.:

29 Ağustos 2012 Çarşamba

güzel bir hikaye....

Aslında ben kitap tanıtan bir blog değilim. Ama bu kiap son zamanlarda okuduğum en güzel hikayelerden biri. Bu yüzden paylaşmak istedim. Gözleri görmeyen Homeros adlı bir kedinin hikayesini anlatıyor. Ki bana göre onu sahiplenen Gween'in hikayesi demek daha doğru....

Açıkcası kitapta beni gözleri görmeyen bir kedinin marifetlerinden çok Gween'in özverileri etkiledi. Kesinlikle kedinin sevgi dolusu yapısını es geçmiyorum. Ama bu kitabı okuduktan sonra hayatımda ilk kez bir kedi ile yaşamak nasıl olurdu diye düşündüm...

Ben hiç ir hayvanı elime alamayan biriyim. O yüzden evimde birlikte yaşayabileceğimi sanmıyorum. Hoş Ada'nın ciddi boyutlardaki kedi-köpek alerjisi de şu an için bunu engelliyor zaten. Ama dediğim gibi Sevgi Bağı çok şey alınabilecek bir öykü....Hoş ben okumakta gecikmiş bile olabilirim, çok yeni değil çünkü....

Ada'nın objektifinden....

 Artık robot ve hayvanlar ne yapıyorsa...

 Yukarıdaki fotoyu sevdim ben. Bilinçli mi çekti bilmiyorum ama makinayı halıya yanaştırıp bu görüntüyü alması hoş olmuş...


 Kendini çekmiş hem de tersten:)))


Ada ieline makineyi alıp yüzlerce kare fotoğraf çekiyor bazen. Epey bir kısmı flu oluyor. Çok yakın çekimler yapıyor çünkü. Neyse alışacak zamanla. Annesi bir güzel ayıklıyor onları sonra. Güzellerini de ayrı bir yerde dosyalıyor ki büyüdüğünde baksın çektiklerine:))

Fotoroman gibi hayvanlar adım adım hareket ediyor o çekiyor. Bunlarda o zamanlardan kareler. Kendini de tersten çekmiş ya çok şirin:)))

28 Ağustos 2012 Salı

Arif'in doğum günü

 Arif'in (kızkardeşimin büyük oğlu) doğum günü vardı bugün. Mahallesindeki arkadaşları ile yapmaya karar vermişler bu kez. Ada ve Deniz'in kontenjanından biz de katıldık....


 Onur. Kasti olarak kızdırdık bu fotoyu çekmek için....

 Giderken metroyu kullanmıştık dönüşü vapurla yaptık. Evin konumu nedeniyle biz ikisine de kulllanmıyoruz normalde. Hal böyle olunca çocuklara keyif oldu. Özellikle vapur kısmı... Tüm vapuru tavaf ettik resmen.....


Özlemişim İzmir'de bulutu. Malesef gene yağmur yağmadı. Artık bize de azıcık yağsa:(((

kış hazırlıkları- fasülye......



Malum her evde hummalı bir kış hazırlığı var şu günlerde. Bizde de farklı değil. Sırası gelen yapılıyor....

Ödemiş'e Sabriye'lerin (abimin eşi) ailesinin evine gittiğimizde Şengül teyze bize fasulye vermişti biraz. Ne lezzetliymiş...Döndüklerinde konusu geçti. Ellerinde çokmuş Nasıl olsa pazardan alacaktım bildiğim-tattığım tazecik fasulyelerden 10 kilo ısmarladım. Dün geldi. Yukarıdaki küçük yardımcımın da destekleriyle ayıklandı bir güzel. Çoğu o koca kazanda domatesle birlikte pişerek dondurucudaki yerini aldı. Bir kısmını da kurutmak için dizdim. Bunu ilk kez deneyeceğim. Salatası yapılıyormuş hiç yemedim. Ortadan ikiye ayrılarak kurutulması daha doğruymuş sanırım. Hoş ben sormamıştım ama Gölcük'de evde asılı duranlara bakmıştım. Sonradan böyle daha iyi kuruduğu bilgisi verildi....

27 Ağustos 2012 Pazartesi

eğitim keşmekeşi....

