.:

17 Aralık 2014 Çarşamba

Bir kedi, Bir Adam, Bir Ölüm


Yazarlık vasıflarını geç farkettiğim birisi Zülfü Livaneli. Eskiden hiç bir kitabını okumamıştım şimdi ise çoğundan büyük keyif aldım okuduklarımın. Bu aralar Dokuz Eylül'ün kütüphanesi takıldık Devrim'le. Epey bir kitap alıp okudum oradan. Çerezlik dediğim kitaplar bulunmuyor ama özellikle klasikler, değerli yazarların kitapları mutlaka oluyor. Bir seferde 5 kitap birden alabiliyor Devrim iyi oluyor yani...

Yalnız şu günlerde gözlerim numara çıkartmaya başladığı için biraz azalttım okumalarımı. Ben gözlerimi geçmişte 2 kez çizdirdim. 5.25'ti numarası, operasyonlardan sonra sıfırlanmıştı. Birkaç aydır bir flulaşma başlamıştı sanki attı azıcık:(( Yeniden gözlüklenmek kabusum benim. Napcam bakalım. Okumayı bırakmak da istemiyorum şimdilik azaltma yoluna gitttim...

Kitaba gelince. Değişik bir yazımı var romanın. Hem yazar anlatmış kahramanı, yaşadıklarını hem de olayın kahramanı yazarı düzelterek kendini anlatmış. Türkiye'deki baskı ve işkencelerden kaçan Sami'nin, mülteci olarak yaşantısını öğrenirken gel gitlerle ülkedeki baskının şiddetini de yaşıyoruz.

 
Kitap arkası;

Sıcak ülkelerinden, Stockholmun kar altındaki caddelerine ve buz tutmuş göllerine savrulan siyasi mülteciler. Yaşamı paramparça olmuş Saminin, bir Kuzey hastanesinde önüne çıkan yaşlı bakan. Bir cinayet planı ve Saminin yaşamını etkileyen bir kedi. Çevresindekileri kendisine aşık eden Şilili bir genç kız; yakıcı öfke nöbetlerine kapılan güzel Clara. Bir uzay istasyonu kadar garip ve uzak buldukları iklimde kıvranan, acı çeken, kıskanan, cinsellikle avunmaya çalışan ve öç alma hayalleri kuran insanların romanı. Sami, Clara, Juan Perez, Rıza, Garcia, Adil ve Yorikonun hikâyesi, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir derinlik ve elinizden bırakmayı olanaksız kılacak, soluk kesen bir kurguyla anlatılıyor.