.:

29 Haziran 2018 Cuma

steel wool


Bu cumanın fotoğrafları yeni öğrendiğim steel wool olsun. Türsçeye çelik yün olarak çevriliyor. Eğer size böyle ateş çevirecek birilerini bulursanız seyretmesi çok hoş çekimi kolay bir teknik...

Gerekli malzemeler; Bu işi yapacak bir gönüllü, tel yumurta çırpıcısı, ip ve bulaşık teli. Hani rulo çelik görünümlü bulaşık telleri olur ya onu bulaşık telinin içine yerleştiriliyor. Ucuna bağlanan iple çevriliyor. Tabiki önce tel yakılıyor.

Çekim uzun pozlama. Tel çevrildiği sürece çekim devam ediyor. bu nedenle Bulp modunda çekim yapılıyor. Tripot önemli tabiki. Yukarıdaki İnciraltı'nda ilk denemeden bir kare. Onu gördüğünde Deniz'in çok ilgisini çekti. İkinci kez seçim günü bir çalışma ayarlanınca bu kez birlikte gittik. Biz oy sonrası Seferihisar tarafına kaçtık. Akşam da grupla Azmak Koyu'nda çekim yaptık. Aşağıdaki de o çalışmadan...






Ve final Deniz'den...
Alttaki kare onun çektiği bir fotoğraf. Tripot bendeydi. Su damacanasını kullandık. Benim 550d ile çekim yaptı.


27 Haziran 2018 Çarşamba

Cloverfield Yolu No 10



Limonata Tadında Film Maratonu'na devam. Zaten bana kitap okumak ve film seyretmek için bahane olsun. Balıklama atlarım...
Hele bir de Dünya Kupası var ya. Evin erkekleri akşam maç seyrederken ben de laptoptan film bakıyorum rahat rahat. Değilse tek başına film seyretmek biraz ters oluyordu...

 Cloverfield Yolu No 10 filmin gerilim türünü sevdiğim için seçmiştim. Başta gayet güzel güzel beklentilerimi karşılayan film sonda cozuttu resmen..

Bir trafik kazası geçiren Michelle, gözlerini açtığında yer altında, zincirlenmiş olarak bulur kendini. Kaçma girişimleri vs. derken onu tutan kişi "büyük bir kimyasal saldırı olduğunu ve kimsenin yaşamadığını" söyler. Michelle önce buna inanmaz ama orada bulunan ve kendi kendine sığınağa sığındığını söyleyen diğer kişiyi de görünce durulur.

Bir nevi güvenli sığınakta mutlu mesut yaşarken kadının aklına yine kaçırıldığı fikri yerleşir ve kaçma planı yapar.


Buraya kadar her şey iyi. Seyirci olarak ekliyorum ki kaçırılmış ve dışarıda her şey yolunda. Ama dışarı çıkışı benim için tam süpriz oldu...neyse seyretmeye niyeti olanlar için süprizi bozmayayım. Ama ben pek sevmedim.


26 Haziran 2018 Salı

Dut pekmezi yapımı


Tamam bu ara birazcık tembelim ama nedeni hobilerimin yön değiştirmesi. Fotoğrafçılığın şu aralar ağır basması..ama boş da durmuyorum. Mesela geçenlerde dut pekmezi deneyiverdik Devrim'le...


Bahçede 2 tane yetişkin dut ağacı var. Biri ön tarafta, dutlar okul zamanı olduğu için çocukların sevgilisi o ağaç. Şu öndeki dikkatli bakınca aralardan çocuklar görünüyor:))

O ağaçtan pek dut yiyemiyoruz o yüzden. Ama arkadaki göz önünde değil. Bir de bina yapılınca güneşi azaldı diye sanırım iki bina arasına doğru büyümeye başladı. Meyveleri hep yerlerde. Dut zamanı ağacı silkeleyelim dedik. Bir dünya yenmez. Pekmez ilk kez o zaman aklımıza geldi. Onları dondurucuya kaldırdık. Birkaç gün sonra yeniden silkeleyip pekmez yaptık.


Dutla aynı ölçüde su bir tencerede odun ateşinde kaynatılıyor. Dutlar şekerini suya verince tencere ateşten çekiliyor. İyice süzdürülüp yeniden kaynamaya bırakılıyor. Kimi yerde az kaynatıp güneşte kurutuyorlarmış. Bizim buralarda toz olayı olduğu için biz iyice kaynattık. Acayip tatlı bir şey oldu...


