.:

30 Eylül 2012 Pazar

biz deniz sezonunu kapatmadık daha:)))

 güneşi bile batırdık bugün...

 çocuklar oyunun dibini gördüler resmen. Hava da nispeten iyiydi, güneş artık dik değildi...Rahat rahat tüm gün oynadılar...


 Bu köpek arkadaşı annem bir güzel besledi. Aslında başta kediye veriyordu mamaları ama bu arkadaş kediyi kovdu kedi geçti yerine. Epey de annemin peşinden ayrılmadı...


 Annem fotoğraf çektirmeyi sevmiyor...


Ateşçi başı mı desek. Çifte faaliyette. Hem mengal hem semaver yakılıyor....

Epeydir Ada'nın kulağndaki yabancı madde yüzünden deniz olayını askıya almıştık. Ama cuma günü çıkartıldı, doktor da denizin sakıncalı olmadığını söyledi bugün gidebildik nihayet. Gümüldür orman kampına gittik. Bizim gitiğimiz saatte inanılmaz tenhaydı sonradan epey gelenler oldu ama. Deniz de 24 dereceydi yani rhatça girebildik. Keyifli, sakin, huzurlu ve eğlenceli bir gün geçirdik açıkcası. Yeni haftaya hazırız sanırım....Herkese mutlu haftalar dilerim:)))

28 Eylül 2012 Cuma

taş taş değilmiş



Bizim taş silgi çıktı. Hala kendisinin koymadığını söylüyor ya neyse diyelim...
Hastanede bekliyoruz daha. Durumu gayet iyi. Sıkıldı sadece.

  söz konusu silgi. Bize hediye etti doktorlar. Dün laptopdan yazamamıştım (malum q klavye) Ada çıkmadan yetiştim. Ameliyathaneden çıkmadan bizi oraya çağırdılar tabiki endşeleniyor insan. Neyse aile görsün diye rutin bir uygulamaymış sanırım. Doktorlar-görevliler tiye alıyorlardı Ada'yı. Ada hala inkarlarda....
Açlık koydu bir tek. Değilse o kadar canlı-hareketliydi ki. Tabiki biz rahatladık. Bir de Ada'da üfürüm var. O yüzden operasyonda 6 saat sonra tedbir amaçlı (kalp kapakçıkları enfeksiyon kapmasn diye) bir iğne yapılacağı söylenmişti. Neyse üfürümü hafif diye gerek görmemişler.
Basit bir yaramazlık bu kadar büyüdü işte....

Peki bu silgi nasıl girmiş kulağa? Önce kimseye söylemeyelim oldu. "Olmaz yalan olur bu" deyince kendi hikayesini anlattı:::

"Yatağında ders çalışırken silgiyle yanlışları silmiş. Sonra banyo yapması gerekmiş. Yapmış kurulanmış havluyu yatağının üzerine atmış. Kulaklarına kaçan suyu temizlemek için havluyla kurulamış. O sırada havluyla gelen bir silgi parçası kulağından içeri girivermiş"
Bu kadar işte:))))))

Ada'nın taşı


Hani daha önce paylaşmıştım ya Ada'nın kulağında bir taş varmış diye. Hayırlısıyla bugün çıkartılacak o. Dün anesteziden onayımızı aldık, bugünde sabah babasıyla gitti hastaneye. Ben de gitmeliydim dimi...Ama aksilik bu ya Deniz'in toplantısı var ve öğretmen ısrarla kaç gündür "tüm velilerin katılımı zorunlu" dediğinden çocuk başkasının gitmesini kabul etmedi. Nasıl olsa Devrim Ada'nın yanında ben de Deniz'in gönlünü yapayım diye kaldım. Ama toplantıdan sonra Deniz'i anneannesine bırakıp doğru hastaneye...
Basit, birkaç dakikalık bir şey ama işin içine anestezi girince insan yine de düşünüyor.

27 Eylül 2012 Perşembe

bir tatlı bir tuzlu kurabiye...

 Menümüzde bir tatlı bir de tuzlu kurabiye var bugün. Kurabiyeciyim ya ben yapmadan olmuyor.Neyse oğluşlar da çok seviyor da bana fazla kalmıyor:)))
İlki iki renkli melez kurabiye. Tarifi burada var... Sanırım en çok yaptığım çeşit bu...

