.:

31 Ocak 2013 Perşembe

İlk öğrencelik


 Hap bahsediyorum ya bizim ailenin tek kız torunu Doğa. Abimin kızı. Karneleri aldığımızda annemlere gitmiştik. Çocuklar bir güzel azdılar tabiki. Futbol baş oyunları. Doğa'yı aralarına almak istemedikleri sık oluyor bu yüzden. O da haklı olarak kızıyor-küsüyor. Ben "hadi gel sen de bizimle elişi yap o zaman" dedim. Babannesi ip ve tığ verdi başladı zincir çekmey. S onra aralarda birleştirmeleri falan gösterdim. Gördüğünüz kolye çıktı ortaya. Hem de bu kolye bana hediye edildi. Doğa'nın ilk elişi bende yani....

Doğa'nın geçen yıl bayramdan bir karesi....

30 Ocak 2013 Çarşamba

Samizdat....


"Benim ülkemde; düşünce hayatın düşmanı, kötülüğün simgesi olarak görülür. Düşünsel değerlere tutkuyla bağlı, soru soran - arayan - kovalayan zihne sadece düşmanlık edilir. Düşünen insanın korunağı yoktur… Benim ülkemde; iktidar ve güç uğruna hiçbir şeyden çekinmeyen her zorba güç, yalnızca kendi isteğinin onaylanmasını, gururunun okşanmasını ister… Benim ülkemde; kafasıyla değil, ağzıyla konuşan yorumcular - açıklayıcılar, gerçekleri başka kalıplara sokarak özgürlüğü çürütmenin gönüllü aracılığını yaparlar… Benim ülkemde; bir gazeteci - yazar hapse atılarak yayınevine, gazetesine baskı yapılarak, sonsuza kadar sessizliğe - unutuşa mahkûm edilmeye çalışılır… Ama benim ülkemde; gerçekler de inatçıdır. Mutlaka yazılır. SAMİZDAT gibi…"

Soner Yalçın'ın cezaevindeyken yazdığı kitap Türkiye'nin yakın tarihi açısından önemli bir kaynak. Tam bir bilgi bombardımanı.  Medyada dinleyip-okuduğumuz gerçeklerden çok farklı. Bence okunması gereken bir kitap.....

29 Ocak 2013 Salı

Tatil dağınıklıkları

 Bu dağınıklıktan önce şu köşedeki yeşil sepetteki hayvanlar vardı ortalıkta. Bir akadar daha üstelik....Onlardan sıkıldılar peluşları döktüler ortalığa...

 Robotumuzun canı çıkmış, bir tamir istiyor sanki....


Ne çok maymun dikmiştim bir aralar.....

Tatil dağınıklarımız bunlar. İyiki kapalı balkonum var beni inanılmaz kurtarıyor. Değilse benim gibi bir cadı anneyle çocukların işi zordu valla:))) Şaka bir yana dağınıklık ruhumu sıkıyor sanki. Ama balkona yayılıyorlar, arada mayınlara basıp canım yanınca bir toparlamalarını talep ediyorum. Bir de süpürecekken tabiki. Değilse halı görünmeyecek oyuncaklardan.....

Aylardır nasıl özlemişler bu oyuncakları. İplerinden boşandılar sanki.Düne kadar şu sert satın hayvanlar hep ortalıktaydı. Akıllarına geldi yumuşakları sordular. Kolilerde kaldırmıştım hep tozlanmasınlar diye. Ne çoklarmış. Şu fotofrafta gördükleriniz kadar daha vardır ortaya çıkarttırmadığım. Zaten dün de dedim "kimilerini ayıklayıp ihtiyacı olanlara versek mi" diye. Olur dediler bakalım ayıracaklar mı???

28 Ocak 2013 Pazartesi

Sevgi şemsiyesi......




Gördüğümde çarpıldığım pano desenlerinden biridir bu. Yapmalıyım dedim  ve işledim. Hatta bu zamana kadar hep annemden kalan eski domino ipliklerle işleme yapıyordum ki tek kat ne rahatmış. Bunda ilk kez yeni nesillerden aldım. Ayır ipi, uzunluğunu ayarla yok o öbür tarafda karışır. Sevmedim.......

Neyse panom çok hoş oldu ama. Geçenlerde İkeaya gittik uygun bir çerçeve baktım. Ya çerçeveyi beyenmedim ya parasını:))) İnce çıtalar buldum bakalım kendim birşeyler yapabilecek miyim....


26 Ocak 2013 Cumartesi

Kartoloş kokonam.......

 Paketimden çıkanlar, hepsi de birbirinden güzel .......
 Banu makine yanında fotoğraf istemişti. Bu onun için....

 Ayrıntılar nasıl ama:)))))


 Kedilerimle.....


 Kalbim yerine pek yakıştı.....




