.:

30 Eylül 2016 Cuma

Günün rengi mavi....

 Fotoğrafçılıkta "mavi saatler" deyimi vardı. Güneş artık batmıştır, ama tam gece de olmamıştır. Mevsimine göre 8-9 gibi tatlı bir mavilik oluşur gökyüzünde...Çekim için çok tercih edilen ve süper karelerin çıktığı bir zamandır mavi saatler....

İşte benden de birkaç örnek olsun bugün. Yukarıdaki ve aşağıdaki kare Didim'den. Bu yaz tatilde çektim.


Ve göç eden kuşlar...


KaIıyoruz. Kuş oIup uçmak isterken, ağaç oIup kök saIıyoruz. Can YüceI

29 Eylül 2016 Perşembe

Bir Troia Şarkısı





Yine Okuma Şenliği için kütüphanenin rafları arasından hiç fikrim olmadan seçtiğim bir kitap. Kitabın kapağına bakıp oldukça isteksiz başladım kitaba hatta. Ama benim bambaşka bir dünya karşıladı bu kapağın altında....Akhilleus, Paris, Helena, Hektor, Kassandra; hepsi oradaydı.

Hepimizin şöyle ya da böyle bildiği hikaye. Helena'nın Paris'a aşık olması, onunla birlikte kocasını bırakıp kaçması...Bu kitapta yıllarca süren savaşın hikayesi var. Homeros tarafından yazılan efsane, sade bir dille yeniden canlanıyor. Olaylar kahramanların ağzından anlatılıyor bu da kitabı daha bir hoş yapmış sanki. Bu tür konuları seviyorsanız kesin aklınızda bulunsun derim ben...

26 Eylül 2016 Pazartesi

Karbonatlı dondurma yapımı

 Yaz çoğu yerde bitti gibi. Ama buralar hala güzel. Hatta ben dün şöyle bir denize girip çıktım bile. Su oldukça ılıktı ama rüzgar denizi bulandırmış. Hiç sevmem bulanık suyu. Oyüzden biraz yüzüp çıktım.
Eh bizde yaz devam ettiğine göre dondurma tarifi verebilirim dimi...Aslında epey olmuştur bunu yapalı ama ihmal ettim paylaşmakta. Daha önce paylaşmıştım karbonatla yaptığımız dondurmayı. Aynı mantıkta 5 kilo sütten yaptık bu kez. Bu dondurmanın malzemesi az ama çok kaynatılıyor. Tüpte biraz masraflı olur belki. Biz pekmez yaptığımız gün odun ateşinde yaptık. 
5 kilo sütü kaynattık önce. 2.5 su bardağı şeker ekledim ben. İçine 5 çaykaşığı karbonat ekledik. Bu aşamada karıştırmak lazım kabarabiliyor. Ara ara karıştırarak süt ayran kıvamına gelene kadr pişiriyoruz. Zaten rengi de dönüyor. Açık kahve karamelimsi birşey oluyor. Kıvama gelince ateşten indiriyoruz, neli yapmak istiyorsak o malzemeyi ekleyip rondoyla karıştırıyoruz...

 5 çeşit yaptı biz. Altta gördüğünüz muz aromalı. Muz aromalı toz vardı evde onu ve renk vermesi için zerdeçal ekledim...

 Bir diğeri çikolatalı. Süte çikolata ve kakao ekleyerek yaptım. Süt zaten sıcak olduğundan parça parça kırdığım çikolata kolayca eridi...

 Biri sade oldu. Ama hazır dondurmaların sadesi gibi değil. Karemelize bir tadı oluyor. Çocuklar bunu çok sevdiler. Yine aynı renk olan diğerinde ise incir var. İncir reçelinin sadece çekirdekli kısımlarını ayırmıştım ben kurabiyelerde kullanırım diye ondan ekledim....Pembiş olansa vişneli. Vişne parçaları ve pancar suyu var içinde. Pancar yemeği yaptığımda çok çok az suyla kısık ateşte haşlarım. O suyu da dolaba kaldırırım. Kek, pudingde kullanırım. Dondurmada da oldu ve hiç pancar tadı hissedilmiyor. Renkse süper...


23 Eylül 2016 Cuma

Kahverengi olsun mu bugünün rengi de.....


İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir  (Kızıldereli atasözü)


Ölmek için doğmuştur ya insan; o yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever. (Tolstoy)


Haktan bahar fermanı gelmedikçe. toprak sırrını açamaz (Mevlana)


Toprak her şeyi taşıyamaz (Afrika özdeyişi)


Dost dost niye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır (Aşık Veysel)


Kahverengi deyince benim aklıma toprak geliyor. Yağmur yağdığındaki o mis gibi kokusuylu hem de.....Günümüzde o kadar çok binalaştık ki bir avuç toprağa hasret kalacağız yakında. Netten toprakla ilgili sözlere bakarken en sevdiklerimden biri Afrika özdeyişi oldu. Ne doğru demişler; toprak her şeyi taşıyamaz.....

21 Eylül 2016 Çarşamba

Kütük kalemlik

 Pinterest'te çeşitlerini gördüğüm kalemliği ben elemdeki odunla yaptım. Daha önce de bunlarla yaptığım resimlikleri paymlaşmıştım zaten. Burada ve burada  Bu kare parçalar paletlerin arasından çıkmıştı. İşime yarayabilecekleri ayırmıştım ben.
Bu parçayı da önce zımparaladım. Sonra matkapla üzerinde rastgele delikler açtım. Kalem girebilecek büyüklükte tabiki. Vernikledikten sonra hazır aldığım bir kelebek vardı onu yapıştırdım. Sevimli birşey oldu...


19 Eylül 2016 Pazartesi

Yeni bir okul dönemi daha başladı.....


Milyonlarca öğrenci bugün yollara düştü bir kez daha. İlk kez bu yıl tatil kısa geldi bana. Genelde okul açılsın da raha edeyim modunda olurdum. Ama bu yıl öyle olmadı. Deniz 6. sınıf. Yine aynı okulunda, aynı arkadaşlarıyla. Hiç tahmin etmesem de pek heyecanlıydı. Sabahın köründe kalkmış, kahvaltısın ilk kez sorunsuz yaptı falan...

Ada ise yepyeni arkadaşları ile tanıştı bugün. O artık liseli...Yolu biraz uzun sabahları 6.30 gibi yollara düşecek malesef. Sabah sabah "telefonunu unutma, kentkartını aldın mı?" soruları soran anneye "aldım tabi ben çocuk muyum?" diye kızıyordu. Çocuksun tabi. Bıyıkların çıksa da boyun beni 15 santim geçse de benim küçük oğlumsun....Diyemiyorsun tabiki böyle.

Güzel bir eğitim yılı olsun çocuklarımız ve öğretmenlerimiz için.

15 Eylül 2016 Perşembe

Hayat dostlarla güzel....

 Malum bayram, buralarda olan eş dost gelip gidiyor. Biz genelde Urla ve annem arasında bayramı tamamlarız. Hele kısaysa bir de işin içine tarla girer gün biter zaten. Öyle tatlı falan hazırlığım olmaz. Yıllardır bayram şekeri alırım onu bile sonradan çocuklar bitirir ki bu bayram onu da unutmuşum...
Dün de annemde mıy mıy zaman geçirirken arkadaşlar aradı size gelmek istiyoruz diye. Hemen eve yollandık tabiki. Malum benim yol ve inşaat tozlarım. Salı günü dip köşe sildiğim ev çarşambaya yine toz içinde. Hemen hamur mayalayıp evi temizlemeye koyuldum tabiki.. 3 saatte 2 çeşit kek, poğoça ve un kurabiyesi yaptım.
Şans ya bu hepsi de güzel tuttu.....

Hep tozumdan bahsediyorum ya kasılıyorum birileri gelecek ansızın diye. Ama arkadaşlar güzel olunca muhabbet de güzel oluyor. Aparmanda yaşadıkları için toz moz demediler biz balkonda oturacağız dediler.. Sürekli ne güzel ağaç, ne güzel yeşillik modundaydılar. Kızdım sonradan kendime. Ne yakınıyorum evimin tozundan. Mutlu olmayı bilmek lazım her şeye karşın. Nasıl olsa yol tamir edilecek. Her yer o kadar betona boğuldu ki insanlar 2 ağaca hasret kalacaklar neredeyse. Şanslıyım vesselam...


13 Eylül 2016 Salı

Deniz'in Jules Verne kitapları...

 Deniz kitap okumayı çok seviyor. Bir yazarın kitabını sevdi mi diğerlerini de toplamak ise en büyük takıntısı. Mesela Peyami Safa'nın Cingöz Recai serisi. Hala tamamlamadık buldukça eksiklerimizi alıyoruz. Şimdiler de de Jules Verne olayımız başladı. Ben zaten Ada'nın küçüklüğünden beri çocuk klasiklerini almıştım. Deniz evde olanları birkaç kez okuduktan sonra eksiklerini tespit etmiş. Geçen hafta eganba'dan sipariş ettik. 2 günde geldi kitaplarımız.

