.:

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Bizim yedizler....

 Geçen yayında tarlamı paylaşmıştım bu kez de bahçemden bir ıhlamur size. 5-6 yıl olmuştur bu ağacı dikeli. Abim kendisi için almış sonra ortam uygun olmayınca bize vermişti. Şu an kaç yaşında ağaç bilemiyorum ama ilk kez bu yıl ürün aldık. Yandaki inşaat ve alerjiler yüzünden ben bahçeden uzak duruyordum. Geçen akşam bir baktım üstü bir dünya çiçek dolu. (Ne ilgisiz karıyım) Bu arada tak tak bitmedi hala devam ediyor. Zeminin altına da bir kat yapılacakmış o yüzden uzuyor iş...

Neyse araştırdım çiçeklenince toplanır gölgede kurutulurmuş. Biraz topladık ama ağaçta çok var daha. 

 Bunlar da bizim yedizler. Omlet'in annesi yine doğum yapmıştı 8 mayısta. O zamandan beri yedisi de yaşıyor. Anneyi doyurmak biraz zor ama yavrularına güzel bakıyor...


23 Mayıs 2016 Pazartesi

Tarla günlüğü

 Cumartesi çocukların kursundan sonru Urla'ya gidip azıcık çimdik. Pazar ise yine tarladaydık, epey bir çalıştık. Devrim adamı dayanamamış yine ceviz ağacı ısmarlamış. Onlar ve başka ağaçlar dikildi. Dikilen her ağaç bize sulama ve çapalama olarak geri dönüyor:((( Ada güzeli babasının en büyük yardımcısı. Öbür sıpa oturmaktan sıkılıyor.....

 Neyse ekilenler büyüdükçe ise insan mutlu oluyor açıkcası. Asmalarımız meyve vermeye başladı bile.


 Cevizler aşılı chandler cinsi. Buranın iklimine uygun diye alıyoruz. Bizim tarla Çeşme-Urla arasında. Denize yakın ve sıcak...Ayrıca da rüzgarlı buralar. O yüzden normal dağlarda olanlar olmaz. Aşılı olduklarıdan mıdır nedir bir tanesinde meyve var bu yıl. Daha geçen yıl dikildi aslında. Bakalım sonuçları nasıl olacak. Hoş satın aldığımız her fidan tutmadı...

 Ben dün ot temizliği yaptım. Epey uzun otlar var tel kenarlarında. Oralara da ağaç ve asma diktiğimiz için etraflarını açmak gerekiyor. Açıkcası belim-elim koptu dün.

Tarlada daha önce aşılanmış bir armut bu yıl meyve verdi. Bekliyoruz nasıl bir cinsmiş...Dut da yedik bu yıl. Derler ya bakarsan bağ olur. O hesap emeklerimiz karşılığını bulmaya başladı artık....

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Güzel bir hafta dilerim:))))


Bu mevsimde çiçeklere yumulmuş uçucuları çok seviyorum ben. Giriyorlar içlerine pek sevimli geliyorlar bana. Bunlar birkaç hafta öncenin görüntüleri tabiki. Artık orlat, çiçekler kurumaya başladı. Böcekler ve kelebekler de çekilir yavaş yavaş. Ama merak etmeyin ben bol bol çektim:)))



 Bu vatandaş da arkası-önü görüntüsü verdi bana:)))) Hoş onun talebiyle değildi ye ben dolandım etrafında....Minicik bir şey tutunmuş yaprağa.....

Perşembe günü mezunuyetimiz var bir aksilik olmazsa. Orada çocukların portre fotolarını ve töreni çekeceğim. Onun için netten bu ara hep tüyolar okuyup duruyorum. Bir de kardeşim sünnet yapacak,  geçen gün de temizliğe gittik. Yarın yine tarlada yolları bizi bekler. Bu ara azıcık yavaşladım yani.  Cepten yiyeceğim artık. Hepinize güzel bir hafta sonu dilerim.....

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Harnuplu kek

 Yola kakaolu kek yapmak için çıkmıştım, pişen harnuplu oldu:)))

Genelde çocuklar öyle midir bilmiyorum. Benimkiler bu renk keki daha bir seviyorlar. Kakaolu yaptığımda içine bitter çikolata da koyuyorum bazen. O zaman bayılıyorlar...Geçen gün yine niyetim oydu. Ama kakao almayı unutmuşum. Harnuplu yapıverdim.

 2 yumurta, 1 su bardağından az şeker, 1 su bardağı süt, 1 çay bardağı zeytin yağı,  2 çorba kaşığı harnup tozu, 1 kabartma tozu, aldığı kadar un...

Yumurta ve şekeri iyice çırptıktan sonra sıvıları ekliyorum ben. Sonra da eleyerek tozları. Harnupu elemedim. Kalıbımı yeni aldım, pek sevdim kendisini...


16 Mayıs 2016 Pazartesi

Güzel Foça....

