.:

16 Ekim 2017 Pazartesi

Ahşap yakma kesme tahtalarına devam....

 Benim keyifli hobim ahşap yakma; Kesme tahtalarından birini daha paylaşayım. Bu kez baykuşlu. Sanırım çalışmalarda çok sevilen bir tema baykuş. Örgüden dikişe, ahşaptan, artık mataryele kadar çok çeşitli biçimlerde baykuş görmek mümkün. Hele pinterest bu konuda çok iyi.

 Ben bu kez "küçücük" bir hata yapmışım ama. Deseni tahtaya ters işlemişim. Aslında sap yukarda olmalıydı. Geri dönüşü yok malesef. Bitirip fotoğraf çekerken anca farkettim durumu:)))



13 Ekim 2017 Cuma

Güz çiçekleri


Bugünün fotoğraf kareleri güz çiçeklerimden olsun. Aylardır yağmur görmeyen İzmir'e nihayet geçen hafta içinde güzel bir yağmur yağdı. Açıkcası kar görmüş İzmirli kadar sevindirik oldum ben. Toprak kuru, bitkiler helak durumda resmen. Ne kadar sulama yapsak da olmuyor. Ağaçlar tozlu mesela. Zaman zaman yıkıyoruz yapraklarını da şebek suyuyla bir yere kadar...

Havalar serinledi sarı gülüm açtı. Bu çiğdemleri de Urla'dan getirip diktim... 



Niyetim sarı bir paylaşım değildi ama öyle olunca bu sarı beyefendiyi de ekleyeyim dedim.


12 Ekim 2017 Perşembe

Yürek Söken


Boris Vian yine tanımadığım yazarlardan biri. Kitap Şenliği için isminde organ geçen bir kitap ararken kütüphaneden öylesine alıp okudum. Hep diyorum ya bu kitap şenliğinin en sevdiğim yanı beni yeni yazarlarla, yeni dünyalarla tanıştırması...

Pek çok şeyin abartıldığı saçma sapan bir kitap aslında Yürek Söken. Ama bir o kadar da etkileyici. Kitabı çok anlatmak istemiyorum aslında. Ben özellikle kitap çok anlatıldığı zaman sonunu biliyorsam heyecan duyamıyorum okurken. Şu kadarı denebilir belki; bir anne ve üç çocuğu, annenin onları aşırı koruma isteği. Hepimiz çocuklarımızı korumak isteriz ama sınır ne olmalı?

“Yalnızca bir anne anlayabilir beni.” dedi Clémentine.
“Ama kuşlar kafeste ölür.” dedi Jacquemort.
“Pekala yaşarlar.” dedi Clémentine. “Üstelik, onlara gereğince bakılabilen tek yerdir kafes.”


Bir de vicdan meselesi var ki kitapta o da çok düşürdürücü. Yaptığımız hatalar sonrası vicdanımızı nasıl rahatlatıyoruz? Dua edip af mı diliyoruz? adak adayıp suçumuz ortadan kalkar diye mi düşünüyoruz?

Boris Vian da çok ilginç biriymiş. Yürek Söken, yazarın son kitabıymış ve 27 yaşında yazmış. Ondan sonra tiyatro  ya da müzik eserleri yazmış. Genelde kafasına göre takılmış. Canı o dönemde ne yapmak istiyorsa onu yapmış. Vian'ın bazı sözleri şöyle;

- Gerektiğinde, gereksiz insanları hayatından çıkaramazsan; hiç gerekmediğinde, sevdiğin insanlarla arana girebilir.

- Seni sevmeyene asla sabır gösterme. Çünkü sabrının adı yüzsüzlük, fedakarlığın adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik olur.
 
- İnsan ancak hiçbir şeye heves duymadığı zaman özgür olur ve tam anlamıyla özgür olan bir yaratık bir şeye heves etmez. Hiçbir şeye heveslenmediğim için özgür olduğuma karar veriyorum.


