.:

31 Mart 2011 Perşembe

şeftalili puding


Mevsiminde dondurucuya attığım şeftalilerle yaptım pudingimi. Malum bize yaramasa da çocuklar tatlı istiyorlar. Değişiklik olsun diye bu kez şeftali de ekledim ben. Şeftalileri biraz haşlayıp ezdim, nişasta ile yoğunlaştırdım. Klasik pudingimi de yaptıktan sonra kat kat bardağa doldurdum. Çocuklar da afiyetle yediler....

30 Mart 2011 Çarşamba

Denizimin hediyesi

Geçenlerde Deniz'le birlikte pazara gitmiştik dolanıken "anne sana en güzel çiçeği alabilir miyim" dedi. İtiraz edilir mi bu teklife. Yukarıdaki çiçeği seçti benim için. Yani yıllardır Devrim gibi bir adamla yaşayıp (hayatta çiçek falan almaz. Hediye onun için "ihtiyaç" demektir. İnsan da ihtiyacı olanı kendi alacağına göre hediyeye de gerek yok) sonra oğluşumun çiçek alması pek bir hoşmuş. Zaten parka falan gidince de mutlaka elinde papatyayla gelir.

29 Mart 2011 Salı

pazar günü Urla



Cumartesi bahçe keyfinin ardından pazar günü de Urla'ya gittik. Hava güzel olunca deniz kıyısında dolaşmamak olmaz. Nasıl özledim denize girmeyi. Yaz bir an önce gelse artık. Deniz uzun zaman sonra nihayet bisiklete binmeye karar verdi. Çok zor razı ettik vatandaşı. Şimdi de seviyor ama hala korkuyor biraz. Yukarıda görüldüğü gibi Devrim sürekli Deniz'in peşinde koşuyor. İyi spor yaptı bu hafta sonu. Devrim çocuklarla ilgilenirken bende deniz kabukları topladım. Dalgalarla o kadar çok gelmişler ki kıyıya pek toplayan da olmamış sanırım epey bir ganimetim oldu. Artık el atsam deniz kabuklarına iyi olacak sanki....

28 Mart 2011 Pazartesi

dünyanın çivisi çıktı resmen


Daha dün üç çocuğun Kayseri'de üç çocuğun öldürüldüğünü okuduk gazetelerden. Bugün nette dolanıyorum Sultangazi'de 9 yaşındaki bir çocuk üvey annesi ve üvey anneannesi tarafından parçalara ayrılmış. İki kadın çocuğun parçalarını değişik yerlere bırakırken yakalanmışlar. "Nasıl ya" oldum. Bunların ikisi de anne. Bir çocuğu nasıl öldürüp parçalara ayırırlar ve gayet soğukkanlı her bir parçayı ayrı bir sokağa bırakırlar....
Kayseri'deki olayın failini etrafı "sakin, iyi biri" diye tanımlamış. Bu çocuğun katilleri en yakınındakiler...Doğurup bebeğini sokağa atanlar, ağladı diye öldüresiye dövenler, minicik yürüklere farklı gözle bakanlar...Dünyanın çivisi çıktı da haberimiz mi olmadı...
İki  tane oğlum var. Düşünüyorum nasıl bir gelecek bekliyor onları. Nasıl bir dünyada yaşayacaklar.  Eskidenşeker toplardık koşularımızdan şimdi kendi bahçeme çıktıklarında gözümü üzerlerinden ayıramıyorum. Eskiden parkta rahatça bırakırdık eşyalarımızı şimdi çocuklar bisiklete binelim deseler ödümüz kopuyor biri birşey yaparsa diye.
9 yaşında küçücük daha ne günahı var ki bu çocuğun....

Bahar iyice kendini gösterdi artık



Bu hafta yine yağmur ve birazcık soğuklar varmışa ama olsun bahar geldi artık. Bu hafta sonunu fırsat bilip iyi değerlendirdik biz. Ada'nın alerjisi yüzünden parklara, yoğun ağaç olan yerlere gidemiyoruz ama bahçede keyifli bir cumartesi geçirdik. Ben yabani otları topladım, Devrim ağaç dikti, çocuklar da bir güzel oynadılar. Ben en çok bu mevsim seviyorum bahçeyi. Rent renk çiçekler, uğur böcekleri, yemyeşil......Semaver keyfi bir başk oluyor şu günlerde...

