.:

31 Mart 2014 Pazartesi

Duyguların Rengi







Kitap arkası;

""Renkler farklı olsa da duygular hep aynıdır. Farklı renkteki ellerin birleştiği bu romanda yer alan kadınları unutamayacaksınız Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya... Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem. Skeeter, Aibleen ve Minny... Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikâyeleri oldu. On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikâyesidir. "Her okurun seçmesi gereken bir kitap...Yılın kurgu şampiyonu. Duyguların Rengi'nin bir konusu var. Gerçek ve önemli bir konusu..." -Huffington Post""


Beklentilerimin üstünde keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. 1960'lı yıllarda ırkçılığın en şiddetli yaşandığı yerlerden biri olan Missisipi'nin bir kasabasında geçiyor öykü. beyazlar ve onlara hizmet eden siyahlar. Aynı tuvaleti kullanma hakları yok çünkü siyahlar hastalıklıdır. Kaşıklarını-tabaklarını  aynı yere koyamazlar.....

25 Mart 2014 Salı

Rus Cariye


Okuma Şenliği-Bahar kapsamında okudum bitti. Elime 'cerezlik kitap, 760 sayfa sıkıcı olacak şimdi' düşünceleri ile almıştım ama çarçabuk bitiriverdim...

Kitapta 1928 Bolşevik Devrimi'nin ardından Rusya'dan sürülen Valantina ve kızı Lydia'nın öyküsü anlatılıyor. Çin'de fazlasıyla yoksulluk içinde geçen bir 10 yılın ardından Lydia'nın çinli komünist bir gençle tanışması, aşık olması ve değişen yaşantısı üzerine bir kitap. Bence kitabın ismi ise hiç olmamış. Ortada cariyelik falan yok. Hatalı bir seçim diye düşünüyorum.

Yine bilediğim bir döneme azıcıkta olsa ışık tutan bilgiler okumuş oldum. Bunu seviyorum açıkcası.

24 Mart 2014 Pazartesi

Bu Haberi Okumadan Sigorta Yaptırmayın!

Bir süredir iletişim çalışmaları çok dikkatimi çeken bir sigorta firmasından bahsetmek istiyorum bugün. Sigortanın kolay hali sloganıyla piyasaya çok hızlı bir giriş yapan Generali Sigorta’nın özellikle Zorunlu Trafik Sigortası’nda ve kasko poliçelerinde %70’e varan indirimleri ilgimi çekti. Blogda yazmak üzere biraz inceledim ve sadece kampanya olarak değil, tüm hizmetlerinin gayet memmuniyet verici olduğunu gördüm.

Bu arada piyasaya hızlı giriş dedim ama Generali 1831 yılında İtalya’da kurulmuş ve aslında 150 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyormuş. Adını elbette duymuştum ama ancak bugün yazabiliyorum.

Zorunlu Trafik Sigortası’nda %70’e varan indirimleri dışında Prestijli Kasko’larını da çok beğendim. Sigorta sektöründe bir ilk olarak, herhangi bir kaza anında sunduğu yol yardım hizmeti ile lastiğiniz patladığında ücretsiz lastik değişimi veya aracınızın yakıtı bittiğinde   Yapılan kaza sonrası acil bir noktaya yetişmeniz gerektiğinde yol yardım hizmetleri ile taksi ücretinizi dahi karşılıyorlar. Aracınız tamir edilirken 5 gün süreyle, size özel bir araç bile veriyorlar. Bence bu özel danışmanlık ve 7/24 destek hizmetleri şehir hayatının olası zorluklarını da hafifletiyor.

Bir de Mini Kasko ve Mini Kasko Ekstra ürünleri var. Mini Kasko, 1 çarpışma hasarını 2 bin TL’ye kadar kapsayan düşük fiyat kategorisindeki bir ürünmüş. Daha yüksek bir sigorta teminatı tercih edenler için bu tutar, Mini Kasko Ekstra ürünü ile 2 çarpışma hasarı ve toplamda 50 bin TL’ye kadar çıkabiliyormuş. Tüm bu hizmetler için ayrı ayrı teklif alıp, satınalım yapabiliyor olmak ise harika. Mini Kasko ve Mini Kasko Ekstra ürünlerinin fiyatları sabit. Zorunlu Trafik Sigortası içinse teklifler size ve arabanıza özel yapıldığı için indirimler kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu yüzden teklif alırken yaşınız, arabanızın yakıt türü gibi etmenler de önemli oluyor. Siz artık sitesinden aracınıza en uygun sigortayı detaylarıyla incelersiniz.

