.:

28 Şubat 2014 Cuma

Denizlerin fasulyeleri




Hepimizin yaptığı bir etkinlik fasulyeleri pamuklara sarıp büyütmek. Denizlerin sınıfı tek bir kap içinde yaptı bunu. Fasulyeler bübüyünce öğretmenimiz bana verdi, bahçeyi biliyor. Diktik. Büyüdüklerinde ürünleri sınıfa götüreceğiz:)))

27 Şubat 2014 Perşembe

Odun dilimine dekupaj-2-


Annem ve babam......

 Devrim'in ailesi. En küçükleri Işın yok fotoğrafta...



Geçenlerde diskim çökmüştü ya o zaman yaptıklarımla ilgili yaptığım çekimlerde beni terk etmişti. Ne yaptım, neyi paylaştım unuttuğumdan tembellik ediyordum. Bir kaçını çektim. Yapılalı ne vakit oldu paylaşayım artık:)))

Odun dilimine dekupajın ilkini burada paylaşmıştım. Aslında yukarıdakiler de hemen onun arkasından yapıldılar. Aşağı yukarı aynı hatalar var yani. Devrim baba bana yeni dilimler yapmadığından bu konuda üretimim yok. Aslında yapıp hediye edesim var bunlardan...

Fotoğrafların çıktısını odun dilimlerine fotoğraf olan yüzeyle buluşacak şekilde yapıştırıyorum. Bunun bir adı vardır eminim:))) Kuruduktan sonra da suyla az az ıslatarak elimle soyuyorum üstteki kağıt tabakasını. Arka arkaya iki tane yapınca parmağımdan ateşler çıktı resmen...

Geçenlerde kızkardeşim gelmişti. Kendisi daha önce ahşap boyama kursuna gitmişti. Orada onlara bu şekilde yapılan transferlerde insan yüzünün tercih edilmediği, iyi sonuç elde edilemeyeceği söylenmiş. Benimkileri beğendi..Ne de olsa kurs görmüş insan sevindirik oldum:)))

25 Şubat 2014 Salı

Kuş Cenneti devam....


 Kuş Cenneti'ndeki bir adacıktan panaromik görüntü...Kendimi kareye bisikletimle dahil ettim...


Burada hiç beklemediğim şey de sanırım atlardı. Aşağıdaki karede kafaları görünüyor. Sazların arasından koşuyorlardı.



24 Şubat 2014 Pazartesi

Flamingolar






Uzun ince bacaları, upuzun boyunları ile çok hoşlar. Kanatlarını açtıklarındaki kımzı-siyah görüntü daha  bir hoşluk katıyor uçuşlarına. Cumartesi günü gittiğimiz Kuş Cenneti'nde olabildiğince fotoğraflarını çekmeye çalıştım. Malesef genelde gerilerdeydiler. Yakınlarda olanlarda yaklaşınca hemen uzaklaştılar...Sese oldukça duyarlılar sanırım. Bu güzellikler hakkında bilgi isterseniz wikipedia size yardımcı olacaktır...

23 Şubat 2014 Pazar

İzmir Kuş Cenneti'ni dolaştık dün....Bisikletle hemde









Dünnkü parkurumuz İzmir Kuş Cenneti idi. Bisikletle turladık. Aslında evden bisikletle buralara gelebilmek lazım da daha bizim için erken. Biz ilk etapta 20 km'lik parkuru turladık. Hem bisikletle spor yaptık hem de durup fotoğraflar çektik....Çookkkk keyifliydi.

21 Şubat 2014 Cuma

Bloğumdaki sorunum düzeldi....



Sormuştum ya ne oldu aramıza kara kedi mi girdi diye. Hatice'nin sihirli elleri değdi bloğumdaki sorun düzeldi. Hani öyle dolu dolu gelenim yok ama ben bloğumu çok seviyorum. Her gün kim ne yapmış yapmak, buradaki yazıları güncellemek ayrı bir keyif benim için. O yüzden sorun düzeldi musmutluyum:)))))

Çiçekler Hatice'ye.....