25 Haziran 2018 Pazartesi

Cold Skin


Dünyadan uzak, bir sonraki geminin 1 yıl  sonra geleceği ıssız bir adada hava gözlemciliği yapmak. İçinde kan, yaratık, şiddet olmasa bile yeterince kötü bir duygu.

Birinci Dünya savaşı yıllarında, bir gözlemci Güney kutup dairesinde, 1 yıl sürecek görevi için karaya ayak basıyor. Filmin başında anlıyoruz ki adam görevine çok hevesli. Bir önceki meteorologun ortadan kaybolmasına karşın rahat.

Ama gece olunca hiç ummadığı bir şiddete maruz kalıyor. Ne olduğunu bilmediği yaratıklardan kaçmak için fenerin bekçisinin yanına taşınıyor.


Bu ara ne çok yaratık-bilinmeyen varlık  filmi var. Sinemada yeni bir akım mı acaba?

Burada da klasik bir konu ama bu kez bu yaratıkların sömürüsü var işin içinde. Bizden farkı olan şeyler kötüdür mantığını çok güzel vurgulamış aslında film. Şiddet-saçmalık gibi seyretmemeli. İçinde barındırdığı güzel bir mesj var. Doğru vurgulamalar var.


23 Haziran 2018 Cumartesi

Günbatımı kareleri


Son zamanlarda en çok vaktimi alan şey; fotoğrafçılık. Geçtiğimiz hafta 2 akşam dışarıda çekim denemeleri vardı. Gece 11.30'larda eve gelen zavallı ben. Malesef ulaşım 3 aktarmayla yapılan yolculuklar. Ama işte fotoğraf çekmek için değer diyorum yine de...


Günbatımının nefis olduğu İnciraltı buraları. Aslında stell woll çalışıldı ama bunlar da öncesinden kareler.

 Urla'da benim erkekleri de çekmiştim bayramda...


 Zaten fena çekmiyorum derdim eskiden. Şimdi çok eksiğim varmış iyiki kursa gitmişim diyorum....


21 Haziran 2018 Perşembe

You Were Never Really Here

Biraz bol filmli blog moduna girdim bu aralar. Kitap okumak film izlemek, günlük işler ve fotoğrafçılık. Yoğun uğraşılarım bunlar şimdilerde.

Malum bir de maç olayı var erkeklerin. Normalde bizim tv'yi sadece Devrim kullanır o da çok sık sayılmaz. Ama merak edilen bir maç varsa çocuklar gündüz bile açıyorlar. Haliyle akşamlar onların meşgul satleri. Ben de laptoptan film seyrediyorum.

You Were Never Really Here (Gerçekte Hiç Burada Olmadın) ne zaman istemişim de flaşa kaydedilmiş bilmiyorum. Dün neler var diye bakarken gördüm. Devrim yeni istediklerimi getirmemiş ben de bunu seyredeyim dedim. Ama sonuç nefis bir film çıktı...


Afganistan ve Irak’ta savaşmış, asosyal Joe, yaşlı annesinden başka kimsesi olmayan, kimseyle görüşmeyen, geçimini geçimini kayıp çocukları bulmakla sağlayan biri. İri, çirkin, elinde kanlı çekiçle karşınıza çıkan bir tip. Pek de sevimli değil yani. Ama dakikalar ilerledikçe film sizi içine alıyor.

Genelde fuhuş batağına çekilen kızları kurtaran Joe'dan, bu kez senatörün kızını kurtarması isenir. Kızı kurtarır ama çete polmlitikacılardan oluştuğu için kendisini kanlı bir mücadelenin içinde bulur.

Bu kadar kanlı bir filmin bu denli insani olabilmesi inanılmaz. Hem rahatsız oluyorsunuz, hem içiniz ısınıyor. Bir gün önce birilerinin kafası çekiçle kırmış birinin annesine karşı davranışları...


Film, Cannes Film Festivali'nde En İyi Senaryo Ödülü’nü ve En İyi Erkek Oyuncu Ödüllerini almış. Joaquin Phoenix, film için 30 kilo şişmanlamış. Meraktan fotoğraflarına baktım değişim inanılmaz. Gişede pek başarı gösterememiş sanırım ama bence hakketeği ilgi çok çok fazla olmalıydı.

