.:

27 Nisan 2012 Cuma

gül reçeli...




Dün esenlerim esti gene "hadi gül reçeli nasıl yapılır deneyeyim" dedim. Güllerim pek bir açtılar bu sıralar. Hepsi kokulu değil ama görüntüleriyle baktıkça içimi açıyorlar ne yalan söyleyeyim...

Neyse çocuklar öğle yemeğine gelince aşağıya inip 15 tane iri açmış gül topladım. Tek tek yapraklarını ayırıp bir kaç su yıkadım. Malum bahçede toz oluyorlar. Daha önce hiç yüzmediğim sular olduğu için netten araştırdım biraz. Bu ilginç geldi aslında. Tarihi bir tarifde verilmiş sitede. Ama merakla başlanan bir işte 2 gün beklemek işime gelmedi...
Bir de buna denk geldim. Şekerinin az oluşu cezbetti. Okuduklarıma bakarak benim tarifime gelecek olursam...
15 tane iri gül. 4 su bardağı şeker, 1 su bardağı su.
Güllerin yapraklarını tek tek ayırdım. 3 su yıkadım. Süzdürdüm. Bir süre kuruması için bekledim. Sonra kat kat gül yaprağı ve şekeri tencereye aktardım. Bu sabaha kadar öyle bekledi. Sabah içine 1 bardak su ekleyerek kaynattım. Ben hiç köpüğünü falan almadım. (açıkcası kahvaltı telaşı, çocukları yemekleri derken unutmuşum:))

Devrim çıkmadan pişmişti benim reçel. Önce ben tattığımda aşırı tatlı geldi. Bir reçel hastası olan Devrim'in görüşlerine başvurdum "reçel dediğin tatlı olur" yanıtını aldım. Sanki şekeri daha az olmalı gibi bana. Bir de öyle deneyeceğim.

Bakalım oğluşlardan geçecek mi gül reçelimiz.  Hoş dün gül reçeli yapıyorum deyince güldüler "gülün reçeli olmaz" dediler ya. Önyargılılar yani....



Bu da balkonumdan baktığımdaki görüntü. Nedense hiç güzel çıkmamış çektiğim fotolar. Ortada kocaman bir gül vr. Arkasında sarısı...Sağda 2 tane şeftali agacı ve bir gül daha var. Üstten yaprakları da görünüyor ya bir de portakal ağacı. Nasıl güzel kokuyor anlatamam. Solda kareye girmeyen devasa bir gül daha var. O yol yol açıklık var ya oraya da Devrim hazırladığı domates fidelerini dikti.

Bir süredir akşam yemeklerini ya bu balkonda ya da bahçede yiyoruz zaten. Bu güzel kokular geçmeden tadına doymak istiyorum.