.:

30 Nisan 2014 Çarşamba

Nazım Hikmet....






BU VATANA NASIL KIYDILAR

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
.
.
.

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler


1MAYIS
1 Mayıs, yaşım yirmi,
Lenin sağ.
Bir tek Kızıl Meydan
150 milyon insan.
35 yıl geçti aradan,
yaşım yine 20,
Lenin yine sağ,
Kızıl Meydanlarda
1 milyar insan!

Okuma Şenliği'nin şiir kitabı okuma maddesi için ben Nazım Hikmet seçmiştim. Şiir okumakla arası iyi olmayan biri için ne doğru seçimmiş. Hani şiirlerini hiç bilmiyor değilim. Ama böyle hikaye gibi, tarih gibi okumamıştım.....

Bir İlmek de Sen At






Sevgili Nazan'ın bloğunda gördüm bu kampanyayı. Katılmak isteyenler olur belki. Ben de bir bakayım elimdekilere.....

26 Nisan 2014 Cumartesi

Alaçatı


23 Nisan günü törenden sonra hemen Urla'ya gittik. Dedemiz gelmişti, birlikte döndük. Günü nasıl değerlendirelim derken benim epeydir istediğim Alaçatı oldu güzergahımız. Emine abla(Devrim'in ablası) da geldi bizimle. Malum olduğu üzere çocuklara sıkıcı geldi ama ben sevdim. Biraz fotoğraf çektim ama malesef hava pusluydu. Çok iyi sonuçlar olmadı bu yüzden. Bir daha gitmek lazım yani:))))

Biz bu 23 Nisan'ı minik bir tatile döndürdük hatta. 24 nisan da tatildi, cumayı da ekledik. 4 gün çocuklarla Urla'da keyif yaptık. Tatilin 3 gününde de denize gittik üçümüz. Su soğuktu ama yine de keyifliydi. Babamız bizi çok kıskandı (o çalışıyor ya) bugün onunla da gittik. Şansına poyraz esiyordu donup geldik:)))

Aziz Nesin





Okuma Şenliği'nin bir maddesi de bir yazarın en az bin 200 sayfa kitabını okuma idi. Ben önce Vedat Türkali düşünmüştüm ama pek çok kitabını okudum. Sonra sahaflardan Aziz Nesin kitapları alınca yazarım netleşmiş oldu. Ne çok kitabını okumamışım....Bunları şenlik için bitirdim daha da var aldığım. Onları da okumaya devam....

Ölmüş Eşek;
Beyin denilen şey işte budur! Beyin, insan bedeninde, badmcikten, körbağırsaktan, yirmi yaş dişlerinden daha yararsız, hatta zararlı bir organdır. Kafatasının içinden çıkarıp atmak olanağı bulunmadığından, uyuşturarak çalışamaz duruma getirmek gerekir ki insan mutlu yaşayabilsin. Kafatası içinde oluşan beyin adlı bu urun, sahibinin başını belaya sokmaktan başka bişeye yaramadığı görülmüştür.....

Şimdiki Çocuklar Harika;
Zeynep ve Ahmet adlı 5. sınıfa giden iki çocuğun mektuplarından oluşuyor kitap. Ama ne kitap...2 tane oğlum  var. Zaman zaman yaptığım hataları farkedip özür bile dilesem de yine de büyük olarak ayrıcalıklarımın farkındayım. Kuralları koyuyorum, uyguluyorum ve deliyorum. Ama çocuklar kuralları ne derece ve ne zaman delebilir orası belli değil işte. Kitapta çok güzel anlatıyor anne-babaların bu iki yüzlülüğünü. Ne kadar geç okumuşum tatilde ilk iş çocuklara da okutacağım. Yeni gelince beni bir güzel uyarsınlar...

Maçinli Kıç İçin Ev;
 Kısa kısa hikayelerden oluşuyor kitap. Genelde yaşlı bir erkek, genç bir kız var....

Hayvan Deyip de Geçme;
Aziz Nesin'in, tanıdıklarının ve okurların başından geçen hayvan hikayelerinin anlatıldığı bir kitap. Kimi çok çok komik, kimi düşündürücü, kimine ise "yot canım bu gerçek değildir" diyor insan....

Poliste;
Aziz Nesin'in gözaltına alınıp sorgulanmasına neden olan Moskova gezisi dönüşü yaşananlar, gazete haberleri, tutanaklar var kitapta. Bir dönemi kendi ağzından okuyoruz. Güzeldi ama tutanaklarda tabiki zorlandım:)))

İnsanlar Uyanıyor;
Yine pek çok hikayeden oluşmuş keyifli bir kitap. 