10 Ekim 2017 Salı

Şarap mantarlarından bardak altlıkları

 Elimde biraz şarap mantarı var. Onları kullanayım istedim. Aslında nette banyo paspası gördüm ama ona yetecek kadar mantarım yok malesef.
Bir kısmını bardak altlığı yaptım ben de. Benim kadar çok bardak altlığı yapıp sonra kullanmayı unutan kaç kişi  vardır acaba?

 Pembişler daha hoşuma gitti. Onların mantarı plastikimsi birşey. Markanın mantarları öyleydi. 3 taneye yetti. Bir tane de klasiklerden süssüz yaptım.



6 Ekim 2017 Cuma

Denizin altındaki ayrıntılar....



Suyun altına girdikçe ayrıntıları çekme hevesim daha da arttı. Bu makine için daha çok dipte kalmaya çalışıyorum. Ben cidden dalamayan biriydim aslında. Devrim kaç kez nasıl dalmam gerektiğini gösterdi umursamadım. Ama bu yıl uğrşıyorum. Dalma tamam da  yeterince dipte kalamıyorum. Eşim 3 dakika rahat kalıyor ben en fazla 1. Olacak ama.....
Bir de hem dalga hem dipte kalmak için yaptığımız hareket derken net fotoğraf zorlaşıyor. Varsa bir kayaya falan tutunuyorum çekim yaparken. Bu yosunlarla epey uğraştım mesela. Onları yandan, ışık vuracak şekilde çekmek için. Hatta belli sudaki benim kaldırdığım minik yosunlar...



 Didim'de koyların sınrlarını belirleyen iplerden biri biraz aşağı inmiş. Sonsuzluk hissi uyandırdı bende...

Pina, oldukça büyük bir kabukludur. İçindeki kas dokusu yeniyormuş. Kimi de sırf öylesine çıkartıp atıyor bu canlıları deniz dışına...


2 Ekim 2017 Pazartesi

Haşhaşlı çörek

 Okullar açıldı, mutfakta hamurişi dönemi de başladı bizde. Aslında yazın da yapılabilir şeyler ya nedense bu yaz fırınla aramıza kara kedi girdi. Ama okul zamanı daha bir düzen oluyor sanki. Ivır zıvır yemesinler diye genelde dolapta birşeyler bulundurmaya çalışıyorum. Okuldan geldiklerinde aç oluyorlar hep...

 Kek, poğoça yaparken hazırladığım hamurun yarısını haşhalı yapayım dedim. İlk kez denediğim bir şekilde yaptım çöreği. Ben poğaça hamurunu şöyle hazırlıyorum; 1 paket mayayı 1 su bardağı ılık su ve 1 kaşık şekerle mayalıyorum önce. Sonra içine 1 su bardağı ılık süt ya da su, 1 su bardağı zeytinyağı, tuz, aldığı kadar un ekleyip yoğuruyorum. Hava sıcaklığına göre yarım saat-1 saat arası mayalanmaya bırakıyorum.

Hamurun yarısı ile poğaça yaptım. Kalan yarısından minik bezeler yapıp yemek tabağı büyüklüğünde açtım. Her açtığımın arasına biraz haşhaş ve az zeytinyağı sürdüm. Hepsini üst üste yığdıktan sonra rulo yapıp elimle burgu yaparak uzattım. Alttaki borcam kalıba yerleştirdm. Puf puf pek güzel oldu...


29 Eylül 2017 Cuma

Suyun altını özleyenler kimler?


Epey ara verdim su altı fotolarına. Zaten havalar  da serinledi çekim yapılmaz artık. Belki bir kere daha gidebiliriz. Kış boyu denizi özledikçe elimdekileri paylaşırım artık.

Bunlar Didim'den kareler. Su malesef çok bulanıktı bu yıl. Mevsimle ilgili mi bilemiyorum. Genelde haziranda gidiyorduk bu yıl ağustosta gittik. Balık çoktu ama. İnsan kahroluyor deniz dibinde bunca hayat var senin çektiklerin hep bulanık...