Generalinin 7/24 Özel Sigorta Danışmanlığı hattı 0850 555 55 55’ten veya generali.com.tr den 1 dakikada teklif alabilirsiniz. Bu arada Generali Sigorta müşterisi olmasanız dahi bir kez teklif alırsanız size kişisel sigorta danışmanı atıyorlar. Bilgi alan kişi her aradığında, karşısında aynı danışmanı buluyor. Böylece müşteriler sorunlarını her defasında baştan anlatmak zorunda kalmıyor ve telefonda uzun uzun beklemeden işlerini kolayca halledebiliyor.

Eh daha ne olsun:)

1 dakikada teklif alıp indirim kazanmak isterseniz, 31 Mart’a kadar generali.com.tr yi ziyaret edin derim.

1 Dakikada Teklif Almak için Tıklayın.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

hafta sonundan kareler







23 Mart 2014 Pazar

Biz deniz mevsimini açtık bile:)))))






Biraz fazla erken oldu ama dün denize girdik. Su cidden soğuktu. Üstelik Urla'nın suyunu biz yazın sevmeyiz fazla ılık diye. Ama dün ılık mılık değildi:)))

Ben girilmez dedim ama Devrim ve çocuklar çok istediler. Gider kıyıda girmeyiz döneriz kafasındaydım. Sahilde dolananlar vardı. Bize" ciddi misiniz?" diye şaşkın şaşkın bakarken baktım çocuklar girdi ben de arkalarından...İlk girişte en dayanıklıları da ben çıktım. Ama insanın kafası donuyor resmen:))) Neyse biraz ısınıp bir kez daha girdik. Eve gidip sıcacık bir banyo yaptık. Aşağısı kurtarmazdı:)))

21 Mart 2014 Cuma

Dünya DOWN Sendromu Günü


Bugün Dünya DOWN Sendromu Günü. Farkındalık yaratmak için renkli çoraplar giyiyoruz bugün. Benim evdeki en renkli çorabım......

20 Mart 2014 Perşembe

Bitter çikolatalı mini kekler



İtiraf ediyorum kek standımı kullanmak için doğum günü menüsüne ekledim bunları. Pasta zaten kekten yapıldığından hiç ekstra kek yapmamıştım bu zamana kadar. Ama çocukların pek ilgisini çektiler. 

 Malzeme:
3 yumurta, 1 su bardağından az şeker, 80 gramlık bir paket bitter çikolata, yarım su bardağı süt kaymağı(biz sabah süt almştık.Taze vardı evde) , yarım su bardağı fındık yağı, kabatma tozu,  un (ben keklerde un miktarını göz kararı ayarlarım)

Klasik olarak yumurta ve şekeri iyice çırptım. İçine fındık yağını ekleyip biraz daha çırptım. Daha sonra benmari usulü eritiğim çikolata kaymak karışımı ekledim. Kabartma tozu ve unuda eledikten sonra minik kalıplara karışımı döktüm. 160 derece fırında çabuk pişiyorlar. Kalıplar küçük olduğundan pişme süreleri normale göre epey az. Kontrol etmek lazım.

Kekler soğuduktan sonra üzerinlerinden azıcık traşlayıp krem şanti ve şekerle süsledim.

19 Mart 2014 Çarşamba

iki kitap



Kitap Okumak İster misin?den gelmişti bu kitap. İsmi, kapağındaki dalış olayı ilgimi çekmesine neden olmuştu ama fos çıktı. Çerez tabir ettiğim oldukça basit ve kolay okunan kitaplardan. Kişisel gelişim kitaplarından fırlamış, kalıplaşmış sevgi-huzur sözcükleriyle dolu kitaplar bu ara beni fazlasıyla sıkıyor açıkcası. Bunu da okudum ama sıkıldım.

 Okuma Şenliği'nin 2010 yılından sonra yayınlanmış kitap kategorisinde değerlendirdim. Bu anlamda elimdeki tek kitaptı...






