.:

14 Aralık 2018 Cuma

Buz gibi havaya inat


Hava resmen soğuk ya da bu yıl ben çok üşüyorum. Ciddi ciddi yazı özledim. Ki daha kışa yeni girdik. Nasıl geçecek önümüzdeki aylar bilmem. Neyse belki benim gibi üşüyenlerin içini ısıtır diyorum ve biraz su altı fotoları gelsin bugün....





11 Aralık 2018 Salı

Pekin'de Sonbahar


Pekin'de Sonbahar benim için ilginç bir okuma deneyimi oldu. Biten Güz Okuma Şenliği listemdeydi aslında. Ama okuyamamıştım bu kitabı henüz. Tam şenlik bittikten sonra getirdi Devrim ben de buna dahil ettim. Kitap hakkında çok da bilgim olmadan seçmiştim sadece başlığında 'sonbahar' kelimesi var diye. Geçen hafta başladım okumaya, az ilerleyince " Bu adam ne anlatıyor ya da ne saçmalıyor" moduna girdim. Hatta netten kitabın konusuna falan baktım ben ne okuyorum diye:)))

Yani bu kitabı elinize almışsanız bol bol saçmalığa hazır olun. Ama bir o kadar da elinizden bırakamamaya. Yazar kitabını 26 yaşında yazmış. Kitapta ne Pekin ne de sonbahar var. Amadis dudu ile tanışıyoruz ilk önce. İşe gitmek için bir türlü binemediği otobüs ve en sonunda bu otobüsle gittiği çöl. Çölde anlamsız bir tren hattının kurulması konusu başlıyor ardın. Birbiriyle ilgisiz pek çok kişi Egzopotamya'da toplanıyor. Kimi mühendis kimi doktor kimi asistan. Amaç bu çölde başı sonu belli olmayan bir tren hattı yapmak.

Kitapta kelimelerin kullanılışı çok değişik. Bildiğiniz anlamlarında kullanmış hatta aynı anda pek çok anlamda. Absürd, eğlenceli, akıcı bir hikaye. Bu ne saçmalıyor derken bir sonraki sayfanın size ne getireceğini de merak ediyorsunuz bir taraftan.

Ve kitabın sonunda "yeniden okunması" tavsiye ediliyor. Hem de hemen.
................................................

"Kocaman, köpüklü dalgalar peşpeşe geliyor, gemi de bütün bunlara karşın az çok yol alıyordu. Ama ileriye değil geriye doğru. Durum böyle olunca da, onu hızlandırmak söz konusu olamazdı. İyot ve firavunsıçanı kokusuyla yüklü serin bir rüzgar dümencinin kulaklarına doluyordu. Re diyezden şakıyan tatlı bir çulluğun sesini andırıyordu rüzgarın ıslığı."


"Arthur Eddington çöldeki aslanları toplamanın kolay bir yolu olduğunu söyler; bu iş için kumu elemek yeterlidir, böylece aslanlar eleğin üstünde kalacaktır. Bu işlemin aşamalarından biri -belki de en ilginci- eleği sallama aşamasıdır. Sonuçta bütün aslanların eleğin üstünde biriktirdiği görülür. Ama Eddington bir şeyi unutmuştur; kumun elenmesi sırasında yalnızca aslanlar değil, çakıl taşları da eleğe takılır."


 "Ve işinize zamanında gelin," diye bağırdı amiri. "Dün altı dakika geç kaldınız." " Ama nasıl olur, dokuz dakika erken geldim," diye itiraz edecek oldu Claude. "Evet , tamam da, her zaman on beş dakika erken gelirsiniz," dedi Saknussem(amiri). "Azıcık gayret edin, gözünüzü seveyim."


"Ulusal Demiryolu İdaresi tasarruf olsun diye ıslak, artık barutları kullanıyordu ve tabancaların zamanında patlamasını sağlamak için tetiğe yarım saat önceden basılıyordu."


