.:

31 Mayıs 2012 Perşembe

kadın üzerinden oynanan çirkin oyun.....


Gündem saptırmak uğruna kadın harcanıyor bir kez daha. Hem de bu kez en iğrenç biçimde. Bu nasıl bir oyundur. Anlamak mümkün değil. Bu nasıl bir düşüncesizlik, nasıl bir düşünce biçimi ya da....

Gündemde eğitim var ya. Her yerde 5.5 yaşın erkenliğinden, çocukların harcanacağından bahsediliyor ya. Bir de Uludere var. Çuvalladılar, ne yaptıkları ortaya çıktı. Haa bir de insanları fazlaca etkileyen memura zam vermeme durumu...Var da var. Bunları bir şekilde unutturmaları gerekiyordu. Kadını, bedenini kulladılar...

Önce kürtaj dediler, cinayettir. Anne karnındaki bebek kesinlikle kalmalı. Bu başlı başına kadının bedeni üzerine hükmetme eylemiydi zaten. Kadının vicdanı ile, bedeni ile politika yapma yarışına girdiler resmen. Kim isterki karnındaki bebeğinden vazgeçsin, bu kolay mı. İlla kürtaj bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmamalı. Ama sen kadına daha da önemlisi erkeğe eğitim mi veriyorsun ki doğru yöntemi kullansın.

İnsanlar sordu doğal olarak "tecavüze uğrayan ne olacak? O da mı doğuracak?" Tabiki o da doğuracak dediler. "Hata bu ülkenin sağlık bakanı çıktı " tecavüz sonucu olan bebek doğsun gerekirse devlet bakar" Bu ne demek ya. Resmen tecavüz meşrulaştırılıyor. Bu nasıl bir mantıktır. Zaten sokaktaki kadının güvenliği yok. Sen bir de tüm sapkın beyinleri onların üstüne salıyorsun.

Hem devlet olarak çocuklara ne kadar bakılmadığı da ortada. Yetiştirme yurtlarındaki çocukların taciz- dayak konuları hep ortada. Bir de bunlar ortaya çıkabilenler. Ya çıkamayanlar....

Sokak çocukları, sokakta mendil-su satarak okumaya çalışan çocuklar....

Çadırda hastalıkla uğraşan küçük kız. Ancak gazeteye çıkabildiğinde hakkı olan sağlık sisteminden faydalanabildi...

Ya eğitim. Benim yeğenimin okul arkadaşı. Özürlü. Annesi sırtında taşıyordu yardımseverler para topladı tekerlekli sandalye aldı. Lise zamanı gelince okutacak lise bulamadı kadın. Özürlü diye....

Deprem gibi bir doğa afet sonucu çadırlarda yaşamak zorunda kalan ve yanarak can veren bebekler...

Biz blogcular yılda kaç kez doğuda kitap-kıyafet kampanyalarını duyuruyoruz. Bu devletin çocukları değil mi okuyacak kitap bulamayan minikler....

O kadar çoğaltılabilir ki bu maddeler. O kadar çok ki bu ülkenin ezilen çocukları. Herkes birilerinin çocukları kadar şanslı değil. Her kes lise çağında şirket kuramıyor bu ülkede, ya da tanıdıkları aracılığı ile Amerikalarda okutulmuyor...

Adamlar çıkmış hem tecavüzü meşrulaştırıp kadına şiddetin en iğrencini yapıyor hem de daha doğmamış onca çocuğu geleceksiz bir hayata mahkum ediyor.....



Ve aklım almıyorki hala birileri çıkmış "yakışıklı başbakanımız" gibisinden övgülerle (ki bunlar kadın yani) bu duruma alkış tutuyor.....