Bilmeyen kaldı mı bilmem sevgili Şule çok eğlenceli bir çekiliş düzenlemişti. Okuduk, güldük eğlendik ben kazandım:)))) Ben paketimi haftaya bekliyordum perşembe günü geldi. Neler çıkmadı ki içinden. Kartaloş kokonam, güzel bir kalp, bileklik ve kartım.

Gelelim bu güzel iğnedanlığın geliş sonrası çocukların tepkisine. Okuldan önce Deniz geliyor. Gözleri kocaman açıldı. Oyuncak yapmak istedi, kesin bir "hayır"la karşılaşınca geri adım attı tabiki. İsmini ise Ayşe Nine koydu kendisi. O günden beri böyle hitap ediyoruz. Bir ara baktım poposuna iğneleri batırmış:)))
Ama sonra Ayşe Nineye kıyamadık tv yanında ona bir yer ayarladık.

Bu arada geçen gün yemek yerken Deniz " anne bunu Türk biri yapmış olamaz" dedi. "neden" dedim. "Türkler birşey yapmaz ki yabancı biri yapmıştır bu bunu"!!!!!

Ada beni dinlemeden direk oyuncakları arasına katmış. Bir güzel inceledi.....Sonra anlaşma yaptık. Ayaklısını dikmeye çalışacağız. 

25 Ocak 2013 Cuma

Tatil başladı.....

 Deniz büyümeyecek bir bebek hala.....





Bugün sabah okulumuza gittik karnelerimizi aldık döndük. Tatil başladı yani. Şimdi atıştırıyorlar sonra anneannemize gideceğiz.
Bu yıl Deniz'in öğrettmeni de velileri içeri almadığından evde çektim fotoğraflarını. Bugünün hatırası olsun oturun hadi dedim. Deniz gene elinden gelen maymunlukları yaptı.....
Neyse bir dönemi daha atlattık. Gitti çoğu kaldı azı. Tüm çocuklar güzl bir tatil yapsınlar şimdi. Dilerim havalar güzel gider de biraz dolanırız oğluşlarımla.....

24 Ocak 2013 Perşembe

Sevgi notluğu






Kutlanacak gün çok. Sevgililer Günü de kapıya dayandı. Açıkcası bizim evde kutlanmıyor. Devrim baba karşı bu tür para tuzağı günlere. Hoş ben de "sen beni istediğin gün kutlayabilirsin" diyorum ya....İşte.....

Sevgililer günü için bu hafta şöyle aşk kokan, sevgi kokan paylaşımlar yapayım dedim. Her ne kadar ben evde ikisi odunumsu 3 erkekle yaşasamda, illa hediye değil hoş anlar için bu tür günleri sevenlerdenim.

Sevgi notluğumuz oldukça basit aslında. Bir kemer, birkaç tahta mandal, süs, not kağıtları. Oldu bitti. Ben çocukların artık kullanılamayacak kadar küçülmüş bir kemerini kullandım. Tahta mandallarımı rengarenk boyadım, vernikledim. Üzerlerine süsler yapıştırdım. Kapının girişindeki askıya astım. Üzerlerine de açılış şerefine notlar yazdım herkese.......Pek kullanılacak gibi görünmüyor bizim evde ama.....

23 Ocak 2013 Çarşamba

kişiye özel çekiliş


Sevgili Sibel sevgililer günü  için kişiye özel bir çekiliş düzenliyor. Kazanan kişi yukarıdakine benzer harflere sahip olacak. Ayrıntılar için buraya bir tık lütfen

22 Ocak 2013 Salı

Urla ve tarih

 Uzaktan gördüm bunu bayıldım....


 Yandaki işlemelere bakar mısınız...


 Uluburun batığı modeli


Pazar sabahı erken kalkınca günü değerlendirmek adına çocuklardan da izin alıp Devrim'le bisiklete bindik. Onları da öğlen çıkarttık tabiki dışarı. Keyifli bir sahil turunun ardından dönüşte uzaktan yukarıdaki gemi dikkatimi çekti. Ne zamandan beri var bilmiyorum ama ben görmemiştim.
Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi burada çalışıyormuş. biz oradayken sorabileceğim kimse yoktu. Hatta Uluburun batığının bilgilerini okuduğumuzda "nasıl ya çıkartıldı da buraya mı getirildi" bile olduk. Liman Tepe kara kazılarının yanında sualtı çalışmalarını da biliyordum da burada eski gemilerin yeniden canlandırıldığından haberim yoktu açıkcası...
Nette biraz dolanınca  az buçuk bilgi edindim. 360 derece grubunun desteklediği çalışmalarla Uluburun daha önce yapılıp denize açılmış yeniden. Hatta Uluburun 3 Kaş'da batırılmış bile. ANKÜSAM hakkında bilgilerde linkte var.
Ama böyle çalışmaların yapıldığı  bir yerin tanıtımı daha iyi yapılmalı bence. Hatta mini müzemsi birşeyler, çocuklara yönelik tanıtımlar bile olabilir. Yukarıda da görülüyor tabela kırılmış, isteyen rahatça bu alana girer, bekçi yok.....

