.:

29 Temmuz 2016 Cuma

Günün rengi kırmızı olsun...

 Bugün fotoğraflarımın günü ve en sevdiğim renk kırmızıyı seçtim. Kırmızı böcekler de var arşivimde epey aslında. Ama çiçekler olsun istedim bu kez. Böcekler başka yazıya artık....







27 Temmuz 2016 Çarşamba

Yeni oyuncağımızla sualtını fotoğraflıyoruz...


2 yık kadar önce Devrim bir arkadaşından su altında da kullanılabilen aksiyon kamerası ödünç almıştı. Eski bir modeldi ama yine de onunla çekim yapmak pek hoşumuza gitmişti. O zamandır aklımızdaki kamera alma fikri gerçeğe dönüştü. GoPro markası var en bilinen. Onların son modelleri 1500 civarında. Biraz tuzlu olduğundan uzak duruyorduk.

Benim çatlak koca bu aralar aliexpress'e pek dadandı. Bu kamerayı da oradan ısmarlamış. Malesef Didim tatilinden önceye yetişmedi ama 2 seferdir gittimiz koylarda denemeler yapıyoruz. Normalde belli bir limitin üzeri vergiye dahil ya rica etmiş satıcı firmaya fiyatı düşük göstermişler. Normal fiyatı 375 lira. Sonuçlar süper...

 Yakın çekimleri beceremedik nedense. zomu var makinenin zomladık mı flu çıktı. Çözeceğiz....

 Kendimizi çektiğimiz kareler fazlasıyla tatmin edici. Dalmakta zorlanan ben bu kamera sayesinde alışırmışım falan:)))
 Ada ilgisiz nedense onun dışında kamera üçümüz arasında paylaşılamıyor:))



 Bu deniz kabuğu 30 cm civarındaydı. Canlı olmasa alacaktım ama canlıydı. 
İşte yeni oyuncağımız da bu....

26 Temmuz 2016 Salı

Sen Bana Mevsimlerden Söz Et


""-yoksa bana geleceği görmek mümkün mü demeye çalışıyorsun?
-geleceği ve geçmişi.
-geçmişimizi hepimiz biliyoruz. bunda ilginç olan ne?
-benim sözünü ettiğim geçmiş, geçmişten ve diğer bütün geçmişlerden önceki geçmiş. yoksa insanın tek bir hayat yaşadığına inanacak kadar saf mısın? doğuyorsun, ölüyorsun, hepsi bu mu? hayır. doğarsın, ölürsün, doğarsın, ölürsün... sonsuza dek.""
........................................................

Okuma Şenliği için isminde emir olan bir kitap okumam gerekiyordu. Kütüphanenin raflarında dolanırken seçtim Sen Bana Mevsimlerden Söz Et kitabını. Kitap hakkında hiçbir fikrim olmadan. Gilbert Sinoue'nin kitabı tam anlamıyla insanı kendine çekiyor. Çok ilginç bir konusu var;
Arjantin'li zengin ve yakışıklı Ricardo tam da kendisi gibi zengin ve güzel Flora ile evlenecekken kabuslar görmeye başlar. Kiminde hiç tanımadığı bir kadınla sevişmektedir kiminde depremde ölmekte....O hiç tanımadığı 3 bin yıl öncesinin hayaletinin peşinden gitmeye karar verir. Hiç kopmam dediği malikanesini, topraklarını satar ve Yunanistan'a yola çıkar...

Felsefe, tarih, arkeoloji, doğa, aşk....Bir çok konu çok güzel harmanlanmış ve başı sonu muhteşem bir kitap çıkmış ortaya...

""Bir dakika, bir saat, bir gün... bunlar kent insanının kavramları. sen bana mevsimlerden söz et! zamanın tutsak yaşayanlarca uydurulmuş bir yanılsama olduğunu bilmiyor musun?""

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Güzel bir koy keşfettik....


Yeni bir koy kaşfettik bu haftasonu.. Gelen araba kalabalığını görünce epey bilinen biryer olduğu kesin. Ama bizim için yeni ve muhteşem bir yer....