 Foça'ya yıllar önce gitmiştim. Eski Foça'ya tabiki. Bayılmıştım oralara. Hep aklımda bir gün orada yaşamak vardır hatta...

Dün yine Foça'daydık. Eğitim-Sen Üniversiteler Şubesi üyelerine piknik düzenlemiş biz de bu fırsatı kaçırmadık. Sazlıca Plajı burası. Deniz çok güzeldi. Millet piknik-çay demleme olaylarına girdi varır varmaz. Devrim Ada ve ben direk denize:))) Şu yukarıdaki yerden  girdik biz. Epey bir kestane var ama derin olduğu için sorun yaratmadı. Bir de ayrı bir kumsalı var (orayı çekmemişim) genelde insanlar ordan giriyorlardı denize...

 Grup güzel olunca türküler söylendi, bağlama keyfi yaşandı....

 Yarışmalar çok eğlenceliydi....



Eğitim Sen bir güzellik daha yapmış. Özlem Kılınçarslan Sözbilir'i de getirdi piknik alanına. Özlem hanım çocuklarla sohbet edip kitaplarından birer tane imzaladı onlar için.

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Kelebekler.....

 İzmir bulutlu bugün ama ben size baharın cıvıl cıvıl sakinlerini taşıyayım dedim.

Bu ara biraz fazlaca yoğunuz. Okulda 8'lerin mezuniyettöreni olacak ayın 26'sında. Onun için çalışıyoruz. Ben fotoğrafları çekeceğim. Acayip kasıldım. Hata yapmamam lazım. Çocuklar bir kez mezun olacaklar sonuçta. Ama işte bizim okulun maddi durumu biraz az bu yüzden hem yemek hem fotoğraflar fazla geleceği için bu iş bana kaldı. Yani ders çalışmam lazım....
Bu aralar hazırdaki fotolarımı paylaşırım ara ara artık. Geçen hafta tarlada epey kelebek kovaladım, stoğum fena değil...



13 Mayıs 2016 Cuma

Efes'e okul gezisi....


Ayı şapkadan alan 3 hatunu böyle çekmesem olmazdı....

 Ne zamandır 8. sınıflar için okul gezisi planımız vardı. Ya havalar iyi olmadı ya sınavlar derken nihayet dün gezimizi gerçekleştirdik. Ben gezinin fotoğrafçısı olarak bol ol çekim yaptım tabiki. Dün akşam geldiğimden beri de çektiğim onlarca fotoğrafı elden geçiriyorum...Sağ bileğin haşadı çıktı. Ama insanlar çekilenleri merak ettiği için gerekliydi bu...

Selçuk Müzesi'ndeki "oturan memur heykeli" yukarıdaki.Pek komik geldi bana, aşağıda da Artemis var....



 Şirince'de şarap tadımı yapmadan olmazdı...

 Gezide çocukları en yoran yer Efes Antik kenti oldu malesef. Çünkü öğle sıcağında gezdik, rehberimiz de çok düşüncesizdi. Güneş altında çocuklara anlattı da anlattı. Çocuklar "sussun bize yeter" demeye başladılar. Böyle olumsuzluklar olunca çocukların burayla ilgili güzel anıları da olmaz...

 Bir de Matematik Köyü vardı gezi programımızda. Orada da aksilik ya bu 4 çocuğumuzu ve 1 öğretmeni arı soktu...Onlara ilaç bulacağız, acılarını dindireceğiz derken biraz sıkıntı çektik....


 Ama gençlerimiz harikaydı. Rehberimize karşın dönüş yolunda açtırdılar müziği bir güzel eğlendiler otobüste...


11 Mayıs 2016 Çarşamba

Tarla günlüğü

 Cumartesi tarladaydık. Görüntü tam da yukarıdaki gibi. Resmen papatya tarlası olmuş bizim orası. Geçen yıl bizim talebimiz dışında sürülmüştü tarla. O yüzden böyle bir görüntü yaşamamıştık. Bu yıl görüntü güzel de insan tırsıyor azıcık. Diz boyu papatya ve otların içinde neler vardır kim bilir:)))

 Devrim'in asmaları. Pek bir ilgileniyor onlarla Valla kıskanıyorum arada itiraf edeyim. Bu yıl epey bir çoklar, bir kaç tanesinde meyvede var...

 Yan tarladan bir görüntü. Buralar denize yakın olduğu için tarla sürülürken martılar doluşuyor...

Tel kenarındaki asmalar. Tel boyu var epey. Hiç saymadım ama bu yıl dikilenlerin de çoğu tutu bakalım...

10 Mayıs 2016 Salı

Ekmek Arası


"İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım Onlardan uzak olmayı istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi."

Kütüphanede yeşil kapaklı bir kitap ararken denk geldim Ekmek Arası'na. Yukarıdaki paragrafı arka kapağında okuuduktan sonra da aldım hemen. Daha önce yazarın Factotum adlı kitabını okumuştum bu yüzden biraz zorlanırım gibi geldi. Ama yazarın ilk kitabı olan Ekmek Arası, inanılmaz keyifli bir kitap.