21 Ocak 2013 Pazartesi

Urla yolu fotoları.....







 Banu bak senin gözlük kitap ayracı. Benim sıpa almış bunu ayraçların arasından kendine gözlük yapmış. Tam da bu anda gördüm elinde....


Cumartesi akşamı Urla'ya gittik. Yolda her zaman ekmek aldığımız bir fırın var. Vakfıkebir ekmeğine oldukça yakın bir tadı var. Dediklerine göre maya falanda oradan geliyormuş. Neyse orada durunca da şöyle sahil yürüyüşü olayımız vardır mutlaka. Bunları da o zaman çektim....Bulutların dansı vardı resmen. Bayılırım bulutları seyretmeye....

kitap çekilişi


Ahududu tadında cümleler yukarıdaki güzel kitapları hediye ediyormuş...İlgilenenler buraya bir tık...

20 Ocak 2013 Pazar

ben kazandım......


Son yılların en komik, en karmaşık (yarışma nerde başladı nerde bitti anlayana aşkolsun), en baba yarışmasını kazandım:))) Biliyorsunuz sevgili Şule namı diğer Fiamma hafta başından beri bir yarışma düzenliyordu. World Of-off ki ne offf Kartaloş Kokonalar Yarışması.... İsmi bile zor anacım....Kazanan kişi ben oldum efendim. Bir de bilmeden Banu ve Alanay'ın hanımları kaçırma operasyonuna katılmaya çalışıyordum. Hani o kadar eminim bana çıkmayacağına...Neyse sevgili Random şans ibresini bana çevirmişde kokonaları kaçırma örgütüne katılmaktan kurtuldum...


yeni kitaplar


D R'dan aldığım yepisyeni kitaplarım.

19 Ocak 2013 Cumartesi

kurabiye saati

 kahveli olanlar....


 böğürtlen reçelli


Geçen gün yapılanlardan bunlar da. Ah bu kurabiyeler olmasa ben pek yaramaz bir kız olmayacağım ya......
Kurabiyelerimiz reçelli ve kahveli.
1 yumurta, yarım pudra şekeri, yarım paket margarin, 1 çay bardağı nişasta, aldığı kadar un. Malzemeler her zamankiler klasik. Bir tek yumurta ekledim bu kez. Sanki daha iyi toparlanıyor...Tüm malzemeyi iyice yoğurduktan sonra hamurun yarısına 1 çorba kaşığı kadar nascafe ekledim, biraz daha yoğurdum  parçayı. Kahvelileri merdane ile açıp çay bardağı ile şekil verdim...
Reçellileri ise yine merdane ile açtım, çay bardağı ile alt tarafını kestim, ortasına da şişe kapağı ile ikinci bir delik açtım. Şişe kapağı düzgün kesmedikçe benim üst kasım dağılıp durdu. Zor geldi çoğunu kalpli yaptım bende:)))) Kurabiyeler piştikten sonra ortalarına reçeli ekledim....

18 Ocak 2013 Cuma

Ayva reçeli




Kışın yapılabilecek en makbul reçel bu sanırım. Hep diyorum ya benim erkekler tatlıcı. Mutlaka kahvaltıda bir çeşit de olsa tatlı bulunacak. Haliyle reçel çeşitlerini de bol tutuyoruz. Ayva reçeli mevsimini de dün itibariyle açmış bulunduk....Tarife gelince
3 kilo ayva almıştım ben. Akşamdan soyup, doğrayıp üzerine de şekere ekleyip bıraktım. Sabah kalkınca yarım su bardağı kadar su ekledim bunlara. Bu arada 3 kilo ayvaya 2 kilo şeker kullandım. Şeker miktarını reçellerde hep az tutarım ki meyvenin tadı yokolmasın. Ayvanın çekirdeklerini de bir tül içine iyice bağlayarak tencereye ekledim. İçinden tek tek kim ayıklayacak o çekirdekleri, Ama biri kaçak yapmış ve foto çekerken farketmemişim:))))
Reçel kıvama geldikten sonra da ocağı kapatıp hemen kavanozlara koydum ve kapaklarını kapatıp ters çevirdim. Kavanozlar soğuyana kadar da ellemiyorum.
Bu arada klasiktir tatlıya limon konur. Ben onu da koymam. Hiç şekerlenme olmadı reçellerimde bugüne kadar. Kıvamı için de annem "bir çay tabağına su koy içine reçelin suyundan damlat dağılmıyorsa koyu kıvamlı kalıyorsa tamamdır" derdi. Sık yaptığımdan sanırım genelde ihtiyaç duymuyorum buna.