.:

31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu yıllar


2013 hepimize dileklerimizle, keyifle, güzelliklerle gelsin:)))))))

Elişi defteri'nden hediyeler var





Elişi Defteri bloğunun 2. yılı nedeniyle 5 güzel hediye veriyor.....Yukarıdaki bunlardan sadece bir tanesi. İlgileniyorsanız buraya lütfen.....

30 Aralık 2012 Pazar

Küçük prens


Öğretmenlerinin önerisi biraz da annesiin zorlamasıyla Ada sınıf değiştirdi. Eski sınıfının kapasitesinin Ada için uygun olmadığını söylüyordu öğretmenleri daha uygun bir değişim oldu şimdi. Bu arada bazı öğretmenler ve ödevler de değişti tabiki. Cuma günü pazartesi Küçük Prens'ten sınavları olduğunu öğrendik. Nedendir bilmem okuldan istenilen kitaplara karşı dirençli Ada. Oysa okumayı ne çok sever....
Neyse dün oturduk Ada ile birlikte ben de okudum kitabı. Sorular çıkardım, üzerine konuştuk....Niye okumamışım ki bunca yıldır diye düşündüm. Biz büyüklere öylesine gerekli bir kitapki.....

29 Aralık 2012 Cumartesi

okuduklarımdan....





Arka Kapak;
 Sene 1967. Gerillalar, Bolivya Ordusu'nu pusuya düşürür. CIA, emekliye ayırdığı ajanı Paul Hoyle'u, sol devrimcileri saf dışı etmek üzere hazırlanan operasyona katılması için Bolivya'ya gönderir. Ele geçirilen kanıtlar, ölü olduğuna inanılan Che Guevara'nın aslında hayatta olduğunu ve yeni bir mücadeleyi yönettiğini göstermektedir. Bunun üzerine başlayan yoğun diplomasi trafiğinin kilit noktasındaysa, Hoyle'un ve Che'nin kader anahtarını elinde tutan iki büyüleyici kadın vardır: Devlet Bakanlığı'nda çalışan Maria Agular ve Guevara'nın âşığı Rus Ajanı Heidi Tamara Vünke. ''Amerikan Özel Kuvvetleri'nde çalışmış, aksiyon filmleri senaristi Pfarrer'dan müthiş bir ilk roman. Hem gerçek, hem kurgusal, ayrıntılı karakterleri, bitmeye mahkûm bir aşk ilişkisi, ajanlar, askerler, casusluk taktikleri, pek çok ihanet, güvenilir bir realpolitik, savaşın hissedilir etkileri ve bir Üçüncü Dünya hükümetinin ahlaksızlıklarının etkileyici tasviri...'' American Library Association ''Birinci sınıf bir macera romanı... Özenli kurgusunu yaratan maharet etkileyici… Son derece ateşli.'' Los Angeles Times

Ben sıkılacağımı düşünerek ama yeterince bilmediğim bir dönem olduğu için okumaya başlamıştım. Çok keyif alarak okudum. Che yaptığı hatalar, yanlış kararlar yüzünden hem arkadaşlarının hem de kendinin sonunu getirmiş. İnsan okurken "devrim taam da yolu bu mu olmalı" diyor birazcık. Biraz başka şeyler de dedim de neyse......Che'yi biraz daha yakından tanıyayım diyorsanız okuyun derim.  


Lakshmi, Nepalin bir dağ köyünde, küçük bir kulübede ailesiyle yaşayan on üç yaşında bir kızdır. Ailesi çok fakirdir ama yine de onun yaşamı okuldan en yakın arkadaşıyla seksek oynamak, siyah-beyaz benekli keçisini gütmek ve gaz lambasının ışığında saçının taranması gibi ufak mutluluklarla doludur. Ancak Himalayanın sert muson yağmurları mahsulden kalanları alıp götürünce, üvey babası Lakshmiye evden ayrılmasını ve aileye destek olmak için bir iş bulmasını söyler.Lakshmiyi, zengin bir kadının yanında hizmetçi olarak işe sokacağını söyleyen gösterişli bir yabancıyla tanıştırır. Ailesinin geçinmesine yardımcı olacağına sevinen Lakshmi, Hindistana doğru uzun bir yolculuğa çıkar ve Mutluluk Evine varır. Fakat çok geçmeden korkunç gerçeği öğrenir: kadın tacirlerine satılmıştır.Lakshminin hayatı, bir türlü uyanamadığı bir kâbusa döner. Yine de annesinin sözlerini aklından çıkarmaz – Dayanmak, zafer kazanmaktır – ve zamanla, diğer kızlarla, bu berbat yerden kaçmasını sağlayacak dostluluklar kurar. Ardından karar alma günü gelip çatar – hayatına sahip çıkabilme şansı için her şeyi riske atacak mıdır?Patricia Mc Cormickin, Nepal ve Hindistanda yaptığı araştırmalara dayanarak bir çocuğun dilinden kaleme aldığı bu çarpıcı roman, gerçek olsa da akla hayale sığmayan bir dünyada, yaşam mücadelesinden zaferle çıkan bir kızı okuyucuyla tanıştırıyor. Lakshimi, bize masumiyeti, hüznü, trajediyi, mücadeleyi ve mutluluğu yeniden tarif ediyor.Satılık, Amerikada yüz binden fazla satmış ve Ulusal Kitap Ödülü finalisti olmuştur..

