.:

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Odun dilimine dekupajlar...

 Aslında bunlar eskiden yapıp paylaştıklarım. Ama çok oldular güncelleyeyim dedim. Ve yavaş yavaş artık tembelliği bırakıp hobilerime de döneyim....

Bu ara yandaki inşaatın tozu (bitmedi hala rüzgarla birlikte toz ev oluyoruz) yukarıdaki kiracımız (adam çıkmayacağım para da ödemeyeceğim. Elinizden ne geliyorsa yapın dedi. Avukat tuttuk bakalım ne kadar da sonuçlanacak bu kangren) derken ciddi bir isteksizlik var bende. Bir dünya yapılacak bekledi koca yaz. Artık normalime döneyim diyorum.

 Dekupajları odun dilimlerine eski fotoğrafların çıktısını kullanarak yaptım. Yukarıdaki Devrim'in ailesi, aşağıdaki annem ve babam...Burada da başka dekupajlar var,,,,


29 Ağustos 2016 Pazartesi

Vedat Türkali'yi kaybettik....


Güzel insanlar neden daha çok kalmaz ki bu dünyada. Çirkinleri dünyanın içine ederken onlar hep güzel şeyler istedi oysa....

Güven kitabıyla tanıdım ben Vedat Türkali'yi çok ama çok sevdim. Sonrasında da pek çok kitabını yine aynı sevgiyle okudum. Tanımasam da oralarda bir yerlerde olduğunu bilmek güzeldi bence.


"Düşündüğünü söylemekten korkmaya başladı mı bir kişi, düşünmekten de korkmaya başlar!"

Vedat Türkali

26 Ağustos 2016 Cuma

Denizin rengi olsun bu kez....


Marmaris'te su altı anlamında epey bir tatmin olduk diyebilirim. Özellikle Amos Akvaryum Koyu denen yerde şu iki karedeki balık sürüsü vardı. Resmen içlerinde yüzdük. Yarım saat suda dolu dolu eğlendik... Video da çektik onlar daha bir güzel ama buraya yükyelemedim ben. Büyük geldi sanırım. Akşam eşimden destek alıp yeniden deneyeceğim...


 Deniz'in bu karesine bayıldım. Babamız çekmiş. Çocuk yüzeyde değil ama deniz altında poz vermeyi seviyor...

 Devrim'e "uzaktan çek beni, göbişim görülmesin" derken....

 Nasıl berrak bir su.....Kalacan burda yüzgeçlerin çıkacak. Ne insan gürültüsü, ne arabaların kornaları, toz yok, bombalar yok...


25 Ağustos 2016 Perşembe

Küçük bir Marmaris kaçamağı

Eşimin kuzeni noter. Yeni çalışma yeri bu yaz Marmaris oldu. Gelin gezelim diye ne zamandır çağırıyordu.  Geçen haftasonu küçük bir kaçamak yapıp 2 günlüğüne gittik. Dolu dolu bol yüzmeli bir gezi oldu bize...
Ben 20 yıl önce gitmiştim Marmaris'e. O zaman sevmemiştim. Bu kez pek bir güzel geldi bana.
 Cumartesi tekne turu yaptım. 5 farklı koy, hepsi çok temiz ama kiminde balık olayı süperdi. Ben resmen her durulan yerde belirlenen süreyi sonuna kadar kullanıp yüzdüm....

 Küçük bizim karelerimize katılmıyor bu aralar. Pek bir triplerdeyiz. Onu da kaçak falan çekiyorum...


 Dilek mağarasıymış. Para falan atanlar var. Ama yüzmeye izin vermediler burada....

 Baklabükü Koyu denen bir yerde denizin rengi ne kadar güzel...

 Amos Akvaryum Koyu. İşte burada dip muhteşemdi. Tüm gün burada kalabilirdim ben aslında. Bir balık sürüleri vardı epey çekim yaptık. Balıkların içinde yüzüyorsunuz resmen....


 Burası da yeşil deniz denen yer. Yüzey güzel ama dip o kadar iyi değildi.

İkinci gün de Datça niyetimiz vardı ama. Benim adam klimayla bütünleşip hastalanınca aşırı yorgunluk olur deyip yakın çevrede dolandık. O da pek hoş ve maceralı oldu:))


19 Ağustos 2016 Cuma

Süper bir çekiliş...


