.:

7 Aralık 2017 Perşembe

Okuma Şenliği Güz bitti....

 Bu havalarda yapılacak en güzel şey evdeki ısı kaynağına yakın oturup kitap okumak sanırım.Ben fazlasıyla severim bu keyfi. zaten soğuklarla aram yok. En azından böyle katlanayım. Ve okuya okuya bir Okuma Şenliğini daha devirdik. Öyle alışmışım ki yenisini pek bir hevesle bekliyorum. Hoş bu kez listeyi tamamlayamadım ya olsun...


1. İsminde güze ait bir kelime olan/olayların güz ayında geçtiği bir kitap.
Sonuncu Sonbahar/Pınar Kür/Can Yayınları/284 sayfa

2. Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazardan bir kitap.
Nil'in Üç Çocuğu/ Necip Mahfuz/ İnsan Yayınları/189 sayfa

5. Adında ya da konusunda bir meslek geçen bir kitap.
İyi Doktor/ Damon Galgut/ YKY/250 sayfa

9. Polisiye veya gerilim türde bir kitap.
Kasaba/Trevanian/  e yayınları/ 304 sayfa

10. İsminde bir hayvan adı geçen bir kitap.
Güvercinler Arasında Bir Kedi/ Agatha christie/ Altın Kitaplar/ 301 sayfa

11. İsminde zıt anlamlı kelimelerin olduğu iki kitap.
Bir Başka Yaza Doğru/ Janet Frame/YKY/ 208 sayfa
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi/ Ayfer Tunç/ Can Yayınları/ 464 sayfa

12. Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap.   
Fi/ Azra Kohen/ Destek yayınları/598 sayfa
Çi/ Azra Kohen/ Destek Yayınları/318 sayfa

13. Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.
Yalnız Kartal/ Danielle Steel/ Altın Kitaplar/ 382 sayfa (YK)
Yaban/ Yakup Kadri Karaosmanoğlu/ İletişim/ 254 sayfa(TE)
Korsan Çıkmazı/ Nezihe Meriç/ YKY/ 154 sayfa (TK)
Acele koca Aranıyor/ Giovanni Guaresch/Mizah Yayınları/198 sayfa

13 kitap 3904 sayfa

5 Aralık 2017 Salı

Acele Koca Aranıyor


Yine bilmediğim bir yazardan çok keyifli bir kitap daha. Okuma Şenliği için hiç okumadığım bir yabancı yazardan kitaba ihtiyacım vardı. Kütüphaneye gitsem sorun değil, raflardan bakıp seçiyorum ama her zaman gitmek mümkün olmuyor. Devrim uygun değilse (bana vermiyorlar sadece personele veriliyor malesef) o arada alıp geçiyor. Ben de kendimce bir teknik geliştirdim. Bilgisayardan kütüphanenin sayfasına giriyorum, bir anahtar kelime seçip çıkan kitaplara bakıyorum. Bu kitap için 'kocaman' anlamında koca demiştim karşıma Acele Koca Aranıyor çıktı. Yazarı Giovanni Guareschi. Hiç tanımıyorum gayet uygun yani...
Kitap ölmüş kardeşinin ailesine bakan amcanın yeğeninden 2 gün içinde bir koca bulmasını istemesiyle başlıyor. Ama aile dediysek öyle 1-2 kişi değil. İş güç yapmak istemeyen tüm sülale. Mirası ve hatta geçimlerini sağlayabilmek için amcanın bağladığı maaş bu evliliğe bağlı. Biraz saçma biraz komik olaylar da böylece başlıyor.

Giovanni Guareschi, İtalyan gazeteci, karikatürist ve mizah yazarı imiş. Netten araştırdığıma göre de epey kitabı var. Bu kitabın yeni baskısı yoktur haliyle. Benim okuduğum 1983 yılına aitti. Ama ikinci el satan yerlerde vardır diye düşünüyorum.

1 Aralık 2017 Cuma

Havalar soğumuşsa madem....

 Havalar iyice soğudu artık. İzmir bile üşümeye başladı. Benim en sevmediğim aylar. Soğuk hiç bana göre birşey değil. Islak, rüzgarlı, çamurlu....yani süper belediyelerimiz olduğu için bastığınız kaldırım taşı sizi ıslatabilir, yoldan geçen arabalar zaten bu konuda uzmandır...

 Benim Denizimin güzel gülüşüyle deniz altı fotoları paylaşayım o zaman ben...





29 Kasım 2017 Çarşamba

Cevizli sucuk yapımı


Bu ara bloğumdan biraz uzak kaldım. Hem evdeki işler hem de ara ara Urla'ya gidip gelme hem de ne bileyim yazasım gelmedi hiç...dönüşüm bir sağlıklı bir mamayla olsun bari.
Yeni değil yapalı 15 gün olmuştur aslında. Pinterestte dolanırken buradaki tarife denk geldim. Yaparım ben bunu deyip cevizleri ipe dizmeye başladım. Cevizleriniz kesinlikle taze olsun değilse iğneyi geçirirken kırılıyorlar. Tecrübeyle sabit:))

1 su bardağı üzüm pekmezi (biz yapmıştık)
1 su bardağı şeker (ben biraz azalttım)
1 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay kaşığı yenibahar (yoktu eklemedim)
2 su bardağı su
Orjinal tarife ek olarak 2 kaşık kadar keçiboynuzu unu da ekledim ben.