9 Aralık 2018 Pazar

Okuma Şenliği Kış

Kitaplar kitaplar. Geçen gün Kitapçı Dükkanı filmini seyrettim. Orada da diyordu, "İnsan bir kitapçıda kendini asla yalnız hissatmez" Kitap okuyan, kitapları seven insanlar için geçerli bu bence. Her kitap ayrı bir dünya. Ve yeni okuma maratonu da başladı. Sevgili Nilgün tarafından organize edilen şenliğin Kış maratonu. Bitirmek şart değil yeterki okuyalım. Katılmak isteyenler Nilgün'ün sayfasından listeyi alabilir. Benim  listem aşağıda.  Bazen bulamadıklarım oluyor o zaman değişikliğe gidiyorum.

Kitaplarımı kütüphaneden aldığım için yayınevleri ve sayfa sayılarını edindikçe ekliyorum.


1.Kategori (10 puan): İsminde KIŞ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların KIŞ mevsiminde geçtiği bir kitap.
Kar Kokusu/ Ahmet Ümit/

2.Kategori (10 puan): Adında DİLEK kelimesi geçen bir kitap.
Dilek Kuyusu/ David Baldacci/Altın Kitaplar/285 sayfa

3.Kategori (10 puan): Necati Cumali veya Ahmet Hamdi Tanpınar'dan bir kitap.
Tütün Zamanı/ Necati Cumalı

4.Kategori (10 puan): Ömer Hayyam'ın hayatı yada onun yazdığı yada konusunda geçtiği bir kitap.
Büyük Matematikçi Ömer Hayyam/Hamit Dilgan/

5.Kategori (10 puan): Polisiye / Gerilim türünde bir kitap.
16.50 Treni/Agatha Christie/

6.Kategori (10 puan): Türk / Dünya Klasiklerinden bir kitap.

7.Kategori (10 puan): En az 600 sayfa olan bir kitap.
Kar Kurdu/ Glenn Meade/ Doğan Kitap/661 sayfa

8.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili bir kitap.

9.Kategori (10 puan): İzlediğiniz bir Film'de yada Dizi'de gördüğünüz bir kitap.
Lolita/ Vladimir Vladimirovich Nabokov/

10.Kategori (10 puan): Psikoloji / Felsefe türünde bir kitap.
Sokratesin Savunması/ Platon/

11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Yaşadığınız Şehrin adının birinci ve son harfleri ile başlayan iki kitap.
İzmir Efsaneleri/ Yaşar Ürük
Zehir Yüklü Bulutlar/ Erbil Tuşalp/

12.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kapağındaki baskın rengi SİYAH / KIRMIZI / YEŞİL / BEYAZ olan dört kitap.
Kırlangıç Çığlığı/ Ahmet Ümit/ Everest/ 398 sayfa (kırmızı)


13.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Baş harfleri Alfabeye göre sıralanan 4 kitap.
Sır/Nermin Bezmen/
Şen Bilim/ Friedrich Wilhelm Nietzsche/
Tepe/Jean Giono/
Umut Sokağındaki Ev/ Menna Van Praag/

14.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap
Geçen şenlikte belirleyip de okuyamadığım kitaplar olsun...

Pekin'de Sonbahar/Boris Vian/Can Yayınları/ 318 sayfa

7 Aralık 2018 Cuma

Günün fotoğrafları pembe olsun...



 2 haftadır cuma günü fotolarımı yayınlamamışım. Bu aralar bloğu biraz ihmal ettim. Geçen hafta hem işlerim vardı hem yağmur kapalı hava. Hiç benim modum değil böyle havalar. İçim kararıyor resmen. Bir de buz gibi oldu İzmir. Nemden belki oldukça donduruyordu dün. Neyse ki bugün güneş yüzünü gösterdi. O zaman şöyle pembe bir sayfa bırakıp gideyim ben...



5 Aralık 2018 Çarşamba

Okuma Şenliği Güz final

Hep diyorum ya şu aralar en iyi yaptığım şey kitap okumak. Hoş fotoğrafçılık işine de sarıldım son günlerde. Stok fotoğraf olayını öğrenip belki minik kazançlar sağlayabilirim diye düşündüm. Onunla cebelleşiyorum ya bakalım....

