.:

22 Ekim 2021 Cuma

Karacabey Longozu

Karacabey Longozu'nun ararken yol üstü sahil. Koca sahil bomboştu. Mis gibi güneşe karşın yürüyüş yapan bile yoktu. Aslında ilçenin tenhalığı da şaşırttı beni. Yaz dışında pek kalan yok sanırım. Ben mis gibi denizi görüp yüzelim bari oldum ama Devrim ve Deniz müsilajlıdır deyip yanaşmadılar.


Her ne kadar İstanbul'a gidiş amacımız Ada'yı yerleştirmek olsa da ben gündüz yolculuğu yapıp gidiş dönüşte belli yerleri gezmek istedim. Gidiş güzergahımızda Karacabey Longozu ve Gölyazı vardı. Longozun netten fotoğraflarına bakmıştım ve elim kaşına kaşına gittim. Ne güzel kareler çıkar modundayım. Gittik, bol bol inek, tavuk, at gördük. Birkaç da köpek ve tavşan. Ya bir tane kuş olmaz mı koca longozda. 

İşin trajik yanı sandal gezisi yapılan gölün haliydi. Ben "nasıl ya" modunda kalakaldım. Tamam kurak bir yaz geçirdik de sandal gezisi yapılan bir yeri bu kadar susuz beklemiyordum açıkcası.

Buraya kesinlikle ilkbaharda gitmeli.  Uzun zaman ayırıp yürüyüş yapılırsa kuşlarda görünür sanırım. Neyse yerini öğrenmiş olduk:)))

Ve işin daha da acı yanı yol üstü gidiş gelişlerimizde havanın tek iyi olduğu yerdi burası. Diğerlerinde hep yağmur yağdı. Hatta rüzgar, sis....



Karacabey Longozu; Susurluk Irmağı, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarında Marmara Denizi ile buluşuyor, oluşan Kocaçay Deltası da göl, bataklık, kumul ve longoz ormanı meydana getiriyormuş. Sahile çok yakın olduğu için oldukça geniş bir kumul alan var. Yer yer tabelalarla buradaki karabaş otlarının ezilmemesi uyarısında bulunulmuş. Ayrıca bok böceklerine de dikkat edilmesi yönünde uyarı tabelaları vardı. Bu böcekler yerdeki hayvan pisliklerini yuvarlayacağı kıvama getirip taşıyarak belirlediği alana gömüyor böylece toprak doğal yollarla gübrelenmiş ve havalanmış oluyormuş

Kuş gözlem kulesi de varış ama biz bulamadık. Zaman olsa daha çok gezilse bulunurdu mutlaka. 

 


 

20 Ekim 2021 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri 113


 Ağaç Ev Sohbetleri'nin 113. haftasının konusu deeptone'dan gelmiş.

"Kitapçılara, sahaflara ne sıklıkla gidersiniz?"

Aslında gezmeyi en çok sevdiğim yerlerden de olsa öyle sırf kitapçıya gideyim diye yola çıktığım pek olmaz. Uzun zamandır kitaplarımı netten alıyorum. Ama yolumun üstünde kitapçı ya da kitap sergisi görürsem de bakmadan geçemem. Hele sokak sergileri daha bir çekicidir benim için. Mesela geçen hafta İstanbul ziyaretinde iki arada Beyazıt sahaflara girdik. Hoş eski havası kalmamış artık ağırlıklı olarak ders kitapları satıyorlar. Üniversitede okurken sık sık ziyaret ederdim orayı. 

Sahafları ayrı bir severim. Garip bir kitap kokusu vardır oralarda, severim ben o kokuyu. Ama artık eskisi gibi kalmadı. İkinci el kitap olayına da karşı olmadığımdan genelde alışverişlerimi de oralardan yaparım. Sonuçta ben okuyup  bitirdiğimde de kitap ikinci el oluyor neden başkasının okuduğunu almayayım ki...

Nadir Kitap var netten satış yapan. Bir çok kez oradan alışveriş yaptım ikinci el hep memnun kaldım.

