.:

30 Aralık 2016 Cuma

2016'yı kırmızı tonlarında kapatayım dedim


Bir yıl daha tükettik hayatımızdan. Zaman ne hızlı akıyor. Ne günlerin hesabını tutabiliyoruz ne yılların artık. Biz hızlı yaşıyoruz sanırım. Hem zaman çok değerli yetiremiyoruz hem de zamanı tadına vara vara yaşayamıyoruz...

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni heyecanlarla gelsin o zaman. Tüm dilekleriniz kabul olsun.....

Ben fotoğraf günümü bu yıl için en sevdiğim renk kırmızıyla kapatıyorum. 






29 Aralık 2016 Perşembe

2017 hoş gelir mi ki.....




 İnsan ne bekler ki yeni bir yıldan. Bir öncekinden güzel geçmesini, sağlık, huzur, verilmiş kilolar....

Mesela ben dizlerim izin verdiği sürece bol bol bisiklete binmek istiyorum,

 Gün batımına gün doğumuna olabildiğince bakabilmek,

 Denizde yüzmek, kokusunu içime çekmek,

 Tarlanın sesizliğinde dinlenmek,

Bol bol fotoğraf çekmek istiyorum....

Evin erkekleriyle birlikte tabiki:))))

Ama bugün facee böyle paylaştım
"Ülkenin bir kısmı 2017'ye giriyoruz ne mutlu mesajı vermekte. Sanki bir anda savaşlar bitecek, çocuklar ölmeyecek, düşünmük serbest olacak pazar sabahı....Ama bugün yine bir gazeteci attığı twitler nedeniyle gözaltına alındı, çocuklar öldü, askerler öldü, tacizler yaşandı. 1300 lira ile geçinmeye çalışan kişiye 17 bin lira ile geçinen (ki bu bizim bildiğimiz kısım) kişi "az veren candan çok veren maldan" dedi bugün....Milli eğitim bakanı fen liselerimizin Pisa'da başarılı olduğunu söyleyip "daha çok imam hatip açacağız" dedi....Hadi siz de ekleyin altına. Ben yazdıkça sıkıldım." duygularımı. 2017 pek de güzel gelmiyor sanki....

27 Aralık 2016 Salı

Okuma Şenliği Güz-final zamanı









 Bir Okuma Şenliği'nin daha sonuna geldik. Sevgili Gül düzenliyordu şenliği. Malesef bundan sonra bırakıyormuş. Bakalım bu zor işin başka taliplisi çıkacak mı?



1. Kategori (10 puan): İsminde güz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların sonbaharda geçtiği bir kitap.
Güz Sancısı/ Yılmaz Karakoyunlu/ Öteki Yayınevi/ 232 sayfa

3. Kategori (10 puan): Kitaptaki karakterlerden en az birinin aşağıya yazacağım tür gruplarından herhangi birinin içinde olması.
Türler: Cadı, Vampir, Zombi, Peri
Perili Ev/ Charles Dickens/ K Kitaplığı/ 63 sayfa

5. Kategori (10 puan): Goodreads puanlamasında en az 4.00 puan alan ve minimum 50000 kişinin oy verdiği bir kitap.
 Fahrenheit 451/ Ray Bradbury/ İthaki/ 238 sayfa

6. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.
 Bütün Şiirleri/ Orhan Veli/ Adam yayınları/ 212 sayfa

7. Kategori (10 puan): İsminde bir organ bulunan bir kitap.
Kalp, Yürek, Göz gibi kelimelerin ağırlıklı seçileceğini düşündüğüm bir kategori oldu.

Bir Parmak Bal/


8. Kategori (10 puan): Ülkemizde basılı en az 10 kitabı olan yazardan bir kitap.
Uyarı: Aynı kitabı farklı yayınevleri basarsa sayılmaz aman dikkat edin.

