.:

24 Şubat 2020 Pazartesi

Malta (Değirmendere) Şelalesi


Son haftalarda (biraz da benim zorumla) pazar günleri yeni keşifler yapıyoruz. Devrim, deniz ve ben. Ada zaten bize pek takılmak istemiyordu, 15 tatilde kursa başladı. Tam zamanlı olarak üniversite sınavına hazırlanıyor.

Bu geçen pazar gününden. Böyle bir güzelliği atlamışım paylaşmamışım. Hoş bu aralar blogla arama kara kedi girdi sanki. Yazmak zor geliyor genelde.




Malta Şelalesi'ni bir fotoğraf paylaşımında gördüm. Baktım yakın bir yer bilmiyoruz. Hadi dedim benimkilere. Menderes'e bağlı Değirmendere Köyü'nde burası. Tahtalı Barajının girişinden giriliyor. Yaz aylarında giriş yasakmış. Orman yagınları malum çok dikkatsiz olabiliyoruz. Girişten sonra bir 3 km daha gidiyorsunuz. İster arabayla ister yürüyerek. Çok güzel bir parkur bence.


Biz burada mı şelale (kapıdaki görevli yoldan göremezsiniz demişti) şurada mı derken biraz yürüdük. Ki iyi oldu tabiki. Sonuç muhteşemdi bence. Küçük, aslında yüzülebilir bile, eşil sularıyla şelale sizi karşılıyor.
Şu yukarıdaki ayakkabı fotoğrafı ortadaki bir kayayı çıkarak çektim. Nasıl keyifli bir nokta. Bir de içecek birşeyler olsaymış...

Burnumuzun dibinde böyle yerler var ve bilmiyoruz. Bu ara insanlar beni çok gezmekle itham ediyorlar. Doğrudur da tercih meselesi. Kimi alışveriş merkezi sever mesela ben bu tarz rotaları. Haftada bir  sadece mazot parası gibi bir masrafa (gıda işini evden hallediyorum, termosla da çay) gayet ekonomik keyifli bol oksijenli geziler bunlar.

Zaten haftaya tarla işleri de başlayacak. Her ne kadar kamulaştırma bilmecesi sürse de ilgilenmek lazım. Asma budaması ve apalamaya başlayacağız bakalım.

Aynı gün o civardaki Claros antik kentine de gittik. Onu da yarın yazayım. 





20 Şubat 2020 Perşembe

Jack’in Yaptığı Ev – The House That Jack Built


Şöyle bir konusuna ve afişine bakarak seyretmeye karar verdiğim film çok çok ilginçti. Film temel olarak bir seri katilin 10 yıl boyunca işlediği cinayetleri anlatıyor. Film,  katilin bir kişiye 5 vaka üzerinden kendisini anlatması ile başlıyor. Yaklaşık 2.5 saat boyunca gerek film modunda gerek aralara serpiştirilmiş animasyon tarzı felsefik anlatımlar var.

Jack aslında oldukça yüklü bir mirasa konmuş, kendi evini tasarlayan bir mühendis. Zaten en baştan bir göl kenarında istediği evi yapacak gücü olan birinin ne diye onu bunu öldürdüğüne anlam veremiyorsunuz. Evn yapımına başlayıp bir kusur bulup başlayıp yıktırıyor. Ayrıca fena halde takıntılı. İşlediği cinayet sonrası evi temizlemeden çıkmıyor hatta defalarca kontrol ediyor.

Ama bir noktadan sonra cinayet işlerken birak komik olan bu takıntı ortadan kalkıyor ve Jack daha bir cani daha bir kendini beğenmiş hale geldiğini görüyoruz.


Filmin yönetmeni Lars von Trier biraz fazlaca aykırı olmakla tanınıyor bu arada. Okuduğum kadarıyla bir filminde taciz suçlamaları da olmuş. Ve seyredeceklere not; film şiddet içeriyor.  İnsanı rahatsız eden sahneler var. Niyayetinde adam öldürdüğü tüm kişileri koca bir dondurucuda saklıyor. Hatta bir noktadan sonra onlara şekil vermeye falan başlıyor.

Yönetmen filme getirilen eleştirilerle ilgili; 
 “Herkes tarafından sevilmemek oldukça önemli çünkü öyle olmaması hatalı olduğun manasına geliyor. Filmimden yeteri kadar nefret edildiğinden emin değilim bu arada. Eğer çok popüler olursan bir sorun var demektir.  demiş mesela.