Evet bir şenlik daha bitti. Ben tüm listemi bitiremedim yine ama memnunum kendimden. Mümkün olduğunca kitaplarımı bırakmıyorum elimden . Şenlik için emekleri nedeniyle Nilgün'e kocaman bir teşekkür. İşlerine karşın bu keyifli etkinliği sürdürüyor.

1.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): "İsminde GÜZ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların Güz'de geçtiği dört kitap."
Sonbahar/Burak Kulaberoğlu/ Sokak Kitapları/127 sayfa
Düşen Yapraklar Geçen Yıllar/ Atilla Dorsay/Remzi Kitabevi/279 sayfa
Ormandan Yapraklar/ Kerime Nadir/ İnkilap ve Aka Kitabevleri/304 sayfa

2.Kategori (10 puan): Adında bir Semt adı olan bir kitap.
Lağımlararası ya da Beyoğlu/ Bilge Karasu/ Metis Edebiyat/228 sayfa                                    

3.Kategori (10 puan): Kapağında Saat olan ya da adında Saat kelimesi olan bir kitap.
Bir Yaz Akşamı Saat Onbuçuk/ Marguerite Duras/ Can Yayınları/ 128 sayfa

4.Kategori (10 puan): MARTI Yayınlarından bir kitap.
Aklın Şüphesi Suçun Gerçeği/ Arthur Conan Doyle/ Martı/ 360 sayfa

6.Kategori (10 puan): Adında AŞK kelimesi geçen bir kitap.
Aşıklar ve Zorbalar/ Francine du Piessix Gray/ İmge/ 301 sayfa

7.Kategori (10 puan): En az 500 sayfa olan bir kitap.
Kemik Torbası/Stephan King/Altın/ 592 sayfa

9.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Adında yada konusunda Öğretmenlik olan yada yazarı bir Öğretmen olan iki kitap.
Sınırdaki Ölü/ Fakir Baykurt/Remzi Kitabevi/303 sayfa
Buick 8 /Stephen King/Altın Kitaplar/463 sayfa

10.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Adında KİTAP / DEFTER kelimesi geçen iki kitap.
Kitap İçin/ Selçuk Altun/ Sel Yayıncılık/301 sayfa
Çizgili Sarı Defter/ Gürsel Korat/ İletişim/119 sayfa

11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Kendi Ad-Soyadınızın baş harfleri ile başlayan iki kitap.
Saadet Güneşi/ Muazzez Tahsin Berkand/İnkilap/198 sayfa
Uyku İstasyonu/ Nazlı Eray/ Can yayınları/182 sayfa

12.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kapağındaki baskın rengi SARI / TURUNCU / YEŞİL / KAHVERENGİ olan dört kitap. 
Tatar Çölü/ Dino Buzzati/ Varlık Yayınları/247 sayfa (kahverengi)
Babamın Kitabı/ Urs Wıdmer/ Ayrıntı/159 sayfa (yeşil)
Kabil/ Jose Saramago/ Kırmızı Kedi/ 138 sayfa (sarı)
Ateş Hırsızı/Terry Deary/ Tudem/ 224 sayfa (turuncu)

13.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Şimdiye kadar HİÇ kitabını okumadığınız dört KADIN yazardan birer kitap.
Yok Adam/ Nilüfer Kuyaş/ Can Öykü/217 sayfa
Madam Sousatzka/Bernice Rubens/Can yayınları/ 236 sayfa
Sevgili Mıchele/ Natalia Ginzburg/ Can Yayınları/156 sayfa
Ye, Dua et, Sev/ Elizabeth Gilbert/ Pegasus/ 383 sayfa

14.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap.
Okumak isteyip de bir yerlere sokamadığım kitaplar olsun
Kamelyalı Kadın/ Alexandre Dumas Fils/ Bilge Yayıncılık/270 sayfa
Matador/ Erje Ayden/- Piramid Yayıncılık/367 sayfa
Deniz Küstü/ Yaşar Kemal/ Adam yayınları/394 sayfa

29 Kasım 2018 Perşembe

Deniz Küstü


Bazen uzayıp giden betimlemeeri beni kitaptan koparsa da Yaşar Kemal en sevdiğim yazarlardan biri. Hikayeleri, insanları anlataşı, hele denizin menevişlemesi...

