.:

31 Mayıs 2011 Salı

Anasınıfı olarak Sasalı'ya gittik

 Çocukla önden önden birbirlerini geçmek için yarıştı durdu. Gariban anneler de peşlerinde...



 Çok güzel poz verdi

 Geçen yıl getirilen Nil timsahları

 Hayvanlar bile bunalmış sıcaktan. Ayıyı su keyfinde yakaladık...

 Bu da minik İzmir

Bu atlar a yeni gelmiş. İlk kez gördük kendilerini....




Geçen yıl anasınıfı olarak bir türlü Sasalı'ya gidememiştik. Deniz epey bir sayıklamıştı. Bu yıl yine gündeme geldi. Mayıs başı gidelim dedik, servisle anlaşıldı havalardan 3 kez iptal edildi. Cumartesi için yeniden anlaşıldı. Malum öncesindeki iki gün şakır şakır yağmur yağdı. Biz yine kesin iptal olur diye kalktık sabahtan. Sabah erken gidelim dedim sıcak baymasın bizi nasıl serindi hava.
Öyleydi böyleydi derken nihayet gerçekleştirebildik Sasalı Doğal Yaşam Parkı gezimizi. İşin süprizi inanılmaz bir okul kalabalığı oldu. Otobüslerle çevre illerden, ilçelerden bile okul gezileri düzenlenmiş ve inanılmaz kalabalıktı. Çoğu erkek olan çocuklar önde koşma modunda biz diğer okullarla karışmasınlar, kaybetmeyelim  diye sürekli tetikte....
Açıkcası bizlere hayli yorucu ( 3 tane de hamile arkadaş vardı ekibimizde) çocuklar içinse çok çok güzel bir gün oldu... 

30 Mayıs 2011 Pazartesi

yine kaza oldu




Bugün öğleden sonra yine kaza oldu bizim yokuşta. Nasıl oldu görmedim, gürültüye çıktım balkona. Ama su vanasını patlatmış yan yatmış kamyon. Allahtan okul çıkış saatine denk gelmedi. Okul zilinden 20 dakika kadar önce oldu kaza. Saatlerdir kaldıramadılar kamyonu hala uğraşıyorlar. Bakalım ne zaman bu yokuş için bir şeyler yapacak. Kesin hatalı bir yol burası çünkü....

Hala Ankara girişinde bekletiliyorlar


Anadolu'yu Vermeyeceğiz sloganıyla Türkiye'nin dört bir yanından yola çıkan yürüyüşçüler hala Ankara girişinde bekletiliyor. Polis ablukası altında tutulan insanlar 21 mayıs gününden beri bekliyorlar. Zaman zaman temel ihtiyaçlarına ulaşmalarının bile engellendiği belirtiliyor. Buradaki siteden gün gün durumları hakkında bilgi veriliyor.

29 Mayıs 2011 Pazar

sudan çıkmış balık gibi....



Dün akşamüstü bahçede birşeylerle uğraşırken aniden yağmur bastırdı. Ben balkondaki kilimimi kurtarmak için yukarı çıkınca benimkiler de zıvanadan çıkmışlar. Çatıdan akan giderin altına birşeyler koyup bir güzel suyla oynamışlar, çamurda dolaşmışlar. Babaları da kayıtta tabi. Pek bir mutlu girdiler içeri:)))

26 Mayıs 2011 Perşembe

İşte Kral Julien bu



Bizim evde normal anten var hala. Açıkcası yetiyor fazlası gereksiz zap gibi geliyor bana. Neyse epey bir zaman önce nette yabancı blogları dolanırken Madagaskar filmindeki penguenlerin dizisinin çekildiğini farkettim. Aslında gösteriliyormuş ama dediğim gibi  bizde yoktu. Devrim flaşla getirdi bir kaç bölüm çocuklar hasta oldular. Tüm sezonu cdye kaydetti. Acayip bir hastalık oldu özellikle Ada'da.
E doğal olarak da oradaki karakterler istenmeye başladı. Uçurtma şenliğinde sergilenen Kral Julien'imiz de huzurlarınızda işte. Aslında epey bir uygun kumaş aradım önce, Öyle çizgili kumaş bulamadım bir türlü. Sonra çoraptan yapalım oldum. Kuyruğunu daha önce zebra el kuklası için aldığım çoraptan yaptım. Ana parça Devrim'in çorap çekmecesinden. Julien'in gözlerine benzemesi için yeşil polar diktim. Tacımız ise temizlik bezlerinden yapıldı. 

25 Mayıs 2011 Çarşamba

uçurtmaları unutmuşum



 Dünkü yazıdan sonra fiamma ne güzel demiş "uçurtmaları göremedim" diye. Fotoğraf koymayı unutmuşum uçurtmalardan. Aşağıdaki çocukların dönüş yolu halleri. Kıpkırmızı suratlarla hala haylazlık peşindeydiler...

