.:

31 Temmuz 2014 Perşembe

Diktatörlerin Kadınları


Dıane Ducret tarafından kaleme alınmış kitap, 8 diktatörün hayatına girmiş kadınlardan bahsediyor. Kitapta, Lenin, Mussolini, Stalin, Hitler, Salazar, Mao, Çavuşesku ve Bokassa'nın hem yaşantıları var hem de kadınlarla olan ilişkileri. Kimi hayat kadınlığından, kimi eğitimli bir burjuvayken, kimi de tecavüz sonrası first leydiliğe yükselmişler.....

Bu kadınlar içinde Elena Çavuşesku ve Mao'nun dördüncü karısı Çiang Çing bence eşlerinden daha gaddarlarmış. Resmen ortalığı onlar kırıp dökmüş....

--Kocamı seviyorum ama Hitler'e duyduğum aşk daha güçlü. Onun için hayatımı veririm. Magda Goebbels (Magda Hitler'in intiharından 1 gün sonra önce 6 çocuğunu öldürmüş daha sonra da intihar etmiş)

--Erkeğin tarihe katkısı bir damla spermden ibarettir. Çiang Çing"

--Stalin'in aşkından on kilodan fazla kilo kaybettim, eteğimin altına giysiler giymek zorundaydım çünkü üzerimden düşüyorlardı. Nadya Alliluyeva.

--Çekilmez bir adamsın! Cellatsın sen! Celladın teki! Karına, oğluna tüm Rus halkına işkence ettin. Nadia Stalin.


--Bugün Romanya, batıda Eiffel Kulesi'nden daha ünlü, İlgiltere kraliçesinden daha saygın. Hepsi de Büyük Yoldaş ve benim sayemde. Elena Çavuşesku
(Çavuşesku çifti özellikle kürtajı yasaklayıp 4 çocuk şartı getirmişler. Hatta cinsel ilşki sıklığını bile belirleyip haftada 3-4 defa yapılmasını normal kabul etmişler. 25 yaşın üstündeki bekarlara ve çocuksuz çiftlere yüksek vergiler getirilmiş.)

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Tatil bitti.....


Didim tatili bitti ve dün döndük. Devrim'in akrabalarından oldukça kalabalık bir grup vardı bu yıl. Ada'nın doğum gününden 2 karede de görüldüğü gibi....




Devrim'in dayısının dayısı....Tomofili çok güzeldi:))


29 Temmuz 2014 Salı

Mutluluk


Yıllar önce filmini izlediğim kitabın tadı bambaşkaymış. Filmde Meryem'in hikayesi ağırlıklıydı. Kitapta ise beni daha çok Cemal'in askerlik günleri, dönüşünde yaşadığı travma etkiledi. Livaneli, genelde tabu olan askerlik hele de doğuda askerlik konusuna çok güzel değinmiş bence....Yetinmemiş tren yolculuğu gibi kısacık zaman dilimine, ölüm oruçlarını, Alevilik konusunu da sığdırmış.

Yine okumakta geç kaldığım bir kitap....

''Hiç bir işte dikiş tutturamamış insanlar, taşra tüccarları, mahkemelere düşüp de dokunulmazlık zırhına bürünmek isteyenler kapağı birer partiye atıyor ve sonra insanları böyle eksi otuz derecede saatlerce bekletebiliyorlar''

''Ne zamanki göğsünde iki tomurcuk belirip gövdesi yuvarlak hatlar edinmeye, bacaklarının arası kanlanmaya başladı, o zaman kendisinin hiçbir zaman Cemal ve Memo gibi olamayacağını kavradı. Onlar insandı, kendisi ise suçlu.  Saklanması, örtünmesi, hizmet etmesi, ceza görmesigerekiyordu; bunun başka türlü olması mümkün değildi."

25 Temmuz 2014 Cuma

Ada'ya tatilde doğum günü


 Ada'ya tatilde doğum günü yaptık. Hazır kekle pasta hazırladım. Epey kalabalıktık....Mumlar kibrit çöpü:)))



24 Temmuz 2014 Perşembe

Güzel gözlüm 13 yaşında....


Bugün benim güzel gözlümüm doğum günü. 13 yaşına giriyor ve kocaman bir delikanlı artık. Mutlu, keyiifli, bol arkadaşlı, gerçek dostlarla dolu bir hayatın olsun birtanem.....