Hem suyun altını hem de üstünü çekmeye taktım son aylarda. Bunun için makinenin önüne konan bir aparat var. Bizimkinin markasına uygun bulamadık. Kendimiz yaptık birşeyler.
 Bu karede görülüyor. Öndeki düğme kaldırdığı için yandan bizim kırmızı balonumuz göründü. Yılmak yok denemelere devam.

 Bu alttaki kare onunla çekim. O parmak girmeyeymiş iyiymiş:)))


 Hep sanat olacak değil ya bir de eğlenceli bir karemiz olsun. Tatilin yıldızı o yeşil top. Denize onsuz girilmedi. Hatta maaile (Devrim'in ablası, teyzesi, kuzenleri falan) su topu oynayıp epey debelendik denizde...

28 Eylül 2017 Perşembe

Tarlada çalışmalar


 Tarla güzel de şu çalışması olmasa....Yukarıdaki gibi gün batımını söyret dur. Arada sürüler gelsin onları fotoğrafla...sesizlikte kitap oku, çekirdek çitle valla huzur.


Neyse gelelim gerçeklere....bu yaz tarla bizim ciddi ciddi çok zamanımızı aldı. Devrim'in sel sularını toplamak için yaptığı sulama havuzunun bir duvarı (uzun duvarlardan biri) çökmüştü. Suları bitirip, kırılan yerleri temizlemesi haftalar sürdü. Sonuçta sadece hafta sonları gidebiliyoruz. Şimdilerde duvarı yeniden örüyor.
Ben de kendimi böcek yumurtası temizlemeye adadım. Şu aşağıda görülen zeytin kırlangıç böceği ve yumurtası. Zirrat sakıncası yok dedi. Köylüler temizlemek gereksiz ağaçlara zararı yok diyorlar. Ama ağaçlar genç ve üzerlerinde o kadar çok yumurta var ki. Bir ağacı temizlemek abartısız 1 saat sürüyor. Sıcakta, güneşin altında tam oldum bu yaz ben. Üstelik o kadar yorgunluğa hiç kalori yaktıran bir iş de değil:(((
Yersiz yere uğraştığımı söyleselerde ilk kez bu yaz minik ağaçlarda zeytin olmadı. Ve kimi yoğun yumurta olan yerlerde zedelenmeler var. Bende törpü ile bunları ağaca zarar vermeden kazıyorum. 150 ağaçtan 30 tane falan kaldı.

Bu arada Ada babasına Deniz de bana yardım etti yaz boyu. Hele semaverde çay demlemeleri süper. Düşünsenize yorgunsunuz ve çayınız hazır:)))

26 Eylül 2017 Salı

Olimpiyat

 Koca yaz bitti. Ben blogda rölantiye geçmiş gibiyim. Artık canlansam iyi olacak sanki. Hem hobilere başlamalı hem de paylaşmaya. Yaz boyu epey tarla işleri oldu. Tamirat falan vardı orda. Bir de bol bol kitap okuduk. Evde çocuklarla mıy mıy dinlendik, arada denize gittik (o kısmı iyiydi tabiki)

Olimpiyat okuduğum en keyifli kitaplardan biri diyebilirim. Ben kitabı epey bir zaman önce almıştım aslında. Bekliyordu garibim okunmayı. Nedense aldım da sonradan "sıkıcıdır" bu kitap diye raflarda bıraktım gitti. Okuma Şenliği için kitap ararken "okuyayım bari" diye başladım. Benim sıkıcı kitap komedi çıktı resmen...

Kitap ilk olimpiyatları anlatıyor bir yerde.  Arkeologlara göre, ilk oyunlar M.Ö. 8. yüzylda düzenlenmiş ve ilk koşu yarışını Elisli Coroebus kazanmıştır. Ancak Coroebus'un gerçekten yaşayıp yaşamadığına, ilk Olimpiyat'ın M.Ö. 776'da yapılıp yapılmadığına ilişkin kesin bir kanıt bulunmuyor. Tek kanıt, oyunlardan dokuz yüz yıl sonra Pausanias adında biri tarafından kaleme alınmış, oyunlarda uyulacak kuralları sıralayan bir talimatnamedir.
Yazar, biraz tarihi bilgilerden biraz kendi hayal gücü ile eğlenceli bir kitap çıkarmış ortaya. Kral Leon, Cratus, Cleander...tarihin sayfalarından çıkıp tatlı bir yolculuğa çıkartıyor insanı.