24 Mayıs 2011 Salı

Anaokulları uçurtma şenliği


 Gölette tekne gezintisi




 Etkinlikte geri dönüşüm standları da vardı. Bizim okulun standında piton ve kobra yılanlarımız, kral Julienimiz ve diğer arkadaşların yaptığı kuklalar vardı.

Piknik masaları yetersiz olunca çocuklara yere hasır serdik...

 Okullar arası yarışmalar yapıldı...

Erkek çocuğunun vereceği poz.....

Dün Deniz'in uçurtma şenliğindeydik. Buca'daki ana sınıfları için düzenlenmiş bir şenlikti. Bizim sınıftan 10 veli 13 çocuk Ebru öğretmenimiz Nurgül ablamız gittik şenliğe. Kaynaklar Gölet'teki şenliğimizde piknik yaptık, top oynadılar, uçurtma uçurdular, yarışlara katıldılar....
Ama nasıl sıcak bir hava vardı anlatamam. Ne kadar kremlensek de hepimiz renk değiştirerek döndük evlerimize. O sıcakta işin ucunda azmak var ya çocukların gıkı çıkmadı.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

mim...



Fadiş beni mimlemiş. Aslında geçen haftaydı ama kaç gündür giremiyordum nete bugüne kısmetmiş.

- Blog yazma yeriniz neresi?
Bizim bilgisayar masa üstü. Çalışma odamızda. Kahvemi ya da yeşil çayımı alır geçerim netin başına,
- Kimlerin haberi var?
Yakın çevremin, bazı arkadaşlarımın haberi var. Çocukların özel gün fotoğraflarını eklediğim zaman haber veririm baksınlar diye...

20 Mayıs 2011 Cuma

dikiş merakı




Ben dikiş dikerken canı sıkılırsa Deniz'de malzeme ister bazen. Geçenlerde de yine öyle oldu. Kumaşı katladı, iğneyi geçirdi ama bir daha geri çekemedi. Nasıl karıştırmışsa...Ama ellerine pek yakışıyor oğluşumun:))

17 Mayıs 2011 Salı

kirlenmeyen camdan yola çıktık...


Deniz okuldan geldikten sonra balkonda yemek hazırladım ona. Bende bir taraftan balkon kapısının camlarını siliyorum. (Bu arada artık kesin anladım cam kirine karşı takıntım var. En ufak kirde silme isteğim kabarıyor) Muhabbet olsun diye Deniz'den bana kirlenmeyen cam yapmasını istedim. Bakın bakalım bundan sonrası nasıl gelişmiş...

- Deniz bana kirlenmeyen cam yapsana,
- Ama abim roketi yapmadan yapamam,
- Neden,
- Çöl gezegenine gidebilmem için önce abimin uzay gemisini yapması gerekiyor. Bunun bir dakikada olabileceğini sanmıyorum,
- Ne zaman yapıyormuş abin roketi?
- Hemen olmaz, bir dakikada kazık kadar olamayız. Bir yıl sonra olabilir ama,
- Ama bir yıl sonra sen 8 yaşına gireceksin. Abinden bile küçük olacaksın. Nasıl olacak bu iş?
(yüz ifademiz değişti, bilmezlerdeyiz şimdi)
-Benim roketim çöl gezegeninde, otoparkta duruyor anne.
- Çöl gezegeninde otopark mı var?
- Evet buradaki arabaların gibi..
- İyi gidince gelirken senin roketi de getirirsin. Peki nereye park edeceksin burada?
- Bahçede yer var mı? (Bakınıyor. Sonra yandaki boş arsayı gözüne kestirip) oraya park edebilirim...
- Neyse çöl gezegeninde kirlenmeyen cam yapabilir misin?
- Bunları götürüp orada yapıp gelirim  anne
- Sen gelene kadar ev ne olacak. Ya biri girerse...
- Babamla sen göz kulak oluverirsiniz...

- Ne kadar sürer gidip gelmen peki?
- En fazla 5 dakika....




NOT, Bu arada açıklamak şart oldu çöl gezegenini. Bir aralar Ada abimiz gezegenlerle pek bir haşır neşirdi. Shober sistemi, water gezegeni vardı hayalinde canlandırdığı. Sürekli resimlerini de yapıyordu. O zamanlardan Deniz'de kendine bir çöl gezegeni uydurdu. Ama ismi çölmüş kendi yeşillikli bir yermiş. Her şey mümkün onun gezegeninde. Eğlence gezegeniymiş. Hatta alerji bile yokmuş orada!!!
İşte bizde muhabbetlerimizde arada gider geliriz oraya. Geçerken waterede uğrarız. Yukarıdaki foto da Ada'nın roket evi.

su şişesi çantası



Çocuklarla dışarı çıkıldığında olmazsa olmaz şey sudur sanırım. İki çocuk iki şişe su demek. Nedense bunları taşımak da ya bana ya Devrim'e kalır. Vatandaşlar kendi şişelerini taşımazlar.
Elimde başka eşyalarda olduğunda zor geliyordu, tutma yerleri yok ya. Bazen kapak tam kapanmıyor diye giyisi çantaya koymayı da istemediğimden bu çözümü buldum. Daha önce benzerlerine dolanırken denk gelmiştim. Şişeleri ölçü aldım dikerken. Sapları da daha önce kırılan ama askılarını atmadığın mataralardan.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Fuat Saka'yla keyifli bir akşam