22 Temmuz 2014 Salı

Ve tatil....


Bugün itibariyle 8 günlük Didim tatilimiz başladı. Her yıl tatile kadar denize doyardık, bu yıl çalışmaktan unutmuştuk denizi. Bir başka güzel geldi tatil....

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Okuma Şenliği-Yaz- 1. ay karnem




Sevgili Pınar'ın başlattığı ve bizleki kitap okumanın farklı bir boyutuna taşıdığı şenlikte bir ay daha bitti. Farklı bir boyut derken; zaten kitap okumak büyük keyif, şenlik olmadan da okuyorduk. Ama şimdi doğduğumuz yıl çıkan kitap, yasaklanan kitap, okumadığımız yazarlar derken hem araştırıyoruz hem de yeni yazarlarla tanışıyoruz.

Ben bu kez hem okunacak kitapların çokluğu hem de işlerim nedeniyle kitap sayfalarında rahat davrandım açıkcası. Hep paylaşıyorum ya tarla var, hafta sonları bizi bitiriyor. Bazen oranın işleri eve de taşıyor. Evde bu aralar 3 erkek birden. Hoş zahmetsiz benim erkekler. Geçen gün "ne hamaratım ama" deyip öğle öğününde önlerine karpuz-peynir koydum mesela:))


1. Kategori (10 puan): İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap. 
Deniz Feneri/ Virginia Woolf/Kırmızıkedi/228 sayfa
(Ramsay ailesinin yaz tatili sırasında yaşantılarını anlatıyor)

2. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Toprak Ana/Cengiz Aymatov/ Ötüken/ 138 sayfa

7. Kategori (10 puan): Fransız edebiyatından bir kitap.
 19.yy Notre Dame'ın Kamburu/ Vıctor Hugo/ Akvaryum Yayınevi/454 sayfa

10. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.

Genç Linius'un Öfkesi/ Anne-Laure Bondoux/Can yayınları/ 158 sayfa

12. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Patch Adam/Patch Adams-Maureen Mylander/ Kuraldışı/228 sayfa

14. Kategori (10 puan): Kütüphaneden veya bir tanıdığınızdan ödünç aldığınız veya sahaftan aldığınız bir kitap.
Sarı Yazma/ Rıfat Ilgaz/çınar/399 sayfa

18. Kategori (10 puan): Bir tiyatro oyunu.
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım/ Haldun Taner/ Bilgi Yayınevi/124 sayfa

21. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
Aynı Yıldızın Altında/ John Green/ Pegasus/ 317 sayfa

26. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 15 puan, toplamda 45 puan): 3 kitaplık bir seri veya aynı seriden 3 kitap.
New York Üçlemesi/Paul Auster/Metis yayınları
Cam Kent/ 143 sayfa
Hayaletler/73 sayfa
Kilitli Oda/ 128 sayfa

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
Doğmuş Olmanın Sakıncası/ Emil Michel Cıoran/ Opus/218 sayfa
Sözde Ölüm/ Eva Demski/ Can Yayınları/ 349 sayfa


29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Şemspare/ Elif Şafak/Doğan Kitap/ 248 sayfa
Bir Burjuvanın İtirafları/ Sandor Marai/ 390 sayfa/ Can Yayınları
Arkadaş Islıkları/ Orhan Kemal/ uğural yayınevi/303 sayfa
İmza Toplayan Adam/ Zaide Smith/ Everest/ 395 sayfa
(çok ilginç ama ben bugüne kadar Orhan Kemal okumamışım. Şenlik için kitapları karıştırırken çok eski olan bu kitabı buldum. Düşününce okumadığımı farkettim.....)

245 puan
4293 sayfa
yani
245+42 eşittir 287 puan





İmza Toplayan Adam



Hayatını ünlü kişilerin imzalarını toplayıp ticaretini yaparak kazanan Alex-Li Tandem'in hikayesini okuyoruz kitapta. Hem Yahudi hem de Çinli olan Alex, çocukken ani biçimde babasını kaybetmiştir. Büyüdüğünde hala bunun etkilerini üstünden atamaz. Bir sabah uyandığında, uyuşturucunun etkisinde geçirdiği 3 günün hayatını değiştirdiğini farkeder.  Arkadaşlarını, kalp ameliyatı olacak sevgilisini geride bırakıp, 14 yaşından beri her hafta bir mektup yazarak imzasını istediği Holywood yıldızı Kitty Alexander'ı bulmaya ABD'ye gider......

