.:

28 Eylül 2018 Cuma

Kelebekler






Bu cumanın kareleri bahar aylarında çektiğim kelebekler olsun. Geçen yıla göre az çektim aslında. Sanki kelebekler giderek azalıyorlar. Kırlangıçkuyruk mesela bir kez gördüm onu da çekemedim zaten. Üsseti beyaza ilk kez rastladım pek şık pek asil...


Mor olanlarını da seviyorum ben. Bu ikisi adeta dans etmişlerdi çektiğimde. Çok hızlı olduklarından o hallerri yansımadı tabiki ama yine de seyretmesi muhteşemdi...


Minik minicik bunlar. Bir dünya oluyorlar...



Sanırım bir çiftleşme çektim burada. Belki biraz da ondan kaçmadılar. Hoş bu halde başka dala konarlarken farketmiştim ya.


Yine çok sık olan zıp zıp kelebek. Turuncu ve morun uyumunu hep sevmişimdir....

27 Eylül 2018 Perşembe

Snowden


Çağımızın vebası belki de izlenmek. Özellikle akıllı telefonlar ve sosyal medyanın bu kadar yaygınlaştığı bir zamanda o kadar da kolaylaştı ki....

Snowden bu konuyu işleyen gerçek yaşamdan bir film. Edward Snowden CIA için çalışan bir sistem analisti. İşinde çok iyi olmasına karşın Amerikan hükümetinin "güvenlik" adı altında e-postalara, sosyal medya hesaplarına, cep telefonu mesajlarına, hard disklere, kredi kartı ekstelerine ve hatta bilgisayar kamerasına kadar erişebilmesi onu rahatsız ediyor.


Artık kız arkadaşının bile en önemli detaylarına kadar izlendiğini öğrenince her şeyi ifşa etmeye karar veriyor. Buluştuğu gazetecilerine tüm dökümanları vererek ülkeden kaçıyor. Snowden belgeleri 2013  yılında açıklamıştı.


Şimdi Rusya'da yaşayan Snowden'in kimine göre bir kahraman kimine göre vatan haini.

Zaten belli biçimlerde izlendiğimizi bilirken film duruma biraz daha ışık tutuyor. Hoş unutkan insanoğlu, bu olayı ne kadar anımsıyor ya da önemsiyor o da ayrıbir mesele. Ama hayatın her anında böylesine izlenmek hiç de hoş değil bence.

26 Eylül 2018 Çarşamba

İşler güçler; kış hazırlıkları


Azıcık kopma modumdayım bu günlerde yine. Bunun nedeni biraz işler biraz nedenini bilmediğim bir isteksizlik. Çocuklar okula gidince daha rahat olurdum diyordum ya hiç nete giresim bile yok. Evle ilgileniyorum dah çok.

İlk etapta anne eli değmiş eriştem. Sağolsun 3 yıldır yapıyor. Ben hamir yoğurma, getir-götür, temizlik vs ile mis gibi eriştelere kavuşuyorum. İşin komiği ben yufka açmaktan hiç hazetmezken Devrim denedi ve becerdi...
Daha tam kurumadan annemden taşıdığımız için benim erişteler bu yıl biraz kıvırcık oldular bu arada.



Ve tarhana; korkulu rüyam. O kadar tarlada çalışıyorum, toprak kazıp tuğla taşıdığım oluyor ama şu tarhana kadar beni korkutan iş yok. Neyse o da bitti artık. Bu yıl dondurucuda yerim vardı bir kısmını minik kaplarda kaldırdım. Taze tarhananın o ekşimsi tadını çok severim ben.


Sadece bunlar değil tabiki. Salçamı, şişe domateslerimi de yaptım. Dondurucuya kaldırılacak sebzelerle ilgilendim. Ama çoğunuz yaşıyorsunuz sanırım bu yıl pazarlarda sebze yok denecek kadar az. Böyle devm ederse kış kadar seneye yaz da çok zor geçecek gibi.

21 Eylül 2018 Cuma

Bugünün kareleri böcüler olsun...


Tarlanın oturma yerini paylaşırken eklediğim minik misafirin tam görüntüsü. Bir tür çekirge sanki ama emin değilim. Googladan bulayım dedim olmadı.








Yaz aylarının böcüleri. Adeta gülen gözleriyle en sevdiklerimden. Genelde kuru otlara ve tellere konuyorlar. Otlar tamam da tellerdekileri çekmek çok zor. Malum boy olayı...