Biz birkaç yıldır Urla Yağcılar Köyü sınırları içindeki Altınköy koyuna gidiyoruz. Suyu buz gibi ama inanılmaz berrak ve temiz. Bu cumartesi de gittik. Öğle gibi Devrim arkadaşlarından balık tuttukları bir koyu duymuş "gidelim mi" dedi. Hadi dedik keşfe çıktık. Urlanın güneyi ve sığacık'ın batısında bulunan Demircili Köyü'nün koylarıydı bahsettiği yerler. 

Biz tarifle gittiğimiz için önce paralı bir koya denk geldik. Açıkcası kişi başı 15 lira vermek işimize gelmedi. Sonuçta deniz aynı deniz, tüm gün de kalmayacağız. Biraz daha ilerleyince Ada restorant diye bir tabela gördük. Hedefimiz orasıymış aslında. Bir restoran var, sazlarla üstleri kapatılmış masalar var. Bir de karavanını, aracını sahil kenarına çekmiş bir kalabalık. Amacımız kısa kalmak olduğundan hemen denize attık kendimizi ve muhteşemdi. Ama su buz gibi....

Üstteki kareyi panorama çektim. Nasıl muhteşm ama...

Turkuaz renkli denizde yüzmek lazım demiştim ben cuma günü. Cumartesi dileğim gerçekleşti. Gönlüm burada kalarak ayrıldım ben...

 Koyun bir tarafında yüzüyorlar bir tarafında balıkçı tekneleri duruyordu...


Bu da yarım adadan bir kare...

24 Temmuz 2016 Pazar

Güzel yaşların olsun oğlum...

 Bugün bizim ilk gözarğmğz Adamızın doğum günü. Koca adam oldu oğlum. 15 yaşına giriyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki. Açıkcası şu minik hallerini acayip özlüyorum. Yarım yarım konuşmalar, tek dertlerinin karın doyurmak ve çıkışı olduğu günler:)))

Son zamanlarda çocuklarımın-çocukların geleceğinden fazlasıyla endişeliyim. Umarım güzel günleri olur hepsinin....


22 Temmuz 2016 Cuma

Turkuaz kareler...



Şimdiye kadar çektiğim tek turkuaz böcek bu sanırım. Taradım arşivimi başka denk gelmedim...İşin tuhafı zor bir kare aynı zamanda. Uçarken bu kadar net çekmek benim sınırlarımı zorlar açıkcası. Ama bu uçuyu çekmek için yarım saate yakın güneş altında hareketsiz beklemiştim...
.............................

Ara ara makrolarımı da paylaşıyorum sizlerle biliyorsunuz. Hatta en son her cuma makro fotoğraflarımı paylaşayım dedim ama araya tatil girdi, darbe girdi, Ohal girdi derken içimden gelmedi foto düzenlemek...Neyse artık "gündemi umursayarak" normalleşmek gerektiğine inanıyorum ben. Tepkilerim belli. Burada değil belki ama facedepaylaşıyorum görüşlerimi. Burası benim rahatladığım, sevdiğim, dostlarımı ağırladığım bir mekan.

En son "sarı" kareler paylaşırken sevgili Nilgün "turkuaz" önerisinde bulunmuştu. Ne kadar zor bir renk böcekler konusunda anlatamam. Ya da ben pek denk gelmedim. Neyse tek turkuazım en üstte. Diğerlerinde biraz arka fon olayından yararlanacağım artık..




Bir de bu var tabiki. Urla'da deniz kıyısında yürüyüş yaparken denk gelmiştik. İlk kez gördüğüm bir tür denizanası. Rengi muhteşem ama...

Ve derin mavi...............Turkiazın en güzel renklerine sahip sahillerde yüzmek şimdilik kısmet olmadı...

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Nefes Nefese





II. Dünya Savaşı ve Hitler'in dünyayı saran Yahudi avcılığı anlatılıyor kitapta. Nereye giderlerse gitsinle savaşla birlikte Nazi korkusu da peşlerinden gelir Musevilerin. Kimliğini saklamak, skağa çıkmaktan korkmak, çıkarken etrafı kollamak artık rutinleri haline gelmiştir.

