Biten 2025'in kısa bilançosu



2025 diğer yıllara göre daha çok kendime dönük, isteklerimi gerçekleştirebildiğim bir yıl oldu. Koca kişisinin başının etini yiye yiye başladığımız Likya Yolu'nu ikinci kez yürüdük. 4 gün, muhteşem, yorucu, tadı damağımda kalan bir yürüyüş oldu. Bakalım bu yıl kalanını bitirmeyi planlıyoruz. Onun dışında İzmir çevresinde farklı parkurlarda da yürüdük bu yıl.
 

Yine geçen yıl ille yapacağım dediğim ama Devrim'in gereksiz bulduğu 31 aralıkta denize girme isteğimi bu yıl 30 aralıkta gerçekleştirdim. Günün başı aşağıdaki gibiydi. Önce 11 km'lik bir yürüyüş yaptık. Öğle saatlerine denize girecek şekilde zamanı ayarlamıştık. Ama dalgalı deniz rüzgarlı hava. Olsun girdim yine de. Hatta 13 dakika kalabilmişim suda. 

 


Her zaman yürüyüşü sevmişimdir ama koşu hiç bir zaman gündemimde olmamıştı. Deniz'in gazıyla geçen yıl koşmaya başlamıştım. İlk olarak 21 km koştum ki bu benim için kocamaaaan bir adm. Sonra Denizli'de yaş grubumda üçüncü oldum. O ise tam bir şaşkınlık oldu ailede. Benden beklenmeyecek bir dereceydi. 

 


Bu yıl epey bir gezdik de. Kapadokya, Mersin, Denizli, Uşak, Yedigöller...Güzel anılarla döndük. Darısı yenilerine.

Bu küçük hanım da bizim bahçede bulduğumuz bir kedi. Yemek yemiyordu, pireliydi, pisti. Yıkadık, belediyede aşılattık. Sonra Urla'ya götürdük. Ablası çok güzel baktı. Şimdi acayip güzelleşti. Devrim "Çirkin kedi yoktur bakımsız kedi vardır" diyor. 


 
En tatsız olayımız ise tarlanın yanması oldu malesef. Ağaçlar, ev, içerideki değerli ekipmanlar yandı. Kimi ağaçlar yeniden canlanma döngüsüne girdiler. Artık nasıl ne kadar zamanda büyüyecekler bakalım. Eskisi kadar gitmiyoruz. Gördükçe canımız sıkılıyor. Kalacak yer olmaması da başka bir etken. 


 Bizim tarlada değil ama ovadaki bir zeytin ağacı. 

Ben güzel şeyleri yazdım. Hayat hep böyle iyi mi değil tabi ki. Ülke, gençlerin hali ortada. Can sıkıntısı her daim var bu yüzden. Genel olarak olduğu kadar yaşama moduna girdik sanki.  

Yorumlar