırık çıktı. Nasıl becermiş orası muamma. İnsanın parmağı kırılır da acısını bilmez mi? Neyse mecburi dinlanma ve eve kapanma durumu oldu. Şişlik falan inince cumartesi "gidebilirim ben" dedi Deniz. Nasıl olsa kendimiziz zorlanırsak döneriz dedip çıktık yola.


Rota bir arkadaştan duyduğumuz yolunu hiç bilmediğimiz Türkmen Şelalesi ya da Su uçan Şelalesi. Çok ismi varmış buranın.  Manisa, Aliağa ve Menemen arasında kalan bölgede yer alıyor.Kimin sahiplendiği pek belli değil gibi. Yolu iyi değil diye netten okumuştuk. Türkmen Köyü'ne kadar tamam tabelaları takip ederek gittik. Sonrasında bir taş ocağından bahsediliyordu. Orayı da bulduk sorarız diye düşünüyorduk ama kapanmış.

Bizim en çok yararlandığımız site bu oldu. Çok güzel bir tarif vardı. Navigasyona güvenmeyin telefon hiç çekmiyor. Aşırı yağışlar malum geçmmemiz gereken dere epey yoğun akınca ben biraz sorun yaşadım:))) hatta dönüşte azıcık girdim de...


Sonrasında rahat bir patikadan devam ediyorsunuz. Bu noktada yön duygusu önemli. Ya da pusula. Deniz'in elinde pusula, Devrim'de yön bulmada iyidir. Biz hiç zorlanmadık. Hoş baba oğul tatlı tatlı atıştılar ya kimin dediği taraftan gidilecek diye. Biz gene babaya güvendik:)))

Kesinlikle yolu gösteren bir işaret yok. Ormanlık alan. Yer yer sık çalılar. Kimi yerde açık alanlar da var. Aşağıdaki gibi mesela. Orayı bulmadan önce şelalenin yüksek sesini duyduk biz. Kesinlikle fotoğrafların anlatamayacağı kadar güzel bir manzara, yüksek oksijen, maksimum mutluluk...



Suyun döküldüğü yere aşağıdaki karedeki kadar yaklaşabildik. O noktada bile epey ıslandık. Su o kadar çok ki ve 30m'den düşüyor. Islanmamak mümkün değil. Bir de ıslak kayalar, yosunlu zemin. Kayma garantili yani. Ada'ya tripot taşıttırdım ama kullanamadım haliyle.

Benim ayağı sakat oğlum bir de o en tepeye çıkmak istedi. Çıktık. O da yukarısı. Deniz'in arkasında görülen sular işte 30 metreden dökülüyor biraz ileride. Tam o noktaya inilemiyor. Ya da biraz teçhizat lazım diyelim.

Buraları o kadar sevdim ki bol bol fotoğraf ta çektirdim. Ama bu konuda tecrübeli olmayınca hiç gülümsememişim. Koca kişisine kızan bir ben vardı eve gelince. Gülümsetseydin diye:)))


 Burası ile ilgili fotoğraflar bu kadarla bitmez bence. Hem ben hem Devrim epey çekim yaptık. Ve ilk fırsata yeniden gitme kararı da aldık.