Likya Yolu'nun ikinci gününde Donmuş ve az uyumuş olarak Hisarçandır'dan yola koyulduk. Genelde sabahları 6 gibi uyanıp toparlanıyoruz. En az yarım saat sürüyor zaten eşyaları yerleştirmemiz.Erken yol alıp acıkana kadar devam ediyoruz.
1000 metre civarından başlayıp sanırıp en fazla 1500 metreye kadar çıktık. Elmayanı denen bir köyde durup kekik çayı içip kahvaltımızı yaptık. Normal çay içeriz demiştik ama demlememişler neyse Devrim baba da belki ilk kez kekik içti. Bu arada bu yıl kamp tüpü almıştık Devrim pirelendi gelince evde denedi, yandı. Ama içinde azıcık varmış sanırım oralarda yanmadı. Malesef adamlar boş tüp satmışlar. Adam azıcık çaysız kaldı...
Güzel yağışlar sayesinde yol boyu bol bol dereler vardı. Günde birkaç kaz ayakkabıları çıkartıp geçmek durumunda kalsak da su sıkıntısı çekmedik.Baştaki çıkıştan sonra genelde inişli bir parkurdan sonra Göynük Kanyon'a vardık. Böyle nefis bir rengi vardı suyun. Yüzmek yasakmış. Etrafından kafe, restorant, şu havadan iple kaydıran şeysinden falan var. Giriş paralı. Fiyata bakmadık. Kepçe falan vardı çalışmalar yapılıyordu şöyle güzel kare çekemedim.
Yolda bir yürüyüşçünün de gazıyla Tahtalı Dağı çıkışından kesin olarak vazgeçtik. Kanyon'dan çıkınca 3 km girişe kadar asfalttan yürümek durumunda kaldık (hiç keyifli olmuyor betonda yürümek) Oradan da Tekirova'ya otobüs bulmak için bir durak arayışına girdik. Bir zaman sonra bir otobüs durdu. Yol kenarında yürüyen sırt çantalı tipler kesin ulaşım aracı arıyordur demiştir:)))
Yukarıdaki ve benzeri heykeller Göynük Kanyonu'ndaydı.Tekirova'da su, gıda takviyesi yaparız dediydik ama sezon açılmadı diye market bulmakta zorlandık. Neyse alışverişi yapıp yola devam. Milli park girişi vardı. Orada koylar varmış. Ama nasıl güzellermiş. İlk bulduğumuz koya çadırı kurduk. (artık ayaklar bitmiş 32 km yürünmüş) Sahilde olduğumuz için ateş yakarak çay demledik (kesinlikle orman içinde ateş yakmıyoruz)
Göynük Kanyonu'nda bir kuş....Dağlar dağlar....
İlk gece çadır kurduğumuz nokta, sabah toparlanması.









Devrim Bey abi tüpün boş olduğunu anlayınca küfür etti mi? HAHAHAH ben onun yerine ettim şu anda. Harika bir iş çıkartıyorsunuz, İzmir bölgesinde ki dağların bile kendine ait bir güzelliği var. Ege'nin dağlarındaki çiçeklerin de fazlaca estetikliği. Emekli olduğumda sanırım tüm bu doğa yürüyüşlerin, kampın acısını fazlaca çıkartacağım. Çok güzel örnek oluyorsunuz bana, teşekkür ederim.
YanıtlaSilYok o iş bana ait bizim evde:))) İzmir çevresinde de yürüyüşler yapıyoruz. Likya yolunun güzelliği o masmavi denizlere baka baka yürümek arada şöyle bir girip çıkmak. Yürünecek çok rota var aslında. O yüzden bir rotayı sevsem de yenilerini kaşfetmeyi daha çok tercih ediyorum sanırım. Yürümek için emekliliği bekleme bence.
SilAaa Türkiye'de istediğiniz yerde çadır kurulabiliyor mu??? Buralarda yasak....
YanıtlaSilFotoğraflara bayıldım, of çok istiyorum ben de.....!
Burada da pek çok yerde yasak. Özellkile paralı işletmeler şikayet ediyormuş. Ama oralarda çadır kurayım desen acayip pahalı. Paylaşımlarda vardı Kaş'da çadır yerinde kişi başı 800 liraymış mesela. Fırsatçılık çok var bu yol üzerinde. Ama benim bu yol üzerinde gördüğüm; insanlar bilinçli ve çöp bırakmıyorlar. Doğaya zarar vermiyorlar. Hepimiz çöpümüzü poşetle uygun yer bulana kadar taşıyoruz.
SilMalesef bazı koylarda (bu rota için demiyorum) kurulan çadırların yeri o kadar pis oluyor ki. Hatta benim sabah yürüyüşü-koşusu yaptığım eve yakın bir park var. Orası pazartesileri berbat oluyor. İnsanlar gelmiş oturmuş pisliğini bırakıp gitmiş evine.
kanyon diplerindeki göller hep güzel oluyor :)
YanıtlaSilDoğa muhteşem, ve bunun keyfini çıkaran sizler şanslı insanlarsınız.
YanıtlaSilNe güzel yerler şelaleyle gölete bayıldım 😊
YanıtlaSil