Kitap çekilişi





Kitap Kurdu Böjük geleneksel bahar çekilişi başlamış. İlgilenenler buraya bakabilir. Ama hep dediğim gibi ilgilenmeyin kitaplar benim olsun:)))))

22 Nisan 2014 Salı

23 Nisan....


Yaşamak tüm çocukların hakkı, bayramınız kutlu olsun güzel çocuklar........

Günbatımı fotoğrafları....


Buca'nın tepelerindeki Mevlana Heykeli...


Bu da Şahin tepesi denen yerden bir kare....

Bulutlar geçen gün harikaydı. Bol bol çekim yaptım...



Geçenlerde akşam yemeğinden sonra Devrim'e hadi biraz yürüyelim gün batımı fotoğrafları çekeyim dedim. Pek üşendi ama geldi yine de. Hava oldukça bulutlu olduğu için hoş kareler çıkarmış gibi geldi bana. Fena da olmadı hani....


İzmir'e tepeden bir bakış....

21 Nisan 2014 Pazartesi

19 Nisan 2014 Cumartesi

Bugün Kitap Fuarı'na gittik....


Çocuklar Ali Nesin'e kitap imzalattı....



Bugün açılan Kitap Fuarını ziyaret ettik. Gezdik, kitap aldık, sahafları dolandık. Çocuklar malesef gezmekten sıkılıyor aslında sahaflar bu yıl daha bir çoktu ve zengindi sanki.....
Sonrasında da azıcık Kordon'da dolandık....

17 Nisan 2014 Perşembe

Küçük dikişler....


Kardeşim eski hurcunu vermişti birşeyler yaparsın diye.. Epey oldu duruyordu. Dur şundan kurtulayım diye elime aldım (ne yapacağıma karar vermeden) dikişlerini söktüm. Çok amaçlı örtü yapmak geldi aklıma. Hurçların zaten içinde ince elyaf oluyor. Turuncu tarafı kedi kumaşıydı. Bende de yeşil bir çarşaf parçası vardı. Alt tarafına onu diktim. Tek kişilik örtü oldu. Kenarına biye geçmek lazımdı da dikiş sevmiyorum napim.....



Bu da bizim paylaşılamayan minderimiz. İlk hali aşağıdaki gibi renklerdeydi. Ama kullanıla kullanıla kumaş eskidi, rengi soldu. Birde salonla çok uyumsuzdu renkler. Onun da kılıfını değiştirdim.

Makineyi açmışkan Fenerli yeğenim için de bir kumaş çanta dikmiştim. Şu aşağıdaki toplu kumaştan. Onu unutmuşum, çekmemişim... 



15 Nisan 2014 Salı

Okuma Şenliği-1. ay-


Pınar'ın düzenlediği Okuma Şenliği'mizde bir ayı daha devirdik. Bu ay okuma performansımda pek azalma olmamasına karşın bahar aylarının verdiği rehavet ve temizlik işleri yüzünden birazcık yoruldum sanki. Şenliğin kitaplarını bitirince azıcık okuma konusunda kolaya kaçmayı planlıyorum...Hoş böyle bir karar aldığım halde dün dayanamadım yine kitap ısmarladım. D&R mail atmış 5 liralık kitaplarda son gün diye. Resmen taciz....Dayanamadım malesef...
Neyse gelelim performansıma...



1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).
Gece Yolu/ Kristin Hannah/ Pegasus/495 sayfa

4. Kategori (15 puan): Bir öykü kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).
Sıradışı Bir Ödül Töreni/Mustafa Kutlu/Dergah yayınları/153 sayfa

5. Kategori (20 puan): Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Gülün Adı/Umberto Eco/ Can Yayınları/732 sayfa 
  
6. Kategori (20 puan): Şimdiye kadar hiç bir kitabını okumadığı bir kadın yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Duyguların Rengi/Kathryn Stockett/Pegasus/576 sayfa

7. Kategori (20 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Ti Amo Ada/ Hikmet Gedikli/ İkinci adam yayınları/339 sayfa


9. Kategori (20 puan): Kütüphanesinde en uzun süredir okunmayı bekleyen o kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).
Rus Cariye/Kate Furnivall/Pegasus/760 sayfa

11. Kategori (25 puan): Rus edebiyatından bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
 Anna Karenina/Tolstoy/Amfora/ 1013 sayfa

 130 puan, 4068 sayfa

14 Nisan 2014 Pazartesi

Keyifli bir hafta olsun....



Haftanız ışıl ışıl güneşli başlasın....


Arada yağmurlar ıslatsın ama toprağı....