Okuma Şenliği'nin öykü kategorisinde okundu bitti. Yine ödünç bir kitaptı öncelik verdim bu yüzden. Sıradışı Bir Ödül Hikayesi, kendini tanıtmaya çalışan bir sahil kasabasında düzenlenen etkinlikten bahsediyor. Sevdim mi. cıkk......

18 Mart 2014 Salı

Odun dilimi kek standı


Geçenlerde odunlarla uğraştım demiştim ya. Ürünlerimden biri bu kek standı. Ne zamandır istediğim birşeydi. Dilim odun büyükçe ve sağlam olunca da amaca hizmet etti....


Dilimi 2 kat vernikledim. Artık ömrünü tamamlamış ağaçlardan kesiyoruz. Haliyle içlerinde kurt yenikleri olabiliyor. Ama vernikle dümdüz oldu. Epeyce açıkta beklettim ki koku falan kalmasın.



Kek standımı ilk kez Deniz'in doğum gününde kullandım hoş oldu bence....

17 Mart 2014 Pazartesi

Okuma Şenliği-Bahar-




Pinuccia'nın Kitapları'nın düzenlediği Okuma Şenliği bahar ayları için startını verdi. Ben listemi biraz eksik de olsa tamamladım. Şenliğe katılmak isteyenler ayrıntılar için buraya bakabilir...


1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).
Gece Yolu/ Kristin Hannah/ Pegasus/495 sayfa

 2. Kategori (15 puan): Bir şiir kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).
Son Şiirleri/Nazım Hikmet/Adam Yayınları/190 sayfa


3. Kategori (15 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Kaybolan Sevgililere Yollar/ Nadeem Aslam/ Can Yayınları/ 465 sayfa/ Encore Ödülü ve Pasifik Kıyısı Kitap Ödülü'nü kazanmış bu roman.

4. Kategori (15 puan): Bir öykü kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).
İçerdeki Oğul/ Fakir Baykurt/ 448/ Bilgi Yayınevi

 5. Kategori (20 puan): Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Gülün Adı/Umberto Eco/ Can Yayınları/732 sayfa
  
6. Kategori (20 puan): Şimdiye kadar hiç bir kitabını okumadığı bir kadın yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Duyguların Rengi/Kathryn Stockett/Pegasus/576 sayfa

 7. Kategori (20 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Kaplan Kaplan/ Margaux Fragoso/ Artemis/ 453 sayfa

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere (En az 200 sayfa).

Huckleberry Fınn'in Serüvenleri/Mark Twain/ Can Yayınları/383 sayfa

9. Kategori (20 puan): Kütüphanesinde en uzun süredir okunmayı bekleyen o kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).
Rus Cariye/Kate Furnivall/Pegasus/760 sayfa
 
10. Kategori (25 puan): Kendisi doğmadan en az 100 yıl önce yazılmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
Kırmızı ve Siyah/Stendal/ Sis yayınları/570sayfa

11. Kategori (25 puan): Rus edebiyatından bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).
 Anna Karenina/Tolstoy/Amfora/ 1013 sayfa
 
12. Kategori (45 puan): Aynı yazardan en az 1.200 sayfa kitap okuyanlara.
Aziz Nesin'i seçtim ben. Geçenlerde aldığım 2. el kitapları vardı. Biraz daha ekleyip sayfa sayısını tamamladım

Maçinli Kız İçin Ev/ Adam Yayınları 155 sayfa
Ölmüş Eşek/ Adam Yayınları/ 158 sayfa
Şimdiki Çocuklar Harika/ Nesin Yayınevi/ 221 sayfa
Poliste/ Adam Yayınları/ 280 sayfa
Hayvan Deyip de Geçme/ Adam Yayınları/ 269 sayfa
İnsanlar Uyanıyor/Cem Yayınevi/ 269 sayfa
Yedek Parça/Cem Yayınevi/183 sayfa
Gıdı gıdı/ Nesin Yayınevi/ 197 sayfa
1732 sayfa.....

7817 sayfa

16 Mart 2014 Pazar

Deniz 10 yaşına girdi.....





