.:

17 Kasım 2017 Cuma

Sonbahar

 Fotoğraf arşivimdeki eksiklerden biri sonbahar kareleri. Şöyle içime sinecek bir kare çekemedim henüz. Bu zamanlar bizim okul-sınav dönemlerimiz çünkü. Çocuklar çıkıp gezmek istemiyor, ben gideyim desem "aklımız kalır" diyorlar...bu yıl üstüne tarlada geçen yıl yaptığımız sulama havuzunu bir duvarı yıkılmıştı onun tamiri uzadı. Neyseki etraftaki bazı ağaçlar böyle güzelleşmişte biraz çekim yapabildim geçen hafta.




13 Kasım 2017 Pazartesi

Fidel'in Yüzünden

Bu aralar hayatın günlük rutinleri dışında en çok yaptığım kitap okumak ve film izlemek. Akşam çocuklar ders çalışırken ya da tvde başka birşey seyredilirken odama geçip laptoptan filmlere dalıyorum resmen.
Sürekli takıldığım sitede film beyenemeyince dün netten "mutlaka seyredilmesi gereken filmler" diye arattım. Karşıma çıkan listeden Fideli'in Yüzünden filmini seçtim. Sadece afişine bakarak, küçük kızın ifadesi seçtirdi filmi. 2006 yapımı imiş ama ben daha önce duymamıştım. 

Konusu siyasi aslında. 1970 yılında İspanya'dan kaçan bir avukat ve gazeteci eşi 2 çocukları ile biraz burjuva bir hayat yaşıyorlar. Avukatın İspanya'dan gelen aktivist kızkardeşi, bir dönüm noktası oluyor ve 2 ebeveyn hayatlarını tamamen değiştiriyorlar. Önce büyük bahçeli evleri, rahat yaşantıları gidiyor. Anna'nın bu duruma tepkisi, daha 10 yaşında komünizmle tanışması, anne-babası ve farklı düşünen diğerleri arasında kalışları....

Film genel olarak çok güzel ama konusunu düşününce anne ve babanın ani değişimi 2 küçük çocuğun algılayamayacağı kadar keskin. Anna, Katolik okulundaki din derslerinden alınmış, evleri "tuhaf sakallı adamlar" tarafından Salvador Allende'nin Şili'deki rejimini destekleyici uzun siyasi tartışmalar yapmak için kullanmaya başlamıştır. Anna’nın, büyükannesiyle girdiği şu diyalog mesela diyalog;

Anna: Kim bu komünistler?
Büyükanne: Öğrenciler, işçiler, diğerleri gibi insanlar.
Anna: Peki ama ne istiyorlar?
Büyükanne: Her şeyi. Evimizi, üzüm bağlarımızı, paramızı, kıyafetlerimizi, oyuncaklarını.
Anna: Neden?
Büyükanne: Sanırım bizi sevmiyorlar.

Anna karakterini canlandıran Nina Kervel-Bey'in performansı muhteşem. Netten baktığım kadarıyla başka filmde oynamamış.


Filmi daha iyi anlamak için dönemi de iyi bilmek gerekiyor tabiki. Açıkcası ben o konuda eksiğim. Biraz okusam dönemi iyi olacak o yüzden...

9 Kasım 2017 Perşembe

İnciraltı

 Geçenlerde Devrim'in kuzeninin bizi ziyarete gelmesini fırsat bilip İnciraltı'nı gezdik. Fotoğraf çekme anlamında İzmir'de en sevdiğim yerlerden biri İnciraltı. Hafta sonarı biraz fazlaca kalabalık oluyor ama olsun. Yolunuz buralara düşerse es geçmeyin derim ben.

 Biraz ağlarını tamir eden balıkçılarla sohbet ettik, kuşları kedileri çektik. Pırıl pırıl güneşten bol bol yararlandık.



 Şu renkli fularla (yansıma çekmekti amaç) çocuklar poz vermeyince Devrim geçti ama estetik değil komik oldu kare tabiki...



6 Kasım 2017 Pazartesi

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi





Bu güne kadar okuduğumm en ilginç kitaplardan biri Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi. Kitap yaklaşık 500 sayfa ama başladığı zamanda bitiyor. Aradaki onca sayfada ise neredeyse 200 yıl geriye gidip bugüne dönüyoruz sık sık.

Kimler yok ki kitapta. Saymayı deneyen var mı bilemiyorum. (Şimdi yazarken meraktan baktım. Bir yerde ünlüler hariç 306 karakter yazıyordu) Bu kadar çok karakterin ve mekanın olduğu hikayede yazar, bir kez bile teklememiş, olayları karıştırmamış. Ve okurken de o kadar rahat keyifli aynı zamanda.

Kitabın kahramanları hem birbirinden bağımsız zaman ve yerlerdeler hem de bir şekilde bir bağları var. Ne bölüm ve ne kısım. Sanki çalakalem yazılmış gibi ama aynı zamanda zeka fışkırıyor. Bir ara "acaba nerede bağlanacak bu kitap" diye sıkılsam mı diye bile düşündüm ama sayfayı çevirip de sona geldiğimde "nasıl yani bitti mi?" dedim sesli olarak.

Öyle bir kitap işte. En azından bana göre.

3 Kasım 2017 Cuma

Martılar...