23 Mart 2011 Çarşamba

Mutlu Çocuklar için yapıyorum


23 nisan kapıda çok az bir zaman kaldı. Bugüne kadar hep bere yaptığım Mutlu Çocuklar için bu kez oyuncak yapmak istedim. Özlem her zaman berelerin çok işe yaradığını söylese de ben çocuklar için farklı bir şeyler yapmak istedim bugüne kısmetmiş.
Bu doğum gününde Deniz'e kanguru yapınca geldi bu fikir aklıma. Çocuklar için de elimden geldiğince polar oyuncaklar dikmeye başladım. Çok zor olmayan, ayrıntısı az kalıplar seçerek mümkün olduğunça çok oyuncak dikmeye çalışacağım. İlkler kangurular oldu...

21 Mart 2011 Pazartesi

Bir ahşap çerçeve daha


Blogların kapatılması tadımızı kaçırdı resmen. Şimdi açılıyor ama yine de ciddi kopmalar oldu gibi. Pek çok arkadaşımız eskisi gibi yazı girmiyor ya da yorumlar bırakılmıyor artık. Yine de güzel dostluklar kazandığımız bloglarımızı bırakmak istemiyorum ben. Yavaş yavaş bekleyen işlerimi eriteceğim. (şu günlerde harıl harıl 23 nisan için çalışıyorum. Daha önce çok kez bere ördüğüm Mutlu çocuklar için bu kez polardan oyuncaklar dikiyorum)
Bu da epey önce yaptığım yapraklı bir çerçeve. Bu yaprakları çok sevdim ben. Daha kullanılacaklar ama şimdilik ahşap boyamalara ara verdim...

18 Mart 2011 Cuma

abimiz de aileye katıldı


Kangurular malum Deniz'in isteğiyle doğum günü için hazırlanmıştı. Ertesi sabah kahvaltıda "anne benim kangurumu ne zaman dikeceksin" diye sordu. Nasıl yani 3 tane diktim ya ben. Hayır efendim onlar onun istediği gibi değilmiş. Minik elleriyle de gösterdi istediği boyları. "yok valla bir daha kanguru manguru dikemem ben"dedim. Eserekli bir anımdı bir de. Neyse gelmiş "anne ben senin kalbini kırdım ya kalbinden özür dileyebilir miyim" dedi. Eridim, ezildim.....
Akşam orturdum bir abi kanguruyu diktim hemen. O da ailemize katılmış oldu. Aradaki de plastik olanı onu da aileden ayırmıyorlar.

--------------------------------------------
Ama şimdi kocaman oldular bu diller nedere:((( Deniz tam höt höt döneminde malesef. Evdeki herkese esip gürlüyor.  Hele abisinin canını okuyor. Çocuk zar zor test çözüyor evde..

Bu arada kangurularımız kimseye verilmedi sapasağlam duruyorlar ama artık oynanmıyorlar tabiki. Ara ara temiz durumdaki oyuncakları arasından seçtirip ihtiyacı olanlara veriyorum. Deniz daha kıyamıyor hepsine. Oynamasa da şimdilik dursun istiyor:)))

16 Mart 2011 Çarşamba

doğum günü ikramları




Bu doğum gününde resmen kurabiyelere çalışmışım. Kendimi kaptırdım tam 7 çeşit kurabiye yaptım. (tabaktaki eksildikçe ekledim) Tarçınlı kalp, kakaolu un kurabiyesi, nescafeli kurabiye, zeytinyağlı kurabiye, reçelli yıldızlar, nişastalı kurabiye ve tuzlu kurabiye. Tuzluyu satın aldığımı sanmaları hoş oldu benim için. Tuzlu olarak sadece poğoça ve yukarıdaki labneli topçukları yaptım. Bir de patates salatası.
Pastamız Deniz'in isteğiyle kakaolu kekli araları beyaz kremalı oldu. Muzlu ve damla çikolatalı bir pasta.

