.:

30 Eylül 2011 Cuma

çevre için bir etkinlik....


Laylon poşetlerin çevreye verdiği zararlar saymakla bitmiyor. Mutfaktan Sesler çevreye duyarlı herkesi güzel bir etkinliğe davet ediyor.

Pazar filesine dönüş etkinliği...

B ugüzel etkinliğe katılmak için bir tık yeter. Ben de aylar öncesinden yaptığım ve pazarda-markette kullandığım çantalarımla katılıyorum etkinliğe...



 Eski tişörtlerden diktiğim çantalarım....



Bu da bir gömlekten çanta oldu...


dumanı üstünde...




Bugün çocukları okula bıraktıktan sonra yürüyüşe gittim. Dönüşte aklıma esti çabucak mutfağa girerek oğluşlarıma birşeyler hazırladım. Bizimkilerin okulu tam gün öğlen yemeğe geliyorlar. Menüde kara kuru üzümlü kek, poğoça ve krem şantili kurabiye var. Hemen çekiverdim fotoları, birazdan gidip alacağım oğluşları. Deniz'in eve koklaya koklaya girişine bayılıyorum..


Kuru üzümlü kek; 3 yumurta, 1 sb şeker, yarım sb fındık yağı, 1 sb kara kuru üzüm, yarım bardak süt, aldığı kadar un.
Benimkiler kara kuru üzümü çok seviyorlar. Çekirdeksizi genelde evde bulunur. Kara kara keke çok yakıştığını düşünüyorum ben...

Krem şantili kurabiye; Artık hepinizin denediğine eminim bu kurabiyeyi. Bir paket krem şanti (ben orman meyvesi aromalısından kullandım) 1 sb sıvı yağ, aldığı kadar un. Ağızda dağılan enfes bir şey bence...

Poğoçamız ise klasik mayalı idi. Ama bu kez kendime bir kaç tane acı biberli yaptım. Peynir ve maydanozdan oluşan harca acı kıl biber ve domates doğradım. Bayıldım böylesine. Denemenizi tavsiye ederim....



29 Eylül 2011 Perşembe

mutlu çocuklar için bere


Bu bereler Mutlu çocuklar için yine. Kabul hala İzmir'de havalar oldukça sıcak ama kış gelecek nihayetinde. Akşamları otururken yavaş yavaş bere örmeye devam ediyordum ben. Elimdeki bereye uygun ipleri tamamen bitirdim 14 tane oldular.
Aslında daha da yapılabilirdi kış gelmeden belki ama Devrim'in ablasında hiç giyilmemiş ya da çok temiz kıyafetler vardı. Onları teslim ederken bunlar da yerine ulaşıverdiler. Alttaki terlikten de iki tane vardı elimde. Yakma gülle süsleyim ekledim pakete.

28 Eylül 2011 Çarşamba

yılın ilk performans ödevi-iskelet



 Yeşil olan Devrim'in Ada için yaptığı iskelet. Ortadaki tamamen Ada tarafından yapıldı. Siyah olan ise Devrim'in ilk öğrenceliği Deniz bayıla bayıla sahip çıktı buna...


Ada döndüncü sınıfa gidiyor bu yıl. Fen ve Teknoloji dersleri var artık. Bu yılın ilk performans ödevi de iskelet yapımı oldu. Dün istendi ödev bugüne. Önce kağıtla birşeyler yapayım dedim ama içime sinmedi. Sonra babamız akşam aldı eline telleri, penseyi başladı yapmaya. Çocuklarda da bir heves...
Devrim iki tane yaptı biri Deniz'in biri Ada'nın oldu. Hatta Deniz kendinnkine bir de kuyruk ekletti. Ada bir tane de kendisi yaptı. "biraz karışık oldu" dese de ben bayıldım. Kalça kemiğini bile yapmaya çalıştı kuzucuğum. Kolu, bacağı tek tek keserek yapmaya çalıştı üstelik....

26 Eylül 2011 Pazartesi

kış hazırlıkları tam gaz...






Kış hazırlıkları tam gaz sürüyor. Benim için olmazsa olmaz dolmalık biber ve kırızı dolmalık biberleri de dün sabahtan pazara giderek hallettim nihayet. Çocuklar dolmaya bayılıyor. Kışında dolaptan alıp alıp yapmak büyük kolaylık oluyor. Ben her iki biberi de yemek yapar gibi ayıklayıp, içini dışını yıkayıp süzüyorum. Sonra poşetleyip kaldırıyorum.
Dün ayrıca top patlıcanları da közleyip kaldırdım dolaba. O da iyi oluyor hazır hazır. Pazar gün evde ve bahçede zaman geçirince babamız balık da pişirdi bize. (annemiz balıka yıklayamıyorda) Deniz zaten sayıklar arada balığı. İlk posta pişer pişmez oturdu masaya...

25 Eylül 2011 Pazar

dün....






Dün pek yapmadığımız bir şeyi yaptık, ailecek Kemeraltı'na gittik. Benim erkeklerin alışverişe alerjisi olduğu için genelde ben hallederim. Günün küçücük bir kısmı alışverişe ayrıldı (ki alınacaklar kaldı genelde) sonra oyun zamanı...Sahildeki gemi iskeletine bayılıyor benimkiler. Orada oynadılar epey bir. Sonra denize baka baka dolandık. Oradan da anneannemize uğradık. Öyle böyle değil inanılmaz azdılar 4 kuzen. İyice yoruldular döndük eve. Ve sakinlik-sessizlik:)))))

23 Eylül 2011 Cuma

küçük dokunuşlar...

 Banyoma nihayet dolap taktık. Onun ilk süsü...



