.:

31 Ocak 2011 Pazartesi

varan 2===parke döşenmesi


 Biz parkenin altına normal şilteden değil kalın ve sert taban izalasyon straforu kullandık. Soğuk olayını daha iyi kesmek istedik.



Alçıpan tabaka yukarıda göründüğü gibi bir şey.  1.20'ye 2.5 ebatlarında.

Bitti bitti ama biz de bittik resmen. Hiç anlamamışımdır erkeklerdeki şu takıntı halini. Hani insanın kendi evi için birşeyler yapması keyiflidir de bu kış kıyamette öksüre öksüre iki tam gün inşaat işi anlamsız bence. Cumartesi sabah bir başladık (ben o gün çocuklarla ilgilenmek için 7'de bıraktım işi Devrim 11'e kadar devam etti) pazar akşam biri bulmuştu işler bittiğinde.
Dün çocukları anneme gönderdik, tek başlarına canları sıkılıyordu. Arada minicik iki yemek arası dışında boş durmadan çalıştık ama acemilikten işler uzadıkça uzadı. Önce alçıpanın ara sıvalarını yaptı Devrim, astarını çekti. Sonra boyaya başladık. Astar kurusun diye bir yandan boya bir yapdan perke işi devam etti. Aslında kolay gibi parke döşemesi ama küçük püfler, duvarların yamuk olması (sanki evi yapan adam özenmiş tüm odaların duvarların yamukluk var) küçük girintiler derken iş uzadıkça uzadı. Ben hiç badana yapmamıştım bugüne kadar iş bir an önce bitsindiye badana bile yaptım ki şu an bileğim acıyor.
Haliyle bu kadar işe ev battı bir güzel. Kat kat silme işi mobilyaların yerlerine yerleştirilmesi falan çocuklar gecenin bir yarısı getiridiler eve. Nasıl yattık nasıl kalktık bilmiyorum. Sabah yine ince temizliklere başladım ama arada bir şuraya kaçayım dedim. İnsanı dinlendiriyor burası.
Diyorum ya takıntılı bu erkekler. Bu kez yardım etmiyecem demiştim ama dayanamadım yine ileride gerekirse çıraklık yapacak kadar deneyimim oldu resmen.

29 Ocak 2011 Cumartesi

varan 1===alçıpan döşemek...


İş çabuk yürüsün diye ben de aldım elime matkabı, hiltiyi. Bir ara bize bakmaya gelen Deniz çekti bunu da. Alçıpanın yapımını fotoğraflamak için makina yanımızdaydı...


İzalasyon amaçlı olarak evin üç tarafını ikinci kat tuğla-arasına strafor yaptırmıştık bir kaç yıl önce. Ama bir cephede arsa payımız olmadığı için kaldı. Orada çocukların odasının görünen duvarı var. Ne zamandır el atacağız ama nasıl bir şey bilemiyorduk. Bize alçıpandan bahsedildi geçenlerde aklımıza yattı. Balkon ustasının azizliğine uğrayınca da Devrim'e esmiş malzemeleri alıp gelmiş geçen hafta. Hadi dedik başladık. Serde acemilik var tabiki ölçüler, yerleştirme falan iş yarına da sarktı.
Peki nasıl bir şey alçıpan döşemek. Metal (Galvaniz sanırım ) U şeklinde çubuklar duvarın dört bir yanına montajlanıyor. O resimde görülen daha genişler duvara kelepçe gibi görev yapacak şeritlerle monte ediliyor. Kelepçe gibi sarılan çubuklar dikey şeritlere vidalanıyor. Aralarına strafor...Onların üstüne de alçıpan plakalar vidalanıyor. Saten açı ile boşluklar doldurulup astarlandıktan sonra boyaya hazır hale geliyor.

şu ustanın iyisi yok mu acaba????



