.:

6 Haziran 2017 Salı

Can sıkıntısından eski sandığı boyadım...

 Bu sandığın boyanmasının nedeni tamamen can sıkıntısı. Aslında boyasam mı diye daha önce de düşünmedim değil. Değil de daha araştırılacak, öğrenilecek falan....Ama işte kadın milletine eser ya bazen uzun zamana yayılacak şeyi hemen yapıp geçiverir. İşte öyle bir şey.
Neyse esti bana yine içini boşaltıp (içi de nasıl dolu anlatamam. Malum çeyiz olayları eskiler alırdı hep. Benimkinde de bir koca bohça dantel, hiç kullanmadğım bardak, tabaklar...örgü patikler, yazmalar...) Balkona çıkardım önce kavlamış yerlerini kazıdım. Sonra nette bulduğum bir ölçüye göre boya ve derzi karıştırdım.
3 kahve fincanı boya, 1 kahve fincanı derz, 1 kahve fincanı ılık su
Benim gibi terelelli birine o karıştırma aşaması tam bir işkenceydi. Çünkü iyice karıştırılması gerekiyor ki pütürlükler kalmasın.
İlk kat yukarıdaki gibi oldu

2 kat sonrası

 Burada amaç eski mobilyayı zımparalamadan boyamak. Tebeşir boyası da deniyor. İşin hakkını vererek yapanlar muhteşem sonuçlara imza atıyor. Koca gardrop boyayanlar var... Yeşil akrilik boya karıştırdım daha sonra. Ton koyu geldi aşağıdaki gibi açtım. Çeşitli yerlerini mutfak süngerinin yeşil tarafıyla zımparalayarak eskitme moduna getirdim.

 Öylesine tvnin altına koymuştum ev halkı tv ünitesini geri istedi. Deniz ''anne bu eski görünüyor' dedi. Eeee amaç oydu zaten. Ben rengini sevdim ya ev halkı yeniliklere pek açık değil. Sonuçta denemiş oldum eski birşeyde kendimi.