.:

28 Ağustos 2011 Pazar

Didim'den azıcık daha!!!!

 Klasiktir. Ada ve babamız mutlaka atlardan iskeleden-dubadan. Ve izin alabildikçe koylara yanaşan teknelerin üst katlarından...


 Su kuşum. Balık gibi çıkmadı hiç. Bu yıl daha bir iyi yüzüyor. Paletleri de geçirdi mi ayağına tutabilene aşkolsun. Kendine bu kadar güven duyması iyi de denizde olunca gözümüz sürekli Ada'yı arıyor.

 Dönüş yolu...

 Devrim'in memleketlilerinden iki gelin adayı vardı ekipte (bu arada saydık 30 tane Yozgat Çiğdemlili vardı) Son gece eğlence yapıldı bu nedenle. (baştan ikinci ve beşinciler evleniyorlar olacaklar)

 Deniz çekti bizi...

 Ada kum oynuyor ben taş-kabuk topluyorum

Kendilerini çoğunlukla zorla denize soktuk. Ama etrafındaki çocuklardan heveslendi simitten kolluğa terfi etti bu yıl:)))

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Çantaları teslim ettim nihayet.....



Mutlu olalım Derneği'nin minikle için yaptığım çantaları nihayet teslim edebildim. Ben tatile çıkmadan önce Özlem hanım şehir dışındaydı. Araya tatilim girince gecikti birazcık. Dün Özlem hanımın işyerine giderek teslim edebildim emanetleri. En üstte toplu resim çekeyim dedim ama pek olmadı....Sonrakiler de yaptığım kadife çantalar. Siyah kadifem vardı. İçlerine kılıf dikip, süsledim. Yine yünlerle sapını yaptım.....

26 Ağustos 2011 Cuma

Didim günlüğü-devam

 Annem ilk beş gün bizimleydi.

 Deniz böy böyle bir poz vermeye çatlardı. Zaten genel hali buydu beyimizin....

 Ada güzeli babasının anlattı fıkraya bayıldı resmen...

 Tatilde yan oda komşumuz tesadüfen Devrim'in memleketlisinin Torbalı'dan arkadaşı çıktı. Akla geldi aradılar. Müsaitlermiş. Tatilin son 4 gününde geldiler. Hep birlikte eğlendik, çocuklara da arkadaş oldu minik Gülce....

 Uzak koylara bisikletli servis. Ben Deniz'i bisikletle taşıyamıyorum, Deniz'de inatla bisiklet kullanmıyor...

 Benimkiler bisikletle gidince bana da yürümek kalıyor. Gölgemle birlikte yolu çektim bende...

Deniz, Gülce ve Ada....



Kamptan-tatilden birkaç foto daha. Yukarıdaki fotoda odadan bir görüntümüz var. Konfor yerlerde. Bu yıl daha da bakımsızlaştırmışlar sanki. Hatta ramazanda gelinmesine tepki var gibisinden rivayetlerde vardı. İlk bir iki gün sineklere karşı ilaçlama yaptılar sonra salıverdiler. İlk fotoda görülüyor. Deniz gören masaları arada kaldırdılar servis elemanları yok diye tepki geldi sanırım yeniden koydular mesela.
Odalar bakımsız, sosyal etkinlik yok, plajlardaki çoğu kafe kapalıydı. Ama bizi cezbeden tarafı denizi işte. 7 tane koy var ve genelde çok çok güzeller. Hem kum hem kaya-deniz canlısı.....İlk 5 gün annem vardı daha bir rahat yüzdük. Deniz kıyıda oynarken annemin gözü önündeydi nede olsa. Sonraki günlerde de taşıdık kendilerini. Daha doğrusu babasına güvenmiyor ben taşıdım. Ya paletten tuttu ya da ellerimle ittirdim. Epey efor sarfettin sayasinde...
Ve ekonomik de oluyor. 46 lira günlük oda ücreti. Bir miktar kahvaltı ve akşam yemeği alma zorunluluğu var. Onun dışında "yasak olsa da" çoğunluk gibi odada da hallettim ben yemekleri. (Ben dışarıdan yemek konusunda mesafeliyim. Zaten bir akşam annem ve Devrim epey rahatsız oldu yemekten)

25 Ağustos 2011 Perşembe

Devrim babanın doğum günü....



