.:

15 Ekim 2014 Çarşamba

Sağırlar





Sağır bir köylü çocuğun ortadan kayboluşuyla zengin bir bankerin kızının kaçırılması arasında nasıl bir bağlantı olabilir? Şiddetin tam kalbinde aşktan ve adaletten söz edilebilir mi? Kaçmak ve kaçırılmak, bilinç ve bilinçsizlik arasındaki sınırlar ne kadar belirsizleşebilir?

Rodrigo Rey Rosa, Latin Amerika edebiyatının o kendine has damarını her anlamda yakalıyor; minimalist ama tansiyonu yüksek, neredeyse her satırında okuru bir kez daha şüpheye düşüren tutkulu bir hikaye anlatıyor. Günümüz Guetamala'sının çürümüş politik ilişkileri kadar, yerli halk ile burjuvalaşan sınıfların keskin ve acımasız sosyal yaşantısını da gözler önüne seriyor. Eserleri birçok dile çevrilmiş, Guetamala Milli Edebiyat Ödülü ile onurlandırılan ve yazını Paul Bowles'la ilişkilendirilen Rey Rosa, sessizliğin dilini, barbarlığın uygarlığını ustalıkla yansıtıyor.
"Rey Rosa gerçek bir usta, çağımın en iyisi."
-Roberto Bolaño-
(Tanıtım Bülteninden)

d&r'ınindirimli kitapları arasında görüp, konusu ilgimi çekince almıştım. İlginç, sürükleyici bir kitap. Kaçırılan zengin bir kadın ve herkes bırakmışken kadını bulmayı kendine iş edinen bir koruma...Yazar konuyu bir ordan bir burdan anlatmasına karşın anlatım hiç bozulmuyor. Konu hep merak içinde devam ediyor. Kitabın ilk sayfalarında bahsedilen sağır kızdan kitap sonuna kadar haber alamıyorsunuz mesela.

Bir de Guetalama hakkındaki gerçekler, ülkenin sosyal durumu da roman içine çok güzel yedirilmiş. Epey bilgi sahibi olmak mümkün....