13 Nisan 2014 Pazar

Gülün Adı






Okuma Şenliği'nin bahar aylarının bir maddesi de adında çiçek ya da çiçek adı geçen bir kitaptı. Kitaplığımda daha önce okuduğum tek bir kitap vardı. Açıkcası bir sahaf gezimde de bulamamıştım bu kısmı. Neyse Kitap Okumak İster misin imdadıma yetişti yine:))) (geçen seferki kış temalı kitabı da kendileri göndermişti)

Umberto Eco'nun bu çok ünlü kitabını okumamıştım. Kitap kabaca 1327 yılında İtalya'da bir manastırda yaşanan cinayeti anlatıyor. Ama tek konu bu değil. Zaten yazar da daha sonra yayınladığı bir yazı da kitabın adını 'Suç Manastırı' koymayı planladığını ama okuyucunun dikkatini sadece polisiye olaya çekeceği için vazgeçtiğini belirtiyor.

İsa'nın yoksul olduğunu savunan Fransisken Tarikatı ile bunun çıkarlarına uymadığını düşünen Papa arasındaki çekişmeler anlatılıyor kitapta. Kitabın anlatıcısı Alman bir rahip olan Adso. Ana karakter ise  frensisken olan Baskerwille'li rahip William. 7 günlük bir zaman dilimini kapsayan kitapta, eski bir sorgucu rahip olan William ve çömezi Dom Adso kilisedeki cnayeti çözmek üzere görevlendirilirler.

Aslında konu her ne kadar ilginç olsada beni yordu. Zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. O kadar çok isim, tarikat, kavram......Sıklıkla yerleştirilmiş (anlamları olsa da) latince terimler....Sık sık konuyu kaçırıp dönüşler yaptığım bir kitap oldu.Yine de okunmalı bence. Bilgilerin ne kadarı doğrudur bilemiyorum ama günümüzde de din simsarlığı yapanları anımsatan bilgilere sıklıkla rastlıyoruz....

"....Deccal dindarlığın kendisinden doğabilir; tıpkı bir sapkının bir azizden, bir cin çarpmışın bir yalvaçtan doğması gibi. Peygamberlerden kork Adso; gerçek uğruna ölmeye hazır olanlardan da; çünkü onlar genellikle bir çok başka insanı da kendileriyle birlikte ölmeye sürüklerler, bazen kendilerinden önce, bazen de kendilerinin yerine..."


10 Nisan 2014 Perşembe

Bahçem...







Bahçem şu anda böyle işte. Papatyalar her yerde, gelincikler, aslanağızları, güller.....Mis gibi kokular geliyor herbir yandan. Ön tarafın görüntüsü yok burada ama. Orayı da çekeyim bir ara sarı gülüm, ıhlamur ağacı.....

9 Nisan 2014 Çarşamba

Çocuklar duvar boyasa kızarız.....


Duvarımın görüntüsü. Kız çocuk odaları gibi oldu:)))


Eski evlerde prizler hep yukarı yapılırmış ya bizimkiler de öyle. Tepelerde sırıtıp duruyor. Burada da priz gözüme kötü göründü, ev haline getiriverdim. Devrim bu kadar şey içinde bir tek onu beğendi...
 



Birkaç hafta önce yaptım bu çalışmayı aslında. Bu aralar ben de bloğunu ihmal edenler kervanına mı katıldım ne azaldı paylaşımlarım. Neyse yine bir geri dönüşümle karşınızdayım. Evdeki eskiler bitince napcam bilmem:)))

Bu ayna gibi şeyler ayna değil aslında. Geçenlerde benim diskim çöktüğünde ve içinde fotoğraf arşivim olduğundan kriz geçirdiğim günlerde Devrim, denemek içine ski disklerden sökmüştü. İçinden çıktı bunlar. Başka parçalarda var aslında onları ne yapacağıma karar veremedim. O sıralarda birkaç disk daha sökünce benim elimde 8 tane oldu bunlardan. Napsam diye epey bir düşündüm, koridora yapayım dedim hoşuma gitmedi. Birden bu şifonyer gözüme takıldı. Boşalttım üstünü, önce sıcak silikonla aynaları yapıştırdım, sonra kenarlarını ahşap boyasıyla boyadım. Dal, yaprak derken oh deşarj oldum:))

Çocuklar duvar boyasa kızarız.  Anne-baba olunca cidden daha bir özgürlük var....

8 Nisan 2014 Salı

Makro denelemeleri







Cumartesi günü büyük bir iş başararak Devrim'e salonu badana ettirdim. 5 yıl badana istememe şartı koydu ama:))) Nil yeşili olan salonu kırık beyaza çevirmek istedim ama hiç kolay olmadı. Hatta kırık yeşil oldu bizim salon:))))))))))) Sonradan aklıma geldi astar yapmak gerekirdi sanırım. Neyse zamanla istediğim renk olur...

Pazar günü de makro denemeleri yaptım. Bançede börtü böcek arayan bir tiptim resmen.