çok güzel bir kitap. Dün başladım, bitirdim kalktım başından.....




En son kitap alışverişinde seçtiğim bir kitaptı. Cep kitap tarzındaymış ama  bilgilerini sevdim ben. Öfke üzerine hoş bir bakış açısı diyebilirim. ....
 

28 Aralık 2012 Cuma

Yeni kitaplarım

 Yukarıdakiler Devrim ve  benim seçtiklerim. Aşağıdakiler ise çocuklar için aldıklarım

 Kitap ayraçlarım da pek bir güzel...


Geçen hafta ilknokta.com'dan seçtiğim kitaplar dün akşam elime ulaştı. Seçtiklerimden 5 tanesinin baskısı yokmuş. Bunlar bir zaman idare eder artık beni....

27 Aralık 2012 Perşembe

paketim ulaşmış



Keşke gerçek olsa'nın düzenlediği hediyeleşme etkinliğindeki eşime paketi ulaşmış. İnsan korkuyor ya ulaşmazsa diye. Neyse geç oldu ama oldu....
Ben mavi umut arkadaşıma yukarıdaki paketi hazırlamıştım...

25 Aralık 2012 Salı

Çikolata kaplamalı kurabiyeler




Geçenlerde çocuklarla hamurişi yapmıştık onların ürünü bunlar da. Hoş hamurişini yaptığım akşam elektrikler kesildi, fırında yarı kıvamda pişenler sabaha yeniden piştiler ya neyse......

Kurabiyemizin malzemeleri;
1 yumurta, 1 su bardağı pudra şekeri, 1 paket margarin, vanilya, 1 çay bardağı nişasta, aldığı kadar un.......
Hamuru hazırladıktan sonra çocuklarla birlikte şekil verdik. Pek sevyorlar bu işi. Hoş hamurun yarısı yapılıyorsa yarısı ağza götürüyor sürekli....

Hamurun yarısına kakao koymuştum ben. Süsleme aşamasında da beyaz ve bitter çikolatayı benmari usulü erittim. Kurabiyelerin üzerlerine sürmeye çalıştım. Dümdüz olmadılar, bu kısmında resmen çuvalladım.....Sonra da renkli şeker ve yine çikolatalarla süsledim.

Daha önce yapmadığım birşey olduğundan çocuklar şekilsizliğini falan görmeden pek bir güzel yediler. Hatta yemek konusunda Deniz'i görmenizi isterdim. Eve girer koklar havayı resmen. Sevdiği bir kokuysa ağzı kulaklarında mutfağa dalar hemen. Hele de yukarıdaki gibi görsel birşeyler varsa o kocaman gözleri daha bir açılır ki. İnsan yaptığından iki kat keyif alır.....

24 Aralık 2012 Pazartesi

Bu ağaç bir başka yılbaşı ağacı.....


 Ağacımızın gövdesi görüldüğü gibi kesilmiş bir dal parçası. Geçen haftalarda Devrim odun kesimi yaparken ince dallarda yardım etmiştim ona. Böyle böyle dallar ayırdım kendime o kesim sırasında.....
İlk aklıma gelen takı askılığı idi ama yılbaşı da geliyor ya bir tanesini ağaç yapayım süsleyeyim dedim....
Alttaki dilim odunu önce matkap ucuyla deldim ki odunum rahat dursun. Kırmızıya boyadım sonra kadifemsi bir duruşu oldu.....Dalın üst kısımlarını da beyaza boyadım.Hani kar yağdı hesabı. Şu hazır kar spreylerinden sıkmıştım önce ama dökülen birşeymiş evin içinde istemedi canım geri sildim onu.....

 Deli kızın ağacı benimkisi ne ararsanız var üstünde. Hatta arada çocuklar da ekleme-çıkarma yapmıyor değil:))))

 Böyle minik minik bir kaç keçe süs hazırladım üstüne....Kıl testere ile kestiğim objelerden de ekledim....

 Örgü kuş, arı hazır vardı.....


Balıklarımızı da polardan dikip pullarla süsledim.....


23 Aralık 2012 Pazar

Yeni yıl hediyeleri....



Malum yılbaşı demek hediye demek. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yeniyıl hediyeleşmelerinden birine katılmıştım. Keşke gerçek olsa boğunun çekilişine. Çekilişte gencecik bir blog arkadaşımla eşleştim. Mavi umut'un güzel paketi dün elime ulaştı. Güzel hazırlanmış bir hediye paketinin içinden zevkle seçilmiş hediyeler çıktı. Nuran okumadığım ama merak ettiğim bir kitabı seçmiş içine doğmuş gibi. Bugün başlanacak okunmaya hemen....Oğluşlarımı da unutmamış küçük süprizi onları epey bir keyiflendirdi. Gidip gelin sakızları tırtıklıyorlar dünden beri......(gariplerime anneleri pek ıvır zıvır almıyorya)
Teşekkürler Nuran:)))

Bu arada bende paketimi çarşamba korgoya vermeme karşın malesef henüz arkadaşıma ulaşmamış. Sanırım bu hediyeleşmelerde en korkulandır bu. En azından benim için. Umarım sağ salim eline geçecek.....