Son yıllarda ise daha çok kütüphaneye takılıyorum.  Her şey gibi kitaplar da bazen o kadar pahalı olabiliyor ki. Kütüphane epey işime geliyor bu anlamda.

18 Ekim 2021 Pazartesi

Yoktum çünkü vatandaş Ada'yı yerleştirmek için İstanbul'daydım

 

Hani bir paylaşım yapmıştım ya benim büyük ergenim Ada okullu oldu, arkadaşlarında kalacak diye. O iş yaşmış meğer. Teee İstanbul'a vardığı zaman vazgeçmiş ya da işin içinde ne varsa artık. O gün akşamüstü geçici bir yere yerleştiği yönünde bir mesaj atınca "haydaa" modunda anne baba hemen bir arkadaşımızı aradık. O Ada'yı alıp yazlık gibi kullandıkları kurköy'deki evlerine yerleştirdi. 

O zamandan itibaren (1 ekim) biz vatandaşa uygun yer arayışına girdik. Yani İstanbul'da tanıdığımız, danışabileceğimiz kişilerle iletişime geçtik, netten ev, yurt arayışına girdik. Ada bağımsız olacak ya biz bunları dedikçe "ben yer bulurum, ben yer buldum, arkadaşlarla bakıyorum" modunda hep. Eh o işlerin öyle kolay olmadığını hele bu yıl iyice ortalığın karıştığını bildiğimizden sıkıntı, stress, bir taraftan Ada'nın "siz karışmayınları" bir taraftan büyük ailefertlerinin "siz gidin orada kalacak yer arayın, ne yaptınız?"ları...Biliyoruz ki kalacak yer bulamadı. Kurtköy'den kula 4 araçla gidiliyor, zaten geçici orası. İlla sıkışsa ya çok kalabalıkta  ya çok sağlıksız ortamda kalacak.

İşte geçen hafta ne olursa olsun İstanbul yolcusuyuz modunda önceden tanıdığım bir ablamı aradım. Geleceğiz seni de görmek isteriz diye. Şans işte. Yaklaşık bir yıldır boş olan bir evi varmış. "Bakın Ada oturabilir orada" dedi. Biz şok, sevindirik bir halde yollandık İstanbul'a. Tadilat badana işleri varmış, demişti Edibe abla öncesinde. Eh yeni ev eşya lazım. Bizim emektarı olabildiğince doldurduk gittik. 

Geçen hafta yol, biraz dolanma, evin tadilatları (bitmedi ya yeniden İstanbul'a gitmek için bahane işte) temizlik, elektrik, su vs üstü geçirme işleri (her birini niye ayrı yerlere koyarlarsa), eve eşya alışverişi derken geçti bitti.

Serde fotoğraf çekme hevesi de var ya ben sabah yolculuğu yapıp gidiş gelişi belli güzergahlara ayırmıştım. Hep giderken hep dönerken hava fena yağışlıydı. Çekmedim mi çektim. Paylaşacağım onları da. İşlerden kaçamak yapıp oralarda da tabanvayla dolaştık. 


Deniz masada ders çalışıyorum deyince biz parentlerin durumu...


6 Ekim 2021 Çarşamba

Simon ve Meşe Ağaçları


 Okuma Şenliği için kadın yazarlardan kitap ararken denk geldim Simon ve Meşe Ağaçları'na. Önceden duyduğum bir yazar değil. Marianne Fredriksson İsveç'li bir yazar. Kitapları genelde İncil hikayelerine dayanıyormuş. Netten biraz araştırayım dedim ama çok bilgi bulamadım yazar hakkında. Sanırım en bilinen kitabı Hanna ve Kızları.

Simon ve Meşe Ağaçları kitabında, meşe ağaçları ile sohbet eden küçük Simon'la tanışıyoruz önce. 2. Dünya Savaşı öncesi zamanlarda başlıyor kitap. Simon'un İsveç'teki okulda en iyi arkadaşı Yahudi İsak oluyor. İsak, daha önce Berlin'de naziler tarafından uğradığı taciz, annesinin  aklını yitirmesi, savaş dönemi psikolojisiyle zor zamanlar geçiren bir çok. Simon'un annesi Karin tarafından kol kanat gerilince daha düzenli bir hayatı olmaya başlıyor.