Bu hafta azıcık yoğunum pek kimsey uğrayamadım. Erişte, tarhana. Tarhanayı biraz cıvık yapmışım dünden beri kurutacağım diye canım çıkıyor. Bugün fotoğrafçılıkla ilgili bir seminere de gideceğim. Çabuk kurusun diye gidip gelip minik minik bölüyorum hamuru. Neyse o da bitecek ben de....

18 Eylül 2018 Salı

Tarlaya yaptığımız oturma yeri








Epeydir bizim tarladan yayın yapmadım sanırım ben. Aslında neredeyse her hafta sonu en az bir gün gidiyoruz. Yeni yeni ağaçlar var onlar sulanıyor. Ne kadar bahar aylarında çapalasak da yine ağaç dipleri otlarını temizlemek gerekiyor.

Biz burayı alalı 4 yıl oldu hala eksiklerini tamamlamaktan işin keyif kısmına erişemedik. Sürekli ağaç aldı oturma yeri isteyen ben en sonunda muradıma erdim:))

Önce düşündüğümüz ölçülere göre zemini kazdık. Devrim kullanılacak tahtaları evde hazırladı. Ayaklar betonla tutturuldu zemine. Verniklendi. Fotoğraflardan da görülüyor ya iskelet bitince üst bölüm yapıldı. İşin korkuluk kısmı uzun sürdü. nasıl yapsak, ne malzeme. Ben yeni almayalım tarlada bulunan çıtaları kullanalım dedim.






 Hemen önümüze de 2 asma diktik bakalım. Onlar da büyüdükçe gölgesi olur...

Önce tamamını korkuluk gibi düşündük. Hani geçeek yer dışında. Hatta ön tarafı yaptık ama ben sevmedim. Manzaramız kapanıyordu.  Sonra aşağıdaki gibi iki tarafına yaptık. Kilim, minderler, tahta. Püfür püfür esiyor burası da iş olmasa...







Bu da geçen gidişimizdeki konuğumuz...

17 Eylül 2018 Pazartesi

Bozburun


Bu ara o kadar fotoğraf çektim ki. Biraz da gezdik tabiki. Teee temmuz ayında gidip paylaşacağım dediğim yerler duruyor. Yavaş yavaş fotoğraflarla birlikte izlenimlerimi aktarayım en iyisi..

Marmaris gezisi hem iyi hem kötü oldu. Onca yere gidip oraların hakkını verememek. Biz, eşimin kuzeni ve dayısı vardı. Dayı biraz huysuzlandığında benim istekler hep güme gitti. Bozburun da biraz öyle oldu. Arabala gittik biz. İçinden denize girenler vardı ama bizi sarmadı oralar. Daha bakir yerler sorduk ancak tekneyle gidilirmiş. Aslında belli bir yere kadar arabayla gidilip yürünürdü de ona yanaşmadılar malesef...

Şu yukarıdaki ev dışında bir şey bulamadım çekecek mesela. O çok ünlü Bozburun (en azından içi) beni hayal kırıklığına uğrattı. Çevresinde antik kentler de varmış. Yine işin içine yürüme girince dayı pek gönüllü olmadı. Bir kez daha hakkını vererek gezmeli diyorum ben..
 

 İşte bu masa. Hayallerimin masası. Sahilde yürürken gördüm. Direk antenler çalıştı tabiki odun neticede:))) Ben "çok güzel bu bende istiyorum. Koca kişisi bir bana bundan yapmadın" diye mızlanırken hemen soğağın diğer tarafından bir baş "onu ben çıkardım denizden" demez mi? O ahşap kısmı çıkartıp verniklemiş muhteşem olmuş. Ben gayet rahat ve sesli olarak Devrim'e "bak millet denizden neler bulup çıkartıyor. Sen bana hiç bundan bulmadın" diyerek, milleti güldürdük.


Sahil kesimine tekneler demirlemiş. Arada minik iskeleler var. İnsanlar oralardan denize giriyorlar.


 Ve Deniz'in sahip olmak istediği tekne şu ahşap olan gibiymiş. Büyüsün alsın, bizi de gezdirsin. Ne diyelim...




Uzaktan Selimiye. Hiç girmedik oraya biz. Şehirleşmiş yerlerden çok daha bakir yerlerdi hedefimiz. Bir de ben antik kent dedim ya pek olamadı....

