.:

28 Nisan 2017 Cuma

Sarı....


Geçen yıl başlamıştım cuma fotoğraflarına. En sevdiğim hobim fotoğraf çekmek olunca bloğumda paylaşmak da kaçınılmaz olmuştu. Renklerle başlamıştım. Sanırım tüm renkleri tükettim. Bugün ne paylaşsam diye arşivime bakarken yeni sarılar baskın çıktı. Bahçeden hep bu kareler. 

 Ben makroları lensimi ters bağlantı arapatı ile kullanarak çekiyorum. Bu teknik ucuz ama eksileri var. Yaklaştıkça ışık azalıyor, titretme lüksünüz ortadan kalkıyor.


 Dalında tek kalmış portakal. Kıyamadık ki koparmaya  kalsın bir tane orda dedik...


26 Nisan 2017 Çarşamba

Bahçemden....

 Malum bugün Teog var. Öğrencilerin işi zor. Biz de geçen yıl yaşamıştık bu stresi. Umarım gönüllerine göre yerlere girerler. Yıllarca emek verip 2 sınavda kaderlerinin belirlenmesi...

Teog olduğu için Deniz evde 2 gün. Mıymıyız sabahtan beri. Ne spor yaptım ne doğru dürüst iş. Deniz öğle yemeğini bahçede yemek isteyince biraz fotoğraf çek tim ben de. Bahçem çok güzel bu aralar. Yol yapıldı oranın tozu da bitti. Hoş yan inşaatı inatla bitirmiyorlar:((( O yüzden ön bahçeden fotoğraf çekmedim ama orada da sarı ve bordo güllerim, hanımeli, ıhlamur ağacım var...

 Böyle bir oturma yeri var bahçede. Vakti zamanında biz yapmıştık. Epey yıprandı bir ara yenilemeli  aslında.

 Güllerim epey büyüdüler. Bu alan da iğne atsan yere düşmeyecek. 2 incir ağacı, güller, biberiye...

Bahçenin çeşitli yerlerinde Devrim'in saksıları. Süt kutusu ve su damacanası kullanır genelde.


 Girişe diktiğim gül bu yıl pek bir coştu. Havalar soğuk gidince böceklenme çok az oldu bu yıl. Çiçekleri kötü etkiliyordu böcekler...

Bu da bilgisayarın başından gördüğüm manzara. Asma ve armut ağacı var. Malesef yakın zamanda buraya da bina dikilecekmiş. Umarım tak tak gürültüsü şu zamanlara denk gelmez. Bahçede oturmak mümkün olmaz....

25 Nisan 2017 Salı

Tencere keki ile pasta


Fırın çalıştırdığımda tek bir şey yapmak ekonomik gelmez bana. Bir de seviliyor diye, birkaç çeşik kurabiye, kek, poğoça, bazen tatlı derken helak oluyorum. Bunları sadece yapması değil bir de temizliği var...

Geçen gün Deniz'in canı pasta isteyince tencerede kek yapıp hallettim bu işi. Daha önce de tencerede kek yapmıştım gayet güzel oluyor.
2 yumurta, 1 su bardağı şeker, yarım su bardağı süt, kabartma tozu, 2 çorba kaşığı keçiboynuzu tozu, yarım çay bardağı zeytinyağı, aldığı kadar un..
Şeker ve yumurta iyice çırpılır. İçine sıvılar eklenir daha sonra  ve çırpmaya devam edilir. Toz malzemeler de eklendikten sonra daha düşük devirde karıştırılır kek hamuru. Yağlanan tencereye harç konur. Orta büyüklükteki ocakta tencere ısınana kadar tam daha sonra kısık ateşte bir yarım saatte pişiyor kek.
Benim tencerem granit ve cam kapaklı. Daha önce çelik tencerede yapmıştım biraz dibi yanmıştı. Bunda 2 kez yaptım o tür bir sorun yaşamadım.
Daha sonra hazır puding yapıp pastayı tamamladım.



24 Nisan 2017 Pazartesi

Bir 23 Nisan daha...

 Biraz daha mı umutluyduk bu 23 Nisan öncesinde? Daha coşkulu kutlamaya hazırlanıyorduk belki de. Malesef evdeki hesap çarşıya uymadı. Aslında uyacaktı da uydurmadılar. Neyse.