Ailelerin kabul etmediği bir evlilik yapıp Fransa'ya giden Selva ve Rafo da benzer sıkıntıların içinde bulur kendilerini. Paris, Marsilya gibi kentlerdeki Museviler yardım etmek isteyen bir avuç Türk diplomat ise onları kurtarmak için zorlu bir işe girişir....

İnsanı vurup geçen bir kitap. Konusu zaten dramatik. Sadece inandığınız din nedeniyle çalışma kamplarına ölüme gönderilmek. Ayşe Kulin, bunca yıldır filmlere-kitaplara yansımış bu bildik konuyu çok farklı bir tarafından tutmuş. Tarihi belgelere de dayandırarak Türk diplomatların çabalarını duru bir dille anlatmış. Güzel kitapların tesadüf olmadığını gösteren emek verilmiş bir eser bence.

Kitapta beni etkileyen epey sahne var. Adeta film seyreder gibi okudum. Ama yazmayayım ben onları. Hoş çıkalı epey oldu ama okumayanlar vardır belki benimm gibi.....

19 Temmuz 2016 Salı

Eskici ve Oğulları


Orhan Kemal benim ihmal ettiğim yazarlardan biri. Neden bilmem öyle oldu ama okumamışım kendisini. Geçenlerde eşim kütüphaneden kitap alacaktı bana Orhan Kemal'den bir tane seç dedim kendisine. Eskici ve Oğulları'nı getirmiş.

Kitap, eski ayakkabıları tamir ederek geçimini sağlayan adamı ve hayatla mücadelesini anlatıyor bir yerde. 2 oğluyla birlikte çalışan eskici, kazancıyla evini geçindirmekte zorlanıyor günün şartlarında. Hırsını da özellikle büyük oğlundan çıkartıyor. Daha çok sevdiği Ali'yi ise kırmaktan kaçınıyor sürekli. Ekonomik koşulların aile bağlarını nasıl yıprattığını görüyoruz satır aralarında.

Okumamakla haksızlık etmişim Orhan Kemal'e ben. Açığı yavaş yavaş kapatacağım bundan sonra. Kitabın 1990 yılında filmi çekilmiş. Aynı zamanda çeşitli tiyatro toplulukları tarafından da sahnelenmiş kitap.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Ev yapımı dondurma

 Dondurma sevmeyen insan sayısı azdır sanırım. Ki ben sevmeyen bir çocukla tanıştım ve çok şaşırmıştım. Biz ma aile severiz dondurmayı. Haliyle de alıyoruz yaz-kış. Dondurmaların içindeki katkı maddeleri de malum. İnsan alıyor ama bir taraftan da kendini suçlu hissediyor. Aldığım kilo bir taraftan, yabancı maddeler diğer taraftan...

Bir kaç yıl önce saleple yapmıştım bir kaç kez. Salep hem pahalı hem de her yerden alamıyorsunuz. Tatil öncesi nette aranırken şu tarife denk geldim. Pratik geldi hemen denedik çocuklarla. Çikolatalı ve naneli dondurma yaptık. Nefis oldu....

Ben 1 litre süt kullandım. Sütü kaynattıkan sonra 1 su bardağından az şeker ekledim. O da eriyince 1 silme çay kaşığı karbonatı ekleyip ayran kıvamına gelene kadar karıştıra karıştıra pişirdim. Vanilya eklemedim ben. Pişince ikiye ayırdım birazına kıydığım taze naneleri biri de de 1 kalıptan (80gr.) biraz az bitter çikolatayı ekledim. Blendırdan geçirip dondurucuya attım. Karıştırmaya gerek yok. Ev halkından tam puan aldı bu dondurma...