Charles Bukowski'nin kendini anlatıyor kitapta. Çocukluğundan gençlik dönemine kadar yaşadıkları, çektiği sıkıntılar, ailesiyle ilişkileri.....Dili çok sert. Hayata karşı sert zaten. Sanırım Bukowski'nin sert üslubunu anlamak için bu kitabı okumak gerekiyormuş. Ben yanlış kitabından başlamışım yazarın. Kesinlikle ilk okunması gereken Ekmek Arası....

"Önümde uzanan yolu görebiliyordum. Yoksuldum ve yoksul kalacaktım. Para değildi özellikle istediğim. Bilmiyordum ne istediğimi. Hayır, biliyordum. Saklanabileceğim, saklanıp hiçbir şey yapmak zorunda kalmayacağım bir yer istiyordum. Bir şey olma düşüncesi beni korkutmakla kalmıyor, hasta ediyordu. Avukat, danışman, mühendis veya benzer bir şey olmayı düşünmek bile olanaksızdı benim için. Evlenmek, çocuk sahibi olmak, aile kurumunun kafesine girmek. Her sabah aynı işe gidip akşam dönmek. Olanaksızdı. Aile pikniklerine katılmak, Noel, 4 Temmuz, İşçi Bayramı, anneler günü. Bu tür şeylere katlanmak için mi dünyaya geliyorduk? Bulaşıkçılık yapmayı, akşamları küçük odamda içki içip sızmayı yeğlerdim."

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Okuma Şenliği Bahar

Sevgili Pınar'ın düzenlediği Okuma Şenliği Bahar 2016'nın ilk yarı karnesini verelim artık. 21 Mart tarihinde başlamıştık okumaya. Bakalım ben neler okumuşum?


2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya manga veya foto roman.
Teksas23/Esse Gesse/ Hozcomics/ 225 sayfa

3. Kategori (10 puan): Yaşanmış bir savaşı anlatan bir tarih kitabı veya olayların yaşanmış bir savaş döneminde geçtiği kurgusal bir roman.
Sevdalinka/Ayşe Kulin/ Remzi Kitabevi/309 sayfa

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Bizim Köy/Mahmut Makal/ Literatür/ 166 sayfa

7. Kategori (10 puan): "Kadın" temalı bir kitap.
 Şarap Kadın/ Ulviye Alpay/ Hera yayınları/ 525 sayfa

9. Kategori (10 puan): Gilmore Girls listesinden bir kitap. (Listeye buradan erişebilirsiniz) Muhteşem Gatsby/ Scott Fitzgerald/ Ağaoğlu Yayınevi/ 200 sayfa

12. Kategori (10 puan): Kitap Ağacı'nın aylık kitaplarından veya herhangi bir Kitap Ağacı Kulübü tarafından Bahar Okuma Şenliği sırasında okunacak bir kitap.
Sevgili Arsız Ölüm/Latife Tekin/Adam Yayınları/218 sayfa (Modern zamanların seçimi)

 18. Kategori (Her kitap 10 puan, 3 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 50 puan)Olayların geçtiği yerin kitabın isminde yer aldığı üç kitap.
İstanbul Kırmızısı/Ferzan Özpetek/ Can yayınları/ 137 sayfa

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): Kapağındaki baskın rengin kırmızı ve mavi ve yeşil olduğu birer kitap. (Her renkten bir kitap okumanız gerekiyor).
Kırmızı-
Stajyer/ Saıra Rao/ Altın Kitaplar/352 sayfa
Mavi-
Ecce Homo Kişi Nasıl Kendisi Olur/ Felsefe Klasikleri/ 130 sayfa
Yeşil- 
Ekmek Arası/ Charles Bukowski/ Metis Edebiyat/ 223 sayfa

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Çikolata/ Joanne Harris/ Altın Kitaplar/ 319 sayfa
Fotoğraftaki Kadın/ Hakan Yaman/ Doğan Kitap/ 234 sayfa
Yaşam Bir Korku Filmidir/ Farah Yurdözü/ Altın Kitaplar/ 207 sayfa
Göçebe/ Jamil Ahmad/ Sonsuz Yayınevi/ 256 sayfa

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap Listesinden dört kitap. (Listeye buradan erişebilirsiniz)
Sineklerin Tanrısı/ William Golding/ İş Bankassı Yayınları/ 261 sayfa
Dorian Grey'in Portresi/ Oscar Wilde/ Varlık Yayınları/ 231 sayfa
Damızlık Kızın Öyküsü/ Margaret Atwood/ Afa Yayınları/352 sayfa
Kalpazanlar/ Andre Gide/ Can Yayınları/ 396 sayfa

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
En Mavi Göz- Toni Morrison/ Can yayınları/ 192 sayfa

19 kitap 4933 sayfa okumuşum....

190+90+49 eşittir  329