.:

31 Mayıs 2014 Cumartesi

İzmir bugün.....







Bugün İzmir'deki Gezi anmasına katıldık Devrim'le. Yürüyüş oldukça şenlikli geçti. Gündoğdu Meydanı'na kadar resmen polis görmedik. Biz yürüyüş sonrasında biraz da medanda kaldıktan sonra ayrıldık. Ama hava  kararınca bir grup ayrılıp Konak'a doğru yürümüş ve polis müdahalesi olmuş. Malesef gözaltılarda varmış...

30 Mayıs 2014 Cuma

Yine-yeniden Gezi....


Koskoca 1 yıl geçti Gezi olaylarının üstünden. "12 tane ağaç için yaptıklarına bak" dedikleri gençler, mücadele ettiler ve İstanbul'un nefes alan son parklarından birini AVM olmaktan-taşlaşmaktan kurtardılar.

Kiminin gözü kör oldu, kimi sakatlandı-yaralandı...Canlarını verdiler bu uğurda hatta....Bu yıl yeniden  çağrılıyız Geziye. Üstümüze kara bulut gibi çökenleri silkelemek için......

29 Mayıs 2014 Perşembe

Keçi boynuzu unuyla kek.....


Hafta sonları genelde tarlaya gittiğimizden sürekli hazır birşeyler yapıyorum bu aralar. Kek, kurabiye, börek, poğoça....Beni evin erkekleri kekçidir, bayılırlar. O yüzden fırın açıldı mı bir çeşidi mutlaka yapılır. Bu kez keçi boynuzu unu kullandım. Şu kahverengiler kakao değil yani...
malzemelerimiz;
3 yumurta, 1 su bardağı şeker (ben şekeri çok koymam hiç) 1 su bardağı süt, yarım su bardağı fındık yağı, kabartma tozu, vanilya, 1 çorba kaşığı keçi boynuzu unu, aldığı kadar tam buğday unu

Klasik kek karıştırmalarını yaptıttan sonra harcın bir kısmını kabıla döktüm. Kalan harca keçi boynuzu ununun da ekleyip yine karıştırdım. Onu da ekledim kabıba. Yukarıdaki sonuç çıktı ortaya....



28 Mayıs 2014 Çarşamba

Bulutlar....





Ben bulutların gerçek bir görsel şölen olduğunu düşünüyorum. Denk geldikçe de bol bol çekmeye çalışırım. Onlardan birkaç tanesi.....

Okuduklarımdan

Grigory Petrov'un kitabını internette dolanırken görmüştüm ve merak etmiştim. İlk fırsatta da edindim. Dili beni inanılmaz şaşırtı. 1923 yılında yazılmış bir  kitap için ne kadar da sade...Çorak ve taşlık bir memleketi eğitimle ayağa kaldırmışlar, eğitim önemi öyle güzel anlatılıyor ki kitapta...

Kitap arkası;
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki yaşamı yenilemek için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerimden sonra en çok okunan kitap haline geldi. Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiyayı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.



 

Yıllardır ciddi anlamda ihmal ettiğimm Türk yazarları daha bir sık okuyorum bu günlerde. Binboğalar Efsanesi'ni de ikince el kitapçıda denk gelip almıştım. Nasıl güzel nasıl okunası bir kitap...

Çukurova yörüklerinin yaşadığı zorluklar, Osmanlı döneminde zorla yerleşik hale getirilmeye çalışılmaları, zaman içinde bir çadırlık bile toprak bulamamaları.....Aslında anlattığı dönemin üzerinde yıllar geçmiş ama çok tanıdık sahneler var. Yine parayı tutan alıp başını gidiyor.....

27 Mayıs 2014 Salı

Tavuk gözü



Hafta sonları işlerden fırsat buldukça tarlada fotoğraf çekmeye de çalışıyorum. Çok sıcaktı bu hafta börtü böcek kalmamış ortalıkta. Yakın çekime onlar iyi oluyor. Ben de tavuk gözüyle idare ettim:)))

O kadar hareketli ki Devrim tuttu vatandaşı. Alttaki foto flu oldu zaten bir durmuyor yerinde. Makro çekimler üzerine araştırma yaparken okumuştum. Kimi böcekleri öldürüyormuş, kimi de dondurucuda bekletiyormuş:)) Çözülene kadar çekim yapıyormuş. En ufak hareket yansıyor kareye çünkü. 



25 Mayıs 2014 Pazar

Tarla günlüğü


Her pazar akşamının klasiği olacak gibi benim tarla haberleri. Her işi kendimiz yapacağız diye 3 haftadır resmen pestile dönmüş durumdayız. Nihayet odanın sıvası bitti, bene pey ot temizliği yaptım. Nedense fotoğraf çekmemişim ama  o upuzun otların arasında bir dünya ganimet çıktı resmen. Narenciye ağacı, ceviz ağacı, nar ağacı, incir ağacı....Hepsi de yeni fidan olduklarından otların arasında kalmışlar...