Çocuk olmak güzel, çocuk kalabilmek daha güzel. Malesef ben çocuk kalamayanlardanım. Mesela eşim 48 yaşında hala kaydıraktan kaymaya çekinmez, salıncakta sallanır. Ada da pek çocuk olamadı-olmadı. Çok çabuk büyüdü, bazen kardeşine bile kızar çocukta davranıyor diye. Çocukla çocuk olabilmek, çocukca sevinebilmek. Dünyayı çocuklar kurtaracak kesinlikle. Güzel çocuklar, zihinleri açık, okuyan, düşünen çocuklar. "çocuk işte" diye aşağılamadan değer vererek büyüteceğimiz çocuklar...

Bizim evin de asla büyümeyecek (babamız dışında) bir çocuğu var. Deniz. 6. sınıfta bu yıl. Koroya girmişti ve çok güzel 3 parça söylediler. Şu kaçak minik ise sosyal öğretmenimizin oğlu, dönüp bakmadı ki öyle de çekeyim...


 Deniz iki ödül aldı ayrıca. Biri İzmir Koleji'nin düzenlediği Kraliçeyi Kurtarmak kitap yarışmasında 5. olduğu için Türkçe öğretmeninden, diğeri de okul satranç birinciliği. Okul içinde de olsa ilk birinciliği ya ağzı kulaklarındaydı. Ne kadar kolay çocukları mutlu etmek. Biz büyükler pırlantalar, pahalı telefonlar, arabalarla bile mutlu olamazken bir madalya ve kitap şu çocukların gözlerinin içini nasıl da güldürüyor...Nasıl güzel bakabiliyorlar dünyaya:)))


Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler
Nazım Hikmet


21 Nisan 2017 Cuma

Flamingolar

 Flamingolar, Anadolu'nun allı turnaları... Pembe ayakları ve gagalarıyla ne kadar zarifler.  Geçen pazar Sasalı Kuş Cenneti'nde yaptığımız bisiklet gezisinde bu güzellikleri daha yakından fotoğraflayabildim. Benim en tuhafıma gidense bu zarif kuşların bet, kaba ötüşleri....

Netten araştırdığıma göre tüylerindeki kırmızı renk tonu yedikleri yiyeceklerdeki karotin miktarı ile ilgiliymiş. Esaret altındaki genç kuşlar, çok az karotin içerikli besinler yedikleri için beyaz tüylü olurlarmış.



 Alttaki kare neden flu? Ben çocuklarla pan çekim denemesi yapmak için enstantaneyi 1/30'a indirmiştim. O arada kuş havalanınca unutup (acemi fotoğrafçı durumları) çekince böyle bir kare çıktı ortaya:)))
Havada garip bir yaratık görüldü diye haber siteleri versem mi ki........

19 Nisan 2017 Çarşamba

Kitapsever kutu





 Yine yeniden ahşap yakma bir kutu. Yapıp yapıp koyuyorum bunları bakalım.
Bu kez kitap okuyan kız desenini çalıştım kutuya. Kitap yığınlarının üstünde kitap okumak...Bilmem ben kıyamazdım kitaplarıma sanırım. İçine açık bir kitap deseni çalışmaya çalıştım ama tam o havayı veremedim sanki. Yine su bazlı vernikle vernikledim ki tozlandığında silmesi kolay olsun...



17 Nisan 2017 Pazartesi

Sasalı Kuş Cenneti

 Dün heyecanlı uyanmıştık biz. Erkenden kullandık oyumuzu, evde durmak yerine de günü sasalı'da bisiklet binerek değerlendirmeye karar vermiştik zaten. Malesef olmadı. Günün sonu başı kadar iyi değildi. Yine hileler, yine hukuksuzluk...Olmadı...

Facede de yazmıştım ya "Yarışı kazanmışsındır, start çizgisini bile geçersin. Hakem, rakibini galip ilan eder. Rakip karşına geçip sırıtır. İşte öyle birşey."