Malum 4 4 4'ümüzü yaşamaya az kaldı. Milli eğitimin en tepesindekiler bile işin içinden çıkamamışken velileri ve de çocukları böyle bir karabasanın içine atanlar......(burada içimden geçen dilek ve temennilerimi sıraladım)

Bugün Hürriyetteki bu yazı çok güzeldi. paylaşmak istedim....

26 Ağustos 2012 Pazar

Bumerang.....


Bloglarda yazdığımız yazıları paylaştığımız bumerang yeni bir şey başlatmış. Platin üyelerine 5 arkadaşlarını üye yapmak için bir kod vermiş. Bu kodla üye olan arkadaşlanıa ayrıca kendisine kazanç sağlıyor kampanya....Burada anlatılıyor ilgilenenlere....

arının kapuz keyfi....


söze gerek yok sanırım. Arının canı karpuz istemiş.....

24 Ağustos 2012 Cuma

kitaplaşma etkinliği.....




Sevgili Rüzgar'a doğru'nun kitaplaşma etkinliği vardı geçtiğimiz haftalarda. Aslında bayram öncesinde sonlandı etkinlik. Kimi arkadaşlar kitaplaşmıştı bile. Ben bayramın hemen öncesinde tatile çıktığımdan eşleştiğim acemi blogger'la anlaştık sonraya bıraktık.

Paketimi çarşamba günü postaya verdim. Öğrendim ki eline de geçmiş yayınlayabilirim.....Bu ilk kitaplaşma etkinliğine katılışımdı. Daha nicelerine diyelim....

23 Ağustos 2012 Perşembe

Ödemiş'de bir ziyaret....

 Eren biz geldiğimde bu haldeydi. Oturmuş atıştırıyordu. Hemen çekti halası zaten 2 kare çekebildim kaçtı içeri....

 Merdivende çocukları bir de toplu çekelim dedik. Ancak bu kadar olabildi....





Şengül teğzenin bahçesinden.....

 çocuklar bol bol koyun-tavuk gördüler....

 Foto çektirmeyen Ada...

 Biz Gölcük'e tırmanırken aradık abimi, tarif istedik. Bir nevi baskın yaptık kimseyi tlaşa sokmayalım dedik. Ama çıkan ikramlar öfff....
Ev yapımı baklava ki çocuklar bayıldı bizde:)), gözleme, ayran, börülce salatası, karpuz, peynir.....

Şu birşey yemeyen Can, arkadaşın oğlu. Malesef yemek konusunda çok mızmızdı zorlandılar epey....

Bunu da Birgi'de Deniz çekmiş. Paket makinayı boşaltırken gördüm. Farkında değildim yani çekildiğimin....


Ödemiş'e gitmişken abimlere de uğrayalım dedik. Abimler bayram nedeniyle Gölcük'de eşinin ailesinin yanındaydı... Bir çay içer soluklanırız hem de bayram ziyareti yaparız dedik. Bir gittik epey bir mola verdik orda. Çocuklar coştular-azdılar....Yedik-içtik muhabbet ettik...Bu güzel molayı ayrı bir postta vermesem olmazdı yani.)))

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Birgi....

 İki öğretmen tarafından işletilen bir kafe burası. İçi ise değme müzelerden daha zengin:)))

Su kabaklarına bayıldım. Sarkan bu çiçekten bende de var. En kısa zamanda bir kabak bulmalıyım...

Kafenin duvarlarında bolca çerçeveletilmiş elişleri, eşarqlar vardı...

 Eski güğümler, süzgüler, lambalar ne aklınıza gelirse herşey vardı kafede...

 Bakar mısınız elbiselere....eski radyolara...

 Yukarıda Çakırağa Konağı görülüyor. Kapalıydı malesef. Nedeni ise belli değildi...


Dünkü Ödemiş gezimizde arkadaşlarımız daha önce gidip çok sevdikleri Birgi'ye de kısa bir tur düzenledi bizim için. Karı koca öğretmen tarafından işletilen bir kafede çayımızı içtik. Ama ne kafeydi. Capcanlı bir müze sanki. Köylerden topladıkları eski tüm eşyaları sergilemişler burada...


Ödemiş gezimiz....

 Gölcük manzarası....


 Biz...

 Sema-Özcan ve Can...