Dün akşam Deniz'in doğum günü vardı. Bu kez kuzenlerde biraz azalma var. Okul zamanı malesef Doğa'nın kursu, Arif'in de 23 nisan çalışması yüzünden gelemediler. İstanbul'dan Işın halamız geldi ama. Çocuklar mamaları yedikten sonra alt kata bilgisayara gidince biz büyükler sessiz sohbetli bir akşak geçirdik:)))

15 Mart 2014 Cumartesi

Musmutlu yaşlar oğluşuma.......



Koskoca 9 yılı devirmişiz birlikte koca gülüşlü oğluşumla.....Artık küçük bir delikanlı kendileri. Umarım o güzel gülüşün hep seninle birlikte olur kuzucuğum....

14 Mart 2014 Cuma

Bu okulun biraz yardıma ihtiyacı var....






Aşağıdaki yazıyı Atölye Kedi'nin bloğundan aldım. Bu okulun biraz yardıma ihtiyacı varmış. Kocamn blog dünyasına duyurulur....


Fotoğraflar Nurdan hocamızın instagram hesabından....Duyurusunu da yine instagram hesabından  okudum ve aklıma gelenler kendi okulumda nasıl zorluk ve imkansızlıklarla karşılaştığım ve bir şeyler yapmak için nasıl çırpındığımdı....Bu yüzden de hocamızı çok iyi anlıyorum ve o zamanda benim en güzel destekçim sizler olmuştunuz....
Nurdan hocamız çok hassas ve para kabul etmiyor. Tek istediği sınıfının gerçekten anasınıfına benziyor olması ve çocuklarını daha iyi imkanlarda yetiştirebilmek.....İhtiyaçları: Giysi, ayakkabı, kırtasiye, oyuncak, halı, elektirik süpürgesi....
Okul adresi: Şanlıurfa\Bozova ilçesi\ Tunali köyü Anasınıfı
Köye ptt kargo gidiyormuş.
Daha detaylı görüşmek isterseniz Nurdan Ercan öğretmenimizin mail adresi: nrdn_ercn@hotmail.com
İnstagram adresi: http://instagram.com/nurdannercann
Çocuklarımıza bu duyuruyu yaparak ta destek olabilirsiniz. Ne kadar çok kişi duyarsa aramızdan o kadar çok  yardım yapacaklara ulaşabiliriz.Dostlarım şimdiden teşekkür ederim....

12 Mart 2014 Çarşamba

Berkin için.....





İnsanlarda cidden ne vicdan kalmış ne mantık ne de sağ duyu....Hani bazı insanların! "berkin ne işi varmış o kargaşada" demesine alıştık da.. Bazılarınıkine değil.  Benim biri 9 biri 12 yaşında iki oğlum var. Berkin'in yayınlanan fotoğraflarına baktıkça oğullarım gözümün önüne geliyor. Ben de 23 Nisan törenlerinden fotoğraflarını çektim. Okul sıralarında kareleri var, arkadaşlarıyla....Berkin'in ne farkı var Ada ve Deniz'den. Kendimi o annenin yerine koyamıyorum bile. Nasıl bir acıdır ki... Ve çocuğu olan bir anne nasıl Berkin için "ne işi varmış, ona üzülen neden (trafik kasanıda ölen) 3 polis için de kepek kapatmaz" diyebilir.....

Hiçbir şey ama hiçbir şey bir çocuğun öldürülmesini haklı çıkartamaz..............

Yangın var!


Sahaflarda tesadüfen bulduğum bir kitap var elimde. Aydın Boysan'ın Yangın Var kitabı. Dha önce yayınlanmış hikayelerinin olduğu bir kitap. Neyse kitap çok çok güzel bitirince paylaşacaktım zaten. Ama şu içinde bulunduğumuz gündem, pek sevgili politikacılarımız....Sabah okuduğum bir kısmı paylaşmadan edemedim...

