.:

28 Şubat 2011 Pazartesi

Dikiş makinamın yeni yeri



Balkonu kapattırırken dikiş makinamın yeri belliydi. Tek duvar burada çünkü. Devrim'e raf taktırdım makinanın üstüne kutularımı yerleştirdim. Aslında iki kat olacaktı ama baktım kafa falan çarpabilir böyle kalsın şimdilik dedik.
Daha önce dikiş makinam bilgisayarla aynı masayı paylaşıyordu. Haliyle sıkışıklık oluyordu. Bir de bilgisayarın bulunduğu oda evin en soğuk yeri, pek güneş almıyor. Mesela şu an burada ellerim üşüyoor, balkon sıcacık. Ve tabiki aydınlık. Dikiş daha rahat ve keyifli olack benim için.
Masa daha önce kapıda ortasından geri dönüşüm olarak yaptığımız masa. Duvara uygun olarak biraz küçülttük sadece. Bir de üstünü beyaz yağlı boya ile boyadık. Balkonun kapılarına da briz perde düşünmüştüm ama yine sürgü olayı planlarımı bozdu. (Daha önce sürgü pen hiç kullanmadığım için kafamda canlanmamıştı) Alta ve üste çubuk taktırıp perdeyi sabit olarak ona geçirecektim ama kapılar iç içe girdiği için olmaz. Kapı perdesi de klasik oldu artık.

27 Şubat 2011 Pazar

balkona çadır kurduk



Bu çadırın çubuklarını birbirine ekleyen köşeleri aylardır bulamıyordum. Nereleri aramadım ki. Hiç tahmin etmediğim bir yerden çıkınca kapalı balkonumuza kuralım dedik. Dün güneş vardı ve balkonun sıcaklığı 25 dereceyi buldu. Deniz'le birlikte çadırı kurduk biz de. İçine minder de koydum ne kadar olsa yerden soğuk gelir daha. Oyuncaklarını getirip epey oynadılar içinde.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Biraz bahçe biraz inşaat...

Bahçem baharı karşılıyor. Çiçekler açmaya başladı. Aslanağzı çiçeği soğuğa dayanıklı hiç terk etmiyor bahçemi. Yakında ada papatyalarımda açar. Asmaların çardaklarını düzeltip budama yaptık. Ben biraz yabani otları yoldum. Yol yol bitmiyorlar bir türlü. 
Biraz da inşaat işimiz var malesef. Biz çocukların odasına alçıpan yaptıktan sonra tavana rutubet vurmaya başladı. İnşaat sırasında duvardaki nemi görmüştük "acaba yağmurdan mı duvar ne aldı" diye düşünmüştük. Oysa yukarıdan banyo borusunda sorun varmış. (çocukların odasıın üstü banyo) Rutubet alanı artınca anlaşıldı. Bugün Fatih'in banyosu kırılıyor. Umarım sorun kolayca bulunur, banyo bu hafta sonu yeniden faaliyete geçer....

25 Şubat 2011 Cuma

Balkon lambası dantelden




Balkon için düşündüğüm ilk şeylerden biri bu lamba idi. Yıllardır sandıkta bekleyen dantellerden bir kaç tanesi bu uğurda feda edilebilir gibi geldi bana. Çünkü nasıl bir sonuç olacak tam olarak bilemiyordum.
Hani şu iple yapılan balon lambalardan çıktım yola. Ben ip yerine vakti zamanında yapılması zorunlu çeyiz maddelerinden biri olan vitrin danteli parçalarını kullandım. Minik minik onca motif örmüştüm bunlar için. 24 parça falan sanırım. Şimdi kalmadı bu kadar büyük vitrinler ama...
Neyse büyükçe bir balonu şişirip tutkalı azıcık suyla karıştırdım. Dantel parçalarını bu tutkala batırıp balona sardım. Hepsini aynı anda yamak istemedim çünkü balonu çevirdikçe ilk yaptığım danteller kendini saldı. Ben de "iyice tutsun ertesi gün devam ederim" diye öylece bıraktım balonumu. Sabah küçük bir süpriz benim balon sönmüş. Tabiki dantellerde azıcık yamuk katılaşmış. Yeniden balon şişirdim, toparlamaya çalıştım ama resimdede görüldüğ gibi biraz yamukluk var. Tam bir yuvarlak sağlayamadım. Yerleştirdiğim yerde de düzeltmeye çalışsam da olmadı.  Düzeltme konusunda fikirlerinize açığım...