İlginç ve sürükleyici bir kitap. Çok şey var içinde. Savaş dönemi sıkıntıları, kıskançlık, ailelerin kendi çocukları yerine "keşke benim oğlum simon-isak olsaydı" çelişkisi...Aslında çok güçlü bir karakter olarak tanıdığımız Karin'in içindeki çelişkiler. Evlatlık olduğunu öğrendiğimiz Simon'un belki de hayatının gasp edilmesi... Psikolojik gel gitler. Çok şeyi çok güzel harmanlamış gibi geldi bana. Sevdim ben. 

Bu arada kitabın filmi de varmış. Onu da seyredeceğim bir ara.


5 Ekim 2021 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri 111


 Ağaç Ev Sohbetleri'nin 111. haftasının konusu sevgili Manxcat'tan gelmiş. 

"Takıntılı olduğunuz şeyler var mı?"

Olmaz mı hiç. Kesinlikle takıntılı biriyim. (Malesef genetik mi görerek mi olur bilmiyorum büyük oğlum Ada'da da takıntılar var) Mesela evden çıkmam kendim için bir mesele. En az 3-4 kez döner döner kapı, ocak, fiş, çeşme kontrolü yaparım. O kapıdan çıkamam bir türlü. Neyse çıktıktan sonra geri dönüp kontrol etmem yok denecek kadar az. Döner döner yeniden tuvalete girerim mesela. Özellikle stresliysem aşırı olur ki artık "yeter Sadet çık şu evden" diye kızarım:)))  Hani işin ucunda birilerini bekletme ya da bir yere geç kalma da olabilir.

Bazen yazdığım bir şeyi defalarca kontrol ederim. Çantamı kontrol ederim. Aslında evin düzenli olması, eşyaların düzgün durmasını da severim ama işte bu ev o takıntımı köreltti. Çünkü bizim evin yapım yılı eski, yaparken biraz yamuk olmuş:)))) Abartmıyorum. Ev hem ön tarafa doğru az meyilli hem de tavan yamuk. Bir duvara tuğla desenli duvar kağıdı döşeyince o kadar belli oldu ki.... Ayrıca taban da yamuk.  Halı düz gibi dursa yer döşemesinin çizgileri ben burdayım diyor. Yani mecburen evdeki düzen takıntısı ortadan kalktı. 

Temizlik konusunda da takıntılı olduğumu söylüyorlar ama ben öyle düşünmüyorum. Temiz olmayı, temiz bir mekanda yaşamayı seviyorum sadece. 

Ve planlamayı severim ki bazen çok yorucu olabiliyor. Kafa sürekli bir şeylerle meşgul. En sevmediğim ve Ada da olduğu için de kendimi suçladığım bir konudur bu takıntı.

29 Eylül 2021 Çarşamba

Atarlı ergenimiz üniversiteli oluyor


 

Evet bizim evin atarlı ergeni artık online değil yüz yüze üniversiteli oluyor. Aslında geçen yıl kazandı mekatronik bölümünü. malum online eğitim kararı ile evde kaldı. Bu yıl (en azından şu an için) okullar açıldı. Ada da pazartesi başlayacak. Tüm çocuklara kolay gelsin diyelim.

Takip ediyorsanız bu yıl çocukların en büyük sıkıntısı barınma. Cidden yer yok. Yurtlar yetersiz, kiralar uçmuş durumda. Ada İstanbul'da okuyacak. yur çıkmadı, zaten yanlarında kalmak istediği arkadaşları vardı şimdilik orada kalacak. Bizim içimize sinmeyen bir tercih bu çünkü anladığım ev eski, rutubetli ve güneş görmüyor. Ama vatandaş "sizden kurtulacağım bana her yer güzel" modunda. Bu arada anladığım diyorum çünkü kendi gidecek, bize onu bırakma, yaşayacağı yeri görme izni yok. Arkadaşlarını bile tanımıyoruz. Ay ne zor şu çocuk yetiştirmek. Bekarlık cidden sultanlıkmış. Ben günlerdir kafamda nelere ihtiyacı olur, valiz alalım, işte yatacağı yer falan diye kafa patlatırken artık kendimizden nasıl nefret ettirdiysek hala barış dansı yapılmıyor evde.