 Biliyorsunuz büyük bir hevesle balkon büyütmeye başlamıştım ama resmen sinir harbine döndü benim heves. İki hafta önce paranın büyük kısmını verip anlaştığımız penciler (tavziye üzerine anlaşmıştık bu kişilerle) hala bir tek demir profili yaptılar. Sürekli arıyorum, soruyorum ne zaman geleceksiniz diye "tamam abla, bugün abla, yarın abla" ama gelen giden yok. Geçen perşembe aracı da konuşmuş kesin gelecekler yok yine gelmediler. Bugün geleceğiz dediler yoklar hala. Ve çileden çıkmış ben artık onlarla kavga etmeye başladım. Devrim aramayacaksın o adamı dese de sinirden rahat bırakmak istemiyorum. 
Yani anlamıyorum insanlar parayı alıp işi bağlayınca bir kenara çekilmeyle ne kazandıklarını sanıyorlarki. Benim tüm iyi niyetlerim!!! kendilerine gidiyor mesela. Eminim başkalarıda vardır aynı durumda. Yok mu adam gibi bir usta şu memlekette....

Şu üstteki fotoğraf mı ne? Dururmuyuz biz. Bu kez de çocuk odasına başladık. Bir duvarına alçıpan yapacağız. Sonra yerlerin parkesi var.

28 Ocak 2011 Cuma

Karnelerimizi alıp geldik


Bir yarı yıl daha bitti. Karnelerimizi alıp geldik. Bu yıl pek abuk verdiler karneleri, fotoğraf çekme fırsatım olmadı açıkcası. İkisinin işi yarım saatte bitti. Geldik kendileri için alınmış yeni 23 dvd'lik belgesel seti hediyesine bayıldılar ilkini seyrediverdiler hemen.
Bakalım önümüzdeki tatil nasıl geçecek. Hava buz gibi dışarı çıkmak ne mümkün. Umarım önümüzdeki günlerde ılır da planlarım var birlikte yapmak için. Aslında bugün de karneyi alınca anneannemize gidecektik ama havaya bakıp cesaret edemedim. Zaten limoniler tam hastalanırlarsa kötü olur diye oturduk yerimize.
Tüm çocuklara çokkkk güzel bir tatildilerim ben....

27 Ocak 2011 Perşembe

örgü güller


Pek çok yerde kullanılabilecek örgü çiçekler. Pasaj'dan talep geldiği için örmüştüm. Fularlarda kullanmıştım bu çiçekleri daha önce...

26 Ocak 2011 Çarşamba

Ada Uzay Kampı'nda

Deniz abisi ile birlikte kapının dışında poz verdi. Roketi almaya çalıştığımızdan onlar küçücük kaldı.


Mars'la ilgili alan ve topraksız bitki yetiştirilmesiyle ilgili bir laboratuvar.


Roket kabinini içini gezmişler...


Ada dün Gaziemir'deki Uzay Kampı gezisindeydi. Emine halamızın eski okulu bir gezi düzenliyormuş bize de haber vermişti Ada da onlarla birlikte gezdi kampı. Gezmişler, deney falan yapmış oradaki görevliler. Geçen yıl uzay konusuna çok meraklıydı. Hatta "shober sistemi" yaratmıştı hayalinde. Resimlerini yapıyordu. bir de Water gezegeni vardı. Hala ara ara gündeme gelir oradaki yaşamı konuşuruz. Bu arada Deniz de etkileniyor haliyle bu durumdan. Onun da Çöl gezegeni varmış.Seyrettikleri belgesellerdeki hayvanlara yeni özellikler yükleyip gezegenlerinde yaşatıyorlar...
Bu ilgisi nedeniyle hevesle gönderdik geziye. Ama vatandaşda hiç tepki yok. "coll benim oğlum" diyorum zaten. Eşşek sıpası oğlum pek bir şey anlatmadı (alabildiğim bilgiler yukarıdaki kadar onu da kerpetenle söktüm ağzından)  Devrim bile Ada uyuduğunda soruyor "anlatmadı dimi" diye. Nasıldı memnun kaldı mı bilemiyoruz ama mutlu görünüyordu. Kamp hakkında bilgi buradan alınabilir.

25 Ocak 2011 Salı

süpriz hediye...


iğne detayına bayıldım...