Tuzlu karibeyi ise o kadar da çok sevilmiyor bizim evde. Çocuklar genelde tercih etmiyorlar.. Yine de hep tatlı olmasın diye araya sıkıştırıyorum zaman...
250 gr. margarin, 1 çay bardağı sıvı yağ (ben az tüketildiği için yarı yarıya azaltıyorum malzemeleri) 1 çay bardağı yoğurt, 1 tatlı kaşığı tuz, mahlepli kabartma tozu (tuzlu olabiliyor. Artı tuz oranına dikkat etmek lazım. Başıma geldi de....) 2 tatlı kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı limon suyu, un....Malzemeler yoğruyarak istendiği gibi şekil verilir...
Afiyet olsun:))

26 Eylül 2012 Çarşamba

bumerang olayı....

 Bir yerden duymuşlar bumerangı merak etti çocuklar. Tesadüf denk geldi aldım bende. Dün akşam da parka inip oynadık azıcık. Ama bizim bumerang gidiyor dönmüyor:)))

 Nasıl kullanılır, tarihi nedir diye netten bakarken kağıttan yapılışını bulduk bir de. Denedik. O daha güzel oldu. Burada var videolu anlatımı...

 Dün mamalar yapmıştık çocuklarla parka ineceksek akşam yemeğini de orada yiyelim bari dedik. Öyle hemen koyuverdik örtü falan da unutmuşuz. Ama alerjiler yüzünden o kadar seyrek gidiyoruz ki parka hepimiz özlemişiz...


 Bunlar da çeşitli ayarlar da çekim denemelerim...

 Şu kedi az dursa birşeyler daha yapacaktık ama yürüdü gitti...


25 Eylül 2012 Salı

yelken açalım güzelliklere....


Rengarenk minik yelkenlime geldi sıra. Altta panonun şablonunu da verdim. Benimki birebir aynı olmadı ki farketmez. Elimdeki renklerle uydurdum oldu.
Şu kasvetli günlerde bu minik yelkenliye binip  güzelliklere yelken açsak mı ki....



Güzel insan, büyük ozan tam bir halk adamı; Neşet Ertaş da aramızdan ayrıldı:((( Niye güzel insanlar bir bir bizi bırakıyor. Niye tüm gereksizler koltuklarına yapışmış oturuyor......

24 Eylül 2012 Pazartesi

mum eskitme çerçeve...



Yine haftalar önce yapılmış bir çalışma...Bu yaz daha çok yaptıklarımız, gittiğimiz yerleri paylaşınca yapılanlar hep ikinci plana itildi. Neyse yavaş yavaş eriteceğim bunları artık:)))

İnsan dönem dönem bir işe takar hep onu yapmak ister ya bu da benim çerçeve takıntımın olduğu zamanlardan. Mumla eskitme tekniği ile yaptım. Alt zemin koyu kahverengi, üst beyaz...Üzerinde de baharın temsilcileri....

23 Eylül 2012 Pazar

odun ateşinde kırmızı biber olayı....


Köz kırmızı biberle yapılan turşulardan yaptım bu kez. Daha önce de yapmıştım ama ocakta közlemiştim biberleri. Bu kez direk közde hem de semaverde közledim biberlerimi...

Devrim pazarda alışveriş yaparken "kırmızı biber turşusu mu yapsak" oldu. Mesaj alındı tabiki. 2 kilo aldık. Dün bahçede sevamaver yakarken içinde közledim biberleri. Kabuklarını soydum, yıkadım. İri dilimlere ayırdıktan sonra kavanoza yerleşirdim...

2 baş sarımsak kullandım bu kadar bibere ben. Tüm sarımsakları ayıklayıp bir biber bir sarımsak olarak yerleştirdim kavanoza. İçine 1 su bardağı sirke, yarım su bardağı kadar da zeytin yağı ve yarım su bardağı su ekledim. Tuz tabiki...

Aslında daha önce yaptığımda maydanozda eklemiştim ama bu kez almayı  unutmuşum turşum için.

20 Eylül 2012 Perşembe

yaz kokulu askım.....






