.:

10 Mayıs 2016 Salı

Ekmek Arası


"İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım Onlardan uzak olmayı istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi."

Kütüphanede yeşil kapaklı bir kitap ararken denk geldim Ekmek Arası'na. Yukarıdaki paragrafı arka kapağında okuuduktan sonra da aldım hemen. Daha önce yazarın Factotum adlı kitabını okumuştum bu yüzden biraz zorlanırım gibi geldi. Ama yazarın ilk kitabı olan Ekmek Arası, inanılmaz keyifli bir kitap.

Charles Bukowski'nin kendini anlatıyor kitapta. Çocukluğundan gençlik dönemine kadar yaşadıkları, çektiği sıkıntılar, ailesiyle ilişkileri.....Dili çok sert. Hayata karşı sert zaten. Sanırım Bukowski'nin sert üslubunu anlamak için bu kitabı okumak gerekiyormuş. Ben yanlış kitabından başlamışım yazarın. Kesinlikle ilk okunması gereken Ekmek Arası....

"Önümde uzanan yolu görebiliyordum. Yoksuldum ve yoksul kalacaktım. Para değildi özellikle istediğim. Bilmiyordum ne istediğimi. Hayır, biliyordum. Saklanabileceğim, saklanıp hiçbir şey yapmak zorunda kalmayacağım bir yer istiyordum. Bir şey olma düşüncesi beni korkutmakla kalmıyor, hasta ediyordu. Avukat, danışman, mühendis veya benzer bir şey olmayı düşünmek bile olanaksızdı benim için. Evlenmek, çocuk sahibi olmak, aile kurumunun kafesine girmek. Her sabah aynı işe gidip akşam dönmek. Olanaksızdı. Aile pikniklerine katılmak, Noel, 4 Temmuz, İşçi Bayramı, anneler günü. Bu tür şeylere katlanmak için mi dünyaya geliyorduk? Bulaşıkçılık yapmayı, akşamları küçük odamda içki içip sızmayı yeğlerdim."