15 Mart 2011 Salı

iyiki aramızdasın Denizim

Bugün küçük oğlum 7 yaşına giriyor. Pek bir heyecanlıydı haftalardır. Nedense 7 yaş olayını çok önemsedi. Sabah kahvaltıda "bugün oldum 7 dimi" diye soruyor. Hiç büyümeyecekermiş gibi ama zaman ne çabuk da geçiyor. Ada'ya bakında küçük bir delikanlı görüyorum ama o benim küçük oğlum hala. Deniz'se bebeklik kontenjanını sonuna kadar kullanacak gibi...
Doğum günümüzü pazar günü yaptık. Hem gelenlere hem bize kolaylık malum okullar var. Masa başında pastanın mumlarını üfleme her çocuğun çok sevdiği bir şey sanırım. Bizimkiler de hep birlikte üfleyeceğiz diye yarış halindeler. Baktık olacağı yok "tamam mumsuz çekelim sizi" dedik. Olayı şebekliğe vurdular. Ailemizle keyif dolu bir gün geçirdik ve çocuklar da kendi aralarında bir güzel azdılar.

14 Mart 2011 Pazartesi

Kanguru ailemiz


İşte buda bizim kanguru ailemiz. Deniz'in doğum günü hediyesi bu kangurular. Galiba abi kanguru unutulmuş. Sabah bu durumun bir mızmızlığı vardı ya onu da tamamlarız artık. Bir önceki yazıda da anlatmıştım. Deniz kanguru istiyordu benden süpriz yapmak istedim. Yavrusuyla birlikte bir tane yaptım. Ama erkek kanguruların kesesi olmazmış alalacele bir de baba kanguru yaptık.
Model kafamdan değil. Buradaki kalıplardan faydalandım. O kalıpları her iki kanguru da da büyüterek uyguladım.

13 Mart 2011 Pazar

Deniz'in doğum günü süprizi

Yarın Deniz'in doğum günü. Aslında 15 mart ama hafta içi zor olur gelenlere de diye böyle yaptık. Akşamdan beri kurabiyeleri, pastanın kekini falan hallettim, yoruldum. Azıcık kaçayım bloğuma dedim.
Deniz bir kaç gündür kanguru istiyor. "nasıl yapılır ki, araştırayım" diyerek oyalıyorum onu. Ondan gizli gizli yaptım kanguruyu ve yavrusunu cuma gecesi. Ama Deniz bana küçük bir süpriz yaptı ve erkek kanguru istediğini söyledi. Ve erkek kanguruların cebi olmazmış. Nasıl olur deyip google amcaya başvurduk yazılı bilgi bulamadım ama bazı fotolardaki kanguruların gerçekten de cebi yoktu. Nolcak şimdi...
Yarın bir sürü misafir gelecek, salonu kaldırmışım, camlar falan bu kanguru ne zaman dikilecek. Benim erkekler parka bisiklet binmeye gidince "hadi" dedim bıraktım dağınıklıkları öylece kalıp çıkardım, kumaş ayarladım bir erkek kanguru diktim. Bu üç kanguruluk ailemizin minik üyesi. Gizli gizli diktiğimden fotoğraf da çekemedim. Yarın bir ara ailemizi resimlerim artık.

12 Mart 2011 Cumartesi

mutlu bereler-2


Kışın yapılan kampanya için ikinci posta ördüğü bereler. Aslında yapalı çok oldu ama bir türlü Özlem hanımla buluşamadık (benim bereleri Devrim elden veriyor) Bereler yerine ulaştı nihayet. Bir de üç örgü oyuncak var. Acemice biraz ama.. Çocuklar güle güle kullansınlar.