Dün kendimi pek bir şanslı hissettim. meralsanatevi bloğunun 100. izleyicisi olduğum için yukarıdaki güzelliğe sahip oldum çünkü.
Bir ahşapsever vebu işi acemice yapmaya çalışan biri olarak güzel işlerini görüp  izlemeye aldığım  Meral hanım büyük bir süpriz yaptı bana. Bir hediye göndermek istediğini söyledi. Dün kargo gelip de kutuyu açtığımda bayıldım hediyeme. Çok güzel bir dikiş kutusu ellerimdeydi. Meral hanımın ellerine sağlık, tekrar teşekkür ederim.

23 Ocak 2011 Pazar

etkinlik hediyem...


Kardan adamın üstüne yağan karlar puldan...




10 marifetteki kış etkinliğinde benim hazırladığım hediye bu eskitme çerçeve. alonenes'e gitti hediyem.
Zemini önce koyu yeşile boyadım. Sonra üstünü mumladım ve iki kat da beyaz boya ile boyadım. Konumuz kış ya bir kardan adam olsa diye düşündüm. Kardan adamımın atkısı ve şapkası yünden. Boncuklarla süsledim bir de. Pullar ise kar oldu yağdı üstüne kardan adamın...
Bu yapraklı peçete çok hoşuma gitmişti. Kar kış pek yeşil yaprak bulunmaz ama benim hoşuma gitti,yakıştı çerçeveye. 

(aslında bu etkinlik için yaptığım ikinci çerçeve. İlkinde verniğin azizliğine uğradım. Taman oldu dediğim çalışmam vernikleyince resmen sarardı)

21 Ocak 2011 Cuma

güzel paket


Benim hediyem

Ada'nın hediyeleri. Bayılacaklar görünce. Yumurtanın içindekiler sulanacakmış (ben ilk kez gördüm bunu) "bakalım ne çıkacak" diye not düşmüş Yelda. Ben de merak ettim açıkcası

Deniz'in paketi. Onun yumurtası karenin dışında kalmış. Resmi eklerken farkettim.



Evin beyine kahve.

Sevgili Nilgün ve ayme'nin organizasyonunda gerçekleştirilen 10 marifet kış etkinliği sonuçlandı.  17 birbirini tanımayan blog arkadaşı buluştu bu etkinlikte. Bana alonenes arkadaşım çıkmıştı. Yukarıda görülen güzel hediyeler ise  Yelda'dan geldiler. Ev ahalisinden kimseyi atlamamış. Çok güzel ve ince düşünülmüş bir paket. Tekrar tekrar teşekkür ederim:))

Not: (aslında paket  çarşamba günü gelmiş ama kargoyla denk gelemedik. Bugün gidip alıp geldim paketimi. Ben de paketimi pazartesi günü kargoya vermiştim.)

20 Ocak 2011 Perşembe

Ada ve Deniz'in en son gözdeleri




BBC tarafından hazırlanan Vahşi Yaşam Belgesel Seti'ni Hürriyet'ten kupon biriktirerek almıştım. (zaten dünyanın en gıcık işi olan kupon biriktirmeye ancak bu tür şeyler için katlanıyabilir) Daha önce de sadece hayvanlar ve çeşitli konularla ilgili iki set daha almıştık. Ama bunun popülaritesi hepsini geçti. 20 kitap ve 20 cd var. Her gün bir cd izleniyor, kitaplar elden düşmüyor. O kadar garip hayvanlar var ki isimlerini hiç duymamıştım daha önce. Ada kendi okuyor ama Deniz için biz devreye giriyoruz. Bu kitaplarla birlikte hayvan çekmecesi de salonun ortasındaki yerini alıyor doğal olarak.

19 Ocak 2011 Çarşamba

eldiven denemem




Böyle yarım eldivenlerin duruşu çok hoşuma gidiyor. Ben de denemelik basit bir model yaptım. Zaten resimlerden nasıl olduğu anlaşılıyor. Bileğime göre zincir çekip üçlü trabzanlarla beyaz kısmını ördüm. Kenarına da renkli iple öylesine bir desen geçtim. Sevimli bir şey oldu sanki...

