.:

31 Ekim 2019 Perşembe

Atatürk Lisesi 29 Ekim valsi


Her ne kadar bloğumla daha aktif ilgilenme kararları alsam da şu aralar bunu bir türlü hayata geçiremedim. Sürekli araya birşeyler giriyor ve ben bloğu unutuyorum. Sizlere de uğrayıp yorum bırakamıyorum malesef istediğim kadar. Neyse önümüz kış bir biçimde daha çok vakit olur...


29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Bu yıl pek çok şehirde daha bir güzel kutlandı sanki. Ben dahil olamadım ektinliklere ama izledim, okudum. Ada'nın da okulunda geleneksel vals vardı. 1.5 yıldır hazırlanıyorlar. Şu yüzlerdeki ciddiyete bakar mısınız? O kadar heyecanlıydılar ki. Ve bir o kadar güzel.  Hoş ben çekeceğim diye şekilden şekile girdim ya neyse...


 Çocuklar bir gösteri bina içinde birde dışarıda yaptılar. Ada, bana bina içine velilerin alınmayacağını söylemişti. Ben de laylaylom bahçede dururken baktım millet giriyor. Haliyle balkonun avluya bakan kısımları dolmuş. 3 grup halinde çıktılar (bunu da bilmiyorum tabiki ben) Aradan Ada'yı bulacağım diye sarka sarka anca bunu çektim. Kasılmışım resmen. Benimki 2. gruptaymış göremedim malesef. Neyse Devrim kolunu uzatarak epten video çekmiş. Ya ben bu açıdan güzel kareler çekebilmeyi isterdim. Sadece Ada olduğu için değil fotoğraf açısından da hoş olurdu.

Dışarıdaki gösteride yerini biliyordum. Birilerinin önünde ayakta duramayacağım için yere oturarak çekim yaptım. Açı o yüzden hep böyle.

Şehir dışından misafirim gelecekti. Gösteri bitti biz acilen eve dönüş yaptık.Yani bir harala gürele durumu bende. Hafta sonu da Deniz'in satranç turnuvası var. Bu yıl yeniden başladı. Tarla ya da satranç, olmadı bahçe durumları. Bu ara tatil-deniz yapanları fena halde kıskanıyorum bilginize....




Toplu kare. 2 kareden birleştirdim. O kusurlar var ya ondan işte:)))

23 Ekim 2019 Çarşamba

Bugün mutfak marifeti benden değil


Hani diyeceğim minik elleriyle yufka açtı diye ya artık Deniz'in elleri pek de minik sayılmaz. Hatta evin en minik elli-ayaklısı ben kaldım.
Yeni değil bu kareler. Yazın esti Deniz bize baklava açtı. Tarif vermeyeyim, biz netten baktık oradaki ölçülerle hamur yoğurduk. Dedim ya zaman geçti unuttum ben ölçüleri. Daha önce de denemişti ya o epey zaman önceydi. Bu kez epey profesyonel yaklaştı işe.

Hamuru yoğurup bezeleri hazırladım gerisine karışmadım ben. (temizlik tabi ki bana kaldı) Fotoğrafa pek izin vermiyor işte bu kadarcık çekebildim. Gayet ince ince açtı yufkalarını. Şu tabak gibi açıp sonra aralarına nişasta ile koyarak hepsini büyüttükleri teknikle yaptı. Kesme kısmında biraz çuvllamış olabiliriz:)))


Yalnız çalışırken duymalısınız Deniz'i. Ne varmış yufka açmakta? Nesi zormuş? Yine yaparmış vakti olunca...


Üste kızarmış, altta ağdalanmış hali. Lezzeti ile bu işi bilenlerden tam not aldı. Biraz hamurlaşmış o da benim ağdayı sıcak koymamdan olabilir dendi. Eh ben bu işi bilmiyorum.