Mertcan İlter'in güzel bir çekilişi var. Ben bir arkadaşın boğunda denk geldim. İşe yarayacak güzel hediyeler var. İlgileniyorsanız bloğa bir gözatabilirsiniz....

Bugünler pek renkli değil malesef...


Sadece 24 saat içinde 3 patlama....Yiten onca can...Yüzlerce yaralı....Nasıl bir ülke olduk böyle. Artık patamaları kanıksar olduk. Bakıyoruz haberlere; "hıı 1 kişi ölmüş geç" Son birkaç yıldır yaşananlar ülkeyi savaş yerine çevirdi resmen.
Bugün benim fotoğraf paylaşım günüm. Renkli karelerimin günü. Ama içimden gelmedi. Tamam benim için hayat devam ediyor. 3 gün sonra bende yine kaldığım yerden devam edeceğim ama. Ne bileyim. Dün ard arda gelen haberleri okudukça içim karardı resmen. Bir gün önce 5 yaşındaki çocuğun ölümü, annesinin "oğlum tek başına korkar" feryatları...Bugünlük böyle olsun. Bir kez daha bombasız, ölümsüz bir ülke dileklerimle.......

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Okuma Şenliği Yaz

Okuma Şenliği Yaz için ilk yarı okuduklarımızı açıklama zamanı geldi. Benim okuduklarım...Şenlik hakkında bilgi isterseniz Gül arkadaşımızın bloğuna bakabilirsiniz....


6.Kategori (10 puan): Adında bir yiyecek olan kitap. (Sebze, meyve, yemek vb. olabilir.)
Vişnenin Cinsiyeti/ Jeannette Wınterson/ İletişim Yayınları/ 176 sayfa

 11.Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız canınızın istediği bir kitap.
Şüphe Asla Uyumaz/ Arthur Conan Doyle/ Martı Yayınları/429 sayfa


12.Kategori (10 puan): Adında emir kipli sözcük bulunan bir kitap.
Sen Bana Mevsimlerden Söz Et/ Gilbert Sinoue/ Doğan Kitap/ 238 sayfa

16.Kategori (10 puan): Pinuccia'nın Kitapları (Hepimizin severek katıldığı şenliklerin sahibi Pinuccia'nın Kitapları bloğunun sahibi Pınar’ın 2013 Temmuz’undan itibaren başlattığı şenliklerde okuduğu bir kitap. 
Kızımın Katiline Mektuplar/ Cath Staınclıffe/ Yabancı Yayınları/ 306 sayfa (güz okuma şenliği 2015)

18.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Kızıl Kızlar/ Çetin Güzel/ Ozan Yayıncılık/ 216 sayfa
20.Kategori (Her  bir kitap 10 puan tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan toplamda 80 puan) Aşağıya ekleyeceğim ülkelerde doğmuş yazarlardan bir kitap. (Ben seçeneğiniz bol olsun diye sekiz ülke ekledim siz dört tanesini seçeceksiniz.) 
Ülkeler: Kolombiya, Japonya, Arjantin, Avustralya, Portekiz, Fransa, İzlanda, İsveç.

Kötü Saatte/ Gabriel Garcia Marguez/ Can Yayınları/ 176 sayfa (Kolombiya)
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş/ Jose Saramago/ Merkez Kitaplar/ 206 sayfa (Portekiz)
Kamelyalı Kadın /Alexandre Dumas/ Bilge Yayıncılık/ 270 sayfa (Fransa)
Uzak Tepeler/ Kazuo Ishiguro/ YKY Yayınları/ 160 sayfa (Japonya)

21.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Kütüphanenin rafları arasında dolanarak seçeceğim kitaplarımı......

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi/Ahmet Ümit/Everest Yayınları/568 sayfa
Eskici Dükkanı/ Orhan Kemal/ epsilon Yayınları/ 373 sayfa
Nefes Nefese/ Ayşe Kulin/ Remzi Kitabevi/360 sayfa 
Nils Holgersson'un Serüvenleri/ Selma Lagerlöf/ Cem Yayınevi/ 456 sayfa

13 kitap  3934 sayfa okumuşum....