Dehanın Esrarengiz Yüzü/ Arthur Conan Doyle/ Martı Yayınları/ 268 sayfa


 9. Kategori (10 puan): 100 Temel Eser listesinden bir kitap.

Yalnız Efe/ Ömer Seyfettin/ Zambak Yayınları/ 93 sayfa
11. Kategori (10 puan): Kapağında bir veya daha fazla insan yüzü bulunan bir kitap.
Burada kategorinin esnek olduğunu belirteyim ister insan gölgesi olur ister yüzünün küçük bir bölümü olur tamamen size kalmış. Ayrıca illa ön profilden olması gerekmez resmin yan hatta arka profili de kabul ederim. Umarım anlatabilmişimdir.
Taştan Kalp, Bir Sır Saklı İçimde, Sessiz Oda vb.
Dersim 1938 ve Hacı Hıdır Ataç'ın Defteri/ Hüseyin Aygün/ dipnot yayınları/ 206 sayfa

12. Kategori (10 puan): Güz Şenliği Öğretmenler Günü’nü kapsayacağı için öğretmenlik yapan  ya da yapmış bir yazardan bir kitap.
Küçük Kara Balık/ Samed Behrengi/ Nemesis/62 sayfa

13. Kategori (10 puan): En az 10 farklı yazardan birer eser barındıran bir öykü, masal, şiir, anı, gezi vb türde bir kitap..
Yazarlarımızdan Masallar ve Öyküler/ İş Bankası Yayınları/ 129 sayfa

14. Kategori (10 puan): İsmi hava durumunu çağrıştıran bir kelime barındıran bir kitap.
Kar Yağacak/ Levi Henriksen/YKY Yayınları/ 264 sayfa

15. Kategori (10 puan): İsminde bağlaç olan bir kitap.
İsmail ve Roza/ Yannis Yanellis-Teodosiadis/ Doğan Kitap/ 206 sayfa

16. Kategori (10 puan): 200 sayfadan kısa bir kitap.
Sezar ve Kleopatra/ Bernard Shaw/ Cumhuriyet Dünya Klasikleri/ 159 sayfa

 17. Kategori ( Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 20 puan toplamda 40 puan): Öncelikle Nobel Ödülü almış bir yazar seçiyorsunuz.  Yazarın Nobel Ödülü aldığı tarihe bakıyorsunuz.
a) Nobel Ödülü almadan yazdığı bir kitap.
b) Nobel Ödülü aldıktan sonra yazdığı bir kitap.
Şeklinde iki kitabını okuyorsunuz. Gabriel Garcia Marquez(1982'de ödül aldı)
Başkan Babamızın Sonbaharı/ Can Yayınları/ 232 sayfa ( 1975)
Aşk ve Öbür Cinler/ Can Yayınları/ 168 sayfa (1994)




18. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Hayvan Özgürleşmesi/ Peter Singer/ Ayrıntı Yayınları/ 336 sayfa
Sevgili/ Marguerite Duras/ Can Yayınları/ 102 sayfa


19. Kategori (Her kitap 10 puan dört kitap okunursa ekstra 30 puan toplamda 70 puan): Baş harfleri alfabeye göre sıralanan 4 kitap.
Can Dostum/W. Bruce Cameron/ Yabancı Yayınları/ 376 sayfa
Çakırcalı Efe/ Yaşar Kemal/ Adam Yayınları/ 175 sayfa
Dersu Uzala/ Vladimir Arsenyev/ Alter Yayınları/ 294 sayfa
Esir Kuşlar/ Andrea De Carlo/ İş Bankası yayınları/ 223 sayfa

20. Kategori (Her  bir kitap 10 puan tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan toplamda 80 puan) Aşağıya ekleyeceğim ülkelerde doğmuş yazarlardan bir kitap. (Ben seçeneğiniz bol olsun diye sekiz ülke ekledim siz dört tanesini seçeceksiniz.)
Ülkeler: Endonezya, Çin, İngiltere, Rusya, Kanada, Almanya, İrlanda, İtalya.
Ateşböceklerinin Mevsimi / Maeve Binchy/ Doğan Kitap/ 620 sayfa (İrlanda)
Görkemli Kaybedenler/ Leonard Cohen/ Studyo İmge/ 224 sayfa/ Kanada
Öfke Şatoları/ Alessandro Baricco/ Can Yayınları /202 sayfa / İtalya
Dönüş Yolu/ Erich Maria Remarque/ Sander Yayınları/ 287 sayfa/ Alman

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap. Klasik olarak kütüphane raflarında gözüme takılanlar
Al Gözüm Seyreyle Salih /Yaşar Kemal/ Adam Yayınları/ 375 sayfa 
Kara Kız/Bernard Shaw/ Cem Yayınevi/ 327 sayfa
Bitti Bitti Bitmedi/ Vedat Türkali/ Ayrıntı Yayınları/ 188 sayfa
Ağrıdağı Efsanesi/ Yaşar Kemal/ Adam Yayınları/113 sayfa