Ben poğaça yapmıştım. Hamurumdan arttı onu da börek olarak açıverdi vatandaş:)))

22 Ekim 2019 Salı

Yüz yaşında camdan atlayıp kaybolan adam


Yüz yaşında camdan atlayıp kaybolan adam. Uzunca isimli ve çok keyifli bir film.  Emekliliğinden sonra huzurevinde yaşayan bir adam 100'üncü doğum gününün kutlanacağı gün camdan atlayarak kaçar. Başta sadece camdan atlayıp kaçan bu sevimli yaşlı dedenin aslında öyle çok da masum olmadığını öğreniyoruz film ilerledikçe. Teee çocukluğunda gürültülü hobiler edinmiş.


Her neyse herşeyi yazmamak lazım. Kaçarken kendisine emanet edilen bir bavulu alıp otobüse biniyor. Ama içi para dolu bavulun sahipleri de peşine takılıyor doğal olarak.

Film sırasında sık sık Allan Karlsson'un geçmişine tanık oluyoruz. Ama bilirteyim hiç de rahatsız edici değil bu gel gitler. Bir taraftan geçmişteki tarihi doku, bir taraftan günümüzde kötü adamlar, 2 yaşlı adamın kaçışı, kaçarken denk geldikleri insanlar ve bir fil. Absürt, sevimli, eğlenceli bir film.
Bu arada Allan Karlsson karakterini canlandıran Robert Gustafsson; hem gençliğıni hem orta yaşını hem de 100 yaşını oynamış. Makyaj ve oyunculuk çok iyi yani.




Film aslında Jonas Jonasson'ın romanından uyarlanmış ama seyrederken bunu bilmiyordum. Filmi bloğa yazmak için bakınınca farkettim. bulabilirsem kitabını da okumak isterim.

18 Ekim 2019 Cuma

Günbatımı kareleri

 Buca, Mevlana heykeli

Fotoğraf çekmek güzeldir, keyiflidir. Ama günbatımında çekmek ayrı bir güzel. Kare genelde üzmez sizi. Doğru yerde konumlanmışsanız eğer, hoş kareler çıkacaktır kesin.

Bugün de çeşitli yerlerden ve zamanlardan günbatımı olsun dedim.

 Konak

 Vapurdan

 İnciraltı

Fethiye taraflarında bir yer

16 Ekim 2019 Çarşamba

Yeşil zeytin zamanı


Ege'de zeytin toplama zamanı geldi. Hatta birkaç haftadır pazarlarda yeşil zeytin toplanıyor. Biz genelde siyah zeytih yapıyoruz. Devrim yeşil sevmiyor ben her ikisini de yerim. Bana annem veriyordu yeşil. Bu yıl onu da kendim hazırlayayım dedim.

Önceki hafta (hani şu hırsız geldiği zamanki hafta sonu) topladım zeytinlerimi. Ağaca tırmanıyorsanız bu pet kesme çok işe yarar bir sistem. Takın ağaca, iki eliniz de size kalsın. Bizde daha öyle çok toplanacak ağaç olmadığı için tek tek topluyoruz.


Ben topladıklarımın bir miktarını çizdim. Bu yöntemde her zeytine 2 çizik atıp pet şişeye doldurdum. 2 günde bir suyunu değiştirdim. 10 gün sonra içme suyu ve biraz tuz ekleyip bıraktım. Hemen yemeyecekseniz iyice tatlanmasını sağlamamak gerekiyormuş (anne tavsiyesi)

Daha kısa sürede olsun diye biraz da kırdım. Onun suyunu her gün değiştiriyorum. Daha yeni yaptım aslında henüz tatlanmadı. Tatlanınca biraz tuz ve limon tuzu ekleyip yine içme suyunda bekleyecekmiş.



14 Ekim 2019 Pazartesi

Xanthos


Fethiye-Kaş arasında seyahat ediyorsanız yolunuzu mutlaka Xanthos antik kentine çevirin derim. Zaten yola çok yakın ve ulaşımı kolay bir antik kent. Antik Likya uygarlığının kentlerinden biri olan Xanthos hem tarihi hem de günümüze kadar kalan eserleriyle görülmeye değer bence.



Kent ikiye ayrılmış. Bir yolun bir tarafında eski kilise kalıntıları, yol var. Diğer tarafı ise daha zengin. Antik tiyatro, dikili yazıtlar, dikey mezar anıtlar ve başka kalıntılar bulunuyor. Pek çok kez istilaya uğramış kent tarih yazılarında acıların kenti olarak geçiyor.