Yaşar Kemal, romanlarından daha çok Çukurova'yı oranın insanını anlatıyor. Bu kez mekan İstanbul, İstanbul'un balıkçıları. Bir nedenden İstanbul'a gelmiş, balıkçılık yapmaya başlamış, hayalleri olan insanlar.

Her beğendiği arsaya ağaçlar diken, sevdiği kız için yapacağı ev parasını biriktiren Selim balıkçı, iyi güzel bir çocukken bir katile dönüşen Zeynel Çelik, babası anneseni öldüren Dursun Kemal ve daha niceleri. Para hırsı için onlarcası bir anda öldürülen yunuslar. Yurt dışından getirilen konserve gemileri ile yapılan avcılık....





Kitabın basım yılı 1978 imiş. O zamanlardan başlamışlar denizi bitirmeye, öldürmeye. 2018 yılında hala balık çıkabilen bir Marmara. Vakti zamanında önem verilse, korunsa bugün cennet olurmuş dedirtiyor kitabın sayfaları.


"orada süleymaniyenin üstünde üç kere şimşek çaktı. şimşeğin bir tanesi dörde bölündü, sonsuz hızda bir ışık seli dört koldan süleymaniye camisini fırdolayı kuşatıp ortadan anında yitti. ışık seli akarken bir an süleymaniyenin kubbesi göğe ıpıslak yükseldi, büyüdü, karanlık ışıladı."



26 Kasım 2018 Pazartesi

Kermes için cup kekler


Okular açıldğından beri mutfak ve hamurişi olayı düzenli hale geldi. Her hafta kek, poğoça, börek vs. düzenli olarak yapılıyor. Çocuklara atıştırmalık ya da okul için öğle yemeği niyetine iyi oluyor. Ada bu yıl düzenli olarak yemekhaneden yemek istemedi ara ara arkadaşları ile kantine takılıyorlarmış. Sordum, başka arkadaşları da getiriyor deyince haftada bir gün bene vden kendi yaptıklarımdan veriyorum mesela...

Neyse bugünkü konumuz cup kekler ama. İlk kez yaptım. Yani bildiğimiz mufin diye düşünüyordum da biraz daha çetrefilliymiş kreması.
 

Kek kısmı için 4 yumurta, 1 su bardağı süt, kabartma tozu, 1 su bardağı şeker, 1 paket kakao (50 grlıktı), yarım su bardağı sıvı yağ, aldığı kadar un. Karıştırp minik kalıplara boşluk kalacak biçimde döktüm. Kalıpta pişirdiğimiz keke göre daha hızlı pişiyor bu arada.

 Kreması için; 200gr'lık labne, 3 kaşık tereyağı, 1 su bardağı süt kreması (ben evde kendi aldığımız süttün çıkanları kullandım. Hazır paket değil),  1 paket kakao, 80 gramlık bitter çikolata, 2 paket krem şanti, yarım su bardağından fazla süt.
Krem şantiyi sütle çırptım önce. Isıttığım krema içinde erittiğim çikolata, tereyağı, kakao, labneyi ekledim. Elle iyice çırptım. Epey bir çırptım ama. Neden elle çırptım orası meçhul. Akşam akşam devrelerim mi yanmıştı bilmem:)))

Tariflerde önce kremayı hazırlamışlar ki dinlensin diye. Ben keki akşamdan yapıp süslemeyi sabah yaptığım için öyle bir atraksiyona girmedim. Sabaha kadar dolapta iyice katılaşmıştı. Sıkma torbası ile rahatça şekle girdi. Neyse hızla tüketilenlerden biri oldu....



