.:

30 Nisan 2012 Pazartesi

hediyeler....


Rüzgara dogru bloğunun sahebi arkadaşımız güzel bir çekilişe ev sahipliği yapıyor. Pembeyi sevenler buraya.....







inlovewithhobby bloğunun çekişisi ise hobiveserleri cezbedecek güzellikte. Buraya bir bakın isterseniz....





tiryakihobi de hediyeverenler arasında. Bu güzel keçe kutu burada.....

Garaj kapısı tamiri

 Garaj kapımızın bitmiş hali. Ayağa kaldırmak Devrim'den antipas-boya benden....

 Çalışmalardan fotolar...

 Dün de çardakları hallettik...



Bizim bahçenin en boş alanı burası işte. Meyilli bir arazi olduğu için oturma alanı çok sayılmaz. Geçen yıl yaptığımız piknik masası ortada duruyor. Dün boya işim bitince balkonlardan kalan kırmızı boya ile onun ayaklarını boyamaya başladım. Sonuç hoşuma gitti. Şimdi boyanın gerisin alıp düzgünce tamamlayacağım bu işi:)))

İki hafta sonudur devam eden kaynak-kapı tamiri-çardan işleri bitti nihayet. Geçen hafta Devrim kapıyı bitirmişti aslında ama parça parça antipası boyası anca tamamlandı. Bir de kamyonlarımız geçişlerine devam ettiği için tozdan çok rahat çalışamadık. Boya işi malum temiz olmalı...

Bu hafta sonu da çardakları tamamladık. Derme çatma bir çardağı vardı asmanın ve küçüktü. Onu biraz düzelttik (geç kalmış bir çalışma aslında. Asma çoktan uyandı) büyüttük. Evin duvarına kadar geldi. 

28 Nisan 2012 Cumartesi

minik bir Gölet gezisi....





Bugün Ada'nın Kaynaklar tarafından deneme sınavı vardı. Sınav çıkışı Gölet yapalım dedik. Deniz'in uçurtma talebi rüzgarsızlığa kurban gitti. Kaç gündür fırtına vardı resmen biz oradayken yaprak kıpırdamadı...

Ada epey bir top oynadı. Ama aşırı sıcak ve gidiş saatimizin öğlene denk gelmesi Gölet zamanını kısa tutmamıza neden oldu. Serin serin oturalım diye evimize geri döndük:)))

27 Nisan 2012 Cuma

Gamze'le ilik nakli

Mandalinaçıkmazı'nda okudum. Gamze'ye ilik nakli 17 mayısta yapılıyormuş:)))

Güzel bir operasyon olsun oğluna kavuşsun Gamze. Sadece Gamze değil tabiki bu hastalıkla mücadele eden tüm anneler ve çocuklar için de umarım uygun ilik bunulur....

gül reçeli...




Dün esenlerim esti gene "hadi gül reçeli nasıl yapılır deneyeyim" dedim. Güllerim pek bir açtılar bu sıralar. Hepsi kokulu değil ama görüntüleriyle baktıkça içimi açıyorlar ne yalan söyleyeyim...

Neyse çocuklar öğle yemeğine gelince aşağıya inip 15 tane iri açmış gül topladım. Tek tek yapraklarını ayırıp bir kaç su yıkadım. Malum bahçede toz oluyorlar. Daha önce hiç yüzmediğim sular olduğu için netten araştırdım biraz. Bu ilginç geldi aslında. Tarihi bir tarifde verilmiş sitede. Ama merakla başlanan bir işte 2 gün beklemek işime gelmedi...
Bir de buna denk geldim. Şekerinin az oluşu cezbetti. Okuduklarıma bakarak benim tarifime gelecek olursam...
15 tane iri gül. 4 su bardağı şeker, 1 su bardağı su.
Güllerin yapraklarını tek tek ayırdım. 3 su yıkadım. Süzdürdüm. Bir süre kuruması için bekledim. Sonra kat kat gül yaprağı ve şekeri tencereye aktardım. Bu sabaha kadar öyle bekledi. Sabah içine 1 bardak su ekleyerek kaynattım. Ben hiç köpüğünü falan almadım. (açıkcası kahvaltı telaşı, çocukları yemekleri derken unutmuşum:))

Devrim çıkmadan pişmişti benim reçel. Önce ben tattığımda aşırı tatlı geldi. Bir reçel hastası olan Devrim'in görüşlerine başvurdum "reçel dediğin tatlı olur" yanıtını aldım. Sanki şekeri daha az olmalı gibi bana. Bir de öyle deneyeceğim.