Perslerin iİstila sırasında kentlerini savunan Xanthoslu askerler yenileceklerini anlayınca kadın ve çocukları öldürmüşler, sonra da kenti ateşe vererek intihar etmişlerdir. Bu korkunç olaydan kurtulan 80 kadar Xanthoslu aile, kente gelen göçmenlerle birlikte Xanthos’u yeniden inşa etmişlerdir.

Mesela  Harpy Monument adı verilen kaya mezarındaki tek parça mermer oda şu anda İngiltere'de. Antik kentteki alçıdan yapılmış bir örneği.Altta nette bulduğum bir kare. Yukarıda da benim çektiğim ir kare. Beyaz olan kısım. Oymalar, 1841 yılında arkeolog Charles Fellows tarafından Osmanlı makamlarından izin alınarak mezardan çıkarılmış ve İngiltere’ye götürülmüş.



Türkiye'deki pik çok antik kentin başına gelen burada da olmuş. Eserler yurtdışına çıkartılmış.  Likya kalıntıları 1838 yılında arkeolojik olarak değerlendirilmeye başlanmış. Charles Fellows, kazılar sırasında elde ettiği eserlerin önemli bölümünü Londra’ya götürmüş. Bu eserlerin tümü günümüzde Londra’daki British Museum’un Likya Eserleri Seksiyonu’nda sergilenmekte.



Biz aşırı öğle güneşi altında gezmek zorunda kaldık malesef burayı. Aslında tatil boyunca bu sıkıntıyı yaşadık. Yine de gezmekten keyif aldığım yerlerden biri oldu. En üstteki kareye bakmayın orada bulutlu bir ekleme yaptım. Güneş tepemizdeydi aslında.


9 Ekim 2019 Çarşamba

Çikolatalı kurabiye



Mutfak işlerinden pek bir zevk alan ben okul açıldığından beri her hafta yoğun biçimde hamurişi yapıyorum!!!
Ada bu yıl lise sonda. Deniz'de liseye başlayınca oh ben öğle yemeği yapmaktan kurtuldum moduna girmiştim. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Deniz önce yemekhaneden yeme modundaydı. Ama sonradan vazgeçti. Okul tanışma toplantısında öğünü 6.5 lira olarak açıkladığı yemeği, okul açılınca 12 liraya çıkarttı. Bir de dönemlik alınacak olunca bizimkine uymadı. Yani aylık olsa belki yemekleri sevmez falan çocuklar.  Deniz'in böyle durumlarda hem cimriliği tutar hem de kızar niye baştan denilene uyulmadı diye. Ne desek razı edemedik meyve yerim yine de almam deyince iş bana kaldı.
Ada zaten geçen yıldan beri terketti yemekhaneyi.


Sonuçta ben haftada en az bir gün birkaç çeşit hazırlıyorum. Hep aynı şeyler olmasın diye de arayışlar, denemeler. Çeşit ne kadar çoksa o kadar mutlu çocuklar. Yaptıklarımın hepsini çekmiyorum. Kimi klasik zaten. Bir de genelde (akıllı sayaç var bizde) gece 10'dan sonra pişiriyorum. Kim uğraşacak o saatte.

Bu da bu kapsamda yapılan taş çikolatalı kurabiyelerimiz. 
1 su bardağı sıvı yağ, 1 çorba kaşığı granül kahve, 1 yumurta, 1 su bardağından az şeker, aldığı kadar un, göz kararı renkli taş çikolatalardan. Malzemeleri yoğurup şekil verip pişiriyoruz. Zaten mutfak işlerini sevmeyen ben hamurişlerini geç saatte yapınca şekilleri en kolayından seçiyorum.


7 Ekim 2019 Pazartesi

Patara

(Antik tiyatro ve ilerisinde Parlamento Binası.)

Likya'nın en önemli ve en eski kentlerinden biri; Patara. Fethiye-Kalkan arasındaki antik kent, Xanthos vadisi'nde denize açılan tek yer olduğu için tarih boyunca değerini korumuş.