130+39+80 eşittir 249 puan.....


15 Ağustos 2016 Pazartesi

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş






Bilinmeyen tarihli bir yılbaşında adı bilinmeyen bir ülkede ölüm bir anda ortadan kaybolur. 1 ocak günü kimse ölmemiştir. Oysa yeni yıl akşamı kazalar, kavgalar falan ölüm olmuştur mutlaka. Birkaç gün geçer ölüm hala yoktur. İnsanlar sevinir bu duruma artık ölmeyeceklerdir....

Ama ölümcül hastalar öyle kalır hastanede, yatalak hastalar da. Ne ölürler ne iyileşirler. Hastaneler dolar, bakımevleri dolar....Ölüm gitmiştir ama zaman durmamıştır. İnsanlar yaşlanmaya devam eder. Yetkililer duruma bir çare bulamazlar......

Portekizli yazar Jose Saramago'nun müthiş kitabı Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş. Diyorum ya hep; Okuma Şenliği'nin en güzel tarafı bana yeni yazarlar yeni kitaplar kazandırması. Aklımda olmayan ya da duymadığım bir kitabı ilgili maddeyi tamamlayacağım diye ararken buluyorum. Sonra da çok seviyorum onları. Bu kitap da öyle. Çok farklı bir konu, çok güzel işlenmiş...Yalnız dili biraz sıkıcı. Okurken zorlanıyor insan. Yine de elimden bırakmak istemediğim bir kitap oldu.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, başladığı gibi bitiyor: "Ertesi gün hiç kimse ölmedi."

14 Ağustos 2016 Pazar

Bir meteor yağmuru fotoğrafı çekme hikayesi......

 (Bu kare artık gecenni 1'inde falan. Makine açıkta çok sallandığı için devrimin sulama için açtırdığı havuza koydum. Yine de netlik tam olmadı)

Kaç zamandır haberlerde vardı. 11-13 ağustostarihleri arasında göktaşı yağmuru olaraktı. Geçen yıl da olmuştu ama o zaman hafta içine denk geldiği için kaçırmıştım ben. Bu yıl cuma günü Devrim işten gelince tarlaya gittik hemen. Oh sonunda meteor çekeceğim. Uygun açıya hasırımızı serdik, minderlerimizi koyduk, semaverde çayımızı demledik. Başladık beklemeye....

 Burada görülüyor. Aslında bu kare 11 gibi çekildi. Uzun pozlama olduğu için bu kadar aydınlık bir kare. Çocukların bacakları da uzun pozlamadan hayalet gibi...Akşam 10'dan sonra gökyüzünü seyretmeye başladık. Hoş ay gitmeden tam karanlık olmayacak biliyoruz ama yine de yağmur bu çokca görürüz dimi....Cık öyle olmadı. Ben gece2'de yattım. 5 tane gördüm. Çocuklar 1 tane. Önce Ada göçtü, ardından Deniz....

 1 tane yakalamışım bu karede. Çizgi halinde görülüyor.....

İşin tersliği açık alandayız, Çeşme normalde rüzgarlı bir yer. Bir de fırtına çıkmasın mı. Makine tripota takılıydı ama yine de sarsıntıdan çektiğim çoğu kare flu oldu malesef. Nasıl diyeyim insanın dengesini yitirmesine neden olan bir rüzgar vardı. Hatta ben bir ara "donuyorum" diye birşeyleri sarındım öyle bekledim.

Gecenin bir yarısı görüldüğü gibi flu bir kare. Ay gittikten sonra samanyolu da çıktı ama işe yarar çekim yapamadım....

12 Ağustos 2016 Cuma

Bir de yeşiller var


 Böcüler böcüler yeşil böcüler.....Doğanın ne güzel rengidir yeşiy. Yapraklar, çimenler, sebzeler......İlkbaharla birlikte ne çok vardır etrafımızda. Yeşil yeşil böcekler de var tabiki. Bir kısmını paylaşayım bugün sizlerle dedim...

 Yukarıdaki çekirge elime konmuştu. Tek elimde o tek elimde makine.....Hiç fena değil yani sonuçlar.