Çok çok küçük bir banyom var benim. Üstelik banyo tuvalet bir arada. Malesef büyütme olanağı da yok. Lavobo altında öylesine bir raf kullanıyordum şimdiye kadar. Nihayet dolaba sıra geldi de geçen hafta bir yapı marketten aldık Devrim monte etti dolabımı. Taraklık yapayım dedim ayna önüne. Elime bu strafor kutucuk geçti. Beyaz ama ben belki daha sağlam olur diye iki kat daha beyaza boyayıp peçete transferi yaptım. Tahminimden hoş durdu.


İkinci dokunuşum ise bir kemer-kuşakcık. Çok şeyle kullanılabilir. Bu elbise de poz verdi ama....

22 Eylül 2011 Perşembe

kalem kutuları



Bunları da yaz başında dkmiştim. Elimdeki artık kumaşlardan kalem kutusu denemeleri. İkisine tavşan deseni vermeye çalışmıştım. Aslında nette gördüğüm bir model. Kaydetmiştim zamanında. Ama çok önceden olduğu için (ki arada benim bilgisayara yeniden  birşeyler yapmıştı Devrim) bulamadım.
Diğeri de siyah kadife kumaşa top desenli aplike. Ada kullanıyor onu şimdi...

21 Eylül 2011 Çarşamba

maviş fularım




Mavi eşarbımsı bir kumaştan yaptım bu fuları. Parçacıdan almıştım. Tiril tiril bir şey. Ortasına anahtar, uçlarına da boncuklarla-kendi kumaşıyla birşeyler yapmaya çalıştım. 

20 Eylül 2011 Salı

Hadi buluşalım......


Sıcaklar bitti, tatil bitti. Bence İzlirli blogcuların buluşma vakti geldi. Şöyle bu işleri iyi organize eden (yer-zaman) bir arkadaşımız ön ayak olsa da buluşsak çok güzel olmaz mı???

Ben pek çok arkadaşımızın biraraya geleceği bir organizasyonda özellikle yeri ayarlayabilecek durumda değilim. Bu konudaki bilgim yerlerde sürünüyor. Ama buluşsak, iki lafın belini kırsak ne güzel olur:))

Görsel buradan

19 Eylül 2011 Pazartesi

denize doyamayan biz...




Pazar günü babamızın yoğun ısrarları sonucu denize gittik yine. Bu hafta ben gönülsüzdüm. Tam okul öncesi hem yorgunluk hem de çocuklar hastalanır korkusu....
Urla Altınköy'dü istikametimiz. Deniz bir kez girdi denize. Bol bol kumda oynadılar, günüşte artık eskisi kadar yakıcı olmayınca... Ama Ada'yı denizden uzak tutmak kolay değildi. Rüzgar olduğundan suda çok kalınca insan üşüyor, Ada üşümeyi unutuyor:))
Akşamüstü ikisinin de gözlerinin altı kıpkırmızıydı. Ben hasta oldular işte diye gerildim epey ama neyse bugün iyiler. Yağmurlar başlıyormuş ya sezonu kapatırız artık. Bir daha gidilir mi bilmem.Hoş Devrim'e kalsa haftaya da gidebilirmişiz...

şimdi okullu olduk....



Evet bir yeni yıl daha başladı. Tüm çocuklara en kocamanından başarılar dilerim.
Benimkilerle de bu sabah cebelleşerek gittik okula. Ada tişört yerine önlük giymek istedi. Biraz mızmızlandı giydi neyse. Deniz bermudasını beğenmedi. Tenefüslerde rahat koşamayacakmş sanırım kotla...
Kavga dövüş başladık ilk günümüze yani. Fotoğraf da çektirmediler bana sıpalar.
İlk ders biraz oyalandım tenefüsü bekleyeyim dedim. Deniz'e gir çık pek bir kısa geldi.

17 Eylül 2011 Cumartesi

küçük boyamalar...




Küçük küçük geri dönüşüm boyamalar bunlar da. Arada elime geçtikçe ihtiyaca göre yönlendiriyorum:))
Biri porselen biri teneke olan eşantiyonları önce birkaç kat beyaza boyadım.  Teneke olan çocuklara kalem kutusu oldu ona göre peçetelendi. Porselen ise benim dikiş rafıma "tığ, makas vs "koymak için görevlendirildi.



15 Eylül 2011 Perşembe

ahşap kutu





Elimde yıllardır öyle ham halde bekleyen bir kutuydu bu. İçinde bir hediye gelmişti. Bir tek kapağında yazı vardı. Nedense aralarda unutulmuş kutumu evime kazandırdım nihayet. Benim favori desenim yapraklar ve çiçekli peçete ile karma birşeyler yaptım. Mumla eskitme kutunun altı koyu yeşil. İçini de yine koyu yeşile boyadım.

14 Eylül 2011 Çarşamba

lavanta keseleri....



Bunları yapalı da çokkkk oldu aslında. Malum araya bloglarım kapatılması, tatiller, güncel konular girince elde kalan yapılmışlar teker teker çıkacak artık. Elimdeki küçük kumaşlar kesildi, dikildi. Kiminin üstüne boncuk-pul işlendi. İçlerine lavanta da eklendi. Eşe dosta dağıtıldılar.....

Fadiş'in pembe domatesleri çıktı




Haftalar önce blogcu arkadaşım Fadiş'le piknik ortamında tanışmıştık. Tire pazarında alıp getirdiği pembe domatesler Devrim'in ilgi odağı olmuştu. O gün topladığı tohumları dikmişti. En üstteki fotoğrafta görülüyor. Devrim'in pembe domatesleri çıktı, büyüyorlar.
Ortadakiler ise daha önce diktikleri. Pek büyük değiller. Bu kadar domates için ne su parası ödüyoruz bilseniz. Ama Devrim çok seviyor domateslerini....

El alttada pembe domates ve pazardan aldığımız kırmızı yan yana....