15 Eylül 2018 Cumartesi

Canlı müzik keyfi....








 Moğollar konseri fotoğrafları Devrim'e ait. Boy farkı....



Bu yıl İzmir Fuarı'na hiç olmadığı kadar çok takıldık. 3 kez gittik ki çocuklar zırlardı bir kez bile zor giderdik. Ben fuar programındaki Feridun Düzağaç ve Moğollar konserine kafayı takmıştım. Konserler 9'a doğru başlıyor. Biz biraz erken gidelim dolanırız niyetiyle 6 gibi orada olduk.

Neyse uzatmayayım sokak gösterileri vardı 4 noktada. Deniz'in bir ilgisini çekti bunlar. Biz 3 gün boyunca o gösterileri düzenleyenlerin tamamını izledik sanırım. Hatta birinde 3 saat standda durduk 6 gösteri izledik, valla belim falan koptu resmen...vatandaş o yüksek sesli gösterilerde ses etmedi de Düzağaç konserine gidince sesi fazla buldu...

Dün de Moğollar'a gitti ki nefisti. Eski parçaları daha bir güzel tabiki.  İşin kötüsü rock konserlerine beton zeminli bir yeri ayırmışlar. Pop müzik olan çim konserlerinin yeri ise çok güzel. Sandalyesini getirip oturanlar olsa da rock konserleri üvey evlat muamelesi görmüş.


12 Eylül 2018 Çarşamba

İyi Adamlar- The Nice Guys

Limonata Tadında Film Maratonu da bitti. 30 filmden 28 tanesini izlemişim. Biraz fazla mı ne diye düşündüm açıkcası. Ama hem tatil(çocuklarla da izledik) Arada Urla'da kaldık orada internet yoktu. Bentv de sevmem kendimi filme verdim sanırım:)))

Bunlardan en son izlediğim İyi Adamlar. Tam çerezlik bir film. Komik aksiyonları olan, ailecek seyredilecek bir film yani.



Film 1970'lerde geçiyor. Sakar bir özel dedektif Holland March ile araştırmacı Jackson Healy'nin hikayesi. İkisinin yolları kayıp bir kızın bulunması davasında çakışır.
Bu kız, ünlü bir porno yıldızı olan Misty Mountain’ın gizemli ölümünü çözebilecek bilgilere sahip tek kişidir. Eh araştırma sırasında da komik olaylar birbirini izler...

10 Eylül 2018 Pazartesi

İzmir'in doğum günü ve muhteşem gösteri

 9 Eylül İzmir'in kurtuluşu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da çok güzel etkinliklere imza atılmıştı. Solo Türk ve Türk Yıldızları bizim (ya da benim) özellikle ilgimizi çekti. Daha önce görmediğimiz bir gösteri ve benim için yeni bir çekim deneyimi.

Aşırı kalabalık, önceden gidip ayakta bekleme, sıkışıklık, havaya kalkan cep telefonlarının görüntüyü engellemesi, nedense tahammülsüz ve sinirli insanlar gibi yan etkileri olsa da keyifliydi.

Bu iki kare Solo Türk'ten. Tek bir uçak 20dk kadar gösteri uçuşu yaptı. Bir ara çok alçalacak dendi tabiki makinamı hazırladım ama ne zaman önümden geçti anlamadım bile. O derece hızlıydılar kimi zaman.



Türk Yıldızları 7 uçaktan oluşuyor. Arkalarında bıraktıkları renkli duman ve sayı fazlalığı görsel şovu kesinlikle arttırıyor. Bazı kareler seçtim çektiklerimden. 100'e yakın çekim yapmışım da artık bakılacaklar....




Ben karşıdan geliyorlar arka dumanlarıyla dikey çekerim diye makinamı öyle ayarladım yaplara açılınca bastım ya denklanşöre. Keşke yatay tutsaymışım makinayı karesi bu da.

7 Eylül 2018 Cuma

Yine suyun altndayız


Ve cuma geldi bile. Benim fotoğraflarımı paylaşma günüm. Malesef Didim'de su altı pek iyi değildi yine Marmaris'ten kareler var o yüzden.  Yukarıdaki gibi ip, zincir detaylarını seviyorum ben. Denk geldikçe de çekiyorum.


 Orada minik bir ahtapotumuz varmış...

 Yukarıdaki Azmak'tan bir kare. Buz gibi ama net bir su.


