.:

28 Haziran 2017 Çarşamba

Kayığım Rosinha

Bir bayramı daha bitirdik. Ben İzmir yanıyor derken şu günlerde tüm Türkiye yanıyor sanırım. Bu kadar sıcakta yapılabileck en güzel şeylerden biri kitap okumak. Ben de yeni bitirdiğim ve çok sevdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı kitabı çok bilinen bir kitap malum. Yazarın daha önce Güneşi Uyandıralım kitabını okumuştum ben. Kütüphanenin sitesinden yazarın ismiyle arattırınca Kayığım Rosinha'ya denk geldim. Nasıl sıcak, düşürndüren bir kitapmış, bir o kadar da çevreci.

Tertemiz bir insan Ze Oroco ve kayığı Rosinha'nın birbirlerine anlattıkları öyküler, bir tohumun doğuşu, nerhir, doğanın sesi var kitapta. Ve yine insanların devreye girip sevgiyi nasıl öldürdükleri.....

"Dede insanlardan çok söz ediyorsun...insanlar nedir?
İnsanların na olduğu anlatılamaz. Yeryüzünün en korkunç şeyidir. Bütün zamanlarını birbirlerini yok edecek şeyler keşfetmekle geçirirler...."

"Sen mi delisin? Ağaçları anladığın, nesnelerle konuştuğun için mi? Ne sersemlik! Asıl deli Tanrının şiirini yitiren, yüreklerini katılaştıran ve artık birbirlerini bile anlamaktan yoksun olan öbür insanlardır, onlardır deli olan…"

"Buydu işte. Ceviz görmeye bile katlanamayanlara ceviz veren tanrının bitmez tükenmez hikayesi. Kuşkusuz _ve doğru olan bu_ Ciccilao Matarazzo dilediği kadar çok çiftliğe sahip olabilirdi, dilediği kadar yazlık eve de ama bundan hoşlanmıyordu."?