17 Şubat 2020 Pazartesi

İzmir ve kar halleri


İzmir'e bu yıl kar yağmadı aslında ama yakın çevrelere yağdı. Bir 15 tatil öncesi yağmıştı o zaman sınavlar-okul gidememiştik bir yere. Ama geçen hafta yine ciddi bir soğuk ardından da kar gelince Spil'e çıktık. Bu gezi asıl olarak deniz'in isteği. Çocuk senede en azından  bir kez kar görmek istiyor.


Öğleden önce yola çıktık ki kalabalık olur sonrası diye düşündük. Yanılmamışız 2 gibi dönüşe geçtiğimizde zar zor ana yola çıkabildik. Nasıl bir geliş kuyruğu vardı dağa. Ve her ne kadar zevk meselesi olsa da ben bu karda mangala sinir oluyorum. Resmen yarım saat içinde duman altı olduk. Böyle temiz havada o yanık et kokuları, duman hiç çekilmiyor.


Deniz bol bol oynadı, debelendi, topu kendini kara attı durdu. Tamam üşüdüm diyene kadar kaldık oralarda. Ben fotoğraf çekmeye çalışıp biraz dolandım ya rüzgar üşüttü. Zaten sevmem soğuk olayını. Ada geldediği için (yoğun olarak üniversite sınavlarına hazırlanıyor) ona termosya kar taşıdık. Bir güzel dut pekmezi ile kar helvası yapıp yedik. Devrim yemez ya ben çocukları hasta edeceğim diye korkarken kendim hasta oldum:))) Hala da geçmedi boğaz ağrısı.






15 Şubat 2020 Cumartesi

Kamulaştırmanın acili kaldırılırsa...


Paylaşmıştım ya bizim tarla ve yüzlerce pasel daha acil kamulaştırma mağduru olmuştu. 12 şubatta yeni bir karar alındı ve resmi gazetede yayınlandı kalktı diye. Sevindik mi tam değil. Tüm parseller için değil yeni durum. Hala sahiller ve özellikle Çeşme civarı acil kamulaştırma kapsamında. Ayrıca Bakanlık turizm alanı sınırlarını da genişletti yeni bir kararla.

Dün Urla'da hukukçuların, çevre kuruluşlarının katıldığı bir forum vardı. Kamulaştırma kalktı diye düşünsek de gittik. Ki işin aslı öyle değilmiş. Sadece "acil" kısmını kaldırmışlar. Hala kamulaştırma kapsamındaymışız. Hatta o toplantıda öğrendiğimize göre bir biçimde el altından aba göstererek tarla toplama girişimleri de başlamış.
Acil kamulaştırma haberleriyle tansiyonu düşürüp tepki azaltmaya çalışıyorlar muhtemelen. Ama hukuğu iyi bilmeyince işler karışık hala.

Ki toplantının en önemli noktalarından biri belki de  bu proje gerçekleşirse İzmir ve Çeşme'nin mevcut suyu buraya aktarılmak durumunda. Çünkü golf sahaları yapılacak. Resimde görülen yeşil alan lüks konutlar içinmiş. Mavi alan depo, çalışan konutları vs. Bir nevi zengin kesime steril, lüks yaşam alanı yapıp dğer yerlerin suyu buraya aktarılacak. Hatta Karaburun'daki bazı göllerin sunuyu bile buraya taşıma projesi varmış.

11 Şubat 2020 Salı

Noel Tatili





Okuma Şenliği'nin bu dönem en zorlayan kısımlarından biri oldu "yılbaşı temalı ya da adında bu anlama gelen kelime geçen bir kitap" katogorisi. Merkez kütüphanede bulamadım. Konu olarak illa vardır ya kitabı bilip aramak lazım. Eğitim Fakültesi'nin kütüphanesi'nde Noel Tatili isimli kitabı buldum en sonunda. 1948 basımı buram buram eski kokan bir kitap. Neyse eve geldim okuyacağım kitap hiç açılmamış...Sık sık ayrılmamış sayfalarla karşılaştım. O kadar eski ki yıpratmadan o sayfaları tek tek kestim ya yine de cildinden ayrılan saygalar oldu. Resmen masaya koyarak okuyup bitirdim kitabı en az zararı görsün diye...

Böyle hiç alınmamış bir kitaba denk gelince yazarını merak ettim. Somerset Maugham, 1874-1965 yılları arasında yaşamış İngiliz bir yazar. Yazdığı oyunlar sıklıkla sahnelendiği için döneminin popüler yzarlarındanmış. Netten okuduğum kadarıyla eleştiri konusunda kabul edilebilir bir kişiymiş ve bazı eserleri edebiyat fakültesinde okutuluyormuş. Anladığım kadarıyla sevilen enep kitabı da var. Buldukça okumalı..