29 kitap 6741 sayfa okumuşum
290+67+ 110 (ekstralar) eşittir 487
 

26 Aralık 2016 Pazartesi

Gorilli lambamız

Çocuklar büyüdüçe aynı odada kalmaları da zorlaşıyor malesef. Ada ve Deniz yıllardır birlikte yatıyorlardı ama küçük bu aralar her konuda yaptığı gibi yatma olayında da abisine kök söktürünce geçen yaz odaları ayırdık. Oda ayırmak da ha deyince olmuyor. Abi kendi odasında kaldı, Deniz kütüphane gibi kullandığımız odaya yerleşti. Doğal olarak sadece yatağı gitti....Çünkü buranın iki duvarı tamamen kitaplık, bilgisayar bu odada.

Ben epeydir oda deniz'e göre renklensin diye düşünüp duruyordum. Yakın zamanda pinterestte gördüğüm lamba ise cuk oturdu bu isteğime. Önce kıl testere ile gördüğüm gorilden kestim ve siyaha boyadım. İkinci aşamayı babamız halletti. Biraz uzun bir kablo ile lambayı taktı.




Daha önce hiç aklımda yokken devrim lambayı takınca "ee bu yuvarlağı da boyamalı" dedim ben. Üstün resim yeteneğimle başladım işe. Deniz "benim odam ben boyayacağım" dedi. Boy yetmedi. Ortaya bu müthiş sanat eseri çıktı:)))))
Mesela şu gördüğünüz mavilik yukardan akan şelale, etrafında ağaçlar var. O yoğun sarılık ağaçlar arasından sızan güneş....



Çocukların eski odasınını duvarını da boyamıştım ben. Orada uzay teması kullanmıştık. Oraya ip lamba yapmıştım ben.

Deniz'in şu anki odasında böyle bir duvar resmi de var.

Samsung Tablet Çekilişi Sosyal Medya Kafe


Sosyal Medya Kafe 2. yılı şerefine güzel bir çekiliş yapmış. Katılmak isteyenler buraya bir gözatabilirler.....

24 Aralık 2016 Cumartesi

Kuşlar.....

''Kuş olsun, insan olsun. 
Yalnızlık sevmeyi bilmeyenlerin icadı.''
Edip Cansever

  Seviyorum kuş fotoğrafları çekmeyi. Yüksekteler, açmışlar kanatlarını alabildiğine süzülüyorlar. Hızla uçarken onları net çekebilmeye çalışmak ayrı bir keyif benim için. Dakikalarca sahilde nöbet tutabilirim de işte evin erkekleri ile gezince...Yine de epey bir kuş fotoğrafım var arşivimde...


 ''Yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime''
 Haydar Ergülen

 "Kuşlar kadar değil, kuşlar için özgür olmak lazım"
  Nazım Hikmet.......


''Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir.''
Can Yücel



21 Aralık 2016 Çarşamba

Buca Latin Katolik Kilisesi


Cumartesi günü blog dünyasından (Bahçeperim) arkadaşımız Safiye ile Buca'da fotoğraf çekmeye çıktık. Hava buz gibiydi açıkcası fazla dolanamadık ki bizim buralar daha da soğuktur. Safiye özellikle kilise çekmek istiyordu. googla da arattığınızda Protestan Baptist Kilisesi çıkar hep. biz de yönümüzü oraya çevirdik ama kapalıydı ve derdimizi anlatabileceğimiz bir bekçi yoktu ortalıkta. Mutsuz mutsuz ara sokaklara dalmışken Safiye'nin ilgisini bir kule çekti. Algıda seçicilik işte:)))

Tam önümüzden bir adam demir kapıdan girdi ve kapıyı kilitledi. Kısa bir tereddüt ve kapıyı çaldık biz. Bekçi görevli papaza sordu o da bahçeye girip binanın dışını çekmemize izin verdi.
Sonra içini de gösterebileceğini söyledi. İşte giriyorsunuz ve yukarıdaki görüntü. Cidden ışıklarla birlikte çok başka bir dünya....Hoş biz de tripot yoktu netlikler çok iyi değil ama olsun...

 Yukarıdaki Meryem heykelinin kıyafetleri kağıttan yapılmış ve orjinal. Yani 1800'lü yıllardan kalma...