Tüm malzemeyi karıştırıp pişirdiğinizde oldukça yoğun bir şey çıkıyor ortaya. İpe dizdiğiniz cevizleri bu bulamaca batırıp asıyorsunuz. Bu kadarcık işte...Benim 1 kez batırmam yetti. Tarifi aldığım blogda 2 kez de batırılabileceği belirtilmiş. Belki keçiboynuzu unu kıvam vermiştir benimkine.
,


Ben mutfağımda baharat kavanozlarını koyduğum standa astım. İlk anda altına tepsi koydum ama kısa süre damladı. 1 hafta beklettim bu şekilde.


27 Kasım 2017 Pazartesi

Çift Fonksiyonlu Derin Dondurucu

                                                       

İlk önce çift fonksiyonlu derin dondurucunun ne demek olduğu ile başlayalım, zira ilk duyduğumda ne anlama geldiğini ben de anlayamamıştım. Klasik derin dondurucular sadece “derin dondurma” yapıyor, yani içlerindeki tüm gıda ve besinleri -16 / -24 arasındaki bir sıcaklıkta depoluyor. Bunun avantajı, bu sıcaklıkta hemen tüm besinlerin kullanım ömürlerinin son derece uzun olması. Yani yazın dondurduğunuz bir gıdayı, kışın ilk günkü tazeliği ile tüketebiliyorsunuz. Ancak derin dondurma uzun süreli bir çözüm ve kısa sürede tüketmeniz gereken gıdalar için yeterince pratik değil. Aynı şekilde, su oranı yüksek besinler (karpuz, üzüm, vs.) derin dondurma işlemi için pek uygun değil, zira içlerindeki su kristalleşiyor ve gıdanın lezzeti bundan etkileniyor. Bu türden gıdalar için derin dondurucu değil, “soğutucu” kullanmak gerekiyor.

İşte çift fonksiyonlu derin dondurucu modelleri, tam olarak bu işe yarıyor. İstediğiniz zaman soğutma, istediğiniz zaman da derin dondurma yapıyorlar. Bu yüzden, kelimenin tam anlamıyla her besin türü ve her depolama amacı için uygunlar. Ancak, piyasada kaliteli bir çift fonksiyonlu derin dondurucu modeli bulmak oldukça zor. İşte bu nedenle uzun araştırmalardan sonra Uğur Soğutma’ya ait UED 7246 DTK modelinde karar kıldım. Uğur Soğutma’nın bu sektörde 60 yılı aşkın bir deneyimi var ve gerçeği söylemek gerekirse, kayda değer bir rakibi de bulunmuyor. Nitekim UED 7246 DTK’yı birkaç aydan bu yana kullanıyorum ve son derece memnun kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Her şeyden önce, bu bir dikey derin dondurucu model. Yani görünüm ve kullanım olarak klasik buzdolaplarına benziyor. 261 litre brüt iç hacmi var ve en kalabalık aileler için bile fazlasıyla yeterli. Derin dondurma, soğutma ve sıfır derecede saklama özellikleri bulunuyor. Besinlerinizi kullanılan moda göre +3 / -24 sıcaklık aralığında depolayabiliyorsunuz. No frost özelliğine sahip olan çift fonksiyonlu derin dondurucu, aynı zamanda A+ enerji sınıfına ait, yani çok az elektrik harcıyor. Ön kapağı üzerinde bir LED ekran var ve tüm ayarları (kapağını açmaya gerek kalmadan) bu ekranı kullanarak yapabiliyorsunuz. Ben Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasını kullanarak satın aldım (https://satis.ugur.com.tr/) ancak Türkiye çapındaki bayilerden de alabilirsiniz. Bir derin dondurucu almaya niyetliyseniz, çift fonksiyonlu bu modele muhakkak bir göz atmanızı öneriyorum, kesinlikle pişman olmazsınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Kasım 2017 Perşembe

.....

 Dedemizi kaybettik pazartesi günü. Çok ani oldu. Ada ve Deniz'in dedeleriyle güzel anıları oldu. Belki de tek teselli bu. Hoş şu an ikisi de duygularını açık etmiyor, konuşmayı istemiyorlar. Ve Urla'ya gitmeyi de. Ama zaman içinde güzel anılarıyla anımsamayı öğreneceklerdir..

 Devrim'in babası aslınrda 3 yıl önce lenfoma olmuş ama atlatmıştı. Geçen haftalarda karın ağrısıyla gittiği hastanede midesinde su toplandığı tespit edildi. Malesef bir hafta içinde yaşamını yitirdi. Daha patoloji sonuçlarını bile bugün aldık.  Hızlı ilerleyen bir mide kanseri türü imiş...