23 Şubat 2011 Çarşamba

ilk olarak perdelere el attım



Balkon bitti şimdi sıra içini yerleştirmekte. Salondaki çekyatı koyduk buraya. İkinci olarak sıra perdelere geldi. Kalın perde kesinlikle düşünmüyorum. Tül olaraksa aklımdaki ilk fikir her cam için ayrı ayrı yatak odama yaptığım gibi kurdaleli modeldi. Ancak camlar sürgülü iki cam arasındaki fark 5-6 santimi buldu. Ayrı ayrı yapsam biri önde biri arkada duracaktı. Ben de Devrim'e korniş taktırdım. Geçenlerde değiştirdiğim salon tüllerini buranın boyuna göre kestim. O üstteki fırfır zaten vardı. Dikişi fırfırın arkasında kalacak şekilde  yaptım.
Ama sadece düz bir tül de beni tatmin etmedi. Şimdilik şu perde kıskaçlarına (adını bilmiyorum) yakma gül yapıştırarak bir hareketlilik getirdim. Zamanla kafamda yeni fikirler oluşur sanırım. 

22 Şubat 2011 Salı

ıslak kek


Çocukların en sevdiği kek çeşitlerinden biri ıslak kek.  Çoğumuzun evinde de yapılıyordur sanırım. Hep elişi olmaz biraz da çocukları düşünmek lazım dimi...
1.5 sb süt, 3 yumurta, 1 sb şeker, yarım sb sıvı yağ, kakao, kabartma tozu, vanilya aldığı kadar un.
Yumurta ve sıvı malzemeleri karıştırdıktan sonra 1 sb kenara ayırıyorum. Keki fırından çıkarınca ayırdığım malzemeyi üzerinden gezdiriyorum. Yine sıcak fırında bir süre bekletiyorum. Afiyet olsun :))

21 Şubat 2011 Pazartesi

koltuk kırlenti-4-


Asıl olarak bir örgücü olarak içinde yünlerin olmadığı bir kırlent düşünülemez değil mi? Bu da minik çiçekleri ve kelebekleri kullandığım kırlentim. Çiçeğime çok iyi bakmışım epey büyümüş ama....

20 Şubat 2011 Pazar

koltuk kırlenti-3-



Bu da üçüncü koltuk kırlentim. Nette sıkça rastladığımız kırpıntı kumaş çiçek yapımını denedim bu yastıkta. Değişik renklerde çiçekler hazırlamaya çalışıp arkadan iğne ile diktim. Çiçeklerin dallarını ise elde yaptım bu kez. Bu kadar dalı tek tek makinada yapmak daha zor geldi. Ama dal rengini birazcık açık seçmişim, uzaktan algılanmıyor.

19 Şubat 2011 Cumartesi

şikayet işe yaradı

Şikayet işe yaradı işi yaptılar nihayet. Hatta dün geldiler. Epey bir yavaş çalışıp işi akşama anca bitirseler de bu işkence bitti. Akşam şöyle bir kaba temizliğini yapıp zaten bir süredir (gelecekler diye) balkonda bekleyen çekyatı yerleştirdik sadece. Bugünde İzmir'de resmen gök delindi nasıl yağmur var. Camların iç taraflarını temizledim. Devrime raf falan yaptırdım. Şimdi perdelerini, lambasını halledeceğim ilk olarak.
Adamlar gelip yaptılar ama Çetin'e hırsım geçmedi. Gelip bir özür bile dilemedi. Gençten çocukları göndermiş çalışsınlar diye. Akşam üstü asıl ustaları geldi son kontrolleri yaptı. İş bitince kalan parayı istemiş Devrim'den. 1000 lira daha verecektik. Ben tamamını verme demiştim biraz da biz onları süründürelim. O insaflı davranıp sadece 250 lirasını bırakmış. Adam bozuldu falan. Eşim de "bakalım yaptığınız iş nasıl? sorun olursa siz gelmezsiniz. Kontrol edeceğiz" dedi. Tabi ben ordan cazgır kadın misali atıldım. Bu kadar zamandır gelmeyip, telefonlara çıkmayan adam gelsin benden özür dilesin sonra veririm dedim. Eyep bir sayıp sövdüm. Arkasına bakmadan çekip gitti adam. Bekliyorum bakalım gelecek mi Çetin beyimiz.

18 Şubat 2011 Cuma

mağdurumda mağdurum



Resmen uyuz bir penci tarafından mağdur edildim. Gördüğünüz gibi benim balkon çatısı yapılmış penleri bekler vaziyette hala. Adama ulaşamadığımdan (telefonunu açmıyor) elemanlarını taciz ediyorum sürekli. Resmen ağzımı bozdum nafile. Adalın deri bir kalın ki sormayın. Çarşamba günü aklıma geldi bayiliklerini yaptıkları pen firmasına mail attım. Dün de Ege bölge müdürlüğündeki yetkili ile konuştum. Saolsun ilgilendi. Yarın gelip yapacaklarını söyledi. Bakalım bekliyoruz.
İzmir'de oturan blogcu arkadaşlar pen taktırma ihtiyacınız olursa Limontepe'deki sahibi "Çetin" olan PVC Yapı San..... kartlı kişiye asla bulaşmayın. Cidden dipsiz kuyuya düşmüş gibi oluyorsunuz. Bize "çok iyi iş yapar" diye tavsiye edilmişti ama bir buçuk ayda iş hala yapılamadı. Ve en kötüsü dediğim gibi adam telefonlara çıkmıyor, meşgule alıyor ya da kapatıyor cebini.