Kimi vardı ama kısaltılmış baskılardı. Kimini ilk kez aldık. Ben bile Verne'nin bu kadar kitabı olduğunu bilmiyordum.

Jules Verne'nin kitaplarında buluşlar, döneminde olmayan makinalar, deniz seyahatları, maceralar var. Çok keyifli kitapları. Sanırım çoğu çocuk severek okuyordur bu yazarı...Hatta beyimiz bize daha büyük bir kütüphanenin gerektiğine karar verdi. Sanırım yeni siparişleri olacak....



9 Eylül 2016 Cuma

Mor fotoğraflarımla iyi bayamlar......

 Bugüne kadar çektiğim en güzel kelebekler. Sanırım önce de paylaşmıştım. Ama mor sayfamda olmasa olmazlardı....


Yine en sevdiğim yabani çiçeklerden....


 Burada amaç o minik tüyü çekmekti. Eh flulukta güzeldir dedirten bir kare.

Bir tür zambak. Mezarlık zambağı demişti biri bunun için. Ama ben rengini seviyorum...

Fotoğraflarımı morarttım bugün:))) Benim yıllarca uzak durduğum son 4-5 yıldır barıştığım bir renk mor. Şimdi mor ayakkabım, mor saatim bile var. Doğa da da çok ca var bu renk aslında. Bu sayfaya eklerken hiç zorlanmadım. Hatta ekleyemediğim başka morlar bile var.

Ve iyi bayramlar en kocamanından. Sanırım başyayazı giremem ben bayrama kadar. Yarın tarlaya sulama yapmay gideceğiz. Ordan Urla'ya geçeriz. Pazartesi bayramlaşıp öğlene de anneme geçeriz.
Bu ara hep toz toz dedim ya dibini gördüm bu arada. Evin önünden doğal gaz geçiyor kazdılar, incecik bir tür toprağı döktüler yaydılar bir güzel. Sonra yolu yıkayıp o tozu tüm cadeye yaydılar. Şimdi her araba geçişinde toz yağıyor eve. İnanın abartmıyorum evi günde 3-4 kez siliyorum çünkü ayağıma sürekli toz geliyor. Masanın üstünü sabah siliyorum mesela öğlene bir parmak toz..Bu hafta hiç bakamadım buralara o yüzden. Sıkıldım sanırım bugün boşvermişlik var üstümde. Bitsin işleri evi iliklerine kadar temizlerim artık...Yani tam bayram öncesi yapılacak şey mi bu. Malesef yol ne zaman asfaltlanacak belli değil.

4 Eylül 2016 Pazar

Bugün de günümüz domatesle doldu

 Dün pekmek bugün domates; resmen yorgunluğun dibine vurduk bu hafta sonu. Ama gerekliydi tabiki. Kışın rahat edeceğim şimdi.
Benim kış hazırlıklarında vazgeçilmezim şişe domatesi. Salçayı o kadar sevmiyorum. Sırf salça ile yapılan yemekler rahatsız ediyor beni. Bugün sabahtan pazara gidip domatesimizi aldık. Yaklaşık 50 kilocuk...
Önce domatesleri yıkadım süzdürdüm. Kabuklarını soyarak doğradım. Kabuklarını atmadım tabiki salça harcına kattım. Kırmızı biber de aldım onları da yıkayıp doğradım küçük küçük. Sonra odun ateşinde kaynattık. O iş de Devrim babaya ait. Toplam da 30 kavanoz oldu. Rahat rahat yeter sanırım.

 Daha ezik olanları da salça için 2 kovaya doğradım. Şimdilerde salça makinelerle yapılıyor. Hatta geçen yıl ben de annemde kıyma makinesi ile yapmıştım. Ama bu yıl annem evde değildi klasik yönteme döndüm. Doğradığım domateslere tuz ekledim 2 gün kadar çürüyecekler. Sonra onları süzgüden geçirip güneşte kurutacağım...
Hoş bu işlem için yine annemin yolları görünüyor bana. Yandaki inşaat yetmedi şimdi de bizim sokak doğal gaz için kazılıyor:(((( Ama nasıl toz anlatamam. Bu kadar işin arasında sürekli evi silip duruyorum bir de...