Yine yazın tüm havasını evime taşıyan bir çalışma. Malesef kış kendini göstermeye başladı ki bu benim hiç de hoşnut olduğum bir durum değil. Yaz hiç bitmeye, hep denize gidebilsek.....

Ben de yaz çalışmaları bitmez diyorum ve başlıyorum anlatmaya. Daha önce iki tane basit pano yaptığım bir ahşap vardı. Balkonu kapattırdığımızda çatıda kullanmışlardı ve artanları saklamıştım (daha var) O tahtalardan askım için uygun bir parça kesildi önce. Arkasına bildiğiniz kapı arkası askısını çiviyle güzelçe sabitledim. Daha sonra beyaz ile beni tatmin edinceye kadar boyadım askımı. Sıra süslemeye gelince zevkli kısmı başladı işin...

Gemimiz gördüğünüz gibi basit bir tahta parçası, maviye boyadım. Yelken direği dal, griye boyadım onu da. İp ve minik üçgenler halinde kestiğim bez parçaları ile tamamladım tekneyi...

Can simitleri ise hani ağların kenarlarında olur ya siyah siyah halkalar onlardan. Boyayarak bu görüntüye geldi. Yine alta bir ip parçası, deniz kabukları yapıştırdım. Kuş ise direk kağıt...

Hemen girişte yerini aldı askı.

Yaz başında satış sitelerinin birinde bir markanın askısını görmüştüm oradan çağrışım yapmıştı bende. 

19 Eylül 2012 Çarşamba

iki küçük fikir.....

 Birincisinde tuvalet kağıdı rulolarından faydalanıyoruz. Yabancı bir blogda aylar önce görmüştüm bunun benzerini. Çekmecenin içinde darma dağınık duran, kimin ucu-kumun başı belli olamayan adaptörleri toparlamak için birebir bir uygulama...

 Bu da en pratiğinden minder yapmaca. Bunun için elde bulunan hazır bir kırlente ihtiyaç var tabiki. Çocuklara ranza altından sonra boşa çıkan bazalardan birini bilgisayar odasına koymuştuk. Geçenlerde diktiğim yeryataklarından biri de üzerinde. Artık kullanmadığım kırmızı çekyat örtümü bunun üzerine öntünce şöyle kırmızılı kırlentler olsa diye geçirdim içimden. Bir anda yeşilli olan kırlente kırmızı-siyah bir eşarbı bağladım pek de güzel oldu....



18 Eylül 2012 Salı

kılıflar....




Devrim babanın laptopunun alırkenki ince kılıfı yırtılmıştı. Malum sürekli çocuklar kllanıyor. Eeee adamda cimrilik de var gidip bir dünya para verip bir çanta almaz şimdi. Kendisi başka bir çözüm bulana kadar bir kılıf dikeyim dedim.

Elimde hazır kocaman bir yelek vardı. Onun fermuar kısmından faydalandım azıcık....Fermuar yerini üste getirecek şekilde kestim yeleği, Yanlardaki o aşağı bakan ceplerin nedeni o:)))
Fermuar oldukça uzundu atmasın diye ucuna bir parça diktim. Kalınca saplar da hazırladıktan sonra çantamız bitmiş oldu...


Bir de benim çiçeği burnunda ortaokullu oğluşum Ada'dan flüt kılıfı istemiş müzik öğretmeni. Onun için de en basitinden ağzı büzdürülerek kapatabileceği bir kılıf diktim. Dündü müzik dersi. Zaten laptop da bu flüt sayesinde kılıflanmış oldu. Nasıl olsa makinanın başına oturdum deyip ikisini de aradan çıkarmış oldum....

gül kokulu hediyeler...





Bilgenin Gemisi'nin gül kokulu hediyeleri var. Bakmak isterseniz buraya bir tık....

17 Eylül 2012 Pazartesi

kitaplaşma etkinliğinden gelenler...





Rüzgara Doğru'nun temmuz sonunda gerçekleştirdiği bir kitap etkinliği vardı. Etkinlikte ben acemi blogger ile eşleşmiştim. Tatil nedeniyle biz kitap gönderimini bayram sonuna ertelemiştik.
İlk önce ben kapı numaramı yazmamışım paket elime ulaşamadan geri döndü. Sonra arkadaşımızın daha kapıdan adresi düzeltip geri göndermesine karşın paket haftalardır dolanıyordu. Nihayet ev yakınlarına gelmiş de bugün gidip aldım PTT şubeden. Malesef kurumlardan bazen sağlıklı bilgi almak mümkün olmuyor uğraştırıyorlar azıcık.....