Geçen hafta sonu misafirim vardı. Onu da bahane ederek İnciraltı planı yaptım. Bu ara tarla, kış hazırlıkları derken doğru dürüst fotoğra çekememiştim. Misafirim de yeni makina aldı o da çekim yapmak istiyordu. İyi seçim olmuş. Hava mis gibiydi. Hem yürüdük, gezdik hem çekim yaptık...
En sevdiklerimden martıların da olabildiğince fotoğrafını çektim bu arada...




31 Ekim 2017 Salı

Odun diliminden mumluk var bu kez


Odunlar diliminden bir mumluk yaptım bu kez. Aslında epey bir zaman olmuştu ama şu minik mumları nereye koyduğumu unutmuştum. Yakıp fotoğraf çekeceğim ya, mumsuz olmuyor işte...

Biraz büyükçe bir dilim bu. Kuruma aşamasında birazcık da çatladı. O delikleri Devrim'e açtırdım. Delik açma işinin üzerinde biraz daha çalışmak lazım sanki.
Havya ile çizdiğim desenleri yaktım, içlerini permanent kalemle boyadım. Çıkmıyor bu kalem. İnce işlerde iyi oluyor.



 Bu da mumlu hali. Dediğim gibi delik işini daha iyi yapmalıyız. Sanırım doğru ucu bulamadık biz...


27 Ekim 2017 Cuma

En son sualtı çekimleri


En tazesinden su altı fotoğrafları var bugün. Geçen pazar günü Urla'da denize girdik.Cumartesi yine tarlada çalıştık, akşam Urla'da kaldık. Pazar günü de öğlen sıcağında iskeleden biraz yüzeriz diye gittik. Az da olsa denize girenler vardı. Su soğuktu ama girilmeyecek kadar değil. Hoş Deniz'in girmesiyle çıkması bir oldu ya Devrim ve Ada ile epey yüzdük.
 Deniz bu zamanlar daha bir berrak oluyor. Dalga da yoktu mis gibiydi. Ödevler ve eve dönme sorunsalı olmasa şöyle çıkıp ısınıp birkaç kez girilebilirdi aslında. Neyse buna da şükür diyorum ben...




26 Ekim 2017 Perşembe

Narsal faaliyetler


Bu hafta narlı faaliyetler içindeyim. Urla'da nar ağacı var ve her yıl organik nar yeme şansımız oluyor. Bu yıl Almanya'daki komşularının bahçesindeki narlar da toplanacakmış. Malum yemesi zor bir meyve. Elimde biraz fazla kalınca napsam derken nar sirkesi aklıma düştü. Netten araştırınca epey yapan olduğunu gördüm.  Fotoğrafta sarımsı görünen ilk yaptığım. Tatlı nardan ayıklamıştım. Komşularında ekşi nar var ondan yaptıklarım nedense daha açık renkler ki ben onun renk vereceğini düşünmüştüm.
Ben narları ayıkladım içine içme suyu ekledim. Tariflerde genelde sirke anası (ev yapımı sirkenin üstünde biriken bir made) denen şey kullanılıyor ama bu ilk sirke de mümkün değil. Biraz sirke ve çiğ nohut attım. Bakalım sonuçları nasıl olacak.

Benim sirkeyi Facedeki bahçe grubunda paylaşınca 'nar likörü' önerisi geldi. Hiç likör denemem olmadı. Eh onu da deneyelim bakalım dedik. 6 tane narı ayıkladım. Kabuğuyla yapan da var ama acı olur mu bilemedim öyle. İçine 2.5 su bardağı şeker, dal tarçın ve karanfil attım. Cin ya da votkayla yapanlar çoğunlukta likörü, bizde etil alkol vardı. Onunla da oluyormuş. Ama alkol oranı yüzde 96 olduğu için su ile seyreltmek gerekiyor. O işi Devrim'e bıraktım. Şimdi en az 2 ay bekleyecek sanırım.
Artık sonuçları birkaç ay sonra göreceğiz...

23 Ekim 2017 Pazartesi

Mantardan nihaleler...


Şarap mantarlarından nihalelerim var sırada. Bence çok kullanışlı. Yüksek diye rahat olur mu olmaz mı tereddütü yaşamıştım ama iyi oldular. Özellikle verevine olanı çok sevdim ve kullanıyorum.
Ben silikon tabancası ile yapıştırdım. Çok seviyorum bu aleti. Rahat ve pek çok işte işe yarıyor. 



20 Ekim 2017 Cuma

Denizin altı yine yeniden.....

 Geçen cumartesi ciddi ciddi niyetlendik denize gidecektik. "Hadi tüm gün gereksiz. Cumartesi tarlada çalışır, pazar günü Urla'da bir kaç kez dalıp çıkarız dedik. Dedik ama tarlada ben üşütmüşüm fena hastalandım. Akşamına gittiğimiz bir arkadaşın bahçesinde trambolin vardı. Deniz, bir kaç saat o rüzgarda oynayınca halloldu. Ada da kıyısından azıcık...
Sonuç tabiki deniz hayal oldu...

Neyse ceptey yiyeceğiz yine. Bunlar Urla'dan kareler. İskelede denizin altında bu demir şey vardı. Fotoğraf çekmek için iyi ama maskesiz girenler için tehlikeli. Çok derinde değil çünkü. Hatta Devrim'e şöyle bir daha dal deyip durdum adamın ayağı da çizildi...


 Su kaldırdı. Aslında amacım tam oturtarak çekmekti. Şöyle dalan fit hatun modelim olsa hiç fena olmayacak:)))))

Su altı kamerasıyla sahil ve günbatımı böyle göründü...