 Neyse yola devam bırakmak yok. Dediğim günü dün bisiklet bindik. 21km'cik. İlk başlar güzel güzel fotoğraf çekip biniyorduk. Önce 6. kilometrede Deniz biraz kötü düştü. Dizi epey zedelendi. Dönelim dedik istemedi. O zaman "acıya alışırsın bin devam edelim" dedik. Son 5 kilometrede bu kez müthiş bir rüzgar. Sanki yokuş tırmanıyoruz. Bugün ayaklarım beni epey yoklar dediydim ya iyiyim:)))

 Dün ilk kez flamingoları da çektim. Makinem geçen yaz beton zemine düştüğü için arada netlik kaçıyor ama yine de hoş kareler yakaladım. Onları cumaya foto gününe paylaşırım artık.


Sasalı Kuş Cenneti Gediz Delta'sında. Burayı araçla gezemiyorsunuz. Toplu ulaşımla gelinirse Sasalı Kuş Cenneti'ne hoşgeldiniz yazısından sonra bir 6 km kadar daha içeri girmek gerekiyor. Biz arabaya kendi bisikletlerimizi yerleştirip gelmiştik ama bisiklet kiralama da başlamış. Güzel hizmet bence. Ya da tabana kuvvet yürüyerek gezebilirsiniz.


14 Nisan 2017 Cuma

Serçeler.....


Sabahları belki de en sevdiğim ses onlarınki. Bahçeli bir evde, ağaçların arasında yaşamanın büyük nimeti. Bahar da geldi ya cıvıl cıvıllar. Merdivenin çatısının altında yuvaları var sanırım. Sürekli tıkırtıları.... Hele balkonda otururken. Hem çayımı içiyorum, hem kitabımı okuyorum hem de serçelerin müziğini dinliyorum.

Geçen gün kitabımın yanına fotoğraf makinemi de aldım. Çünkü balkona konduklarında çekeyim desem daha kapıya ulaşmadan kaçıyorlar. Nasıl hissediyorlar bilmem insanın geldiğini...

Manuel 500 telem var. Biraz ağır ve zor netliyor ama serçeleri ondan başkasıyla da çekemiyorum. Tellerde ve uzaktaki ağaçlardalar çünkü. 


 Serçe kuşu

Bu sabah bahçede karşıma
Küçük bir serçe kuşu geldi;
Havuzun taşına kondu,
Bir içti, bir doğruldu,
Nasıl da korkuyordu.

Sen hiç korkma serçe kuşu,
Suyunu rahat rahat iç,
Sıhhat afiyetle uç,
İnsanoğlu çeşit çeşit
Beş parmağın beşi bir mi?
Necati cumalı
 

Bu son kare BSuca Gölet'ten. Bankta otururken denk gelmişti.

12 Nisan 2017 Çarşamba

Kozmetikseverler için çekiliş....






Kozmetik Psikolojisi 2. yaşını güzel bir çekilişle kutluyor. Katılmak isteyenler buraya bakabilirler...

11 Nisan 2017 Salı

Okuma Şenliği Bahar....


Sevgili Nilgün'ün ve Motifseverler Grubu'nun desteğiyle düzenlediği Okuma Şenliği'nde bahar dönemi başladı. İlgilenenler buraya gözatabilir. Benim ilk listem aşağıdaki gibi. Kitapları kütüphanede bulmama göre değişiklikler olabilir....

1.Kategori (10 puan): İsminde bahar mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların bahar'da geçtiği bir kitap.
Bahar Koleksiyonu/ Judith Krantz/ Altın Kitaplar/ 271 sayfa

2.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap.
Çocuk Gözüyle Atatürk/ Hacı Angı/ Angı Yayıncılık/ 137 sayfa


3.Kategori (10 puan): 2017 yılında basılmış bir kitap.

4.Kategori (10 puan): Peygamberimiz Hz.Muhammed'in hayatı yada onunla ilgili bir kitap.

5.Kategori (10 puan): Beyazperdeye aktarılmış bir kitap(filmi de izlenecek).
12 Yıllık Esaret/ Solomon Northup/ mayakitap/255 sayfa

6.Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.


7.Kategori (10 puan): Çanakkale Zaferi ile ilgili bir kitap.