Şenliğe beş kala isimli yazıdan alıntı....
"Meşrutiyet Zamparası diye bir deyim kullanıyoruz. Boşuna değil. Bizim de Britanya'ya benzer bir zamanımız olmuş. Hani o İstanbullu'ların askere alınmadığı, İstanbul'a Dersaadet dendiği zamanlar. İmparatorluk servetinin dökürtüleriyle yirminci yüzyıl başları zamparalığı bu!
O zaman bu monbeylerin ünü ülkeye yayılan bir çizmecisi var. Yaptığı çizmeler öyle zarif öyle güzel ki, tüm meşrutiyet zamparaları sırada.. Bir sevgili ağabeyimin arkadaşıda keskin zampara ya, kendini tutamamış, o da bir çift çizme ısmarlamış. Giymiş ama üç gün sonra da çizme patlamış. Almış, şikayet için ustaya götürmüş. Usta inceledikten sonra diyor ki:
    İyi ama, sen bununla yürümüşsün!
İlk uyduğumda ben de 'hoppalaaaa!' demiştim ama, usta haklı. Zampara çizmesi bu! Yürünür mü hiç? Olsa olsa oturulur. O kadar ince ki, isteyen yatağa girerken çıkarmasa da olur.
İşte sevgili dostlar! Biz bu çizmeler gibi hükümetler gördük. Muhalefette iken bir ince bir güzel ki, gönül vermeden edemedik. Ama iktidar olup yürüyüşe geçince, üç günde patladılar. Bizim de ayağımız suya erdi.
Ondan sonra da ayağımız öyle bir şişti ki, çıkarıp atamadık. Ayağımıza giydiğimiz şey başımıza bela oldu. Üzüntüden, sıkıntıdan bayıldık. Gözümüzü silahların gölgesinde açtık....."






11 Mart 2014 Salı

:((((((((((((((((((


Berkin aylar süren mücadelesini malesef kaybetti. Küçücük bedeni dayanamadı....15 yaşında belki eyleme katıldı belki sadece ekmek almaya gidiyordu. Ne fark eder. Gözünü kan bürümüş politikacılar, onların tetikçilerinin kurbanı oldu Berkin. Ne uğruna peki....Berkin orda canıyla uğraşırken, annesi küçücük bir umuda sarılmış beklerken, pek sayın politikacılarımız (cümlesi) 3 kuruşluk rantın peşinde koşmaktalar hala. Şimdi timsah gözyaşlarını akıtırlar bir açıklamalık. Hadi sonra pislikleri açıklamaya devam. Ortalığı bok götürüyor resmen. 

10 Mart 2014 Pazartesi

Odunlarıma geri döndüm


Yukarıdakilerle ilgili fikirlerim var bakalım. İlerleyen günlerde şekillenecek.


Bahçedeki masamızın üstünü çıkartıp, zımparalayıp, vernikledik. Yaza hazırlık.....


Dün bir yere gitmeyince evde birşeyler yapalım bari dedik. Hava hem soğuk hem rüzgarlıydı. Ama bu sıralar güzel günleri hep dışarılarda geçirdiğimizden evdeki vakitler boş geçirmek olmuyor.

Hafta başında vernik ve malzemelerimi almıştım, yapılacak bir iki iş vardı. Yenilerini de türetip epey bir çalıştık Devrim'le...Şu sandalyeleri balkonda kullanıyordum ama şimdi yepisyeni projelere dahil olacaklar..Odun dilimleri de kesildi bana, bir kısmı zımparalanacak daha. Fotoğrafta yokmuş ama Devrim'int tarihi eser bir sandalyesi var. Koltuk gibi. Onu da zımparaladım, boyadım. Kurusunlar hafta içi hepsi tek tek elden geçecekler....

7 Mart 2014 Cuma

Güneşi Görüyorum



Yine kitaplık karıştırmalarının sonucu okunmuş bir kitap. 1967 yılında yayımlanmış. Bizdeki de 69 basımı. Tarihi eser yani....

Gürcü yazar Nodar Dumbadze'nin kitabı Güneşi Görüyorum, Gürcü bir köyün 2. Dünya Savaşı'na katılmasını anlatıyor. Hikaye delikanlılığa geçen Zossaya'nın ağzından anlatılıyor. Savaş yıllarının zorlukları, açlık, ölümler.....Oldukça sade bir dili var kitabın.

"Savaş köyümüzün dükkanlarını boşaltıyordu. İlkin raflardan şeker, kibrit, yağ, sabun, ekmek çekildi; görünmez oldu. Tamtakır rafların ardından da satıcılar ortadan kayboldu..."