12 Temmuz 2016 Salı

Okuma Şenliği Yaz


2013 yılından beri sevgili Pınar'ın düzenlediği Okuma Şenliği'ni bu yaz Gül arkadaşımız devraldı. Şenlik bitti diye üzülmüştük ama neyse ki yeniden bizimle. Aslında şenlik başlayalı neredeyse 2 hafta olmuş. Ben tatildi, başka işler derken görmemişim.İlk etapta tüm kitapları hazırlayamadım haliyle. Kısa sürede listemi tamamlayacağım. Genelde kütüphaneden alıp okuduğum için çoğu kitabın sayfa sayısını ve yayınevini veremiyorum. Aldıkça ekleyeceğim.
 
1.Kategori (10 puan): İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap.

Yayla/ Fakir Baykurt/ Adam Yayınları/ 274 sayfa


2.Kategori (10 puan): Adında çoğul eki almış bir sözcük bulunan bir kitap. 

BinbirGece Masalları


3.Kategori (10 puan): İki veya daha fazla yazarın yazdığı bir kitap.

Her yazarın bir öykü yazarak oluşturduğu kitaplar kapsam dışı.



4.Kategori (10 puan): İnstagram, facebook gibi sosyal medya üzerinden oluşturulan ortak okuma gruplarının şenlik süresince okuduğu bir kitap.

Yalnız burada dikkat edilecek iki nokta bir o kitabın Temmuz, Ağustos ya da Eylül aylarının birinde  okunacak olması, iki bu grupların aynı kitabı okuyacak olması. Yani yazar ayları ya da temalı kitap etkinliklerinde okuduğunuz kitaplar sayılmıyor.

Şenlik katılımcılarına İnstagram üzerinden Kitap Ağacı’nı facebook üzerinden Kitap & Film Kulübü’nü önerebilirim. 



5.Kategori (10 puan): Sizin doğum yılınızdan en az 50 yıl önce vefat etmiş bir erkek yazarın yazdığı öykülerden oluşan kitap.

Ömer Seyfetttin Bütün Eserleri2 / Ömer Seyfettin/ Bilgi Yayınevi/ 162 sayfa


6.Kategori (10 puan): Adında bir yiyecek olan kitap. (Sebze, meyve, yemek vb. olabilir.)
 Vişnenin Cinsiyeti/ Jeannette Wınterson/ İletişim Yayınları/ 176 sayfa

7.Kategori (10 puan): 29 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında vefat etmiş yazardan bir kitap. Akıl ve Tutku/ Jane Austen/İş Bankası Yayınları/ 392 sayfa


9.Kategori (10 puan): Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinden bir kitap.

Kolera Günerinde Aşk/ Gabriel Garcia Marquez/ Can Yayınları/ 395 sayfa


10.Kategori (10 puan): Diziye uyarlanmış bir kitap. (Karışıklık olmasın diye belirteyim The Originals gibi diziden sonra yazılan kitaplar da bu kategoriye dahil.)



11.Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız canınızın istediği bir kitap.
Şüphe Asla Uyumaz/ Arthur Conan Doyle/ Martı Yayınları/429 sayfa





12.Kategori (10 puan): Adında emir kipli sözcük bulunan bir kitap.

Sen Bana Mevsimlerden Söz Et/ Gilbert Sinoue/ Doğan Kitap/ 238 sayfa

13.Kategori (10 puan): Goodreads tarafından 2009 yılından günümüze kadar seçilen en iyi kitaplardan bir kitap. Liste için buraya. Diğer yıllar yan taraftaki menüden seçilebilir. 
Cehennem/ Dan Brown/ Altın Kitaplar/ 496 sayfa

14.Kategori (10 puan): Sanat temalı bir kitap. (Kitabın adında resim, müzik, sinema vb. alana yönelik bir kısım varsa kitap konusuna bakılmaksızın bu kategoriye dahil (Gölgelerin Ressamı, Başucumda Müzik, Ölüm Şarkısı, Şans Müziği  gibi) onun dışında kitabın ana karakterinin sanatçı olduğu ya da yaşamış bir sanatçının otobiyografisi, biyografisi olan eserlerde bu kategoriye dahil.) 