Etkinlik ganimetlerime gelince; her iki kitabıda okumamıştım. Bu iyi oldu tabiki kütüphanemde bulunmayan iki güzelliğe daha sahip olmuş oldum. Peçeteler, renkli bantlar, (ne cahilim ben bunlara kırtasiyelerde hiç dikkat etmemişim) çayların ataç ve kahvem....Çok teşekkür ederim Şükrüye. Kargo seni fazlaca uğraştırdı ama güzel hediyelerin sağ salim bana ulaştılar:)))

ders zili çaldı....

Ders zili çaldı yine. Ama pek bir heyecansız-sevinçsiz. Bol atraksiyonlu bir açılış oldu bence. En azından bizim okulda. Karmakarışık daha herşey. Fazla öğretmenler olduğu için sınıflar bölünmüş. Kimi veliler kızgın "biz öğretmenimizi değiştirmeyiz" diyor. Bazı çocuklar ağlamaklı. Her köşede birkaç sınıf öğretmenler bir dolu veli......

Seçmeli dersleri herkes seçmediği için o taraflar da muallakta. Gelmesi gereken tüm öğretmenler henüz gelmemiş. Bu ortamda bıraktım çocukları yaklaşık bir aydır bana bir türlü ulaşamayan bir paketimi almak için PTT kargoya gittim. Daha önce gitmediğim bir şube tek sıra, uzunnnn bir sıra....Tüm işlemler aynı sıradan yapılıyormuş. Havasız bir yer. Neyse bekledim epey aldım kargomu da eve döndüm. Bu kez benim tak taklar işbaşında. Şu anda beynimi yemekle meşguller.(((

16 Eylül 2012 Pazar

Sibel'le tanışma...

 Deniz çekti bu fotoyu...

 Çocuklar epey oynadılar... Üstte Ada ve Deniz, altta Yiğit ve Deniz


 Bunlar da güzel hediyelerim:)))



Sibel (Sibel'in hobi dünyası) 2 günlük bir kaçamak için İzmir'e gelmişti. Vakit ayırdığı şanslı bloggerlardan biri de ben oldum...Bizim haftasonu için bir Urla planımız vardı. Sibeller de o civarları gezmeyi planlıyormuş. Urla'da buluştuk kendileriyle. Önce dedmizin evinde çay içtik-tanıştık muhabbet ettik. Devrim'le Sibel'in eşi Murat da epey bir kaynaştılar ki denizin ortasında bile hala sohbetteydiler:))

Artından 5 gibi Devrim'in gazıyla denize gidildi. Ben muhalefettim bu olaya ama çocuklarda isteyince denizde karar kılındı. Tahminimizden çok daha ılıktı su. Ada'nın kulağına kaçan taş yüzünden ben sezonu kapattık derken süpriz bir keyif oldu yani...

Sibel ve ailesi kesinlikle çok keyifli, çok sıcakkanlılar. Hatta ben azıcık soğuk nevaleyimdir, Devrim daha kurtarıcıdır benim yanımda. Sibel gibi pür neşe birinin yanında dahada mı soğuk görünüyorum diye epey düşündüm sonradan...

15 Eylül 2012 Cumartesi

anneannede bir gece...



Ada yazın anneannesinde bir gece kalmıştı ama Deniz istememişti. Ertesi gün abisinin ne kadar eğlendiğini öğrenince de içinde kalmıştı. Bir gece de onun kalması için anlaşılmıştı. Araya tatiller, ramazan girdi olamadı bu zamana kadar. Okullar açılmadan bu hafta kalsınlar dedik artık. Perşembe akşamı kaldılar. Biz bunları yatırıp çıktık Devrim'le. Ayrılmadan bir fotoğraflarını çekeyim dedim. Bana uyuma pozu veriyorlar:)) İçlerinde cidden uyuyan sadece Ada var...

Bugün bir güzel insanla tanıştım  bu arada. Sibel'in hobi dünyası'nın Sibel'iyle....Onun fotolarını da yarın paylaşayım....