Aşağıda sokaktan görüntüsü kilisenin. Ne kadar silik. Ben yıllardır bu yoldan defalarca geçtim burada kilise olduğunu farketmedim. Netten baktığımda da pek bir bilgi yok burası hakkında. Papaz Marko ile sohpet ettim biraz. Milano'dan gelmiş ve buranın 80 kadar kişi yararlanıyormuş. Kendi imkanları ile kiliseyi düzeltiyorlarmış. Mesela tavanın resimlerini bir önceki papaz kendisi yapmış. Zaten bölgedeki evlerin, köşklerin çoğu ya yıkılmış ya da başka şekillerde kullanılarak bozulmuş.


 İzmir'de çalışan 2 orgdan biri de buradaymış bu arada. Resimde görünen orjinali değil. Onu tozdan bozulmasın diye kaldırmışlar. Marko bizim için çaldı biraz...

Bu da ilginç bir rölyef. 3 eliyle çocuğuna sarılan Meryem....

20 Aralık 2016 Salı

İsmail ve Roza


İsmail ve Roza konusu ve ismine bakarak aldığım kitaplardan biri. Kurtuluş Savaşı yılları, Türk-Yunan aşkı, dostluklar, kavgalar.....Midilli, Ayvalık, İzmir'deki eskici dükkanları arasında yapılan geziler. Oldukça keyifle okunacak bir konu yani.

Aslında genel olarak dili ve anlatımı iyi kitabın. Ama bende eksik kalan birşeyler var hissi bıraktı. Mesela ana karakter Midillili mimar çok basit resmedilmiş. İsmail ve Roza'nın sırrını çözmeye çalışan Dimitri'nin tam bir kadın düşkünü zampara olması hikayeyi basitleştirmiş bence. Hatta ciddi bir suç olan tecavüz bile bu kişinin aracılığı ile masumlaştırılıyor malesef. Konuyu sevdim ama iyi işlenmediğine inanıyorum ben.

Kitabın yazarı Yannis Yanellis-Teodosiadis Midilli’de doğmuş.  Atina Üniversitesi’nde hukuk okuduktan sonra 2004 yılında üçüncü kez Yunan Parlamentosu’na Yeni Demokrasi Partisi milletvekili olarak seçilmiş.

19 Aralık 2016 Pazartesi

Ahşap yakma kutu

Bu aralar ahşap yakma olayına takmış durumdayım. Sizle epey şey paylaşacağım sanırım bu anlamda.

Epey haftalar önce tesadüfen bir kırtasiyenin önünde indirime girmiş kutulara denk gelmiştim. 3 tane almıştım. Niyetim üzerlerini deniz kabukları ile kaplamaktı. Koca yaz elime almadım onları hatta en son kaldırmıştım ortalıkta dağınıklık diye:)))

Aliexpress'in şu 11.11 indiriminden Devrim bana bir havya almış. Benim havyam vardı da tek uç ve pek iyi değildi. Yenisinin 6 farklı ucu var, sıcaklık az da olsa ayarlanabiliyor. Yeni oyuncağım gelince ilk kitap ayraçlarını yapmıştım sonra kutulara el attım.

Bu kutuda aşağıdaki kız figürünü kullandım. Araya kopya kağıdı koyarak şekli çizdim ve havya ile yaktım. Biraz bahar havası vermeye çalıştım. Bir kırmızı sever olarak da elbiyesi permanent kalemle kırmızıya boyadım. Kutu Ada'nın yeni yıl çekilişi için çıktığı arkadaşına gitti. Yapılırken hesapta yoktu ama sanırım genç bir kıza uygun bir hediye.

Henüz gölgelemeleri çok iyi yapamıyorum ama bunun için kullanılan ahşap yakma makinesi de çok farklı aslında. Bakalım havyamla biraz oynayayım zaman ne gösterir....


16 Aralık 2016 Cuma

Bol bol deniz fotoğrafı paylaşsam......



Bol bol deniz fotoğrafı paylaşsam yaz daha çabuk gelir mi acaba?

Bu yıl soğuklar daha bir erken ve keskin geldi sanki. Ben İzmir'de donuyorsam daha soğuk bölgedekileri düşünemiyorum bile. Sokakta olan var, kömürü-odunu olmayan var, yeterli kışlık giysisi olmayan var. Yaz çabuk gel.....




14 Aralık 2016 Çarşamba

Ahşap yakma kitap ayraçları....