Bir Troia Şarkısı/ Colleen McCullough/ İnkilap/ 454 sayfa


15.Kategori (10 puan): 2016 yılında basılmış bir kitap, yabancı kitapların ülkemizde basılış tarihi dikkate alınacak. Eğer yabancı ülkelerde 2016 yılında basılan bir kitabı o dilde okursanız o da bu kategoriye dahil.

Havvanın Üç Kızı/ Elif Şafak/ Doğan Kitap/ 418 sayfa


16.Kategori (10 puan): Pinuccia'nın Kitapları (Hepimizin severek katıldığı şenliklerin sahibi Pinuccia'nın Kitapları bloğunun sahibi Pınar’ın 2013 Temmuz’undan itibaren başlattığı şenliklerde okuduğu bir kitap. 
Kızımın Katiline Mektuplar/ Cath Staınclıffe/ Yabancı Yayınları/ 306 sayfa (güz okuma şenliği 2015)

17.Kategori ( Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 10 puan toplamda 30 puan): Adınız ve soyadınız baş harfleri başlayan iki kitap. Çift isimli/soyadlı arkadaşlar istediği ismi kullanabilir.
Uzak Tepeler/ Kazuo Ishiguro/ YKY Yayınları/ 161 sayfa
Spartaüs/ Lewis Grassic Gibbon/ Yordam Kitap/ 288 sayfa

Spartaküs/ Lewis Grassic Gibbon/ Yordam Kitap/ 288 sayfa

18.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Kızıl Kızlar/ Çetin Güzel/ Ozan Yayıncılık/ 216 sayfa
Cuma ya da Pasifik Arafı/ Michael Tournıer/ Ayrıntı Yayınları/ 224 sayfa
O'nun Hikayesi/ Pauline Reage/ Chiviyazilari/ 255 sayfa 
Kalanlar/Tezer Özlü/ YKY/75 sayfa


19.Kategori (Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 30 puan toplamda 50 puan): İsminde eş anlamlı kelime olan iki kitap.

Örneğin: Kırmızı ve Siyah - Kara Saray

(Bu kategoride Dr. gibi kısaltmaları da kabul ediyorum ama yakın anlamlı kelimeler kabul değil.) Önemli not: Arkadaşlar bu kategoride eş anlamlı kelimler çekim eki alırsa kabulüm ama yapım eki alırlarsa ne yazık ki kategoriye uygun olmuyorlar. 


20.Kategori (Her  bir kitap 10 puan tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan toplamda 80 puan) Aşağıya ekleyeceğim ülkelerde doğmuş yazarlardan bir kitap. (Ben seçeneğiniz bol olsun diye sekiz ülke ekledim siz dört tanesini seçeceksiniz.) 

Ülkeler: Kolombiya, Japonya, Arjantin, Avustralya, Portekiz, Fransa, İzlanda, İsveç.

Kötü Saatte/ Gabriel Garcia Marguez/ Can Yayınları/ 176 sayfa (Kolombiya)
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş/ Jose Saramago/ Merkez Kitaplar/ 206 sayfa (Portekiz)
Kamelyalı Kadın /Alexandre Dumas/ Bilge Yayıncılık/ 270 sayfa (Fransa)
Nils Holgersson'un Serüvenleri/ Selma Lagerlöf/ Cem Yayınevi/ 456 sayfa

21.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.

Kütüphanenin rafları arasında dolanarak seçeceğim kitaplarımı......

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi/Ahmet Ümit/Everest Yayınları/568 sayfa
Eskici Dükkanı/ Orhan Kemal/ epsilon Yayınları/ 373 sayfa
Nefes Nefese/ Ayşe Kulin/ Remzi Kitabevi/360 sayfa

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Güneş güzelliklere doğsun artık....

Bunca yıldır Didim'e giderim ilk kez "ben bu yıl güneşin doğuşunu fotoğraflayacağım" diye tutturdum. Genelde tüm gün yüz, bisiklete bin yorulunuyor. Bir de bu yıl maçlar vardı, geç sattlere kadar seyredildi.....Benim adam zırlasa da geldi benimle. Sabahın 5'inde kalktık bisikletlerle gittik, güneşin doğacağı koya. Dağlar yüksek olunce bizim güneş anca 6.13'de doğdu. Biz de sıkıntıdan kendimizi de çektik hiç aklımızda yokken. İlk kez bir tatilde bu kadar çok fotoğrafım çekildi....