(Bu arada başta listemde bu film yoktu. Ancak listeye eklediğim filmlerden birini bulamadığım için bunanla değiştirdim)

20 Haziran 2018 Çarşamba

Aquarius



Daha önce bir kaç kez gündemime alıp nedense seyretmediğim bir film Aquarius. Böyle bir etkinlik olunca listeye ekledim ve izledim geçen akşam.

65 yaşında emekli bir müzik eleştirmeni olan Clara'nın dairesini almaya çalışanlarla mücadelesini anlatıyor film.  Aquarius adlı apartmanın diğer tüm daireleri bölge için planları olan bir firmaya satılmıştır. Tek satın alamadıkları daire olan Clara'nınki içinse aralarında soğuk bir savaş başlar. Ölene kadar burada yaşamaya kararlı olan Clara'yı çeşitli yöntemlerle yıldırmaya çalışırlar.


Şu anda bizim ülkemizde de yaşanan ve kalkınma-gelişme gibi gösterilen kentsel dönüşüme güzel bir vurgu aslında. Çünkü denize karşı bu eski ama sevimli yapı kocaman bir plazaya dönüştürülecek. Artık sıkça yaşadığımız çirkin ucubeler yani...


Sanatçıları eleştirecek kadar film konusunda bilgili olduğumu düşünmüyorum. Ancak Clara karakterine can veren Brezilyalı-ABD'li Sônia Braga role cuk oturmuş bence. Keskin hatları, olaylar karşısındaki duruşu çok gerçekki. Hatta öyle ki ben seyrederken amatör bir çekim mi bile diye düşündüm. 

Deniz, güzel müzik ve iyi bir film için seyredin bence...

19 Haziran 2018 Salı

Tarlaya korkuluk yaptık


 Cumartesi tarlada çalıştık. Yağmur yağmış toprak çok iyiydi, epey çalıştık biz de. Her ne kadar bahar aylarında temizlesek de yine otlar çıkıyor, Ağaçların dibini temizlemek gerekiyor. Bir de aşırı sıcaktan toprak çatlıyor. Sulama yaparken o çatlaklardan su kaçtığından ağaçlara çok yaramıyor.

Çalışrken bir ara Deniz üzümleri korumak için korkuluk yapılması lazım dedi. Zaten ara verecektim "hadi" dedim. Oturduk şu vatandaşı ortaya çıkardık. Eski kıyafetler oluyor tarlada. Deniz'in küçüklerinden fistan yaptık, içini samanla doldurduk.  Eski bir tişörtü kafa olarak diktik. Bir de şapka...

Bu arada bayramın birinci günü Ada (biraz hızlı davrandı sanırım) annemden çıkarken kafasını doğalgaz kutusuna çarpmış. Neyse tek dikişle kurtardı. Enfeksiyon riski yüzünden bu tatil deniz hayal oldu bize...





 Tarlaya giderken manzara enfesti. Sis olayını seviyorum..




18 Haziran 2018 Pazartesi

Red Sparrow


Hayattaki en büyük amacı bale olan Dominika'nın sahnede geçirdiği kaza sonucu tüm planlarının değişmesini konu alan bir film.
Baledeki görevi sayesinde hem kalacak yer hem de annesinin bakımı sağlanmakta. Balerinliği sona erince tüm bu imkanlardan yoksun kalan Dominika'ya öz amcası yardım elini uzatıyor!!!

Bol ünlemli çünkü bu yardım genç kadının Sparrow School adı verilen bir okulda eğitim alması ve casus olarak görevlendirilmesi...


Oldukça sedistçe ve aşağılayıcı bir eğitimden geçmek zorundalar. Biraz fazlaca ve gereksiz çıplaklık var. Bu kadar göstermeden de o durum seyirciye aktarılabilirdi belki. Hatta eşim de normal tvden seyredelim dedi ben çocuklara uygun değil salona girip çıkıyorlar diye laptoptan seyrettim filmi.


Temelde casusluk gibi görülse de daha çok dram bence. Sonuçta Dominika'nın sahnede geçirdiği kazanın kaza olması bile şüpheli. Konudan anlıyoruz ki amcası dah küçükken göz koymuş yeğenine. Ve O'nu bu şekilde yönlendirmek için sakatlanması sağlamış olabilir.

Sonu oldukça süprizli, süper olamasa da seyredilebilir bir film....