Havalar soğudu benim elişleriyle uğraşasım geldi bu aralar. Aslında dışarıda yapmak daha kolay bazı işleri ama benim gelenlerim yeni geldi işte:)))

Bu kitap ayraçlarının yapımının planı teeee aylar öncesine dayanıyor. 3 parça düzgün parça demonte olarak aldığımız bir dolaptan çıktı. Aslında bu işlerden karı koca anlarız bugüne kadar hiç artık parça  bırakmadık ama bunlar kutuya niçin konmuş bir türlü bulamadık. Ben el koydum doğal olarak ve kitapa ayracı yapacağım dedim. Bekliyorlardı öyle.

Arkası göründüğü gibi beyaz kaplama. Oraya hiç dokunmadım. Ön tarafına seçtiğim desenleri havya ile işledim. Teldeki kuşları hep sevmişimdir zaten biri öyle oldu. Burada da bardak altlıkları var mesela. Birini kahvali yaptım ki kitap ve kahve iyidir....Kedilisi hemen sahibini buldu. Hoş Ada kedime "fareye benzemiş" dese de Deniz hemen sahiplendi onu. Yani resim yeteneğim yerlerde sürünüyor.....
Verniklemedim. Zaten ahşap yakma bozulacak birşey değil gerek görmedim ben.




9 Aralık 2016 Cuma

Kar zamanı...


Türkiye'nin batı illeri de dahil buz gibi hava. Biz üşüyorken Doğu illeri napıyor bilmem. Haberlerden görüyoruz çoğu yer kar altında kalmış bile. İzmir'e de kar yağdı geçenlerde. Hatta Buca'da bile atıştırdı. Spil'de kar tutmuş hatta. Geçen yıl şubat ayında Spil'e gitmiştik anca o zaman kar tutmuştu. Bu yıl erkenci biraz...

 Ben de bugün geçen yıldan kar fotoları paylaşayım dedim. Günün anlam ve önemine uygun olsun:)))
İlk 2 kare bizim evin bir 15 dakika yukarısında Yedi Göller diye yapay park var, oradan. Karla muhteşem olmuştu...Diğerleri Spil'den..






Bu son kare ise Bozdağ yolu....

7 Aralık 2016 Çarşamba

Hayvan Özgürleşmesi






Kütüphanede kitap alırken geri iade edilenler arasında görmüştüm bu kitabı. Arka sayfayı okuyunca da ilgimi çekti. Felsefeci Peter Singer, insan dışı hayvanların da acı çektiğinden yola çıkarak tam anlamıyla özgürlüklerini savunuyor kitapta.

Aslında biraz ders kitabı gibi. zaman zaman sıkıcı olabiliyor dili bu yüzden. Ve özellikle deney hayvanları ile ilgili kısımları okurken ise mide bulundırıcı....


Ben dahil pek çoğmuz bilimsel deneyleri savunuruz sanırım. Yani insanlığın yararı için, hastalıklardan kurtulmak için deney hayvanları kullanıyor. Ama kitapta bunun çok da gerçeği yapsıtmadığı, deneylerin çoğunun gereksiz olduğ kanıtlarıyla ortaya konuyor. Hele hayvanlara yapılanlar kabul edilir gibi değil...




Bir de gıda sektörü boyutu var işin. Bu noktada tavuk ve ineklerin ne şartlarda  sofralarımıza geldiği anlatılıyor. Mesela sosyetede tercih edilen pembe et için buzağılar anemik olarak kımıldayamayacakları ortamlarda yaşatılıyormuş.

Singer temelde tamamen veganlığı savunuyor. Et ve ürünlerini yemeden de sağlıklı olunabileceğini yazıyor. Hatta ABD'de yapılan bir araştırmada et yeme oranı düşerse otlaklarda tahıl yetiştirilebileceği ve daha çok aç insanın doyurulabileceği ortaya çıkmış.

“Hayvanların acı çekmesini önlemek için – yoğun bir şekilde faaliyet gösteren hayvan üretiminin neden olduğu çevresel sonuçlardan bahsetmiyorum– hayvansal ürün tüketimine büyük oranda son vermemiz gerekiyor. Bu vegan bir dünya tahayyülü müdür? Bir çözümü bu olabilir; fakat sadece bununla sınırlı kalmaz.  Eğer hayvanların öldürülmelerindense acı çekmelerini azaltmak istiyorsak, insanların bitkisel ürünler tükettiği bir dünya hayal edebilirim; fakat aynı zamanda organik yumurtanın konforunu tercih eden, türleri için uygun ortamda yaşam süren hayvanların etlerini tüketen ve çiftliklerde “insani” yollarla öldürülen hayvanlarla beslenen insanların olduğu bir dünya da tasavvur edebilirim.”