.:

17 Şubat 2012 Cuma

cümleten dökülüyoruz....


 Oğluşlar ders çalışıyorlar. Ben de yanlarında kitap okuyorum. Onlar çalışırken anneleri de çalışmalı dimi ama...

Geçenlerde yaptığım tuzlu kurabiye. İlk kez tatlılardaki gibi nişasta ekledim malzemelere çok hoş oldu. 
Yarım margarin, yarım sb sıvı yağ, bir yumurtanın akı (sarısı üstüne) mahlepli kabartma tozu (içinde tuz var ayrıca koymaya gerek yok) 4 çorba kaşığı nişasta, aldığı kadar un.

Malzemeleri yoğurup dilediğimizce şekil veriyoruz. ben bu kez kimini merdane ile açıp üçgen şekil verip içine azıcık lor koydum. Poğaça mantığı. Resimdekiler onlar... Ayrı bir hoş oldular...


Bugünlerde ev revir gibi teter teker hastalanıyoruz. Hafta başında Ada güzelimi resmen deviren bir virüsmüş. Hastanede doğru dürüst ilgilenmediklerinden ne olduğunu anlamamıştık. Dün de Deniz sabaha karşı kusarak kalktı. Ada kadar kötü olmadı ama o da keyifsiz olunca Devrim bu kez sağlık ocağına götürdü. Oradaki hekimimizden çok memnunuz. Ben gidemedim onlarla karın ağrısından kıvranmakla meşguldüm çünkü.

Doktor "salgın var rota benzeri bir virüs ama tespit etmek zor" dediş. Malum virüsler öyle kolayla tespit edilemiyor. Devrim ayran yaptı koydu Deniz'in önüne işe gitti. Bu arada veletler bana da bulaştırmış. Ben kıvranıyorum resmen ama evde hasta bir çocuk. Mecburen kalktım. Hiç sorunum yok derken akşam o kadar kötü oldum ki. Resmen Ada'nın durumuna düştüm.

Bir de üstüne nasıl becerdiysem üşütmüşüm. Ne yiyip içebiliyorum, nefes aldıkça her tarafım ağrıyor. Yaz gelcek denize gitcem derken...

(Pazar günü annemlerdeydik. Maa aile hem de. Küçük Eren'imiz hastaydı. Kusuyormuş. Bir gün önce de abisi Yağız (Deniz'le yaşıt) aynıymış. Sırayla Ada, Onur, Arif, Deniz, Doğa, abim kardeşim ve ben hepimizi dolanıyor bu meret.