17 Haziran 2018 Pazar

Sesiz Bir Yer

 Limonata Tadında Film Maratonu'na Sessiz Bir Yer ile başlayayım. Aslında pek de sevdiğim bir tür sayılmaz yaratıklar, anlamsız şiddet. Neden bilmem seyrettim bu filmi.

Filmde en ufak bir seste bile ortaya çıkan yaratıklar konu ediliyor. İşin ilginç yanı bu yaratıklar dünyayı sarmış gibi bir izlenim var ama ortada filmdeki aile dışında kimse yok.

Vasat hatta çokça işlenen bir konu. Ama ben sevdim filmi işte. İşlenişi, çekim hoşuma gitti. Sıkılmadım. Hele kadın karakterin sessiz doğum sahnesi süperdi.


Bir de bu tarz yaratık filmlerinde, yaratıklar çokça ortalıktadır. Burada ise çok az. Daha çok ailenin sessizlik mücadelesi, çocukların bu duruma tepkileri var. Sonuçta çocuklar küçük ve konuşmaları bile yasak. Ki eden düşünüyorum da bu denli sessizliği sağlamak...


14 Haziran 2018 Perşembe

Limonata Tadında Film Maratonu


Kitaplar ve filmler... Şu aralar en çok haşır neşir olduğum şeylerden ikisi. Okuma Şenliği malum yine varım. Şimdi de film maratonuna hazırlanıyorum. Yasemin ve Büşra'nın hazırladığı Limonata Tadında Film Maratonu'nuna katılmaya karar verdim. Süre 9 haziranda başlıyor, 9 eylülde de bitiyor. Uzun yani. Artık ne kadar izlersem.
Yaz tatili olduğu için film seçerken özellikle Deniz'in de hoşuna gidecek birkaç tane ekledim. Zaten yazıyı hazırlarken ben de izlerim dedi...Ada pek takılmıyor bize şimdilerde.





2017- 2018
Deha
Red Sparrow
Social Animals
Sesiz Bir Yer
Suçlular Şehri
Poorna
Batman
Çılgın Hırsız 3
Gerçekte Hiç Burada Olmadın
Arif V 216




2017
Madame
Lucky
I'm Not A Witch
Cold Skin
Submergence
Tully
Lady Macbeth
Arrythmia
The Book of Henry

Umut Bahçesi






2016
Aquarius
The Commune
Dans Les forets de Siberie
Pete ve Ejderhası
Kaptan Amarika: Kahramanların Savaşı
İyi Adamlar
American Honey
Cloverfield Yolu No 10
Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı

Dalida

İyi bayramlar


Kısacık da olsa yoğunluğa küçük bir mola var şimdi. 3 günlük bayram tatili çok kişiye ilaç gibi geliyordur eminim. Herkese iyi bayramlar dilerim....


Biz ilk gün bayramlaşmaların ardından (artık çok  kişi kalmadı yakın çevremizde) 2 gün tarlada çalışmayı planlıyoruz. Devrim'in izinleri bizim için önemli. Geçen hafta tembellik yapmıştık bu hafta şart...




12 Haziran 2018 Salı

Yine koptum bu aralar


Yine koptum bu aralar. Garip bir yoğunluk var. Aslında öyle yana yakıla iş yaptığım falan da yok ama gün yetmiyor işte. Fotoğraf çekiyorum  bol bol. Geçen gün lavanta tarlasında çalışma yaptık çok keyifliydi.  Çekim tamam da photoshop işi karışık. Videolar izleyip öğrenmeye çalışıyorum. Epey bir vaktimi alıyor. Beynim şişiyor resmen. "ben yaşlı bir kadınım ya" diyesim geliyor ya öğreneceğiz artık...
Biraz bahçeden paylaşım yapayım da unutmayın beni:)))

Yukardaki minişler kara kedinin yavruları. Yabaniler ama arada çekiyorum. 
 Devrim'in 3 yıldır falan uğraştığı bir şeydi kara dut aşılamak. Nihayettuttrdu. Minicik fidanda dut bile büyüdü...

 Ve domatesler. Mis gibi kokusuyla seviyorum bu güzelliği...


Mini sebze bahçemiz. Biber, maydanoz, domates, patlıcan...

 Ihlamur hasadını da yaptık. Gölgede kurudular hatta...

 Burası arkada inşaatın berbat ettiği alanlardan biri. Baharda temizleyip bellemiştim. Epey yeşillendi şimdi.

Güzel kaktüsüm....