28 Ağustos 2015 Cuma

İncir pestili-2-


İncir pestilinde kıvamı tutturdum sanki. Daha önce paylaşmıştım pek olmamıştı. İncir reçelinin sulu kısımlarını pestil gibi yapmıştık o zaman. Hem içindeki su hem de fazla şeker pestilin kurumasını engellemişti. (aşağıdaki kavanozdalar) Yenileri yukarıdaki gibi oldu...


Pestil için önce incirlerin dış yeşil kabuklarımı soydum ben. Kalanlarda oldu tabiki. Tencerede yumuşayana kadar pişirdim. İlk etapta yanmasın diye 1 su bardağı kadar su koydum. İncir miktarını bilemiyorum ama büyükçe bir tencereydi. Un, nişasta vs. koymadım bu kez yaparken. Tamamen doğal. Yarım çay bardağı şeker ekledim. Olmasa da olur bence...
Yumuşayınca rondodan geçirdim ve aşağıdaki gibi yağlı kağıt serdiğim tepsilere döktüm...

 Hatta iplerde kurutulurken fotoğraflar görmüştüm ben de böyle balkon demirine astım alt taraftan da hava alsındiye...1.5 günde kurudu pestil..

 Pestili yağlı kağıttan ayırmak için de; kağıdın üstüne nemli bir bez koydum ve 10 dk. kadar beklettim. Kolayca sıyırmak mümkün oldu...


27 Ağustos 2015 Perşembe

Her şey sanat için:))))))))))))))

Oldukça komik bir yazım var akşam akşam.......Bugün annemdeydim. Benim evin önünde kazı çalışmaları var ne zamandır toz toprak devamlı. Salçamı temiz olması için annemde yaptım. Tüm gün doğra, robottan geçir, süzgüden ayıkla derken helak olduk. İşin komik tarafı şu fotoğraflarda gördüğünüz tırtıl kardeş annemin asmasına dadanmış. Hatta 3 tane de yeşili varmış ama annem onları atmış. Bunu da atmış da bu yaşama tutunmuş resmen:)))

Neyse gördü bugün daha dün atmıştım diye sinir olurken ben hemen cepten fotoğraflarını çektim. Kendisi oldukça dev bobutlarda.  Facebooktaki üye olduğum fotoğraf gruplarında paylaştım bu kareleri. Onlardan " kelebek halinin fotolarını da bekliyoruz" mesajları gelince kendisini yaşatmak şart oldu. Annem tiksiniyor ne yapacağız kutuya koyduk eve getirdik:)))) Annem bana gülüyor kapıdan çıkarken ben "valla herşey sanat için" diyen bir tip.....

Kendisi şu an bahçede bol bol asma yaprağı ile birlikte kutuda duruyor. Bakalım kelebek halini görebilecek miyiz?



25 Ağustos 2015 Salı

Ressam sehpası şeklinde çerçeveler.....


Can sıkıntısı işte. Çocukların yaptıkları tarzda minik işlerle uğraşıp duruyorum. Hemen bilgisayarın  olduğu masada, çok yayılmadan yapılıveren işler:)))

Aslında yapılacak ne çok şey var. Biraz dikiş işleri, eski bir sehpa pufa dönüşecek (malzemeleri hazır) ama benim canım istemiyor işte.



Geçen hafta gittiğimiz Ürkmez'de bol bol dondurma çubuğu topladım. Sağolsun bizim insanımızın çöp tenekesi kullanma alışkanlığı yok. Sabah annemle yürüyüş yaparken bir dünya çubuk da toplayıverdim. Yıkadım hepsini tek tek, kuruttum şimdi kullanılacaklar. 


Bir kısmı yine bardak altığı olur. Kullanışlı oldular çünkü. Bir kısmından da pinterestte rastladığım ressa sehpası (şovale) şeklinde çerçevecikler yaptım. 9 tane yaptım.

 Arkadan önden görüntüleri. Çok kolay 4 çubuk yetiyor yapmaya. Kartondan kestiğim bir parçayı da tuval olarak kullandım, üzerine resmi yapıştırdım.


24 Ağustos 2015 Pazartesi

Güzel görüntülerle başlayalım haftaya....


Şu günler cidden çok tatsız. Sürekl gencecik insanların ölüm  haberleri geliyor. Nedeni ise olup olacağı bir koltuk malesef...Yaptığım işler var illa ki. Kışlık şişe domatesimi yaptım. İncir pestili ve incir reçeline devam. Epey oldular. Tanıdıklarada hediye olacaklr sonuçta. Diğer kış hazırlıkları derken günler yoğun geçiyor. Hobilerden ufak tefek işler yaptım. Ama ben bugün güzel görüntüler koymak istedim bloğuma....




20 Ağustos 2015 Perşembe

Bir kedim bile yok demeyeceğiz artık

 Ben hayvanları elleyemem, tutamam. Karşıdan severim bu minik dostları. Bizim ev bahçeli haliyle mevsimi gelince birkaç doğum oluyor. Ama anneleri ile birlikte gidiyorlar. Bir kez daha gözleri açılmamış 3 kedi kalmıştı terasta onları yaşatamamıştık. 10 gün kadar önce de kömürlükten miyavlamalar geldi. Annesi vardır diye yanaşmadık önce. İkinci gün Devrim baktı bu minikle karşılaştı. Anne kedi hiç ortalarda yoktu. süt verdik, sonra da bizim yediklerimizden vermeye başladık.

Epey toparlandı 10 günde. Bir de meraklı ki sormayın. Kapıyı açık gördü mü direk eve dalıyor, sürekli oyun istiyor. Ama bizim eve kedi giremez. Ada'nın ciddi derecede alerjisi var. Hoş bahçede anneden kaçak sevip duruyor ya....

Sonuçta bir kedimiz oldu gibi. İsim verin dedim çocuklara. Deniz Kara pençe, Ada leopar, Devrim Alex dedi. Ben de bıcırık güzel dedim. Sonuçta "kedi" diyoruz kendisine kısaca.