Babamız 43 yaşına girdi ama 42 diyecekmişiz:))) Aslında geçen cumartesiydi doğum günü. Didim'de olduğumuzdan birşey yapmamıştık. Bu sabah belediyede işi vardı çıkınca aklıma geldi. Çocuklarla birlikte hazır pandispanyadan bir pasta yaptık. Yine çocukların isteğiyle şeftalili oldu pastamız. Pek bir şipşak oldu ama çocuklar babalarının doğum gününü bu şekilde kutlamaya bayıldılar.

Didim günlüğü....

 Ada benim topladığım taşlarla-kabuklarla kendine asteroid yaptı...

 Yakışıklılarımla....
 Deniz halalarıyla kaydırmaca oynuyor...

 Bu yıl ilk kez kertenkeleye denk geldi. Hem de oldukça fazlaydı....

 Deniz bey koşarken yayalandı. Elbette suç koşanın değil Didim'in. 2 gün denize sokamadık acıyacak korkusuyla...



Bir Didim olayı daha bitti. Altıncı gidişimiz. Seneye artık 10 gün değil 5 gün gitmeye karar verdik ki başka yerleri de gezebilelim. Devrim'in de benim bu isteğime katılmasındaki en önemli etken çocuklar resmen canımızı okudu. Daha ikinci günden başladılar eziyete. Hele ki Deniz kendini aştı resmen....
Geçen yıllarda ber bile örmüştüm sıcak saatlerde bu yıl neredeyse gazete okumaya fırsat bulamadım. Sürekli çocuklarla bir mücadele, bir hareketlilik oldu. Her sabah erkenden kalkıp bisiklete binen ben bu yıl bunu bile azalttım. Ama yüzme anlamında çok verimli bir tatil oldu. Ada zaten sürekli bize eşlik etti. Deniz de ya simidiyle ya kolluklarla...Taşıdık beyimizi yanımızda.

Çookkk resim çektim yine. Parça parça bir kaç güne yayarım artık fotoları.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

döndüm....

Tatil bitti bugün öğlen döndük evimize....Güzeldi, bolllll bol yüzdük bu kez. Geldiğimden beri tozdan geçilmeyen camların bir kısmını silip, kirlileri yıkama, yerleştirme derken azıcık kaçayım dedim buraya. Sonra rahatça gezerim hepinizi....

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Nihayet tatil...10 gün yokum




Bizim yıllık izin yarın başlıyor. 10 günlüğüne Didim Polis kampına gidiyoruz
. Çocuklar pek bir hevesli kaç gündür sorup duruyorlardı ne zaman gideceğimizi. Özellikle Ada çok seviyor orayı. Devrim'in aile ve akrabaları oluyor orada. Devrim için de çok iyi oluyor yani. Pek çoğunu birarada görme imkanı oluyor...
Sabahtan beri hazırlık, bavul yerleştirme (yeme içme tam değil orada. Benim de yapmam gerekiyor) mutfak gereçleri, ütü......
Azıcık kaçtım buraya. Birazdan da temizleyip arabayı yerleştieceğiz ki sabah erkenden yola çıkalım diyoruz. Bu yıl kandırdık annemi de götürüyoruz. Hiç olmazsa bir kaç gün kalsın.



NOT; Yaptığım başka çantalarda var. Onları da gelince paylaşırım.Aslında tatile çıkmadan çantaları Özlem'e teslim edecektim ama kendisi de tatildeymiş. Gelince hemen ileteceğim artık....

11 Ağustos 2011 Perşembe

Mutlu çocuklar için- kot çantalar




Mutlu çocuklar için şimdiki serimiz de kot çantalar. Elimde bir pantalonun (hiç giyilmemiş) iki paçası vardı. Onardan dört çanta çıktı. Üzerlerini elimdeki malzemelerle yüsledim. Askılarını da Hatice'nin önerisiyle yünden yaptım.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

otantiklerden bir tane daha

Mutlu çocuklar için yaptığım çantalardan bu da. Şu Ödemiş bezi ile yaptıklarımdan. Bunu dikip bırakmıştım çünkü orasında süs olan yerde ek  var. Kumaş yetmedi ama diktim gene de belki bir formül bulurum diye. Bu süs elime geçti tam da kumaşa uygun. Diktim ortadan oldu bitti.

ailem


Hotpoint-Ariston'un aile fotoğrafları ile ilgili yarışmasını dün lolipu'da okudum. Lolipu jüri üyeleri arasında bu arada. Hoş bir yarışma. Hoşuma giden birkaç tane fotoğrafı ekledim ben de....