 Güneş doğmadı ama kızıllığı muhteşem yine de...


 Bu arada kuşlara yoğun yalvarmalarımız sonucu gün doğumunun önünden bir sürü geçti:)) Hani hoş kare olur boş boş çekmek güzel değil. Ya bizim kuşlar hep dağ hizasından uçuyorlar, az yükselseler...


Hep aynı yere gitmenin verdiği rutinlikten sanırım eskisi kadar çekim yapmıyorum tatilde. Hoş yine de yüzlerce kare çekmişim ya....Eskiden daha da abartırdım. Özellikle çocukları o kadar çok çekerdim ki....Şimdi onlar da istemiyorlar zaten. Sanırım o yüzden takıldım bu gündoğumu ve batımına bu yıl.
Çoğumuz bayramı kutladık, tatile gittik ya da bulunduğumuz illerde küçük kaçamaklar yaptık. Ama hayat devam ediyor yine. Sıkıntılar, ölümler, kazalar, bombalar hiç bitmedi malesef. Güneş keşke güzellikler doğsa artık.

Türkiye'nin genel sorunlarını düşününce küçük olsa da bizim de kiracımızla başımız dertte. Hani insanın basiteri bağlanır da bile bile hata yapar ya. Onun hesap nasıl bu adama kiraladık evi diyoruz. 8 aydır falan kiracımız sürekli kira geciktirme, kira dönemi eve hırsız gibi girip çıkma. Yeğeni kız kaçırmış saklanmışlar bizim evde.  Rahatsız olduk çık dedik, ev tuttum çıkıyorum dedi. Marttan beri yalan çıktı o da..3 aydır elektrik su faturalarını vermediği için dün suyunu kestik. Bizi polise şikayet etmiş. Karakolluk olduk akşam akşam. Haliyle bu polisin işi değil. Savcı, mahkemeye gidin dedi. Sabah da Devrim'i arayıp tehdit etmiş. Nasıl bir sıkıntı hali içimde anlatamam. Bakıyorum öyle kolay da çıkartamıyoruz adamı. Resmen sülük gibi yapıştı....

8 Temmuz 2016 Cuma

Tatil bitti....

 Bizim yıllık Didim tatilimiz de bitti nihayet. Eşimin babası polis emeklisi, ailesinde de var epey polis. O nedenle cümbür cemaat Didim Polis Kampına gidiliyor her yıl. Bizim 11. yılımız. Sürekli aynı yere gitmek sıkıcı gibi ama burası özellikle çocuklar için o kadar rahat ki....

 Bir sabah Devrim'i zorla kaldırıp (sabah 5'te) gündoğumunu fotoğraflamaya gittik. 6.13'te ancak doğdu güneş. Dağ fazla yüksekmiş....O kareleri bilahare paylaşırım....

 Yine gece çekimi, Grenli bir kare o yüzden. Tripotla ayar yapıp çektik...

 Dediğim gibi çocuklara güzel burası. 7 tane koy var. Her biri ayrı güzel. Ayrıca büyük bir alan olduğundan bisiklet kullanma şansları var. Top oynayabiliyorlar. Canları çıktı tatilde:))))


 Yine bir gece çekimi. Şeyliğim tuttu, 10 saniye çekim ayarını bulamadım makinede. Makineyi ayarlayıp, 2 saniyede Devrim'in yanına geleceğim diye komik komik kareler çektim:))) Hız rekoru kırdım resmen....

 Ve atlayışlar. Benim erkeklerin vazgeçilmez eğlencesi. Ne anlıyorlar bilmem. Ben bu yıla kadar atlamamıştım. Bu yıl ilk kez arka arkaya denedim balıklamayı falan. Devrim şoklarda. Ama yüzmek çok daha zevkli bence...