.:

23 Şubat 2012 Perşembe

binalaştırılıyoruz,,,,,


Benim balkonumdan görünen bir çalışma. Düne kadar burda müstakil tek katlı, bahçeli bir ev vardı. Dün yıktılar. O kadar çabuk oldu ki. Aslında bir kaç haftadır kapı-pencereleri sökülüyordu. Belli ki müteahhite verilmiş. Yerine modern bir bina dikilecek. Son zamanlarda o kadar çok oluyor ki bu bu...Ama bu eve daha bir üzüldüm nedense. Ki içindekileri de hiç tanımıyorum...

Benim evimde müstakil, bahçe içinde. Üst katımızda öğrenci kiracımız var sadece. Bu evi yıktıklarında kendimizindiki düşündü. Her bir metresinde Devrim'in ve benim parmak izlerimiz var. Ne emek verdik



" İstanbul'dan İzmir'e taşındıktan sonra 1.5 yıl hem gazete ilenlerıyla hem de sokak sokak dolaraşarak aramıştık oturacağımız evi. Müstakil, bahçeli ve güneye bakacak. Burayı gazeteden buldum. Her şey tamam. Ama nasıl kötüydü anlatamam. Eve bakarken içinde insan vardı utandık tam bakamadık. Evin odalarının tabanı kara betonmuş. Mutfakta küçük bir göl vardı belli ki tavandan ciddi bir sızıntı var. Salonda bir duvar yarıya kadar yeşermiş resmen. Koridorun tavanları kara grimsiydi. Ev iki parçada yapılmış bir kısmı oldukça eski, sonradan gelin gelmiş büyütülmüş. Ama o ara nokta iyi yapılmamış ciddi rutubet vardı.

Elimizdeki para almaya bile yetmedi içinin yapabildiklerimizi hep kendimiz yaptık. Devrim şu an çalışma odası olan odanın tavanını bir ayda yeniden sıva yaptı mesela. İlk işçiliği:)) Çatıyı elektrik süpürgesi ile süpürüp izalosyon maddesi sürdük idareten. Zaman içinde çatıyı kapattırdık (şimdi ev var orada) pencereleri yaptırdık, eve ikinci bir kat duvar ördürdük izalosyon amaçlı. Daha yeni doğmuş Deniz, üç yaşında olan Ada'nın da hakkını yememek lazım....

Bahçe de tam bir faciaydı. Miras diye kimse dokunmamış. Tek tek taşları ayıkladık, otları yolduk, Öylesine taşlar vardı bahçe sınırında. Her ikimizinde ortak ilkesi çok acil değilse borç yapmamaktır. Para yoktu o dönem cebimizde ama okula gelip geçen çocuklar bahçedeki gülleri kopartıyor meyvelere zarar veriyordu. Devrim'le birlikte kazıp beton döküp bahçe duvarı yaptık biz de. Kabul biraz yamuklu oldu ama.

Hatta kaldırım kenarlarında kalan toprağıda ben günlerce pirinç ayıklar gibi taşlarını ayıkladım. Şimdi orada fıstık çamı, demir ağacı, keçi boynuzu, dut, limon çamı, çiçekler var. Eskiden insanlar çöp poşeti bira şişesi bile atıyordu..."

Sıkmamışımdır umarım. Ama ben o evdede  bir emek olduğunu düşündüm bu emek bir dozerin altında çiğnensin yazık....Her yer bina...

Bu kadar bina şehirlere de zararlı. Bakın bu habere. Gökdelenlerden şehir yırtılmaya başlamış. Bahçeli müstakil evleri yıkıp, yeşili katlediyoruz. Yeşillikleri saksılara mahkum ediyoruz.