Yukarıdaki kutuları ise bir gün bitecek balkonum için kapladım. Kırmızı ağırlıklı bir oda yapmak istiyorum. Hobi malzemelerimi koyacağım kutuları da kırmızı ile kapladım bu yüzden.

17 Şubat 2011 Perşembe

koltuk yastığı-2




İkinci yastığım yakma güllü. Burada gördüğüm yastıktan örnek aldım. Blogdaki yastıkları çoğu çok hoş zaten. Bence çok hoş bir kırlent oldu ancak kötü bir tarafı var. Dayanıldığı zaman güller yamuluyor. Diğerinde sorun yoktu. Oturulduğu zaman bunu hep yukarı kaldırmak durumunda kalacağım sanırım.
Yastığın nasıl yapıldığı anlaşılıyor sanırım. Üç çeşit kumaş kullandım. Çiçeklerin olduğu taraftaki aslında açık yeşil bir keten ama belli olmamış. Çiçeklerin dallarını makinayla yaptım hatta görülüyor birinde makinanın ayarını yapamamışım farklılık var. Yine fermuarlı bir kılıf ki yıkanırken kolaylık olsun.

16 Şubat 2011 Çarşamba

koltuk kırlenti-1




Koltuklarımın yastıklarını rahatlattıktan sonra süsleme amaçlı kırlentlerime de başladım. Bu birincisi. Nette çokça karşılaştığımız işlemelerden örnek aldım. Önce kağıda çizdim yaprakları, sonra kumaşıma iğneledim kağıdı. Elimde siyah biraz parlak bir ip vardı (adını bilmiyorum kağıdı atmışım) Çizdiklerimin üzerinden işleye işleye gittim. Kağıdı çekerken ipler birazcık bollaşma yaptı. Henüz yıkamadım yıkandığındaki sonucu ne olur bilemiyorum. Ama şu anda çok da kötü durmuyor.
Kumaşım keten. Koltuklarım da keten olduğu için iki çeşit keten kumaş aldım. Biri bu açık kahve gibi (ki koltuklarla uyumlu) biri de açık yeşil (duvarlarım nil yeşili) . Bu arada fermuar dikişi konusunda da kendimi kutladım açıkcası. Hiç fena olmadı. 

15 Şubat 2011 Salı

Şimdi de koltuklara el attım



İki yıl kadar önce aldım koltuklarımı. O zaman gelen misafirlerime yatacak yer olur mantığı ile biraz ağır bir şeyler almıştım. Sonradan pişman oldum ama yapacak bir şey yok artık. Bu arada koltukların arkalıklarına konan yastıklar resmen taş gibi sert. İçlerini o kadar çok süngerle doldurmuşlar ki...Onları söktüm ben de içlerini neredeyse yarı yarıya boşalttım yeniden dikip kılılarını geçirdim. Şimdi puf puf oldular. Artan süngerlerimi de süs yastıklar yaparak değerlendireceğim. Başladım bile...

Bu arada daha önceki etkinliğimizde sevgili Yelda'dan gelen yumurtalardan hala ses yok. Bir yerlerde hata yaptık sanırım.

14 Şubat 2011 Pazartesi

haftasonu Urla




Dün Urla'daydık. Havayı biraz güzel görünce sahile yürüyüşe çıktık. Deniz 3 tane köpeğin peşine takıldı, tüm yürüyüş boyunca birlikte gittiler geldiler. Artık gelse de yaz şu denizin kıyısında yürümek yerine girebilsek.

11 Şubat 2011 Cuma

ince ipten yelek




İnce ipten ir yelek bu. Gerçek rengi ikinci fotoğraftaki. İnsanın kendi kendini çekmesi ne zor. Tam istenen kare bir türlü olmuyor. Ama yelek anlaşılıyordur sanırım. Motif motif yapmıştım. Aslında bunu geçen yıl kış sonunda yaptım ama henüz giyilemedi garibim. Nedense örmesini seviyorum da iş kullanmaya gelince unutup gidiyorum örgüleri. Çekeyip paylaşayım dedim yine de.