""Yaşamdan kavgaları çıkarttığın zaman, geriye sevgi, içinde kabarıp taşan kocaman bir sevgi kaldığını hayretle fark etmişti.""


20 Temmuz 2014 Pazar

Devrim kulesi dikildi.....


Devrim vidaları takarken ben de iple gerginleştirerek sabit tuttum demirleri...




Bizim tarlada kendin yap projelerimiz hiçççç bitmeyecek. Demiştim ya tarlada bir kuyumuz var ama kuyudan tek tek kovalara su doldurup ağaç sulamak zulüm illa ki. Ben artezyen deyip duruyordum ama iş artezyenle bitmiyor onu çalıştıracak elektiriksiz birşeylerde gerekli. Devrim de kendi projesini yaptı!!!

Fotoğraflarda gördüğünüz 6 metrelik kule 2 haftalık çalışmayla dikildi. Geçen hafta kaynak yapmıştı aslında ama tam arabayla kaldıracakken puf yıkıldı bizim kule. Tüm günlük emek parçalandı yani. Bu hafta bu kez vudalama yapıldı. Kaldırması öyle kolay sanmayın demirler çok kalın. Sağlam olması gerekli. Bu kez önce bir tarafını kaldırdık. Devrim vidaları halletti ben de iple çeşitli açılardan gerdirerek deliklerin denk gelmesini sağladım. Sonra da ayaklarına ve etrafına beton döktük. Ama ne yorulduk anlatamam. Hiç sevmem harç karmayı iş çabuk bitsin diye harç bile kardım yani...

Şimdi bu kulenin tepesine bir pervane konacak. Onun bir altına tulumba. Rüzgar tulumbayı çalıştırıp depoyu dolduracak. Proje bu. Tutarsa bilgilendiririm...

17 Temmuz 2014 Perşembe

Yazlık takı denemeleri....




Yazlık takı denemelerinde bulundum azıcık. Ama çabuk sıkıldım....Rahatsız oluyorum pek takı takan biri değilim ama yapanlara-takanlara özendim biraz malzeme alıp deneyeyim dedim. Sonra da minik minik bunlarla uğraşmak zor geldi. Alışmışım ya odunlarla uğraşmaya:)))



Kitap çekilişi

Yukarıdaki kitaplar blogcunun defteri tarafından çekilişle veriliyor. İlgileniyorsanız buraya bir tık lütfen...

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Sarı Yazma


Sarı Yazma, Rıfat Ilgaz'ın kendi yaşam öyküsünü anlattığı romanı. 12 yaşına kadar yaşadığı Cide, romanın temel unsuru aslında. Sarı Yazma ismi de buranın kadınlarının taktığı sarı yazmadan geliyor.
Ilgaz yıllar sonra yeniden Cide'ye yerleşmeye karar verince gel gitlerle yaşam öyküsünü anlatıyor romanında...

Doğduğu Cide'deki günlerden başlayarak, eğitimini, evliliklerini, öğretmenlik hayatını, hapiste geçen günleri çok duru bir dille anlatıyor. Sadece kendi yaşamı değil tabiki, hem 1. ve 2. Dünya Savaşı'nı hem de Kurtuluş Savaşı'nı görmüş Ilgaz, dönemin sıkıntılarını da çok güzel resmetmiş. 

Bu Rıfat Ilgaz'ın okuduğum ilk kitabı değil ama ilk kez Vedat Türkali tadı aldım. Çok severim Türkali'yi. Hani Türkali'nin dilinin bir dobra tarafı vardır, bir de sevgilileri....Sarı Yazma'da Ilgaz'ın bu tarafı da vardı. Belki de ondan....