9 Ağustos 2011 Salı

bu salıncak satürn'e götürüyor!!!!!

 viledanın kovası da kalmış, pek bir doğal olmuş foto...




Dün Venezuellaya gitti bu salıncak...Hem de tren oldu. DOğsuna, batısına dolaştı hep oraları. Bugün baktım Satürn yollarında bizim salıncak. Ne kadar yükseğe çıkarsa o kadar da uzağa gidiyordu hem de. Satürn, Jüpiter dolaştı. Androitlerle savaştı. Bir zaman oldu sıkılanları dünyaya geri getirdi sonra.....

Havalar sıcak ya dışarı çıkılmıyor. çocukları öyle-böyle oyalamak lazım. Günler uzun. Leğende su olayından da sıkıldılar sanki. En son doldurduğumda bakmadlar bile sıpalar... Devrim'le aklımıza geldi. Ada bebekken adığımız hatta çok kez annemin üstünde uyuttuğu salıncak. Epeydir alt katta öylece duruyordu. Eve ilk taşındığımızda koridora iki kanca takmıştı Devrim (7 yıl oldu) Amanın ne sevildi bizim salıncak. Bizden önce uyanan Ada bakıyoruz tepesinde uçuyor...

Dün dinledim de benimkileri salıncak amacından sapmış iyice. Sadece sallamıyor bunları götürüyor dünyanın öbür ucuna. Dolanıp geliyorlar. Bugün de uzayda yolculuk yaptırdı benimkile. Ada'nın elinde uzayla ilgili kitap hem okudu hem kardeşini salladı. Deniz hala kendi başına yeterince hızlanamıyorda...Kendi sallanırken de bana satürn hakkında bilgi verdi. Satürnün halkaları küçücük buz tanelerinden oluşuyormuş mesela....

Ah şu arada birbirlerine girmeleri olmasa...(korkuyorum zarar verecekler birbirlerine diye) öyle güzel oynuyorlar ki. Konuşmalarınızı duymanızı isterdim:))))))

Mutlu çocuklar için çanta- otantik heybeler


Evet sırada otantik heybelerimiz var. Bunların ilham kaynağı ise aşağıdaki fotoda görülen çanta. Yıllar önce Safranbolu'dan almıştım. Daha nasıl çanta yapabilirim derken gözüme ilişti. Bir gün önce de yukarıdaki çantaların kumaşı elime geçmişti çünkü. Cuk oturdu.....
Çantanın kumaşı aslında bluz yapılmak için bana verilmişti. Ödemiş dokuması. Öyle bir bluzum var zaten ikincisine gerek duymamıştım bekliyordu. Gördüğünüz 5 çanta ortaya çıktı. Boncuklarla, pullarla süsledim, yün askı yaptım.

Safranbolu'dan aldığım çanta....



Bu da çantanın iç kısmından bir görüntü. Yabancı bir blogda denk gelen teknikle diktim çantanın içini. İç astar yok ama üstte göründüğü gibi durumu.

hazır yufkayla....

Hazır baklava yufkasıyla yapılmış br baklava kaşınızdaki. Nedense ciddi ciddi yufka açmayı hiç denemedim ben. Annemin o el açması börekleriyle büyüdüm oysa. Üniversitedeyken İzmir'e geldiğimde babam "kızının canı baklava çekmiş derdi" ki ben hiç bir zaman çok da sevmedim bu tatlıyı. Babam, abimler çok sever, annem de güzel yapardı hani. Koca tepsiyle mahalle fırınına giderdi baklava pişmek için. Hatta hatırlıyorum da bayram öncesi birkaç mahalleli bayan bizim evde buluşup hepsi için ayrı ayrı açılmıştı baklava yufkaları. Odanın çeşitli yerlerine seriliyordu açılan yufkalar. Artık O'da yapmıyor.....
Şimdi benim gibi hatunlar için güzel şeyler icat ettiler. Birkaç yıl öncesine kadar "anneniz baklava yapamaz alın canınız istediğinde" diyen ben artık tüketim toplumunun bu nimetinden yararlanıyorum. Böreği, baklavası....
Sözün kısası baklavam beğenildi ama hiç üstüme alınmıyorum. Sonuçta hazır açılmış yufkaları tepsiye serdim arasına ceviz...Şerbet o kadar. Anne baklavası gibi olurmu hiç...