10 Şubat 2011 Perşembe

Yatak odama tül diktim



Bu yazıda yaptığım yatak örtüsünü paylaşmıştım. O zaman yapacağım tül daha yeni bitebildi. Aslında hazır çok güzel bir tülüm var ama yatağı pencere önüne koyunca uzun geldi ve rahatsız ediyor. İlk aklımda olan iple çekerek yukarı çıkmasıydı perdenin. Onun içinden çıkamadım. Geçenlerde nette dolanırken yukarıdakine benzer modeller gördüm. Gördüklerim iki şeritliydi ama ben üç şeritli yaptım. (önce iki şeritli yapmıştım asınca duruşu hoşuma gitmedi. Yatak örtüsüne takım olsun diye de pembe renk tercih ettim.
Tülün arkası ve önüne aynı hizada pembe kurdele diktim. Altına saçak ekledim. 

9 Şubat 2011 Çarşamba

pekmezli kek

Geçen hafta kzkardeşim süpriz yapıp gelince yapmıştım bu keki. Doğaçlama oldu tamamen. İçinde hiç şeker yok, tamamen pekmezle tatlandı. Kolestrol yüzünden hayatı diyet olan annm tarafından da tadı onaylandı. (annem kilo olarak oldukça iyi olmasına karşın bir türlü kolestrol aşağı çekilemiyor. İlaç kullanmamak için de sürekli diyet yapıyor)

Kekin malzemesi bildik aslında; bir sb süt, 1sb pekmez, yarım sb sıvı yağ, kabatma tozu (vanilya özellikle koymadım), 3 yumurta, aldığı kadar un. Ceviz yoktu o gün evde fındıkla süsledim. Aslında içine ceviz konsa bence çok yakışır bu keke. 

8 Şubat 2011 Salı

bahar havası





Bugün İzmir'de tam anlamıyla bahar havası var. Geçen hafta hastalıklardan hiç dışarı çıkamadk bu haftayı iyi değerlendirmek istiyorum. Hoş Deniz'i dün acile götürdük iyice halsizleşince ama (üst solunum yolları enfeksiyonu) Yine de çocuklarla birlikte Hasanağa Bahçesi'ne gittik öğlen. Cıvıl cıvıldı park çocuk doluydu. Benimkiler biraz kuş kovaladılar, kum oynadılar...2 saat kaldık ama üçümüzede çok iyi geldi. Evin duvarlarını gör nereye kadar....Biz gripten korkmuyoruz o bizden korksun dimi ama...

Zebra el kuklası





Bu da Deniz beyimizin isteğiydi. Zebra el kuklası. Gazetelerin verdiği dergilerden birinde görmüş illa yapalım dedi. Basit de olsa bir şey aranınca bulunmaz ya. Çizgili çorabı bulmam da biraz zor oldu benim. Aslında bir de kaplanlı olacaktı ama turuncu-siyah çizgili çoraba henüz denk gelmedim.
Basit aslında. Topuk kısmının içini pamukla doldurup kulak niyetine diktik.  Siyah beyaz iple saç yaptık. Ağız ve dişle keçe ile yapıldı. Ben de şu hazır gözlerden yoktu beyazla yaptım onu da. Günlerce buldun mu çoorap diye soran çocuk Sadece yapıldığı gün şöyle bir oynadı sona bir daha eline bile almadı.

7 Şubat 2011 Pazartesi

nihayet pitonumuz




Bilenler biliyor. Ada güzelimin 6.5 metre uzunluğunda bir piton talebi vardı. Yok bu kadar büyük olmazdı olurdu derken süpriz yapayım dedim. (aslında bu süpriz yapılalı 2 hafta oldu arada kaynadı yılanımız) 2 hafta önce cumartesi günü izin aldım benim erkeklerden onlar Urla'ya gittiler ben annemle kemeraltı gezdim. Çocuksuz çocuksuz alışveriş yaptım. Akşama da eve gidip bu pitonu diktim. 3 metre bizim pitonumuz. Sabah da pitonu giriş kapısının karşısına koridora yatırdım ki kapı açılınca tepkisi ne olacak göreyim diye. (Hoş ben pazar sabahı da pazara gitmiştim geldiklerini göremedim ya neyse)
Peki tepkisi mi ne oldu? Ben neredeyse Kemeraltı'ndaki kumaşçıların tamamında yılan desenli kumaş aradım. Ada "ama anne düz kahverengi olacaktı"

Deniz'in toz alerjisi riski nedeniyle polar kumaştan da kaçındım. Penye uygun bir kumaş bulup onunla diktim. Nasıl zor oldu anlatamam. Kumaş esner, denk getirmek zor....Bir de kafa kısmını güzel yapayım diye ordan çevir burayı döndür. İç kılıf yapmamıştım gerekmez böyle atar yıkarım makinada diye. Ada kıvıra döndüre oynadıkça benim penye kumaş attı. Hadi bu seferde tek tek yeniden diktim. çok çektirdi bu piton bana çok...

Sonuç rengi nedeniyle bu yılan piton değil boğa yılanı. Yani hala yapmam gereken 6.5 metrelik bir piton talebi var:(((