.:

19 Nisan 2019 Cuma

Güle güle Banu


Banu'yu blog dünyasında tanıyanlarınız çoktur sanırım. İzmit'te dağların içindeki mis gibi eviyle, yaptığı birbirinden yaratıcı dönüşümlerle ve işlemelerle tanıdık biz onu. İlk kez kendisini ne zaman tanıdım anımsamıyorum. Blog olayına girdiğimden beri belki. Çok istememize karşın o dağlardaki evinde Banu'yu ziyaret edemedik. Biz birbirimizle sadece blog dünyasından tanışsak da o Devrim için oğlum derdi mesela. Devrim'de tanışmayı çok istemişti.

Malesef kanser Banu'nun da yakasına yapıştı. Çok mücadele etti. Paylaştı hep süreci bizlerle. Kurtuldu, bir daha yakasına yapıştı hastalık. Yine yeniden mücadele. Elişlerine başladı. Ama olmamış. Güle güle sevgili Banu. Mekanın cennet olsun....
Banuca.blogspot

12 Nisan 2019 Cuma

Manipülasyon denemeleri


Bu aralar biraz meraktan biraz eğlencesine küçük küçük manipülasyon denemeleri de yapıyorum. İşin acemisi olunca yap boz, o aşamada sorun oldu başa dön...azıcık zamanımı alıyor ama keyifli açıkcası.

Hem net üzerinden bilgilerimi arttırmaya çalışıyorum hem de denemeler yaparak  yeni şeyler yaratmaya çalışıyorum. Bunlarla uğraşmaya başlayınca bende hayal gücünün az olduğunu da bir kez daha farkettim. Neyse bol bol bu tarz karelere baka baka gelişeceğim artık...




9 Nisan 2019 Salı

En İyi Teklif


Hikayenin ana karakteri Virgil Oldman, İtalya'nın en tanınmış müzayede şirketlerinden birinin sahibi. Aynı zamanda sanat eserlerinin orjinalliğini tespit etmede çok güvenilen bir isim. Biraz takıltılı. İnsanlara dokunmuyor, hijyen konusunda hassas, gittiği restoranda tabağı-bardağı ona ait.


Bir gün bir kadın arar ve ailesine ait evdeki eşyaların değerlerinin tespitini ister. Ama kadın inatla ortaya çıkmaz ve en sonunda insanların içine çıkma korkusu yaşadığını söyler. Virgil Oldman bir şekilde kadınla tanışır hatta aşık olur. Ancak kadınlar konusunda ecrübesiz olan Virgil, kadına yaklaşmak için biraz destek alıyor.

Aslında bu noktadan sonra film biraz rengini belli ediyor. Genç ve güzel bir kadın, yaşlı bir sanat uzmanı. Uzman aynı zamanda tablo koleksiyoncusu....


Filmin nereye gittiği anlaşılsa da benim sevdiklerimden biri oldu. Bir kere tarihi binanın dokusu,  sanat eserlerinin sürekli filmin başrolünde yer alması keyifli bir seyirlikti. Çekim olarak da çok iyiydi bence. Ve hayatı boyunca kadın portreleri biriktiren birinin ilk kez sevmesi, o kadın tarafından aldatılması. Çok iyi işlenmiş.




5 Nisan 2019 Cuma

Börtü böceklerim


Bahar geldi, börtü böcek çekimleri paylaşacağım dedim unuttum. Koptum azıcık blogdan sanki. Neyse toparlarım.

Hem okulla ilgili işler var. F klavyem bozuldu Q ile cebelleşiyorum bu günlerde. Zor iş kesinlikle klavye deyiştirmek. Bir de çok yetenekli ben önce ciddi ciddi şifayı kaptım, üstüne (bahçede ot yolarken bişeyler soktu sanırım) sağ işaret parmağı davul gibi şiş kaldı birkaç gün.

 

Iyy dimi. Bence de. Ama biraz sanat çalıştık. Suda yansımalarını çektim. Sevdim ben.


  Uğur böcekleri bir tane. Hem fotojenik hem güzeller. Ve kırmızılar:))))


3 Nisan 2019 Çarşamba

İskoçya Kraliçesi Mary


İskoçya Kraliçesi Mary filminde, dul kalmasının ardından yurdu İskoçya'ya geri dönen ve hakkı olan tahtı geri almaya çalışan Mary Stuart'ın hikayesi anlatılıyor.

