19 Eylül 2014 Cuma

Mumlara peçete transferi



Arşivde aralarda kalmış bir çalışma. Epey zaman önce yapılmıştı. Evdeki büyük mumları peçete ile süslemiştim. Uzay temalısı çocuk odası için olmuştu. Malum odaları uzay temalı. Meyvelisi mutfakta, güllüsü ise aynı peçete ile kaplanmış sehpanın üstünde....

18 Eylül 2014 Perşembe

Irazca'nın Dirliği


Yılanların Öcü kitabının devamı Irazca'nın Dirliği. Açıkcası ben bilmiyordum Yılanların Öcü'nün devamının olduğunu. Geçenlerde yaptığım bir sahaf ziyaretinde denk geldim ve aldım kitabı. Hemen okudum tabiki.

Burdur’un Erle çukuru bölgesindeki Karataş Köyü'nde geçiyor hikaye. Kara Bayram'ın oğlu Ahmet'e yapılan cinsel taciz ve beraberinde gelişen olaylar var romanda. Yılanların Öcü'nü okuduysanız oradan anımsarsınız Kara Bayram'ı ve anası Irazca'yı....Fakir Baykurt'u seviyorum ben. Ve yavaş yavaş tüm kitaplarını kitaplığıma ekliyorum:)))

Bu arada yeni dönemde Yılanların Öcü dizi olmuş. Geçenlerde denk geldim şöyle bir 5-10 dakika kadar baktım diziye. Daha yeni okumama karşın kitabı mı anımsamıyorum oldum...Romanla dizinin uzaktan yakından alakası yok. Romanda anlatılan evler yok dizide, hatta çelik çaydanlık gördüm!!! Bir de kadınların özellikle genç kızların makyajı...Kadınlar tarlada uğraşmaktan günlerce banyo yapmaya vakit bulamıyor değilki bu şekilde boyansınlar....Yazık etmişler böyle bir hikayeye bence...

Güzel kokulu kitaplar


Kitaplarım ve Ben çok güzel 2 kitap hediye ediyor. İlgilenenler buraya bir tık lütfen....

17 Eylül 2014 Çarşamba

Ateş ve Kılıç


Ateş ve Kılıç, 17'nci yüzyıldaKırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı anlatıyor. Kitabın ilk yayınlanış tarihi 1883. Bizden uzak bir coğrafya da ve eski zamandaki bir kitabın sıkıcı olması beklenir. Oysa Ateş ve Kılıç'ın çok akıcı bir dili var. 

Kitap arkası:
Doğu Avrupadaki Polonya - Litvanya hakimiyeti 1947ye kadar devam etti; fakat o yıl her şey değişti. Ukraynada Bogdan Smielnicki ile komşuları arasındaki anlaşmazlık barut fıçısının fitilini tutuşturdu ve tüm Kazakların soylulara karşı ayaklandıkları bir yangına dönüştü. Doğudan gelen Tatar birliklerinin de kendilerine katılmasıyla Ukrayna bir kan gölüne döndü. Uzun süre bastırılmış Kazak köylülerinin kini; yağmalarla, katliamlarla, tecavüzlerle gün yüzüne çıkıyordu.Dük Yaremanın ordusunun hafif süvari birliğinde görevli bir subay olan Jan Kretuski Prenses Helene aşık olur. Fakat kız Kazaklar tarafından kaçırılır. Kretuski ve arkadaşları bundan sonra yalnızca Polonya için değil, aynı zamanda onun kaybolmuşluğunun, aşağılanmışlığının simgesi güzel Prensesi bulmak için de savaşacaklardır.Yenilmez kahramanlar, harikulade düellolar, bitmeyen dostluklar ve yiğitçe ölümlerle bezenmiş bir başyapıt...


İzlanda Balıkçısı


Gaziemir'de keşfettiğim ikinci el kitaplar satan Park Kitabevi'nde görünce almıştım bunu da. Daha önce Pierre Loti kitabı okumamıştım hiç. Türk dostu olarak tanınan Loti, İstanbul'da kaldığı zamanlarda Eyüp'de yaşamış. Orada bulunan tepe Pierre Loti Tepesi olarak anılmakta hatta...

Roman, Bretagne bölgesindeki Paimpol kasabasında yaşayan insanların her yaz yaptıkları İzlanda balık avını anlatıyor. Bölge insanının balıkla mücadelesinin yanı sıra balıkçı Yann ve Gaud'un aşkı da var kitapta. Ben biraz sıkıldım açıkcası. Çok tekrar vardı, aşıklar bir türlü kavuşamıyordu. Klasik romanlardaki insanlar arası iletişimsizlik burada da had safhadaydı diyebilirim....