17 Ocak 2011 Pazartesi

boncuklu örgü kolye




Hafif simli sert bir ip bu. Ondan kolye yatım be de tok durdu. İki çiçeğin orta kısımlarını beyaz boncukla süsledim. Takılma yeri de düğmeden. Pasaja ekledim bunu da

16 Ocak 2011 Pazar

unutulan bahçe



Bu yıl nedense bahçeyi pek ihmal ettim. Dün Devrim sıva işi yaparken ben de biraz yabani otları ayıklayayım dedim bitirmek mümkün olmadı. Bugün de aynı işe devam ettim. Bu yıl yağmurlar iyiydi çiçekler kadar büyümüş kimi otlar. Olabildiğince tek tek ayıklıyorum onları. Yukarıdakiler de mevsimin ilk çiçekleri. Tek tek papatyalar da başlamış açmaya...



Azmetti kimseye yaptırmayacak sıva işlerini. Devrim dün ve bugün uzatılan balkonun altı ile kolonları sıvadı. Sırada o durduğu yerin fayansları var. Benim usta pek bir çalışkan ama unuttu bizihiç gezmeye götürmüyor :((

15 Ocak 2011 Cumartesi

dünden...


Dün yine inşaat işleri ile uğraştık. Devrim yapılan kısmın alt taraflarının sıvasına başladı,, ben de biraz kömürlük temizledim (büyük bir keyifle Devrim'in çöplerini attım) biraz da yabani otları...Akşamüstü derz yapılan fayanslar temizlendikten sonra toz deryası içindeki balkon ve camları temizlemeye başladım. Deniz de (akşam birlikte Madagaskar'ı seyredeceğimize söz vermiştik) işlerim çabuk bitsin diye aldı eline bezi yardıma başladı. Bir ara baktım boyu yetişmiyor diye taburenin üstüne çıkmış. Dayanamadım fotoğrafladım küçük yardımcımı...



Bu da Devrim'in yaptığı fayans. Eski fayanslarla aynı olmadı, bulmaz zor zaten aynısını. Ama bu renk daha güzel. Kahverengili kısım kapatılacak zaten. Anlaştık bir penciyle, haftaya iş başlayacak. Nasıl olacak, neler yapabilirim süslemek için şimdiden düşünmeye başladım. İlk perdeleri halletmem gerek. Şöyle kapatmalık değil de süs perdeleri var kafamda...

14 Ocak 2011 Cuma

hangisi sizin olsun isterdiniz???

Fosinin hayalleri bu güzel fotoğraflı önlüğü hediye edecek bir kişiye. İlgilenenler buraya bakabilir.

Bir demlik sohbetin hediyeleri ise teknoloji severlere göre. Ayrıntılarını öğrenmek için buraya bir tık lütfen...



Kurabiyegiller ise "biri sizin olsun" diyerek bu minicik baykuşlardan hediye ediyor. Biri mutlaka benim olmalı diyorsanız, bloğunu ziyaret etmeniz gerekiyor...



Sevgili Yaseminkale ise örgü oyuncak sevdalılarına bu güzel seti hediye ediyor. Sahip olmak için bloğunu ziyaret edip yorum bırakmanız yeterli...

Şu günlerde blogların pek çoğunda güzel hediyeler, çekilişler var. Bunlardan bir kaç tanesi de yukarıdakiler...

13 Ocak 2011 Perşembe

minik ahtapotlarımız

Deniz beyin ısmarlaması bu ahtapot.Daha önce büyükçe bir tane örmüştüm. Ara sıra onunla da oynar. Ama yeni bebişimiz Onur'a ahtapotlu şapka örünce aynı büyüklükte istedi bir tane de. O alttan sarkan ipi de unuttum sanmayın. Dokunacıymış o. Özellikle ısmarlandı. Mutlaka olması gerekiyormuş.


Kırmızılı olanı da bir başka küçük ühanım için yaptım. Biraz büyük yapmışım tombul oldu kendileri.

12 Ocak 2011 Çarşamba

küçücük bir fikir



Küçücük bir fikir bu. Ama işe yarıyor açıkcası. Daha önce yine bir peynir kutusunu kaplamıştım ama çocuklar kısa sürede canını okudular. Ada'nın hep elindedir boya kalemi kutusu. Ders aralarında sürekli bir şeyler yazıp-çizer. Şimdi Ada'nın bollaşan kedili bir çorabı hizmet etti bize. Çorabı sadece geçirdim kutuya. Altını da diktim hiç kesmedim. Pek sevdiler bu kalem kutularını.