18 Aralık 2014 Perşembe

Minik el arabalarım...


Tarla minyatürüm için ilk yaptığım parça el arabasıydı. Büyük olan. Ama tarla şekillendikçe bizim el arabasının büyüklüğü ardiye ile eşit oldu. Biraz daha miniğini yaptım ben de..

Çocuklar pek iyi takip ediyorlar benim bu minyatür maceramı. Deniz acımasızca eleştiriyor hatta..El arabalarınında tekerleği dönmüyormuşmuş...Durun daha yeni girdim bu yollara dimi ama. Oda başka bahara olur inşallah...

17 Aralık 2014 Çarşamba

Kitaplarla dolu bir çekiliş


Kitaplarla dolu bir çekiliş:)) Kitaplar güzeldir herkes okumalı dimi. İlknur'un da güzel bir çekilişi var. Merak ediyorsanız ayrıntılar burada...

Bir kedi, Bir Adam, Bir Ölüm


Yazarlık vasıflarını geç farkettiğim birisi Zülfü Livaneli. Eskiden hiç bir kitabını okumamıştım şimdi ise çoğundan büyük keyif aldım okuduklarımın. Bu aralar Dokuz Eylül'ün kütüphanesi takıldık Devrim'le. Epey bir kitap alıp okudum oradan. Çerezlik dediğim kitaplar bulunmuyor ama özellikle klasikler, değerli yazarların kitapları mutlaka oluyor. Bir seferde 5 kitap birden alabiliyor Devrim iyi oluyor yani...

Yalnız şu günlerde gözlerim numara çıkartmaya başladığı için biraz azalttım okumalarımı. Ben gözlerimi geçmişte 2 kez çizdirdim. 5.25'ti numarası, operasyonlardan sonra sıfırlanmıştı. Birkaç aydır bir flulaşma başlamıştı sanki attı azıcık:(( Yeniden gözlüklenmek kabusum benim. Napcam bakalım. Okumayı bırakmak da istemiyorum şimdilik azaltma yoluna gitttim...

Kitaba gelince. Değişik bir yazımı var romanın. Hem yazar anlatmış kahramanı, yaşadıklarını hem de olayın kahramanı yazarı düzelterek kendini anlatmış. Türkiye'deki baskı ve işkencelerden kaçan Sami'nin, mülteci olarak yaşantısını öğrenirken gel gitlerle ülkedeki baskının şiddetini de yaşıyoruz.

 
Kitap arkası;

Sıcak ülkelerinden, Stockholmun kar altındaki caddelerine ve buz tutmuş göllerine savrulan siyasi mülteciler. Yaşamı paramparça olmuş Saminin, bir Kuzey hastanesinde önüne çıkan yaşlı bakan. Bir cinayet planı ve Saminin yaşamını etkileyen bir kedi. Çevresindekileri kendisine aşık eden Şilili bir genç kız; yakıcı öfke nöbetlerine kapılan güzel Clara. Bir uzay istasyonu kadar garip ve uzak buldukları iklimde kıvranan, acı çeken, kıskanan, cinsellikle avunmaya çalışan ve öç alma hayalleri kuran insanların romanı. Sami, Clara, Juan Perez, Rıza, Garcia, Adil ve Yorikonun hikâyesi, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir derinlik ve elinizden bırakmayı olanaksız kılacak, soluk kesen bir kurguyla anlatılıyor.

16 Aralık 2014 Salı

Fakir Baykurt


Ben tam bir Fakir Baykurt hayranıyım sanırım. Hani öyle illa şu yazarı okuyayım bunu okumam gibi takıntılarım yoktur ama Fakir Baykurt'un hangi kitabını okuduysam inanılmaz bir tat aldım..Son zamanlarda da 3 kitabını bitirdim. Nasıl güzel yazıyor adam, dünü değil bugünü anlatıyor sanki..


Ankara'nın Dökülcek Köyü'nden Yaşar'ın hikayesini okuyoruz bu kitapta. Yaşar'ın kendi tuttuğu ve yetiştirdiği bir kekliği var. Öyleki keklik kedi köpek gibi alışmış Yaşar'a. Malum bir Amerikancılık hastalığımız var ya. O dönemde de Amerikalıların yeni yeni keşfetmeye başladığı günler ülkemizi. Köylerde avlanıyorlar. Bir yabancıda keklik avını seviyor. Keklik avı içinse iyi öten keklik gerekirmiş...
Eee ben anlatmayayım bütün hikayeyi okuyun okumadıysanız henüz. Ama bir dede varki yok böyle biri..



İçinde güzel hikayelerin olduğu bir kitap...



Susuzluktan kavrulan Kantarma Köyü ve yine bilinçsizlik yine cahillik....Bir gün, köy muhtarı Musa ile dostu Hıdır, cahil cesaretiyle Büyük Başkan'ın karşısına çıkarlar ve onun köylerini ziyaret etmesini sağlarlar. Hıdır kuyu ister köye, su gelsinki eksinler doğa yeşersin. Köy imamı kuran kursu açılmasını ister. Kurs hemen açılır. Kuyu için giderler gelirler sürekli şehre. Sonunda bir mühendis gelir ama işte...Kuyu da açılır nihayet suyu acıdır....Bir de üstüne bir ot kaplar ki köyü birer birer herkes gitmeye başlar.

Zamanında kuyu açılsın diye Hıdır ve muhtarı destekleyenlerde iyilik olsun diye tarlalarını alırlar yok pahasına. Zaten işe yaramıyordur. İyiliktir amaçları...Sonra devletin tüm imkanları devreye girer tatlı su çıkan kuyular açılır, yabani otlar temizlenir, uzun vadelerde krediler açılır....


15 Aralık 2014 Pazartesi

Kıl testere ile kızak


Biraz çocuklara oyuncak olsun biraz da eve yeniyıl ruhunu getirsindiye kızak yaptım. Henüz Noel Baba'sı yok. Evde hiç yokmuş, yapacağız onuda...


Parçaları tek tek kıl testere ile kesip yapıştırdım. Kuruduktan sonra boyadım. Deniz'in zevkine göre incik boncukla süsledik kızağımızı...


Evde milyon tane oyuncak arasında sanırım geyik sadece peluştanmış. Onu da taktık kızağımızın önüne.
Sabah Deniz elinde uçuruyordu bunu:)))