Kitabımıza gelince; Charley adlı İngiliz bir gencin okulu bitirip bir yıl da iş hayatında başarı sağlaması üzerine ailesinin verdiğ hediye ile Noel'i Fransa'da geçirmesini anlatıyor. Okuldan arkadaşı Simon ile kafasına göre 5 gün geçirmeyi planlarken arkadaşının ona pek pas vermemesi üzerine bozuluyor. Daha ilk günden tanıdığı bir hayat kadını ile yaşadığı ilginç dostluk da tatilin planladığından farklı gelişmesine neden oluyor. Dönem düşünüldüğünde dili çok sade bir kitap.

8 Şubat 2020 Cumartesi

Küçük Kadınlar


Louisa May Alcott'un hepimizin bildiği romanından uyarlana film Küçük Kadınlar. Hikaye, Meg, Jo, Beth ve Amy adlı dört kız kardeşin Amerikan İç Savaşı’nın sonrasında geçen zamanlarını anlatıyor.


Yıllar yıllar önce hikayeyi okumuş, Türk ve yabancı versiyonlarını görmüş biri olarak açık söyleyeyim hiç  seyretmeyi düşünmüyordum. Ama yorumlara bakınca hep olumlu şans tanımak gerekir dedim.

Sıcak, keyifli, oldukça enerjik bir filmmiş Küçük Kadınlar. Hani ağlak birşeyler beklemiştim. Her ne kadar ben seyretmesem illa denk geldiğim de Türk dizi versiyonunu etkisi midir bilmem. Ama hiç de öyle işlenmemiş konu. Belki de kadın yönetmenin etkisi. Kendine güvenen, ayağı yere basan karakterlerdi kızkardeşler.


Özellikle Saoirse Ronan'ın enerjisi muhteşemdi. Uğur Böceği filminde de sevmiştim kendisini. Burada da çok iyiydi. Theodore karakteri ise biraz iğreti kalmış. 7 yıl içinde Meg'in çocukları oldu, kızlar giyimleri, makyajları ile biraz daha olgun göründü ama Theodore hala çocuk kaldı.




7 Şubat 2020 Cuma

Eski Foça


Tatilde bir gün fotoğraf kursu ile birlikte Eski Foça'ya gittik. Bunca yıldır İzmir'deyim. Foça'nın kıyısından köşesinden geçsem de hiç merkezine gitmemiştim. denk gelmemişti bir türlü. O yüzden gezi bu lokasyona olunca kaçırmadım. Evin erkeklerini bırakıp toplu ulaşım araçları ile gittim Foça'ya.

Evet İzmir'den Foça'ya toplu ulaşım ile gitmek mümkün. Önce İzban'a biniyorsunuz Hatundere durağında inip 744 nolu otobüsle Eski Foça'ya kadar gidiyorsunuz. Aşağı yukarı 2 saat sürse de değer bence.


Bizim gittiğimiz gün yazdan kalma bir hava vardı. Resmen deniz gel yüz diye bağırıyordu. Artık bu güzellikte ne kadar çekim yapılabilirse yaptım.  Burası Küçük Deniz denen yermiş. Restoranlar, balıkçılar, cafeler, pelikanlar. Sıcacık bir alan. Asıl turist çeken alanı da burası sanki.


Buralar da Küçük Deniz'den kareler.



Buralara yaz dönemi gelmişseniz kumsalı var. Biraz ilçe dışına çıkınca da çok çeşitli koylar bulunuyor. Biz daha önce gelmiştik bir grupla birlikte. Biraz soğuk suyu ama.


Foça da eski yapılar var haliyle. Her ne kadar buralara dokunulmasa da ilçe epey genişlemiş ve yeni yapılaşmalar bolca vardı. Eski evler arasında dolaşırken bir arkadaşımızın lens küre ile kediyi çekme çabası:))) Fotoğrafçılık zor zanaatın dile gelmiş hali. Çocuk epey yerlerde süründü.



Bu da günün promosyonu. Artık bitti biraz da yürüyelim dediğim bir sırada sahilde denk geldik bu delikanlıya. Bizim için de bir kaç atlayış yaptı.