15 Temmuz 2014 Salı

Kitaplığımızı büyüttük


Rabıtalardan yaptığımız kocamannn kitaplık vardı ya onu büyüttük bugün.Mevcut kitaplık kitaplarıma yetmiyordu artık. Yan yana değil de üst üste koymam gerekiyordu bazılarını. Bu da beni rahatsız ediyordu açıkcası. Hazır alınmış bir kitaplık da vardı ama onlar küçük oluyor. Bizde büyütelim bari dedik. Hani hafta sonu tarlada yaptığımız işler de az geldi evde de tam gaz:)))



Fotoğrafta da görüldüğü gibi atıl durumdaki alanı da değerlendirmiş olduk yeni düzenlemeyle. Oranın ölü alan olmasının nedeni de kitaplığın daha önce başka odaya göre yapılması idi. En üst kata rabıtamız yetmedi bir çözüm bulacağız bir ara....

 Kapının girişinden itibaren şöyle bir görüntü oldu. Daha rafları düzenleyeceğim ama.


Bunu da iki kareyi birleştirerek yaptım. Alt-üst sıralar uçtu birleştirme sırasında. Genel fikir veriyor yine de. Eskisinde aralar çok genişti, bunda biraz daha dar istedim ben.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Tarlada hafta sonu yapılan işler


Tarlada bu hafta sonu pek bir faaldik. Devrim'in kendi rüzgar enerjisini yaratma adına hazırladığı projenin ilk adımları atıldı. Biraz komik sonuçlandı ya neyse....

6 metrelik oldukça kalın profilleri kaynakla kule haline getirdi. Ben de anti paslarını yaptım. Bu arada çok pis amele yanığı oldum ki yorgunluktan daha feci bir sonuç oldu benim için. Eldivenlerin bile izi çıkmış ya....

Bu kulenin tepesinde bir tulumba ve kanatlar olacakmış. O kanatlar dönüp kuyudan su basacakmış. İlk denemede arabayla kuleyi kaldırmaya çalışırken dağıldı!!! Haftaya vidalama yapacak bakalım.



Bunlarda teselli çalışmaları. Hastaneden 8 tane palet getirmişti Devrim. Onları teker tekerkullanıyoruz şimdi. İkisinden yukarıdaki divanı yaptık. Şimdiye kadar üzerine direk yatağı koyuyordum ama haliyle tarlanın camı kapısı o kadar iyi değil, toz doluyordu içeri. Silerken rahat olsun diye iyi oldu böyle...

Bir de masa yaptık ki ben yaptım. Ayaklarını manuel (testere ile) olarak kestim. Üstlerinin aralarına tahta uyurdum. Süsü püsü eksik ya işe yarıyor. Hatta Deniz görünce "ne büyük masa" oldu.


13 Temmuz 2014 Pazar

Tarlada gece


Burda bir tek ben kımıldamamışım. Üçünün de bir tarafları oynamış resmen.

Makineyi kütüğe koyup çektik bunu da. Tarla evimizde çıksın dedik. Elektrik yok burada. Ledli bir lambam var o yetiyor. İçeri de mum koymuştu amma turuncu çıkmış...
İçerideki gibi dış duvardaki straforları da sökmeye başladım. Sıva yapılacak oralarada Devrim'in işi çokkkkkk.


Tarlada gece kaldık yie. Çocukların ikinci kalışları oldu. İlkine göre daha rattılar. İlk kalışlarında tedirgin uyudular, her sesi dinlediler. Bir de etrafta fare olduğunu bilmeleri rahatsız etti onları. Ama oda düzeldiğinden giremiyorlar içeri...

Dün işleri bitirdik harbiden yorulduk, özellikle Devrim. Akşam semaveri yaktım, çay keyfi yaptık birlikte. Bir de kendimizi çekmeye çalıştık. Işık yetersiz, netleme zor. Hareket olunca netlik hemen gidiyor. Yine de keyifli anılar bunlar. Flu mulu.....

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Toprak Ana


--Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.

--İyilik, yola düşen, yoldan toplanan bir şey değildir. Tesadüfen ele geçen bir şey değildir. İnsan iyiliği ancak başka bir insandan öğrenir.

(oğlu savaşta öldüğü için kahraman olduğu belirtilirken)
-- Ama hiçbir şan, hiçbir şeref onu bana geri getiremezki! Şan ve şerefin böylesini hiçbir ana hayal etmez. Analar çocuklarını yaşasınlar diye doğururlar, dünyada mutlu olsunlar diye doğururlar....

Savaşta eşini ve 3 oğlunu kaybeden bir kadının hikayesi Toprak Ana. Tolgonay, gönülden bağlı olduğu toprakla dertleşiyor kitapta. Yetiştirdiği buğdayı kendisine bir avuç ayıramadan cephedeki asker için gönderen Kırgız köylüsünün İkinci Dünya Savaşı sırasında çektiği sıkıntıları, acıları çok net işlemiş kitap. Okunmalı bence.....