Bu cumartesi küçük bir kaçamak yaptık tarlaya yakn olan koya gittik-keşfettik. Bizim için oldukça sığ bir denizdi ama güzeldi  suyu. İyi geldi resmen...

 Bizimle birlikte Buca-tarla arasında gidip gelen gariban tavuklar denize de gittiler tabiki:))) Biz yüzerken azıcık ısınmışlar.....Artık deniz görmedik demezler...



23 Mayıs 2014 Cuma

:(((((((((





Farkında mısınız kabus gibi günler yaşıyoruz ne zamandır. Geçen yıl Gezi olaylarıyla başlayan alanen polis terörü tavan yapmış durumda. Yine bir çocuk basız kaldı. Daha 30 yaşındaki birini hiç yere vurup öldürdüler. Eyleme katılmamış ama bence eyleme katılanlardan biri olmasına da sorun değil orada nasıl gerçek mermi kullanılabiliyor?


Olayın protesto edildiği akşam saatlerinden bir başka  kare. Başından yaralı adam kim bilir kç saat kaldı orada?Umarsız polis dönüp kameraya bakmış...

Ve facede denk geldiğim bir paylaşım...

"Ekmeğe gidiyoruz,eve cenazemiz geliyor. Ekmek parası kazanmaya gidiyoruz,eve cenazemiz geliyor. Cenazeye gidiyoruz,eve yine cenazemiz geliyor!"

22 Mayıs 2014 Perşembe

432 çocuk baba diyemeyecek...

Bugün Muhalif Baskı'da gördüm bu haberi.  İçeride kalanların olduğu iddialarını da doğru kabul edersek raman çok çok daha fazladır...

""181 ma­den­ci­den ev­li olan 116’sı ge­ri­de 432 ye­tim bı­rak­tı. 22 ma­den iş­çi­si ise he­nüz ye­ni ev­len­miş­ti.
Yi­ne ha­ya­tı­nı kay­be­den 38 iş­çi­nin an­ne ba­ba­sı ise he­nüz oğul­la­rı­nın mü­rüv­ve­ti­ni gö­re­me­miş­ti.
Ka­za­da ya­şa­mı­nı yi­ti­ren beş ni­şan­lı iş­çi­nin, dü­ğün ha­zır­lık­la­rı­na da yas düş­tü. Bu ra­kam­lar 181 ma­den­ci­nin ge­ri­ye bı­rak­tık­la­rın­dan or­ta­ya çık­tı.
Ge­ri ka­lan 120’siy­le il­gi­li de­tay­lı bil­gi­le­rin de önü­müz­de­ki gün­ler­de açık­la­na­ca­ğı öğ­re­nil­di. Fa­ci­ay­la il­gi­li acı bir not da şu:
Ya­şa­mı­nı yi­ti­ren 6 ma­dencinin be­bek­le­ri de doğ­ma­dan ye­tim kal­dı.""

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Tarla günlüğü-2-

 Bu hafta sonu çocuklar da geldi bizimle. Özellikle Deniz çok istiyordu. Sabahın altısında yola çıktığğımızdan pijamalar ayakta henüz....


Geldiler madem yardım edecekler dimi ama. Zeytin fidanlarının dibindeki otları yolma görevi verdik onlara. Deniz br çalıştı bir çalıştı ki.....Yoruldu çocuk:)))) Ama Ada daha işe yarardı. Yine de pazar günü takılmadı dedesinde kaldı...


 Tavuklarımızda geldi....

 Tuvaleti bitirdik. Odanın 2 duvarının sıvası da bitti. Ben duvarlardaki alçı artıklarını kazıdıktan sonra epey bir orakla ot biçtim. İxşleri çabuk bitireceğiz diye öyle çalışmışızki ikimizde bu sabah dökülüyorduk.Aslında acele birşey yok ama yine de en azından odayı bitirip içine birkaç eşya atalım arada geceleri kalırız diyoruz....


14 Mayıs 2014 Çarşamba

Bugün-İzmir Soma için yürüdü

 Cidden çok kalabalıktı...






Bu akşam İzmir'de Soma'da yaşanan ölümlere tepki yürüyüşü vardı. O yürüyüşten birkaç kare...Malesef yine toma saldırısı oldu. Konak'a kadar sorunsuz devam eden yürüyüş korteji belediye civarında durduruldu. Devrim ve ben 1 saate yakın bekledikten sonra (çocuklar evde yalnızdı çünkü) polis müdahale etmeyecek diye düşünüp ayrımıştık. Malesef müahale ve yaralanmalar olmuş.