6 Şubat 2020 Perşembe

Marriage Story





Film, biri oyuncu biri yönetmen olan bir çiftin  boşanma hikayesini anlatıyor. Niole ve Charlie boşanmaya karar verir ancak ortada küçük bir çocuk var. Nicole bir dizi çekimi için büyüdüğü Los Angeles'e gelirken Charlie New York'ta kalır. Biraz bencil bir karakter olan Charlie eşinin dizisi bitince geri döneceğini düşünürken boşanma davası ile karşı karşıya kalır.


Eşinin gölgesi altında kalmaktan sıkılmış ve kendi ayakları üstünde durmaya karar veren bir kadın, kadının kendisi olmadan yapamayacağını düşünen koca. Biraz klasik ve bildik bir konu.
Asıl sorun iletişimsizlik. Çağımızın sorunu belki de. Dinlemiyoruz, anlamaya çalışmıyoruz.

Oyunculuklar güzeldi ama ben açıkcası oscarlık bir tarafını göremedim. Benzerleri çokca var.


Filmde en beyendiğim karakter ise kadın avukat oldu nedense. Kadının kendine güvenini pek bir sevdim sanırım.



30 Ocak 2020 Perşembe

Biz de Araplara söz verilen bir kanalın kurbanıymışız...


Bugün okudum haberi. Bölgeye, Suudi Albassam Group “Yeni Çeşme” isimli bir şehir kuruyormuş. Benim keyifle ışıksız bir ortamda yıldızları seyrettiğim ova, tam bir bina ve taş yığınına dönecekmiş.

Haber burada 

Golf sahası iddiası doğru habere göre. Bizim tarlada en büyük sıkıntısız su. Ovada tarım yapan az sayıda kişinin de. Golf sahalarının inanılmaz su tükettiği düşünülünce nasıl yapacaklar çok merak ettim. Bakir, temiz bir alanı bu hale getirmek. AVM ne ya. Suyu o kadar temiz ki buraların. Evet koylardan birinde bir balık çiftliği var ama diğerleri gayet güzel. Dünyanın sayılı sörf alanlarından biri de bu projeyle yok edilecek ayrıca. Nasıl bir aymazlıktır bu!?!

28 Ocak 2020 Salı

Acil kamulaştırma bizi de vurdu.((((


Tüm yetkileri bir güzel eline aldıktan sonra son yıllarda alışkanlık haline gelen "acil kamulaştırma" bizi de vurdu malesef.  Dün haberlere gözatarken Urla ve Alaçatı'da bazı arazilerin acil kamulaştırma ile ranta teslim edileceğin okudum. Facede paylatım haberi. Açıkcası önce farklı yer olarak algıladım. Sonra pirelendim mi ne yeniden okuyunca Zeytineli yani bizim tarlanın olduğu köyün de olduğu gördüm.
e devlete girip kontrol ettim. Ve tarlaya şerh konulmuş. Resmen oturmuşlar üstüne. Haberimiz yok. Biz daha pazar günü 15 gün sonra falan gidin bellemelere başlayalım diye konuşmuşuz...



Habere göre Alaçatı, Urla arasında 511 parsel için geçerli bir durum. Gerekçe turizm alanı olacakmış. Bütüncül parçalar olarak kullanılsın diye kamulaştırmışlar. İddia odur ki kıyılar otel vs. bizim tarlanın da olduğu ova golf sahası olacakmış.

Ne kadar acil bir durum değil mi. Bizden yok pahasına al. (ki araplara söz verildiği yine duyumlar arasında) birilerine milyarlarca liraya sat.
haberlerden biri

 Giden maddi kayıp bir tarafa (ben burayı hep çocukların geleceği olarak düşündüm. Sonuçta ne olacağı belli değil. Belki ilerde işler buradan geçim sağlarlar. Ya emek.

2014 yılında almıştık. Zaman zaman paylaşıyorum zaten. Hep ailecek işledik, düzelttik. Önce evi adam ettik. Toprağı işledik.Her yıl Devrim'le ikimiz 200'ün üzerinde ağaç, asma belledik. Sulama için havuz açtık, yıkıldı tamir etik. En son güzel bir oturma yeri yaptık.

Dünden beri kafa gitti bende. Resmen lök diye birşey oturdu içime. Tabi ki bunun mahkeme-itiraz aşamaları olacaktır. Dün köyün muhtarı ile konuştuk, köyde 100 kişi etkileniyormuş. Ortak toplantı falan olacakmış. Ama son yıllarda sıkça örneklerine rastlıyoruz ve ben geri dönüşü olacağını sanmıyorum.