19 Şubat 2014 Çarşamba

Demirciler Çarşısı Cinayeti



Akçasazın Ağaları üçlemesinin ilk kitabı Demirciler Çarşısı Cinayeti. Aralarında nedeni belirsiz bir kan davası süren iki beyin hikayesi. Bir onlardan bir onlardan sürekli ölüm var. Taki kimse kalmayıncaya kadar....Romanda sırası gelen Derviş Bey ve Mustafa Bey arasındaki köşe kapmaca anlatılırken diğer karakterler ve çevre betimlemeleri de oldukça yoğun anlatılmış. Hatta ben zaman zaman konudan koptum bile diyebilirim....
Derviş ve Mustafa öyle karakterler ki insan onlara kızmıyor güttükleri kan davası için. Acıyor bile...Mutlaka biri ölecek yok başka yolu...Sanki kan davası kitabın konusu ama alttan alta işlenmiş para için-toprak için yapılanlar.....Güzeldi okuyun derim ben...

Serinin ikinci kitabının ismi ise Yusufçuk Yusuf bakalım bir ara onu da okumalı. Bir kaynaktan da okuduğuma göre serinin üçüncü kitabı henüz tamamlanmamış ama...

Kitap arkası;
"Akçasazın Ağaları tarihte, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanıbaşında yeni bir tarih yazılır, değişim kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki derebeyinin ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır.

"Yaşar Kemal sadece Mitterrand'ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi."
- Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

"Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor."
- Alain Bosquet, (Fransa)

'Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar Kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor.'
- Bulletin Critique du Livre Français"

18 Şubat 2014 Salı

Aramıza kara kedi mi girdi?

Son zamanlarda teknoloji özürlülüğümün de etkisiyle bloğumda epey bir sorun yaşadım. Çözemedim. Hatta Hatice (Örgü Çantam) uyarmıştı yayınların arasında kocaman boşluklar bir türlü halledemeyince sağolsun hallediverdi. Geçenlerde de izleyicilerim gittikten sonra (ki bu genel bir sorunmuş) sorunu blog ismini değiştirerek çözmüştüm. Yeniden düzelttim hemen. Ama "izleyicilerim gitmiş" yayınından sonra benim bloğa bir haller oldu. Yorumlar zınk diye kesildi. İstatistiklere göre günde en az 250 ziyaretçi olmasına karşın yayınların tek tek görününürlülüğü 10'larda. Ne oldu anlamadım. Sorun teknik bir nedenden mi aramıza kara kedi mi girdi pek meraktayım.....

17 Şubat 2014 Pazartesi

Karagöl doğa yürüyüşümüz...

 
Karagöl'e panaromik bakış.....


Bir dahaki sefere bende kahvemle gideyim...


Yol boyu doğa muhteşemdi...




Yorumsuz....

Grubun gençleri....


Dün Karagöl'e doğa yürüyüşüne gittik. Aşağı yukarı 20 km yürümüşüz. Daha önce hiç gitmediğimiz bir yerdi. Bayıldım parkura. Çıkış zorlasa da oldukça keyifli bir gündü....

Fotoğrafların gerisi gelecek....

15 Şubat 2014 Cumartesi

Parmak kanatan otu




Bugün bahçedeyiz. Hep bu aylarda bahçedeki yabani otları toplar genel bir çapalama-belleme yaparız. Zaman olarak geç kalmadık ama havalrın sıcak gitmesi yüzünden epey bir ot olmuş. Bahçenin içini her çıkışımızda ayıklıyorduk da dışarıları ellememiştik. Hep paylaşırım ya bizim kaldırımlar papatya dolar bahar aylarında. Ama bu yıl şu yukarıdaki ot resmen boğmuş papatyaları ve biz dikkat etmemişiz. Uzun yapışkan bir şey. Daha önce biri demişti adı parmak kanatanmış. Bu yılki kadar çok olduğuna hiç denk gelmemiştik. Her yerde resmen:((((

14 Şubat 2014 Cuma

Bugünün rengi pembe......




Bugünün rengi pembe diye pembe pembe bana gülümseyeh Yılbaşı çiçeklerimi paylaşayım dedim...Balkonda bir zamandır açmış durumdalar....

13 Şubat 2014 Perşembe

Urla İskele


Balık ihalesinden sırasını bekleyen kediler...



Urla'ya her gidişimizde hava güzelse bisikletle dolaşırız ama her seferinde makinemi almıyorum yanıma. Bazen taşımaya tembellik ediyorum. Bu aralar ayrılmaz ikili olduk ama:))

Bu gidişimizde çektiğim Urla İskele karelerinden bazıları bunlar da.....Alttaki eve ise ayrı bir bayıldım....


12 Şubat 2014 Çarşamba

Ada...


Tatilde 2 günde Urla'daydık. Cuma günü Ada ile bisiklete bindik. Parkın yanından geçerken aklıma geldi Ada'dan sahilde durmasını rica ettim. Sanki bankın üstündeymiş gibi kareler çektik. Bakması pek eğlenceliydi. Benim artık fotoğraf çektirmeyen oğlum bile bana keyifle katıldı....