5 Eylül 2018 Çarşamba

Okuma Şenliği Güz



Başlayalı kaç yıl oldu, kaçınca turdayız dönüp bir bakmak lazım aslında. Uzun zamandır arkadaşlarımızın düzenlediği Okuma Şenliği yeni maratonuyla başladı. Yine güzel kategoriler var. Benim ilk listem aşağıdaki gibi. Buldukça eksiklerimi tamamlayacağım. Şenliğe katılmak isterseniz Nilgün arkadaşımızın bloğuna bakabilirsiniz.


1.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): "İsminde GÜZ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların Güz'de geçtiği dört kitap."
Pekinde Sonbahar/Boris Vian/
Sonbahar/Burak Kulaberoğlu/ Sokak Kitapları/127 sayfa
Düşen Yapraklar Geçen Yıllar/ Atilla Dorsay/Remzi Kitabevi/279 sayfa
Ormandan Yapraklar/ Kerime Nadir/ İnkilap ve Aka Kitabevleri/304 sayfa


2.Kategori (10 puan): Adında bir Semt adı olan bir kitap.
Lağımlararası ya da Beyoğlu/ Bilge Karasu/ Metis Edebiyat/228 sayfa                                    

3.Kategori (10 puan): Kapağında Saat olan ya da adında Saat kelimesi olan bir kitap.
Bir Yaz Akşamı Saat Onbuçuk/ Marguerite Duras/ Can Yayınları/ 128 sayfa

4.Kategori (10 puan): MARTI Yayınlarından bir kitap.
Aklın Şüphesi Suçun Gerçeği/ Arthur Conan Doyle/ Martı/ 360 sayfa

5.Kategori (10 puan): MİZAH / KOMEDİ türünde bir kitap.

6.Kategori (10 puan): Adında AŞK kelimesi geçen bir kitap.
Aşıklar ve Zorbalar/ Francine du Piessix Gray/ İmge/ 301 sayfa

7.Kategori (10 puan): En az 500 sayfa olan bir kitap.
Kemik Torbası/Stephan King/Altın/ 592 sayfa

8.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK / 29 Ekim / Cumhuriyet ile ilgili bir kitap.

9.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Adında yada konusunda Öğretmenlik olan yada yazarı bir Öğretmen olan iki kitap.
Sınırdaki Ölü/ Fakir Baykurt/Remzi Kitabevi/303 sayfa
Buick 8 /Stephen King/Altın Kitaplar/463 sayfa

10.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Adında KİTAP / DEFTER kelimesi geçen iki kitap.
Kitap İçin/ Selçuk Altun/ Sel Yayıncılık/301 sayfa
Çizgili Sarı Defter/ Gürsel Korat/ İletişim/119 sayfa

11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Kendi Ad-Soyadınızın baş harfleri ile başlayan iki kitap.
Saadet Güneşi/ Muazzez Tahsin Berkand/İnkilap/198 sayfa
Uyku İstasyonu/ Nazlı Eray/ Can yayınları/182 sayfa

12.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kapağındaki baskın rengi SARI / TURUNCU / YEŞİL / KAHVERENGİ olan dört kitap. 
Tatar Çölü/ Dino Buzzati/ Varlık Yayınları/247 sayfa (kahverengi)
Babamın Kitabı/ Urs Wıdmer/ Ayrıntı/159 sayfa (yeşil)
Kabil/ Jose Saramago/ Kırmızı Kedi/ 138 sayfa (sarı)
Ateş Hırsızı/

13.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Şimdiye kadar HİÇ kitabını okumadığınız dört KADIN yazardan birer kitap.
Yok Adam/ Nilüfer Kuyaş/ Can Öykü/217 sayfa
Madam Sousatzka/Bernice Rubens/Can yayınları/ 236 sayfa
Sevgili Mıchele/ Natalia Ginzburg/ Can Yayınları/156 sayfa
Ye, Dua et, Sev/ Elizabeth Gilbert/ Pegasus/ 383 sayfa

14.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap.
Okumak isteyip de bir yerlere sokamadığım kitaplar olsun
Kamelyalı Kadın/ Alexandre Dumas Fils/ Bilge Yayıncılık/270 sayfa
Matador/ Erje Ayden/- Piramid Yayıncılık/367 sayfa
Deniz Küstü/ Yaşar Kemal/ Adam yayınları/394 sayfa
Kırlangıç Çığlığı/