Bakalım oğluşlardan geçecek mi gül reçelimiz.  Hoş dün gül reçeli yapıyorum deyince güldüler "gülün reçeli olmaz" dediler ya. Önyargılılar yani....



Bu da balkonumdan baktığımdaki görüntü. Nedense hiç güzel çıkmamış çektiğim fotolar. Ortada kocaman bir gül vr. Arkasında sarısı...Sağda 2 tane şeftali agacı ve bir gül daha var. Üstten yaprakları da görünüyor ya bir de portakal ağacı. Nasıl güzel kokuyor anlatamam. Solda kareye girmeyen devasa bir gül daha var. O yol yol açıklık var ya oraya da Devrim hazırladığı domates fidelerini dikti.

Bir süredir akşam yemeklerini ya bu balkonda ya da bahçede yiyoruz zaten. Bu güzel kokular geçmeden tadına doymak istiyorum.

26 Nisan 2012 Perşembe

kütüphane kuralım...


Arkadaşımız Dilek'in bir çağrısı var. Mersin'in Canbazlı köyüne bir kütüphane kurmak...Oradaki bir öğretmen arkadaşımızın dileğini paylaşmış bizimle. Kitap gönderebilecek arkadaşların dikkatine....

bitter çikolatalı irmik helvası....



Geçen hafta çocuklara irmik helvası yapayım dedim. Yapmaya başladıktan sonra "neden içine çikolata eklemiyorum ki" oldum. Ortaya bu çıktı. Bayıla bayıla yediler:))

2 su bardağı irmik, 1 su bardağı şeker, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı su. Yarım paket bitter çikolata, fındık....

Önce margarin (miktarını veremiyorum ama çok değildi) az zeytinyağı ve irmiği bir güzel kavurdum. O arada içine bütün fındıkları attım. Fındık da anlık akla geldiği için kırılmadan bütün eklenmek durumunda kaldı. Bu arada şeker-su ve süt ayrı bir tencerede ısınmaktalar. İyice kavrulan irmiğe sıvı kaışımını eklediktn sonra hızla kırdığım çikolataları da ekleyip karıştırdım. Demlenen helvamız servise hazır.....

24 Nisan 2012 Salı

bugünden....


 Göller bakımsızlıktan ya kurumuş ya buradaki gibi yeşermiş ya da ot bağlamış her tarafını...





Bugün çocukların isteği ile eve yürüme mesafesindeki Yedigöller'e gittik. Yürüdük dondurmalarını yediler döndük. Yapay olan göller eskiden çok güzeldi. Birbirlerinden arasında minik şelalelerle sular akıyordu. Ama nedense bu yeni belediye başkanı döneminde vazgeçildi burdan. İyice kötüleşmiş, sinekten zor yürünüyor. Zaten dönüşte içinden geçirmedim çocukları. Özellikle Ada çok seviyor burayı. Sürekli göl suları ne kadar azalmış inceleyip durdu...

23 nisan için Köstebek pasta

 23 Nisan pastasız olmaz ama...

 Dün törenden geldiler gecikme olduğundan acıkmışlar hemen bahçeye birşeyler hazırladık...

 Deniz profilleri boyamaya yardım etti...

 Ada bahçeyi suladı...

Bu da pazar gününden bir kare. Çok işimiz vardı ilgilenemedik çocuklarla. Bir ara sıkıldılar önlerine sulu boya koydum. Bak şu taşı falan boyayabilirsiniz dedim. İkisi de epey bir oyalandılar:))


Bahçede babamızın yarattığı işler bitmediği için malesef bu 23 Nisan evciydik. Özellikle pazar günü canımız çıktı. Devrim kapı tamiri ile uğraşırken ben rayın takılacağı yerleri temizledim. Kaç yıldır iyice dolmuş oralar. Sonra antipasları yaptım. Arada çocukların karnını da doyurmak lazım.

Akşam 6.5'tan sonra eve girdim ki evi temizledim. Ertesi gün annemler kardeşim gelecek diye. Çocukların yemeğini yedirdikten sonra da hamurişlerine başladım. Köstebek pasta, patatesli-peynirli poğoça, kurabiye çeşitleri....

Hava da enfesti ya dün. Planlar yaptım bahçede semaver yakacağız, muhabbet edeceğiz diye. Önce törende gecikmeler oldu dedemizin işi varmış bir bardak çay içti kaçtı. Oturamadı adamcağız...Sonra iş güçten annemi aramamıştım bile. Bozyaka'daki törenden gelecekler diye gecikmeye sevinmiştim hatta. Ama baktım onlar da yoklar. Meğer annem ayağını incitmiş. Daha önce iki dizinden de menisküs ameliyatı olduğu için dikkat ediyor.