11 Şubat 2014 Salı

Günün fotoğrafı



Benim en eski aşkım fotoğraflarla bozdum ya bu aralar. Hep fotoğraf sitelerinde dolanıyorum, kimine çektiklerimden gönderiyorum. Beğenilmek hoş hem de eleştiriler faydalı...Yukarıdaki karede Photoline'de günün fotoğraflarından biri olmuş. Pek mutlu oldum:)))

Facede benim sayfam burada


10 Şubat 2014 Pazartesi

İşleme yazlık pikeler......








Geçenlerde diskim çökmüştü ya malesef düzeltilemedi. Biraz laptoplarda (annemde Denizli dosyası vardı, düğün fotolarını Emine ablaya da kaydettimiştik, İtanbul'dayken hep çektiklerimizi kendi laptomuza kaydetmiştik...İyiki yapmışız...) kayıtlı dosyalar biraz başka diske alınmış yedeklerle fotoğraflarımın çoğunu kurtardık. Ama benim yapıp fotoğrafladığım elişlerinin fotoları gitti hep. Şimdi neyi yayınladım, neler bende duruyor tek tek bakıp yeniden çekmem gerekiyor hepsini. Üşendiğimden erteleyip duruyorum bu işi...Yapım aşamaları olmayacak tabiki:((

Demokraside çareler tükenmez deyip size taaaa 2009 yılında yapıp paylaştığım yazlık pikelerimi sunayım dedim ben de...Ada ve Deniz için işlemiştim bunları. Hani şu hazır satılan pikeleri çarpı işi tekniği ile kalın orlon iplerle işlemiştim. Netten bulduğum çeşitli örnekleri kafama göre pike üstüne yerleştirip bir nevi komposizyon oluşturdum...

Anımsıyorum da iri iri işlendiğinden kolaydı. Ama işlenen alan büyük olduğu için zaptetmek zor biraz bir de sık sık genele bakma ihtiyacı duymuştum...

9 Şubat 2014 Pazar

Kaldırım Serçesi


Merak ettiğim bir hayat hikayesiydi. Aslında televizyonda gösterildiği zaman filmini seyredeyim demiştim ama kaçırmıştım. Sonra bir takasla elime kitabı geçti çok daha iyi oldu. Önce kitap okumak her zaman iyidir...

Fransa'nın en sevilen şarkıcılarından biri olan Edit Piaf'ın üvey kızkardeşinin yazdığı bir kitap. Piaf'la birlikte yıllarca çalışan, oturan pek çok şeyi paylaşan Simone hikayelerini aktarmış kitapta.  Piaf, kendine hiç acımamış aşırı alkol, düzensiz bir yaşantı malesef ciddi hastalıklar geçirmesine ve erken yaştada ölümüne neden olmuş. Genel  olarak beğenerek okudum ama zaman zaman Edit Piaf'ın aşk hayatının tekrara varan derecede anlatılması sıkıcı geldi.

 
Kitap arkası,
"Ablam Edith... Babamız birdi, kötü adam da değildi ama sık sık ve esaslı dayak atardı. Sonra büyüdük, sokaklara çıktık, ara sokaklarda, kaldırımlarda hem sürttük hem şarkı söyledik, Edith daha Edith Piaf değildi, hayatı ve erkekleri bir arada tanıdık, o daha yirmisine gelmeden, Aşk ılındı mı ya ısıtmak gerekir ya da vazgeçmek anlayışını kaptı, ama mesleğinde o kadar havai olmadı, öğrenip ilerlemek için ne gerekiyorsa yaptı, zaten o yüzden, hırsıyla, tutkusuyla Kaldırım Serçesi oldu, ne adamlar geldi geçti hayatından, gece bacağını bir erkeğin beline sarmadan yatmayı hiç beceremedi, neonlardan da hiç inmedi, en çok askerleri sevdi, Savaş sırasında hele, Yves Montanda da kök söktürdü, kafasına basmayınca erkeklere kapıyı göstermekte iki dakka tereddüt etmedi, şarkı söylerkense hep tırmandı, para saymayı bilmedi, Charles Aznavouru keşfetti, anneliği erken tatmıştı, hayata hiç doymadı, öldüğü gece parmakları bir serçe pencesi gibi benimkilerin üzerine kapanmıştı, ertesi sabah alt kattaki çocuk söyledi, inanmak istemiyordum ama, ölmüştü...  "