16 yaşında Fransa Kraliçesi olan Mary Stuart, 18 yaşında dul kalır ve yeniden evlenmesi için baskı görür. Marybunun yerine İskoçya'ya geri dönüp tahta geçer. Ancak İskoçya ve İngiltere'nin yönetimi,  Kraliçe Elizabeth'in yönetimi altındadır.


1500'lü yıllarda geçen filmde Mary, Elizabeth'den kendisini varis olarak tanımasını ister. Belki de kararları tek verebilse Elizabeth bu isteği yerine getirecek. Ancak her zaman olduğu gibi 2 kadının etrafındakiler, çevrilen entrikalar olaya dahil oluyor. Sonuçta Mary, İngiltere ve İskoçyayı birleştiren veliahtı doğuruyor ancak kendi çevresindekilerin taht hırsına kurban oluyor. Ve idam ediliyor.



8. Henry’nin ve Anne Boleyn’nin kızı olan ve bakire kraliçe olarak tarihe geçen Elizabeth ile ilgili iddialar da filmde gayet iyi yedirilmiş bu arada. (neden evlenmedi, frengi oldu) Aslında azıcık ön bilgi edinip seyredilse daha iyi olur. Dönem filmlerinde bu sıkıntı oluyor. Bazen unutursam filmi durdurup biraz okuyup devam ederim ben.


Ve filmi kesinlikle sevdim. Hele Mary karakterini. Genç cıvıl cıvıl birinin kraliçe olması ne acı dedirtti....

28 Mart 2019 Perşembe

Sasalı Kuş Cenneti


Her İzmirlinin hatta İzmir'i ziyarete gelenlrin görmesi gereken bir yer Kuş Cenneti. Mis gibi hava, yürüme şansı, kuşlar, yılkı atları....doğayı seviyorsanız keyifli zaman demek yani.



Biz zaman yaratabildikçe gidip bisiklet binmeyi seviyoruz. 20km'lik bir parkuru var. Kuşları seyrederek, belki de yılkı atları ile karşılaşarak keyifli bir gezi yapabilirsiniz yani. Orada bisiklet kiralanabiliyor bu arada. 





Gözetleme kulesinden bir görüntü.

Bu bölge aynı zamanda Gediz Delta’sının güney kısmı oluyor. Kuş cennetinde 300’ün üzerinde kuş türü ve memeli türü saptanmış.

25 Mart 2019 Pazartesi

Kefernahum


Capharnaum (Kefernahum), insanı ekrana kilitleyen filmlerden biri. 12 yaşında bir çocuğun anne-babasına ''neden beni dünyaya getirdiniz diyerek'' dava açmasıyla başlıyor. Geri dönüşler ve mahkeme süreci harmanlanarak sürüyor film.


Nadine Labaki tarafından çekilen film Lübnan'da geçiyor. Doğum belgesi bile olmayan Zain ve kardeşleri alabildiğine yoksulluk içinde yaşıyorlar. Zain, yaşının çok çok üstünde bir çocuk. Kızkardeşinin adet gördüğünü farkedince onu evlendireceklerini bildiği için bunu saklamaya çalışıyor mesela. Çok büyük bir adama resmen satılınca ise isyan edip evden kaçıyor.


Tanıştığı bir genç kız ona acıyor ve yemek veriyor. Ama o da kaçak göçmen ve bir bebeği var. Zain bir süre bu bebeğin bakıcılığını yapıyor. Ama nasıl bir özen ve çaba. Yurt dışına kaçmak için eve geldiğinde kızkardeşinin öldüğünü duyup onula evlenen adamı bıçaklıyor ve hapse düşüyor. İşte bu noktada ailesine dava açıyor.


Kefernahum ismini günümüzde kaos ve karmaşa ile özdeşleştirdiğimiz Celile Denizi kıyısındaki antik bir kentten almış. Film bu kaosu gayet güzel vermiş.
Çocuk oyuncu Zain aslında Suriyeli bir mülteci. Elbette Suriye’deki savaştan kaçmış, Lübnan’a gelmiş ve son sekiz yıldır Lübnan’da çok zor koşullarda yaşıyor. Okula gitmiyor, sokaklarda büyümüş. Ve sokaklarda yaşayan çocukların maruz kaldığı istismarı yaşamış. Büyümüş bir çocuk..