21 Aralık 2012 Cuma

Kıyamet günü de geldi nihayet.......




Aylardır 21 aralık dedik dedik o günde geldi nihayet. İnsanlar bugüne cidden inansa nasıl olurdu acaba??? Yani son günleri ya neler yaparlar, kimlerden özür dilerler, kimlere s arılırlardı bugün. Unutulan nice şey anımsanırdı sanırım....İnansamıydık ne......

Dün öğlen çocuklar yemeğe geldiler.  Konuşuyorum onlarla. "bugün akşam birlikte poğoça, börek falan yapalım. Yarın öğlen onları yersiniz" dedim. Deniz;
- ya kıyamet koparsa....
-Akşama kadar yersiniz nasıl olsa
Deniz;
- Kıyamet 2039'da olsun
- neden?
- dur daha bir evleneyim
- Erken değil mi bunları düşünmek için oğlum!!!
- Herkes evleniyor siz de evlenmişsiniz......

20 Aralık 2012 Perşembe

Pişi


 Yukarıda arabalı kalıplarla pişirdiklerim görülüyor...



Geçen hafta sonu öğle yemeği için şöyle çocuklara değişik birşeyler yapsam diye düşünürken pişi (hamur kızartması) geldi aklıma. Biz çocukken annem ne çok yapardı bunu ama ben ilk kez denedim.  Hamurişini bu denli sevip bir de kolay kilo alınca kaçıyor insan herşeyden....
Az buçuk annemin yaptıklarından anımsıyorum zaten nasıl yapıldığını ama şöyle bir nette de dolandım. Aşağıdaki tarifle yaptım pişimi.....
1 su bardağı yoğurt, 1 yumurta, 1 yemek kaşığı sirke, kabartma tozu, tuz, aldığı kadar un.....
Hamuru yoğurup tezgahın üzerinde yukarıdaki gibi açtım. Sevimli olsun diye ben kurabiye kalıplarını kullandım şekil olarak. Bir kısmını da poğoça gibi yaptım içlerine patatesli harç hazırlayıp koydum.....
İşin komik kısmı yeme sırasında ortaya çıktı. Devrim az yiyince "olmamışmı" diye sordum haliyle. Verdiği yanıt "ben sevmem pek hamur kızartmalarını"  Yani 12 yıllık evliyiz yapmadığımdan hiç dikkatimi çekmemiş. Onların evinde de hiç denk gelmedim açıkcası yapıldığına. Benim annem de herkes sağlıklı beslenmeyi tercih ettiğinden neredeyse hiç yapmıyor artık. Ama çocuklar ve ben afiyetle dedik:))))


18 Aralık 2012 Salı

Dondurma çubuklarından bahçeli evimiz.....


Yazın gittiğimiz sahillerde bol bol dondurma çubuğu topladık. Topladık diyorum çünkü ben çekindiğimden pek toplayamadım ama Devrim avuç avuç topladı resmen. Hatta annemler bile....Toplarken aklımda ev yapmak vardı. Nasılı netleşmemişti ama. Yaz bitimi artık millete toplattım evi yapayım bari deyip yukarıdaki şeyi ortaya çıkardım. Ama kabul edelim güzel oldu. Hele ki benim gibi minik işlerle uğraşmayı sevmeyen biri için milet bile diyebilirim:)))
Yaparken fotoğraflamıştım öyle anlatayım nasıl yaptığımı...

 Önce kalınca bir kartonu yapışkanlı kağıtlarla kapladım zemin niyetine.. Evin ana yapısı için yukarıdaki kutuyu kullandım.

 Evi kaplarken dondurma çubuklarının boyu her yere denk gelmedi haliyle. En güzel kıl testere ile kesildi. Az buçuk zor oldu ama...

 Hatta kimi yerde duvarları tamamlamak için yukarıdaki gibi enine bile kestim yani...

Peligomla çubukları yukarıdaki gibi yapıştırdım...

 Evin ikinci katı için de daha  minik bir kutu kullandım yine....

 Burası da evin çardağı. Strafodan oturma yerleri, kibrit çöpü ayaklı bir masa....

 Bu ağaç Ada'nın ürünü. Tüm bahçeyi bu cins ağaçlarla kaplamış aslında, bir sabah bir kalktım yapıştırmış hatta neyse zemini zedelemeden söktük, tek ağaca razı ettik....

 Bu da salıncağımız. Dal parçalarından çapraz ayaklar yapıp iple yine bir dondurma çubuğu bağladım....

 Evin arkadan görüntüsü....

 Bahçe çitlerini kartonu hafif keserek çukurluk açtırıp yapıştırdım. Değilse durmadı. Biraz da yapma çiçeklerle destekledik bahçeyi....En yukarıda da verniklenmiş hali görünüyor. ben boyamak istemedim. Vernikleyince daha bir hoş oldu sanki....