Hafta sonu İzmir'de Karabağlar Belediyesi'nin düzenleğini 2. Kazım Koyuncu Çevre ve Müzik Festivali vardı. Cumartesi sabahı tesadüfen gördük gazetede. Cumartesi Fuat Saka, pazar Moğollar konserleri vardı. Bizim adımıza tek kötü yanı konserler 22.30'da başlıyor. Araba yok, eee gitmemek de olmaz. Neyse anneannemiz girdi devreye. Çocuklar anneannelerinde sıcacık uyurken biz de Devrim'le kulaklarımızın pasını sildik.
Fuat Saka sahne performansı çok iyi bir sanatçı. Samimi, gerçek. Hatta o kadar az insan vardı ki ben "az söyler kaçar" dedim. O kadar keyifli dakikalar yaşattıki herkese. Denk gelirse mutlaka dinlemenizi öneririm. Sadece kendisi de değil grup arkadaşları da süper.

12 Mayıs 2011 Perşembe

11 Mayıs 2011 Çarşamba

ucuz atlatılmış bir kaza

böyleydi

 böyle oldu


Dün gece bire doğru sanırım kapının çalınmasıyla uyandık. Biz duymamışız (nasıl olduysa) bir kamyon yokuştan inerken frenleri boşalmış bizim arabayı da dağıtarak aşağı kadar inmiş. Fotoğraftada görülüyor ya hemen kaldırımın yanında park halindeydi araba. Sanırım kimseye çarmamak için bizim eve doğru kırmış direksiyonu o görünen çam ağacından başlayıp en sondaki çam ağacına çarpmadan yeniden yola inmiş adam. İleride de bir direğe çarpıp durmuş sanırım.
Öğrendiğimiz kadarıyla şoförde kırıklar varmış. Yanındaki iki kişi ise yaralanmamış bile. Bu iyi tabiki. Kimseye bir şey olmamış. Fotoğrafta görülen arabalar gece olmaz pek. Genelde karşımızdaki otobüs garajının şoförleri park ediyor buraya.
O sırada kaldırımdan kimsenin geçmiyor olması büyük şans. Cana gelmemesine sevindik sevindik ama kaldırımdaki pek çok ağacımızın ezilmesine de üzüldük açıkcası. Bir kaç fıstık çamı, demir ağacı, iğde ve keçi boynuzu ağaçları gitmiş. Temizler yeniden dikeriz artık. Daha önce de garaj kapısından bir kamyon dalmıştı bahçeye. Her tarafı açık, önü hiç kapanmaz diye sevdiğimiz evimizin yokuşta oluşu nedeniyle böyle küçük bir kusuru var işte...

10 Mayıs 2011 Salı

yutongdan gemicik




Ada gemi istiyordu. Oyuncak gemilerimiz var bir kaç çeşit ama Kendimiz yapalım hadi dedik bir tane de. Cumartesi günü bahçede uğraşırken gözüme takılan bir yutong parçasını oymayı denedim. Yanımda da Ada. "Şöyle olmalı, yok burası olmamış" falan. Neyse demir testeresi ve falçata ile çalıştım. O an elime onlar geçti. Önce geminin ana hatlarını yapmaya çalıştım sonra da içini oymaya. Deniz hemen atladı tabiki. Bu benim olsun diye.
O haliyle bir şeye benzetemeyince ben kalemden yelken direği yapıp hemen bir yelken dikiverdim ona. Eski bir oyuncak araba cantını da dümeni yaptık. Biraz görüntüyü toparladık sanki.Pazar günü de denize indirdik gemiciğimizi...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

deniz....ucundan azıcık






Bu yıl havalar bir türlü istikrarlı olamadı. Cumartesi Sivas'a kar yağdığını duyunca inanamadım. Sanki kış bizi terk etmek istemiyor bu yıl.
Devrim'le deniz krizine giren ben ise dün Urla'da deniz kıyısına gittik. Biz inceydik ama çocukları normal kıyafetleriyle götürdük önce. Güneş bir taraftan ısıtıyordu ama poyraz vardı. Çocuklara toprakta oynayın ıslanmak yok dedik. Biz dedik de Ada durur mu bir baktık eşortmanı ıslak. Şortla değiştirdik. İki dakika sonra o da ıslanmış hadi mayosunu giydirdik.  Hala deniz yasak ama. Bizimkisi eğildi kafasını soktu, gülerek geldi yanımıza.
Ben güneşlendim, onlar oynadı ucundan azıcık deniz keyfi yapıp döndük....


Bu arada dün yoktum post giremedim.. Tüm arkadaşlarımın anneler gününü kutlarım. Bir tane değil milyonlarça çiçek gelsin hepinize:)))