Kara gün


Bugün yüzlerce çocuk güne babasız uyandı:((((((((((((

13 Mayıs 2014 Salı

............


Yine ihmal, yine vurdumduymazlık, yine kader denip geçecek ölümler......Soma'da yerin onlarca metre altında umut ışığını bekleyen madenciler.....

Kaplan Kaplan



Ne zamandır kitap sitelerinde gördüğüm ama birkaç seferinde stoklarda bulunmayan bir kitabı geçenlerde nihayet aldım. Bir bolukta da okudum. Hani bir solukta derken öyle eğlenceli bir kitap olarak düşünmeyin. Bir pedofili tarafından yıllarca tacize uğramış bir kadın tarafından yazılmış kitap....

Psikolojik sorunları olan bir anne, aşırı baksıkıcı ve takıntılı bir babanın tek çocuğu olan Margaux, henüz 7 yaşında iken 2 erkek çocuğu ile çok güzel oynayan bir adam görür. O neşeli ailenin yanına yaklaşır ve onlarla oynamaya başlar. Margaux'un 15 yıl boyunca Peter intihar edinceye kadar devam eden taciz öyküsü de başlamış olur.

Fragaso tacizcisi Peter Curran'ı kötü biri olarak değil de empati kurarak onun portrasini çiziyor. Çok değişik bir yaklaşım. Çocuk tacizcisini savunmak mümkün değil ama kitabın sayfalarını çevirdikçe tek suçlunun o olmadığını da açıkca görüyorsunuz......

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Tarlada ilk çalışma günü.....

 Dün tarlamızda ilk kez çalışmaya gittik. Kaç gündür havalar yağmurlu olduğundan heves etsek de gidememiştik. Bu arada evde oraya yapacaımız tuvaleti halletmiş olduk.

Tarlanın içinde yukarıdaki gibi bir ev var. Otlar fena büyümüştü dün onları temizledim. Parmaklarım kabarmış...Hamlamışız.
 Arabada inşaat malzemeleri taşıdığımızdan yer yoktu ama iki küçük şey diktik yine de. İlk çiçeğimiz ve ilk ağacımız:)))

İlk kare oradaki odanın içi. Strafor döşemişler duvarın çirkinliği kapansın diye ama boşluklarda fareler dolaşmış, yemiş...Ben ilk iş bunları söktüm. Şimdi Devrim duvarları tamir edip, sıva yapacak. Altta tuvalet yapım çalışmamız. Toprak sertmiş çok uğraştırdı, iyice gömülüyor ki sağlam olsun. Diğer fotoğrafta ikinci yer. Mutfak gibi düzenlemeyi planlıyorum ama onunda duvarları için yapılacak çookkkkk iş var.

Öyle bir keyif ki anlatamam. Hani evi aldıktan sonra da çok çalışmıştık ama orası bir barınaktı sonuçta, ihtiyaç. Ama böyle sakin sessiz bir en büyük hayallerimden biriydi. Dün soluk alıp dinlenirken (Ki o kadar çalıştık ki atmıyorum, parmaklarımız şişti hala bileğim kendine gelemedi) bakıp "burası bizim" demek inanılmaz bir duyguydu. Umarım böyle hayalleri olan herkes kavuşur.....

Malum biz (özellikle Devrim) her işi kendimiz yapacağız ya. Tuvalet başlı başına sorun zaten. Mutlaka olmalı. Toprak sertmiş kaz kaz büyümüyor kuyu.....Bir de ben odanın oturulabilir hale gelmesi için sıva istemiştim. Ona da usta tutmuyoruz tabiki.....O straforlar kolayca söküldü de altına yapılan alçı gibi şeyi kazmamız.....Of ki ne of...Bitmedi bile haftaya devam. Hesapladığmızdan az iş yapıp çok yorulduk. Ama değer:))))

11 Mayıs 2014 Pazar

İyiki bizimlesin......





Gün bitiyor, biraz geç oldu belki ama tüm annelerin ve annemin anneler gününü kutlamadan geçmek istemedim. İyiki varsın, iyiki bizimlesin güzel annem......

9 Mayıs 2014 Cuma

Uğur böcekleri




Fotoğraf çekerken en sevdiğim model uğur böcekleri. Hele makro çekimlerde....Nedendir bilmem bu yıl daha azlar sanki. Bahçede tek tük rastlıyorum kendilerine. Denk geldimi de elimdeki işi bırakıp makineme koşuyorum:)))

Bugün facebookta EgeFoT adlı grupta paylaşmıştım bu karelerden birini. Hiç bilmediğim bir bilgi öğrenmiş oldum. Fotoğrafın altına yapılan yorumda uğur böceklerinin bu mevsimde zirvelere çıktıkları, en zirvede bir taş bulup binlercesinin kümelendiği belirtilmiş. Ne hoş olurdu bu sahneyi görmek....