17 Kasım 2017 Cuma

Sonbahar

 Fotoğraf arşivimdeki eksiklerden biri sonbahar kareleri. Şöyle içime sinecek bir kare çekemedim henüz. Bu zamanlar bizim okul-sınav dönemlerimiz çünkü. Çocuklar çıkıp gezmek istemiyor, ben gideyim desem "aklımız kalır" diyorlar...bu yıl üstüne tarlada geçen yıl yaptığımız sulama havuzunu bir duvarı yıkılmıştı onun tamiri uzadı. Neyseki etraftaki bazı ağaçlar böyle güzelleşmişte biraz çekim yapabildim geçen hafta.




13 Kasım 2017 Pazartesi

Fidel'in Yüzünden

Bu aralar hayatın günlük rutinleri dışında en çok yaptığım kitap okumak ve film izlemek. Akşam çocuklar ders çalışırken ya da tvde başka birşey seyredilirken odama geçip laptoptan filmlere dalıyorum resmen.
Sürekli takıldığım sitede film beyenemeyince dün netten "mutlaka seyredilmesi gereken filmler" diye arattım. Karşıma çıkan listeden Fideli'in Yüzünden filmini seçtim. Sadece afişine bakarak, küçük kızın ifadesi seçtirdi filmi. 2006 yapımı imiş ama ben daha önce duymamıştım. 

Konusu siyasi aslında. 1970 yılında İspanya'dan kaçan bir avukat ve gazeteci eşi 2 çocukları ile biraz burjuva bir hayat yaşıyorlar. Avukatın İspanya'dan gelen aktivist kızkardeşi, bir dönüm noktası oluyor ve 2 ebeveyn hayatlarını tamamen değiştiriyorlar. Önce büyük bahçeli evleri, rahat yaşantıları gidiyor. Anna'nın bu duruma tepkisi, daha 10 yaşında komünizmle tanışması, anne-babası ve farklı düşünen diğerleri arasında kalışları....

Film genel olarak çok güzel ama konusunu düşününce anne ve babanın ani değişimi 2 küçük çocuğun algılayamayacağı kadar keskin. Anna, Katolik okulundaki din derslerinden alınmış, evleri "tuhaf sakallı adamlar" tarafından Salvador Allende'nin Şili'deki rejimini destekleyici uzun siyasi tartışmalar yapmak için kullanmaya başlamıştır. Anna’nın, büyükannesiyle girdiği şu diyalog mesela diyalog;

Anna: Kim bu komünistler?
Büyükanne: Öğrenciler, işçiler, diğerleri gibi insanlar.
Anna: Peki ama ne istiyorlar?
Büyükanne: Her şeyi. Evimizi, üzüm bağlarımızı, paramızı, kıyafetlerimizi, oyuncaklarını.
Anna: Neden?
Büyükanne: Sanırım bizi sevmiyorlar.

Anna karakterini canlandıran Nina Kervel-Bey'in performansı muhteşem. Netten baktığım kadarıyla başka filmde oynamamış.


Filmi daha iyi anlamak için dönemi de iyi bilmek gerekiyor tabiki. Açıkcası ben o konuda eksiğim. Biraz okusam dönemi iyi olacak o yüzden...

9 Kasım 2017 Perşembe

İnciraltı

 Geçenlerde Devrim'in kuzeninin bizi ziyarete gelmesini fırsat bilip İnciraltı'nı gezdik. Fotoğraf çekme anlamında İzmir'de en sevdiğim yerlerden biri İnciraltı. Hafta sonarı biraz fazlaca kalabalık oluyor ama olsun. Yolunuz buralara düşerse es geçmeyin derim ben.

 Biraz ağlarını tamir eden balıkçılarla sohbet ettik, kuşları kedileri çektik. Pırıl pırıl güneşten bol bol yararlandık.



 Şu renkli fularla (yansıma çekmekti amaç) çocuklar poz vermeyince Devrim geçti ama estetik değil komik oldu kare tabiki...



6 Kasım 2017 Pazartesi

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi





Bu güne kadar okuduğumm en ilginç kitaplardan biri Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi. Kitap yaklaşık 500 sayfa ama başladığı zamanda bitiyor. Aradaki onca sayfada ise neredeyse 200 yıl geriye gidip bugüne dönüyoruz sık sık.

Kimler yok ki kitapta. Saymayı deneyen var mı bilemiyorum. (Şimdi yazarken meraktan baktım. Bir yerde ünlüler hariç 306 karakter yazıyordu) Bu kadar çok karakterin ve mekanın olduğu hikayede yazar, bir kez bile teklememiş, olayları karıştırmamış. Ve okurken de o kadar rahat keyifli aynı zamanda.

Kitabın kahramanları hem birbirinden bağımsız zaman ve yerlerdeler hem de bir şekilde bir bağları var. Ne bölüm ve ne kısım. Sanki çalakalem yazılmış gibi ama aynı zamanda zeka fışkırıyor. Bir ara "acaba nerede bağlanacak bu kitap" diye sıkılsam mı diye bile düşündüm ama sayfayı çevirip de sona geldiğimde "nasıl yani bitti mi?" dedim sesli olarak.

Öyle bir kitap işte. En azından bana göre.