O zamanlar oyunlar (olimpiyat denmiyormuş) ancak biri ölünce yapılırmış. Kral Leon'un silik oğlunu güçlü göstermek için ne yapacaklarını düşünürken birisi ölmeden düzenlenecek oyun hazırlamaya karar veriyorlar. Ama buna bir kılıf lazım. Sonra oyuncu nereden bulunacak? Yürüyerek ya da katırlarla aylarca süren yolculuklarla oyuncu arayışına çıkılıyor. İlk olimpiyatları düzenleme yolunda yaşanan komik olaylar var kitapta bol bol...
Bir de bu hikayenin anlatıldığı tüccar var ki o da süper.

22 Eylül 2017 Cuma

Gün doğuyor ve batıyor.....

 Dili çözülüyor gecelerin..
Gölgeler kaçışıyor derine
Alıp sihrini bilmecelerin:
Gün doğuyor şehrin üzerine.

Korkarak saklanıyor bacalar,
Gün doğuyor şehrin üzerine;
Dalıyorlar günün gözlerine
Gözleri uykulu atmacalar.

Sallıyarak dallarını kavak
Yükseliyor her günkü yerine,
Gün doğuyor şehrin üzerine
Mavi bir ışıkla ağararak.

Gün doğuyor şehrin üzerine,
Renk renk hacimle doluyor her yer.
Bakıyor dağınık yüzlü evler
Hala yanan sokak fenerine.

Toprak kımıldıyor yavaş yavaş,
Gün doğuyor şehrin üzerine,
Bembeyaz gece çiçeklerine
Sabahla düşüyor bir damla yaş.

Ve bir deniz hücumu halinde
Gün doğuyor şehrin üzerine.
Orhan Veli Kanık

Zaman ne çabuk akıyor. Daha yeni okul heyacanı yaşarken birinci haftayı bitirdik bile. Yaşamadan günü doğurup batırıyoruz sanki!

Günlük telaşlar; geçim derdi, yemek-temizlik işleri, trafikte geçirilen süre, onu bunu öderken beklenen sıralar, sürekli beslenmek ve temizlemek üzerine kurulu bir düzen....unutuyoruz çok zaman yaşamayı. Kızarım bazen ev halkına bazı zamanları harcadıkları için. Ne olacağımız belli mi. Güneşin doğuşunu, batışını sonra da yıldızları seyretmeye üşenir benimkiler. Tarlada tüm gün çalışıp yorulup erkenden yatma mantığı.  

Geçen bir çocuğun konuşmaları paylaşılmıştı sosyal medyada. "hayat böyle olsun anne" diyordu çocuk. Abi, baba işe gitmesin, anne ablasına kızmasın, insanlar istediklerini yapsın. Ah be çocuk keşke hayat böyle olsa....




18 Eylül 2017 Pazartesi

Tüm çocuklara başarılar


Yeni bir okul dönemi daha kafa karışıklıklarıyla başladı bakalım. Okulların açılmasına birkaç gün kala, TEOG'un yapılmasına 3 aydan az bir zaman varken; sınav kaldırılıyor haberleri başladı. Siz getiriyorsunuz siz kaldırıyorsunuz. Hayır koca yaz ne düzenleme yapacaksanız adam gibi hazırlanın. Şimdi iki arada bir derede ne yapılabilir ki?
Malesef çocuklarımız son yıllarda berbat bir eğitim sisteminin içine düştüler. Evde illa ki destek oluyoruz. Ama ya olmayan-olamayan aileler? Malesef büyüğüne saygı duymayan, yeşili korumayan, hayvanları sevmeyen-kollamayan, çevresine saygısız bir nesil yetişiyor. Bir de üstüne blimsel kalitenin yerlerde sürünmesi...
Bu yıl Ada lise ikide, Deniz 7. sınıfta. Nasıl bir eğitim alacaklarının kaygısı bu yıl daha bir çöreklendi üstüme. Mesela Atatürk Lisesi yaz dönemi Türgev'e kapılarını açmıştı, müdürü değişti. Zaten son yıllarda iyi liselerin eğitim kadrosu tırpanlanıyor. Yaşayıp göreceğiz.