Bugün Ödemiş taraflarını gezdik. İstanbul'dan arkadaşlarımız gelmişti. Bu taraflara geldiler mi mutlaka uğrarlar bize. Bu kez bir değişiklik yapalım biz Ödemiş'e gidelim dedi. Ödemiş, Birgi, Gölcük çok keyifli bir gün geçirdik...

İlk durağımız Gölcük. Ben en son 17 yıl önce abimin sözünde gitmiştim Gölcük'e... O zamanlardan pek birşey kalmamış aklımda. İstanbul'dan geldim beni otogardan aldılar direk Gölcük'e yola çıkmıştık. Sersem gibiydim yani. Bu gidiş sanki ilk gidiş gibi oldu....

Bakmayın siz yukarıdaki manzaranın güzelliğine ama. İnsanlar resmen çöplerini atmışlar. Kıyılar poşet-pet şişe gibi çöplerle doluydu. Neden bilemeyiz ki kıyısında piknik yaptığımız-sıcak çayımızı yudumladığımız bu değerleri korumayı:(((

20 Ağustos 2012 Pazartesi

bayram kahvaltımız....

 Bayramlarda klasikleşen anne kahvaltımızla başladık düne...Sayımız biraz eksikti. Bir abim Ödemiş'teydi, kızkardeşim'de Çiğli'den öğleden sonra geliyor genelde.

Bayramlaştık, çocuklar harçlıklarını aldılar, şekerlerini yediler, bir güzel azdılar....

Annemin 8 torunu var tek kız Doğa.....

18 Ağustos 2012 Cumartesi

mutlu bayramlar:))))

 Sevdiklerinizle, sevdiğiniz yerlerde mutlu, bol kahkahalı, renkli, keyifli bir bayram dilerim:)))))


kitaplar......






İlki ben ölmeden'in kitap çekilişi. İlgilenenler buraya lütfen.....


kırmızı kiraz ise 100. takipçisi şerefine bir kitap hediye ediyor....


kahvekokulukitap ise tam 4 kitap birden hediye ediyor kitap severlere....

Döndük bakalım....

 Kahvaltı manzaramız. Nasıl süper ama değil mi....


 Bu yıl maç meraklısı ya benimkiler her akşam halı sahada oynandı...

 Erkekler halı sahada ter atarken ben de bisikletimle dolanıp fotolar çektim...

 Uzak koylara gidişte ise bana ise Devrim ve çocuklar aldı bisikleti...(ben mayo üstüne elbise giymeyi tercih ettiğimden bisikletle gitmek işime gelmiyordu doğrusu)


 Son günümüzden....

 Maymunluk yapmadan poz veremiyor küçük bey...


Bu yıl 6 gün olarak planladığımız Didim tatilimizi yapıp döndük nihayet. Dün akşam geldik aslında. Ama evi şöyle temizle (ne toz olmuş pencere önleri, balkon. Hala kamyon çilem bitmedi de...) Nihayet bilgisayarıma da kavuştum. Didim'de laptoptan girdim ama Q klavye olduğundan çok zorlanıyorum onunla.

Bu yıl çok fotoğraf çekmedim aslında. Yeni makinem olmasına karşın Devrim'le ikimiz kendimizi yüzmeye verdik resmen. Çocuklarda büyüdü ya kıyıda kolaylıkla bırakabiliyoruz, ortam da oldukça uygun... Günde 2 bin kulaç hedefi koydum kendie. 2 gün dışında da fazlasıyla yerine getirdim. Sabahları kalk yarım saat bisiklete bin,  günde 2 kez yüzme, Devrim arada çocuklarla halı saha...Nasıl desem geberdik yorgunluktan:))

Hele dün. Koyun birinde uca kadar yüzüp bir de dönüşte akıntı bizi zorlayınca...Dursan akıntı geri götürüyor. Mecburen yüzüyorsun sürekli. Ivır zıvır yeme işlerinde de neredeyse sıfır olmasına karşın bu çaba yol-su elektrik olarak döndü mü peki bize...Nerde ikimizde de gram eksilme olmadı:(((

Tatilin kötüsü olmazmış ama bu tatil sanki diğerlerinden daha bir güzel, daha bir keyifliydi. Darısı herkesin başına:))))