Öyle karışık, kafa patlatmalı, hesap yapmalı günlerdeyiz işin kısacası. Yaşayıp göreceğiz....

24 Eylül 2021 Cuma

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu


Bol fotoğraflı bir yayın olacak bu kez. Geçen pazar günü İzmir ve dünyadaki 150 şehirde kadınlar bisiklete bindiler. Amaçları şehirlerde artan egzoz kokusuna parfün kokusuyla karşılık vermek, kadınların bisiklete binmesini teşfik etmek, bisiklet yollarının yangınlaştırılmasını sağlamak.

 

İlk kez 2013 yılında İzmir'de başladı bu hareket. O zaman hem kadınların daha çok bisiklete binmesi, şehirlerde otomobilsiz günler olmasını istedi kadınlar. Aynı zamanda çevreye dikkat çekmek, giderek kirlenen dünya için berşaylar yapmanın gerekliliklerini anlatmaya çalıştılar. 

Bunun için uyguladıkları yol ise biraz ezber bozan cinsten. kadınlar süslendi, birbirinden renkli kostümlere büründü öyle geldi meydanlara. Kısa parkurda bisikletli kadınların gücünü gösterdiler sanki. 


Sadece kadınlar değil erkekler ve çocuklar da vardı turda. Bunca zamandır olmasına karşın her pazar tarla olayı yüzünden ben ilk kez izledim ve tahmin ettiğim gibi çok şey kaçırmışım bunca yıldır. Zaten bisikletle mi katılsam, fotoğraf mı çeksem kargaşası da yaşadım. İkisini aynı anda yapacak kadar iyi sürücü sayılmam.













 

Turun en ilgi çeken bisikletlisi oldular sanırım. Bir baba hem eşini hem 2 çocuğunu taşıyor.

22 Eylül 2021 Çarşamba

Downton Abbey

Yeni takıldığım dizi Downton Abbey. Yeni değil 2010/2015 yılları arasında yayınlanmış. Aslında böyle uzun soluklu, bol sezonluk dizilerden kaçarım ama Zerrin Tekindor'un bir paylaşımında görünce başladım. Genelde sevdiğim tiyatrocuların dizi tavsiyelerini dikkate alırım da.

Dizi Downton malikanesinde yaşayan Crawley  ailesinin 1912'den itibaren başlayan ve yıllara yayılan hikayesini anlatıyor. Oldukça büyük ve görkemli bir malikane, içinde dönemin İngiliz sosyete kurallarına göre yaşayan köklü bir aile. Onlarca hizmetli, hizmetliler arasındaki ilginç kurallar.

Şu ana kadar 3 sezonu bitirdim. Daha 3 sezonum daha var. Oldukça sürükleyici ve ilginç aslında. Bazı kurallar, günümüzde yaşayınca komik bile geliyor. Mesela evli kadınlar yatakta kahvaltı yapıyor. Kızları doğum sancısı çekerken ya da yaşamını yitirdiğinde bile hepsi oldukça şık akşam yemeği sofrasında buluşuyorlar. 

Sonra eve telefon gelişi. O kadar katı kurallara alışmış insanlar için konutlara yeni giren telefon ve elektrik büyük bir muamma.

Dizide benim en favori karakterim süper kaynana Violet Crowley oldu bu arada. Dönem dizisi sevenlere tavsiye edebilirim. 




 

21 Eylül 2021 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri 109


 Ağaç ev sohbetlerinin bu haftaki konusu sevgili Kaplan Diary'den gelmiş.

"Beş yıl önceki yaşantınız nasıldı? On yıl sonrası için hayalleriniz, beklentileriniz ve yaşama dair hedefleriniz nelerdir?"