9 Temmuz 2014 Çarşamba

Keyifli gün...



Gün boyunca tek olan hamak sürekli ziyaretçi akınına uğradı. Epey bir ne zaman kopacak espirisi yapıldı...




Biz malum tam denizsever bir aileyiz ve sıklıkla gidiyoruz. Ama çocuklar arkadaş istiyor ki ailenin diğer bireyleri bizim kadar deniz meraklısı değil. Bu hafta ayarladık ve bugün abimler ve arkadaşlarıyla denize gittik. Bizim denizimiz pek mutluydu. Genel olarak çocuklar denizden çıkmadı ve oyunun dibini gördüler diyebilirim.

8 Temmuz 2014 Salı

Sözde Ölüm


""Kimse sürekli ölmeye hazır değildir ki. Herkesin arkasında toplanacak çöp vardır""

Kitap arkasını okuyarak aldığım kitaplardan biri daha bitti. Sevdim bu öyküyü. Bir kadının, 3 yıl önce eşcinsel olduğu için ayrıldığı ama hala sevdiği kocasının ölümüyle gömülmesi arasındaki 12 gün yaşadıklarını anlatıyor kitap... 

Kitap arkası;
"1974 yılının baharında, Baader-Meinhof adıyla anılan terörist örgütle ilişkisi olan genç bir avukat, bürosunda ölü bulunur. Öldürülmüş müdür, intihar mı etmiştir, yoksa doğal bir nedenle mi ölmüştür? Polis, avukatın cesedini uzun zamandır ayrı yaşadığı karısına teslim etmeyi geciktirir ve kadını izlemeye alır. Kadın, kocasının ölümü üzerindeki sis perdesiyle karşı karşıya kalacak, kocasını gerçekten tanıyıp tanımadığını sorgulayacak, onun belirsiz dünyasındaki bazı izlerin peşine düşecektir.Günümüz Alman edebiyatının en gözde yazarlarından Eva Demski, terörist örgütün önderlerinden Andreas Baader ile Ulrike Meinhofun hücrelerinde ölü bulundukları ya da öldürüldükleri günlerin hemen öncesinde geçen Sözde Ölüm adlı romanında, dönemin umarsızlık ve dehşet dolu siyasal ortamını edebiyat ortamına taşıyor.Sözde Ölüm, beklenmedik bir sonu olan, çarpıcı, tedirgin edici bir politik roman."

Klasik oldu artık...


Klasik oldu artık her hafta sonu tarladayız. 3 haftadır da 1 gece de olsa kalıyoruz. Daha fazlasını su sorunu engelliyor. B u hafta yine çocukları Urla'ya bırakıp ikimiz gittik. Cumartesi ciddi ciddi fırtına vardı oralarda. Sıcak-rüzgar açıkcası keyifsiz oluyor. İşlerin bir kısmını yaptık geldik yine....

Gece kalmalarından beri yıldız fotosu çekmeye çalışıyorum ya. Rüzgarda tripot olmaz, sallanır diye çatıları deneyeyim dedim. Üstteki kare tuvalet tepesinden. Gündüzden görüntü nasıl diye bakmak için çıktım ama cık beğenmedim. Gece o çatısı görünen ardiyeye çıktım bu kez. Elimde fener, Devrim'i de uyutmadım:)) Hani çatıdan düşmesi var, fareyle karşılaşması var:)))))

Ama rüzgar o kadar çoktu ki zeminde duran makineyi bile salladı resmen. Bilmem rüzgardan bilmem ben kötü yaptım ayarları bu kez sonuçları beğenmedim.((

 Yanımızda palet götürmüştük, masa yapmak için. Ara boşluklarını düşünmemişiz. Tahtaları söküp sıklaştırınca yarısı boş kaldı. Haftaya artık... Bu arada masayı ben yaptım gibi. Ayaklarını gayet manuel olarak kestim. Hele biri pek dayanıklı çıktı, canımı okudu resmen. Ayakları eski dilmelerden, elle zımpara zor bakalım güzelleştirmek için nasıl bir çözüm olacak...

 Flular:(((((