Nasıl moralim bozuldu anlatamam. Ben ne planlar yapmışım sonuç ne olmuş. Bu işe en çok Devrim sevindi:(( "oh zaman bana kaldı" diye. Sonuç suratsız Saadet...

23 Nisan 2012 Pazartesi

23 nisan tüm çocuklara kutlu olsun.....

 Kapıdan çıkış. Dedesi ayakkabılarını bağlıyor Deniz'in...

 sınıfta beklerken çocukların canı sıkıldı. Birbirlerine girdiler. Dikkatlerini dağıtmak için resim falan çektik..




Ada fotoğraf çektirmiyor ya artık...


"Bugün 23 Nisan neşe doluyor insan" Bizim okulun çcukları ise biraz sıkıntılı başladı. Kiralanan ses sistemi epey gecikince çocuklar sıcağın altında helak oldular. Kimi koştu oynadı iyice terledi, kimi düştü yaralandı. Malesef müdürümüz duruma hakim değildi:((

Deniz'in dans gösterisi vardı.. Epey bir beklemenin ve sıkılmanın ardından çıktılar güzelce oynadılar. Onların öğretmeni sınıfta beklettiği için şanslıydık. Dışarıda olsalar sıcaktan yanarlardı. Bugün ciddi bir sıcak var buralarda. Ada'nın ise yoktu gösterisi. Folklore katılmak istemedi.

22 Nisan 2012 Pazar

bahçemden...

 Şeftalilerimiz. Bu yıl çoklar. Umarım okula gelip giden çocukların gazabına uğramazlar. Olmamış eriklerimizi bir güzel toplamışlar, ağacın dallarına da zarar vermişler malesef:((

 Çekirdekten bu boya gelen ceviz ağacı...

 Ihlamur. Kaç yıldır bizde hiç uzamıyordu. Bu yıl öyle güzel canlandı ki. Üzerinde çiçeği bile var:))

 Kırmızı gülüm...

 Bu pembişin adını bilmiyorum ama çok seviyorum. Çok güzel bir örtücü bitki...


 Üç renk girmiş kareye...(Devrim'i görmemişim o hatayla dahil olmuş)

Sarı güllerim. Onlar da ilk kez bu yıl coştular. Ben dikmedim evi aldığımızda vardı bu gül. Ama hep hastalıklı az çiçekliydi. O da coştu:)))


21 Nisan 2012 Cumartesi

Kısa bir gözleme molası....


 Bugün çok iş var demiştim sabahtan. Ama annem aradı bugün gözleme yapacakmış çağırdı. Davete icabet etmek gerekir. Hele ki böylesine...

Biz de birkaç saat mola verip gittik. Ispanaklı gözlemelerimizi yedik. Patlıcanlıları paket yaptırdık. Çayımızı içip döndük. Pek bir yyiyip-içip kalkma muhabbeti oldu ama bu seferlik böyle olsun artık. Hoş annemin yardımcıları da yok değil. Pişiren abim. Abilerim eşleri de yanında.



Çocuklar koltuk altına girip araba sürüyorlardı. Baktım bir ara Devrim de katılmış aralarına. Ben gülüp fotoğraf çekince "benim böyle arabalarım yoktu ama" dedi...Devrim'den görünmüyor ama arada iki çocuk daha var. Hepsi koltuk altına yarı bellerine kadar girmiş baştakinin attığı arabayı tutmaya çalışıyor:))

4 gün tatil...

 Dün okul çıkışı önce Ada'ya ayakkabı almaya gittik. Ordan da parka. Epeydir salıncağa binmemişlerdi. Özlemişler...

 Sonra Hasanağa'da koşu yarışması yaptı iki kardeş...

 Deniz abisini yenemeyince mızıkçılık yapıp kendini yerlere atmaya başladı...Yenme merakları kaç yaşında geçerki bunların


İki mızmızla ne zor oldu dönüş:((

Çocukların 4 günlük tatili başladı. Ödev de yok. Rahatlar yani. Bize tatil var mı? yok. Babamız bir güzel iş yaratmış yine. Dün eve gelirken demirciye uğramış bir sürü demir almış. Kamyon çarpıp bozulan garaj kapısını yapmaya başlayacağız bugün. Nasıl altından kalkacağız bilmem. "yaparım ben" diyor ya....