 Beş yıl önce, bir kere 5 yıl daha gençtim. Ada ile şu an yaşadığımız sıkıntılarımız hiç yoktu.Ev kesinlikle daha huzurluydu orası kesin. Şimdi ciddi bir hır gür havasındayız. Onun dışında aynıydık sanki. Yine bir tarla olayımız vardı. Yılın 10 ayında hafta sonları ya deniz ya tarla çalışma. 

Ya düşündüm de 5 yıl öncesini yazmayı bırakıp; yok yani çok monoton bir hayatım varmış benim. Yazın tarla, kış hazırlıkları , kışın ev içi okul yeme içmesi, daha çok kitap okuma. Sürekli çamaşır-ütü. ( bu ara yeme içme olaylarına fena takmış durumdayım. Ne çok yeniyor. Hele 3 erkeği doyurmak ve tatlı falan da seviyorlarsa. Beynimin bir tarafı bugün ne yapayım, yarın okula ne vereyim yanına modunda. Arada kızıveriyorum az yiyin artık diye) 

Neyse en iyisi 10 yıl sonrasını hayal edeyim bari.))) Kesinlikle sağlıklı olmayı istiyorum en başta. Hali hazırda dizimde bir sıkıntı var. Yeni değil ama son dönem yaptığım sporlarla kaslarımı güçlendirmeye çalışıyorum. Güçlü olup yine gezmek, yürümek, hala yapamadığım likya ya da karya yolu yürüyüşünü yapabilmeyi çok çok istiyorum. 

Çok klasik olsa da çocuklarımın sevebilecekleri bir okul ve iş hayatlarının olması tabi ki. Şu anki ülkenin durumunda o kadar umutsuzum ki. Biz bir biçimde okuduk, bundan başka bir hayatın olabildiğini biliyoruz. Ama son 20 yılın çocukları giderek kötü bir kabusun içine giriyorlar. ABD'de bilmem kaç milyon dolarlık (kim kalacaksa) yurt açılışları yapılırken bu ülkenin öğrencileri sokakta kalmışken umut çok zor gibi. 

Buca'daki bu evden taşınmak da bir hedefim. Sürekli inşaat, toz, ekskavatör gürültüsü (şimdi de yıktıkları ortaokulun dibini oyuyorlar. Bize çok yakın) Devrim baba kesinlikle kabul etmese de kırsal alanda uygun bir yer alıp gitmeyi çok çok istiyorum.

Bunun dışındakiler klasik koy koy gezip yüzmek, sessiz sakin yerlerde konaklamak, fotoğraf çekmek, keşfetmek....

17 Eylül 2021 Cuma

9 Eylül İzmir'in Kurtuluş Günü etkinliklerinden kareler.

9 Eylül İzmir'in Kurtuluş Günü etkinlikleri bu yıl epey dolu doluydu. Hoş ben hepsini takip etmedim. mesela akşam Athena konseri vardı ama o haftaki 2 konser bana yetmişti açıkcası. Doktor randevum olduğu için de sabahki bayrak geçidini kaçırdım. Aslında onu da görmeyi-fotoğraflamayı isterdim. Seneye artık.


9 Eylül için her yıl Türk Yıldızları ve SoloTürk gösterileri oluyor. Bu benim gösteriyi üçüncü kez  seyretdişim ki her yıl büyük keyif alıyorum. Bu yıl rüzgarlı havadan belki biraz daha uzaktan uçtular sanki. Tele ile çekimler denedim. Gösteriden bazı kareler paylaşayım dedim bugün.




 

Bu yıl diğer yıllardan farklı olarak Hürkuş ve helikopterler de vardı. Helikopterler ay yıldız modunda dilizdiler ama elimdeki lens geniş açı olmadığından (daha önce böyle bir gösteri olmadığı için tele ile çalışmıştım) o anı kaçırdım. 



 

Solo Türk bir ara böyle te tepelere çıktı orada dumanları patlattı. Dumanlar tamam da jetin hızına yetişemedim:)))


 Bir gün önce fuara giderken tesadüf provalara denk geldik. Bu da o günden bir kare.