Kent tarihte hem önemli birliman kenti durumundaymış hem de Apallon'un kehanet merkezlerinden biri. 1988 yılından beri devam eden kazılarda, pek çok yapı günyüzüne çakırtılmış. Ama sanırım daha onlarcası hala toprak altındadır.


Parlamento binasından 2 kare. Yakın zamanda restorasyon geçirmiş. Bu yüzden yapı fazla yeni görünüyor. 

 Girişteki kapı.

Antik kentin ana caddesi de tüm görkemiyle ayakta. Sarım yakında sulak bir alan var. Yaz sıcakları olmasına karşın sulu bir alan ve bol miktarda kurbağa vardı.
 


Patara'nın antik kentinden ziyade ünlü olan kısmı plajı aslında. Her ne kadar bize hitap etmese de Türkiye'nin en güzel plajlarından biri olarak kabul ediliyor. Gelmişken bir çimdik tabiki. Ama sığ ve kumluk alan git git aynı yerdesin, dalga. Hoş Deniz dalgalarla epey eğlendi. Çocuklar arada istiyor mu ne bu tür plajları:))))

Bizim gibi az zamanda çok yer gezmeye kalkarsanız her istediğiniz olmuyor. Mesela Patara'da kum tepecikleri varmış, göremedik. Zaten öğle sıcağı idi antik kenti bile şöyle bir gezdik. İstakoza döndük çünkü sıcaktan.




4 Ekim 2019 Cuma

Gecenin büyüsü


Siz de benim gibi geceleri yıldızları seyretmeyi sevenlerden misiniz? Şöyle yatıp boş boş gökyüzünü seyretmek, belki şansa bir kaç yıldız kaymasına denk gelmek...tarifsiz bur mutluluk ve keyif benim için...


Tarlayı satın aldıktan sonra ise samanyolu ile tanıştım resmen. Ay olmadığı gecelerde bakıyorsunuz tepenizde on üz milyon yıldız arasında bulutsu bir şey. Tabiki bu fotoğraflardaki gibi değil görüntü. Ben biraz renk doygunluğu, aydınlık arttırma falan yapıyorum daha etkileyici olsun diye. Ama güzel yi ne de çok güzel seyretmesi...

Tarla ile birlikte yıldız fotoğrafı çekme hevesim depreşti haliyle. Tripot edindim. Uzaktan kumanda. İlk kareler felaket. flu flu. Araştırdım, hala araştırıyorum hala öğreniyorum. Bu yıla kadar tek kare çekip bırakıyordum mesela. Cık, üst üste 25 kare çeken var tek kare için. Onun programı varmış. Yılın son birkaç çekiminde o yöntemi denedim. Samanyolunu tam çekemiyorum ama bir kaç kare yan yana çekerek birleştirme denemelerim var.


 

 Geçen cumartesi küreden samanyolu çekmeyi denedim. Rüzgar fazlaydı pek iyi sonuçlar alamadım ama denemeye devam.

3 Ekim 2019 Perşembe

Anne elinden erişte


Evet hırsızlık olayını mahkeme aşamasına kadar rafa kaldırıp normale dönelim artık. Hayat beklemiyor. İşler çok...

Geçen hafta annem eriştemi yapıverdi. O kadar şey yapıyorum ya yufka açma bana o kadar uzak ki.  Hatta geçenlerde haşhaşlı birşeyler yapayım diye yufka açmayı denedim benim ufaklık beyenmedi. Onun yaptığı daha güzelmiş.


Neyse annem sağolsun bu yıl da eriştemi halletti. O açtı ben kestim. Sonradan annemin eriştesini de yaptık.
Tarif derseniz; Yumurta sayısı önemli. Ben 20 yumurtadan yaptım. Yumurtaları bir kaba kırıyoruz. Aynı oranda su ekliyoruz. Un, tuz ve iyice yoğuruyoruz. Biraz sert bir hamur. Dinlenince iyice oturuyor kıvamı. Bu miktardan 4 kilo erişte oldu.