.:

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Okuduklarımdan

Grigory Petrov'un kitabını internette dolanırken görmüştüm ve merak etmiştim. İlk fırsatta da edindim. Dili beni inanılmaz şaşırtı. 1923 yılında yazılmış bir  kitap için ne kadar da sade...Çorak ve taşlık bir memleketi eğitimle ayağa kaldırmışlar, eğitim önemi öyle güzel anlatılıyor ki kitapta...

Kitap arkası;
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki yaşamı yenilemek için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerimden sonra en çok okunan kitap haline geldi. Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiyayı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.



 

Yıllardır ciddi anlamda ihmal ettiğimm Türk yazarları daha bir sık okuyorum bu günlerde. Binboğalar Efsanesi'ni de ikince el kitapçıda denk gelip almıştım. Nasıl güzel nasıl okunası bir kitap...

Çukurova yörüklerinin yaşadığı zorluklar, Osmanlı döneminde zorla yerleşik hale getirilmeye çalışılmaları, zaman içinde bir çadırlık bile toprak bulamamaları.....Aslında anlattığı dönemin üzerinde yıllar geçmiş ama çok tanıdık sahneler var. Yine parayı tutan alıp başını gidiyor.....