8.Kategori (10 puan): En az 500 sayfa olan bir kitap.
Kara Ev/ Stephen King/

9.Kategori (10 puan): Daha önce okuduğunuz bir kitabın devamı olan bir kitap.

10.Kategori (10 puan): Goodreads'da en az 3 puan almış olan bir kitap.

11.Kategori (10 puan): Dünya yada Türk Klasiklerinden bir kitap.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu/ Peyami Safa/ Beta Yayınları/128 sayfa
 
12.Kategori (10 puan): Yazarı sanatçı olan bir kitap.
Sevdalım Hayat/ Zülfü Livaneli/Remzi Kitabevi/ 424 sayfa

13.Kategori (10 puan): Hz.Mevlana'nın yazdığı yada onunla ilgili bir kitap.
Ne Demiş Mevlana/ Aslı Eker

14.Kategori (10 puan): Kendi doğum yılınızda doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap.

15.Kategori (10 puan): 200 sayfadan kısa bir kitap.
Paris Sıkıntısı/Charles Baudelaire/ Cumhuriyet kitap/159 sayfa


16.Kategori ( 10 puan): Adında Aşk kelimesinin geçtiği bir kitap.
Aşk Gelince/ Julianne MacLean

17.Kategori (10ar puan/ekstradan 40 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. [Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı]
Dikkat Aşk Çıkabilir/ Asude/ Ephesus/519 sayfa
Lanetli/ Charles Michael Palahniuk/Ayrıntı Yayınları/ 256 sayfa
Zülfikarın Hükmü/Saygın Ersin/Karakutu Yayıncılık/ 373 sayfa

18.Kategori (10ar puan/ekstra 40 puan): Baş harfleri alfabeye göre sıralanan 4 kitap.
Üçüncü Kız/ Agatha Christie
Yolların Başlangıcı/ Amin Maalouf/ YKY/426 sayfa
Veda/Ayşe Kulin/ Everest/ 387 sayfa

19.Kategori (10ar puan/ekstra 30 puan): Kapağındaki baskın rengin Turuncu, Mor ve Pembe olduğu birer kitap.
Tehlikeli Yaz/ Ernest Hemingway/ bilgi yayınevi/259 sayfa (mor)
Mucizevi Mandarin/ Aslı Erdoğan/ İş Kültür Yayınları/ 153 sayfa (turuncu)
Ömür Boyu Esenlik / Pascal Bruckner/Ayrıntı-187 sayfa (pembe)

20.Kategori (10ar puan/ekstra 40 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört yada iki yazardan ikişer kitap.

10 Nisan 2017 Pazartesi

Şekersiz kek


Şekersiz kurabiyeden sonra şekersiz kek denememde tamamdır. Aslında benim kekle aram yok ama bunu pek sevdim. İlk fırsatta hamurişlerini çok sevmesine karşın rahatça yiyemeyen anneme yapacağım.
Az miktarda yaptım keki ben, dikdörtgen borcam tencenin kapağında pişirdim. Denemelikti sonuçta

2 yumurta ve yarım çay bardağı pekmezi karıştırdım önce. İçine yarım çay bardağı zeytinyağı, 1 çay bardağı süt ekledim karıştırdım. 1 kabartma tozu, göz kararı kara üzüm ve ceviz içi (evde olsa kuru kayısı da giderdi bence) aldığı kadar un ekledim. Yağlayıp biraz susam serptiğim borcama döktüm karışımı. Ve sonuç hafif ama lezzetli bir kek oldu...




7 Nisan 2017 Cuma

Martılar....


Martılar olsun mu  sayfamın misafirleri bugün? Fotoğraflarımın günü ya. Böcekler kadar severim martı çekmeyi ben. Onlar gökyüzünde hızla süzülürken net çekebilmeyi başarmak....Kanat çırpışlarını dondurmak....

İşte şimdiye kadar bir ağzında balık olanına denk gelmedim. Bir gün diyorum o kare için de....


Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi.
Orhan Veli




Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
Isıtsın diye martılar
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin
Can Yücel
 

Şu anda İstanbul’da olmak isterdim.
Mihrabat Korusu’nun dar yollarında seninle
Yan yana, yana yana yürümek…
Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u.
Özdemir Asaf