21 Mart 2019 Perşembe

21 Mart Nevruz


Bugün Nevruz madem renklensin istedim sayfam. Doğa cıvıl cıvıl şu aralar. Çiçekler, böcekler, mis kokular....
Hoş bizim gibi alerjik bünyeli bir çocuğunuz varsa evde biraz zorluyor ya olsun Hoşgeldin Bahar





Bugün "yeni gün" demektir. baharın ilk günü, bahar bayramı. Celali Takvimine göre göre yılbaşı. Bugün gündüz ve gece süresi biribirine eşitlenir ve güneş kuzu burcuna girer.

18 Mart 2019 Pazartesi

Kız


Girl-Kız filmi son zamanlarda seyrettiğim konusu en çarpıcı olan filmlerden biri. 15 yaşında bir trans ergenin balerin olmaya çalışmasını anlatıyor. Trans bireylere dair çok film var aslında. Türkiye için bu konu hala ciddi bir tabu olsa da dünya trans birey konusunda oldukça çarpıcı filmlere imza atıyor aslında. Bence Kız filmi bir tık öteye geçmiş.


Lara, çocukluğundan beri balerin olmanın hayalini kuran bir ergen. Sadece kadınların kabul edildiği bir bale okuluna kabul edildiğindeyse hayaline hiç olmadığı kadar yaklaşıyor. Fakat Lara her ne kadar kendini kız olarak kabul etse de hala erkek bedeninde. Bale gibi bir sanatı yaparken sürekli bedenindeki (onun için gereksiz) uzuvları saklaması lazım.

Lara bale konusundaki mücadelesi sırasında bir taraftan hem psikolojik hem de hormon tedavisi de görüyor. Ama yavaş ilerleyen değişim onun için tam bir travma.

Ve babası. Bir babanın kızını bu denli desteklemesi müthiş. Her ne kadar ebeveyn için kabul etmek zor olsa da kendi bedenini kabul etmeme artık bilimsel olarak da kabul görmüş bir durum. Ve bburadaki babanın yaklaşımı kesinlikle seyredilmeye değer.


Film Belçikalı genç bir yönetmen  Lukas Dehont imzasını taşıyor. Lara rolündeki Victor Polster ise müthişti. Seyrederken oyuncu gerçekte erkek mi  kız mı kararsız kaldım. Tamam erkeksi hatları var ama şimdi kadınlar da böyle olabiliyor. Çok zor bir rol ve bu işin içinden gayet iyi çıkmış. İlk filmiymiş sanatçının.
Bu arada filmin konusu bir gazete haberinden ortaya çıkmış.



15 Mart 2019 Cuma

Deniz'imiz 14 yaşında


Zaman ne çabuk geçiyor. Bunlar ne zaman doğdular da ne zaman büyüdüler. Dünü bebeleri işte. Şimdi koca koca adamlar.
Daha Ada'ya hamileyken hiçbir sıkıntısı, zorluğu gözümde büyümezdi. Asıl ergenlikleri önemli derdim. Harbiden öngörülüymüşüm. ne 2 zırlayıp susuyorlardı. Bağladın mı bebek arabasına rahatça olanıyordun. Şimdi öyle mi? Ada lisede. Haliyle geç gelebiliyor. Artık ya otobüs bozulur, ya trafik vardır ama cep telefonu sessizde çantadadır ulaşamassın.

Deniz lgs yılında. Güya stres yapmıyor ya sabahın 6'sında kalkıp test çözüyor, akşam yatana kadar test ya da elinde ceple satranç. Arada 'gıcıkık yapmak istiyorum' deyip yemek yemez, "tontiş oldum" der yemez (sadece 50 kilo) Günümüz normal ergenlik hırlaşmalarına bir de sınav sıkıntıları eklenir..işin komiği kendini de beyendiremezsin bu ergenlere

Kesinlikle bir ergen annesi olmaktan daha zoru 2 ergen annesi olmakmış.
  

Bu yakışıklının doğum gününü kutlayacaktım ergen yakınmasına döndü iş.))) 14 yaşında olmuş bile benim küçük tontişim. Bu arada bebekliği cidden tontişti. Sadece benim sütümle beslenirken üst sınırı bulmuştu kilosu.
Her ne kadar ben tek çocuklu haatın yeterliliğine inanmış bir kadın idiysem de iyiki doğurmuşum bu tontişi. Kesinlikle evimizin güzelliği, neşesi. Hem arkadaş gibi konuşur benle, hem mutfakta yardım eder hem de kızar bağırır küser.


Hayat sana güzellikler getirsin. Umarım hayalini kurduğun bilim işlerini yapabilirsin. Bol deneyli bir geleceğin olsun. Ve tabiki bol tembellikli...