19 Kasım 2018 Pazartesi

Julie&Julia

 Sıcacık bir mutfak filmi Julie-Julia. Nette başka bir şey bakarken tesadüfen denk geldiğim bir linkteydi bu film. Şöyle kafa dağıtan, neşeli, çerezlik bir film izleyesim vardı zaten. Yanıltmadı film beni.

Film, gerçek hayattan alınmış iki paralel hikayeyi birlikte anlatıyor. Hiç sıkmayan rahat bir seyirlik.


Julia Child, eşini işi nedeniyle Fransa'da yaşayan bir kadın. Çok sevdiği mutfak işine el atıyor ve Amerikalı kadınlar için Fransız mutfağını öğrenmeye başlıyor. Bu konuda bir de kitap yazıyor. Günümüzde ise Julie Powell, mutsuz bir çağrı merkezi personeli. Yine en büyük sevdası yemek yapmak. Bir gün blog yazmaya karar veriyor. Her gün Julia Child'in kitabındaki bir yemeği yapacak ve bloğa yazacaktır.

 

Filmin oyuncularından Meryl Streep'in oyunculuğu su götürmez zaten. Ama ben Amy Adams'ın sempatikliğini de çok sevdim. Final ise biraz havada kaldı sanki. Yine de keyifli bir seyirlik...

 

16 Kasım 2018 Cuma

Turuncu paylaşımlara devam o zaman....


Çekilmişse onca kare turuncu renge devam o zaman.

İki sonbahar paylaşımı arasına bir şeyler ekleyememişim.  Bir yoğunluk vardı bu hafta hep. Bir de blog girişi o kadar az ki bazen içimden gelmiyor paylaşım yapmak. Ama bu güzellikleri görebilmiş olmanın mutluluğu bambaşka. Hani benim hep ünlü sualtım var ya onunla bile yarışırmış sonbaharın bu tonu...





13 Kasım 2018 Salı

Suuçtu Şelalesi


Pazar günü ani gelişen bir programla Mustafakemalpaşa Suuçtu Şelalesi'ne gittik. Öylesine nette yazışırken fotoğraf çeken bir arkadaş, hafta sonu şelalenin çok güzel renklere büründüğünü, bundan sonra artık yaprakların döküleceğini söyledi. Daha önce hiç görmediğim yerler ve merak ettiğim tabiki.

Devrim'le konuştuk. Olur mu olmaz mı? Onlarda araba yok bizimkisi kullanılacak. İşin kötüsü çocukların okulu ve Deniz'in pazartesi sınavı vardı. Çocuklar olur verince biz gece 1'de yola çıktık.
Muhteşem yerler, muhteşem manzara. Aç ve yorucu bir gün (benim götürdüğüm az bir nevale dışında bir şey yenmedi)

Pazar 9.30'da evdeydik. Yorulduk tabiki ama bu kadar güzel yerleri görmekten de çok mutlu olduk. Şimdi çekilen yüzlerce kare benim ellerimden geçmeyi bekliyor. neden yüzlerce? 2 makina vardı. Devrim ve Deniz benim 550d ile çekim yaptılar. Ben tek kartı bitirmedim onlar ikinci karta geçtiler. O derece.

Ama biz ordayken yapraklar yağmur gibi dökülüyodu. Cidden önümüzdeki hafta sonu gidilse bu kadar güzel olmazdı manzara.

2 ayrı bölgede epey bir şelale gördük. Bunlar Suuçtu mevkindekiler. En tepedeki en yüksekten akan. Depremle oluşmuş buraları.


Böyle böyle uzun pozlamalar denedim. Çok güzel kareler de yakaladım, fluluklar da olmuş malesef. Gün ışığı ve uzun pozlama zor iş. Çeke çeke alışmak lazım. Bu da demek ki seneye yeniden gitmek şart...



Ah o boydan azıcık bana da düşeydi. Çocukların yedikleri boya gidiyor.


 Bunu da Hasan abi çekmiş