Not, fotoğraf 2008 yılından. Malum büyükler artık "hadi öncesi sonrası çekelim" diyorum yanaşmıyorlar. Neyse biraz daha büyüdüklerinde belki....

12 Eylül 2017 Salı

Kudret narı yağı


Kudret narını birkaç yıldır annem terasıda saksıda yetiştiriyor. O genelde midesi için yararlı diye az yağ içinde bekletip tüketiyordu. Önceki yıl ele sürmelik hazırlamış, bize de vermişti. Çocuklar ve ben  tüm kış nemlendirici olarak kullandık bu yağı. Ve çok çok memnun kaldık.

Ben havalar soğudu mu kurumaya başlarım hemen. Hatta biraz serinledi ya hemen bacaklarım kuru kuru oldu, topuklarım çatladı bile. Malesef çocuklarımın da cildi sorunlu. Hele Ada, o aşırı soğuklarda el bileklerinden aşağısı yanık gibi oluyor. Hem doktora giderek çeşitli kremler kullandık hem de bilinen kozmetik ürünlerini ama hiçbiri tam yarar sağlamamıştı.
Geçen kış o en soğuklarda bizi kudret narı yağı kurtardı. Ciddi ciddi üçümüz de düzenli yağlandık:)))
Olgunlaşmış kudret narını zeytinyağında birkaç ay bekleterek hazırlıyoruz. Biz memnunuz belki işine yarayan olur diye paylaşmak istedim.
 Bu yıl en de dikmiştim hatta yukarıdaki gibi lmuşlardı. Malesef yandaki inşaatın attığı molozlardan 7 kök kurudu. Bu yıl yine annem yapıvermiş bana.

 

7 Eylül 2017 Perşembe

Kırmızı kutu...


 Bu kutu bir küçük hanıma hediye olarak hazırlandı. Biz her yıl Didim'de Devrim'in akrabaları ile buluşuyoruz. Dayısı ile torun da geliyor. Nehir, halasına yaptığımı beğenmiş geçen yıl bana takı kutusu ısmarlamıştı. Büyük ihtimalle unuttu ama ben yine de hazırlamak istedim.
Kutuyu boyamak değil de nasıl süsleyeceğime karar vermek epey zamanımı aldı. Zaten kutu boyalı haftalarca bekledi öyle. Son hafta balerin kızlar yapmaya karar verdim. Çok ayrıntı beni boğar o yüzden sade oldu kutumuz. Netten siyah balerin çıkışları alıp yapıştırdım. Üzerlerini tül ve boncuklarla süsledim. Biraz da Deniz'n etkisiyle içinde budaklama aletimizi de kullandık. Bu Didim'e gidişimizde de sahibine teslim ettik.



5 Eylül 2017 Salı

Tatil bitti köyümüze geri döndük...


Bizim yıllık izin, ardından gelen bayram tatili derken 2 haftadır sahalardan uzaktık. Hoş tatilin tamamında yatmadık, epey de çalıştık biz. Didim öncesi tarladaydık, dönüşte de kışlıkların bir kısmını hazırladık.

 10 kilo kadar tane üzümden pekmez yaptık. Az daha yapmak lazım ya biraz zahmetli bir iş...Benim olmazsa olmazım şişe domatesini hallettim. Salçayı o kadar sevmem domatesli yemekler daha güzel gelir bana.


Ve salça. Bizim yanda inşaat başladığından anneye kurumaya gittiler.
Şimdi ev dip köşe temizlenecek. Bu kadar uzak kalınca bir de inşaat falan toz oluyor haliyle. Sonra hobilere başlamalı artık.