11 Mart 2011 Cuma

Büyük haksızlık

İngiltere’nin dünya çapında en önemli ziyaret merkezinden biri olan Natural History Museum’da sergilenen Dinozorlara Yolculuk sergisi ilk kez İstanbul’a geliyormuş. Yani niye İzmir'deki firmalar, kuruluşlarda böyle organizasyonlar yapmıyolarki. Ben oğluşlarımın bu sergiden alacağı keyfi düşünemiyorum bile. Ama gitmek ne mümkün. Mesafenin uzunluğu bir taraftan, zaman tam okul vakti o başka taraftan. Sabah gazetede okudum nasıl sinir oldum anlatamam. Demedim çocuklara tabiki. Onlar bir gün Amerika'ya gidip oradaki müzelerde göreceklerini söylüyorlar dinazor kemiklerini.

sinir sinir sinir

Bu blogspot yasağı sinir bir durum olmay başladı. dns ayarlarını değiştirmek de bir yere kadar. Eşim değiştirdi (bende ubuntu var biraz uğraştırıyor) baştan. Bir kaç gün sorunsuz girdim. İki gündür yine koptu bağlantım. Biraz önce msn den haberleşerek hallettik ama nereye kadar. Bir açıl bir kapan....
Ciddi ciddi "com" olayını düşünmeye başladım. Ne kadar sürer ki bu yasak acaba.

9 Mart 2011 Çarşamba

kuşlu yastık


Bloglrın kapatılması hepimizin canını sıktı. Ne zamandır yaptıklarımı girmemiştim. Ama şimdilik iyi gidiyoruz sanırım. Yeniden elişlerime döneyim dedim. Bu arada İzmir nasıl soğuk. Ben böyle üşüdüğümü hatırlamıyorum. Dün resmen kar yağdı. Hoş Banu'nun kar görüntülerinin yanında bizimkisine kar denemez ama olsun. Biz İzmirliyiz ancak araba ya da çatı üsstlerinde görüyoruz karı. Sabah çocuklar okula giderken arabaların üstündekile toplayıp birlirlerine atıyorlardı. Deniz'de taşın üstünde azıcık kar görmüş "aaa kar" diye heyecanlandı.
Neyse yukarıdaki yastık da beşinci numaramız. Kuşlu yaptım bunu. Burada görmüştüm.  Kuşların telde dizilişi her zaman hoş bir görüntüdür bunu da ondan seçtim. Ne yalan söyleyeyim tek tek o kuşları makinada dikmek zul geldi bana....

8 Mart 2011 Salı

Kadınların günü mü


Ada'nın kadın hakları ile ilgili ödevi vardı. Hafta sonu birlikte hazırladık. İnternetten tarihleri falan buldum ben. TBMM'deki milletvekili sayısını yazarken azlığı küçücük çocuğun bile dikkatini çekti. Hemen "neden bu kadar az" diye sordu. Yaşına uygun anlatmaya çalıştım. O da en az "102" olmalı dedi. Neden "102" Daha fazla da olabilirmiş aslında. Kafasında ne vardı bu rakamı verirken bilmiyorum ama tam ifade edemedi.
Çocuğa diyemiyorsun ki bu kadınların yaşadıkları eziyetlerin yanında ufacık bir ayrıntı sadece. Dayak, taciz, ölüm, psikolojik baskı.... O kadar çok sorun varki halledilmesi gereken. Açıkcası ben halen meclisteki 48 milletvekilinin bunlar için ne gibi bir adım attığını bilmiyorum. Hatta direkt kadınlarımızdan, kızlarımızın eğitimlerinden sorumlu bakanlarımız bile bildik kutlama mesajlarından öteye gitmiyorlar çoğunlukla.

7 Mart 2011 Pazartesi

Deniz'in istekleri


  Deniz evdeki kimseye benzemiyor olaylara çok farklı tepkileri, yorumları oluyor. Geçen gün TV'de oskar törenleri ile ilgili haberi seyrediyoruz. Gözleri açıldı, dikkat kesildi. "buradaki kadınlar çok güzel. Anne sende onlar gibi olsana"
"Ama onlar balo kıyafeti giymişler"
"Sen de giy"
"Eee oğlum bunlar her zaman giyilmez özel günlerde giyilir"
"Baloya gidelim biz de. (burada ayağa kalktı böyle dans edeğiz diye bir de gösterdi)
  Olay ben de bitmedi. Babamıza da dokundurdu. Baktı görüntülere "buradaki erkekler de senden güzel baba"
Denizim diyorki "anne sen dünyanın en güzel kadınısın" AMA "parlak birşeyler giysen daha güzel olacaksın" parlak kıyafetler giyip makyaj yapmalıymışım. Bir de topuklu ayakkabı olacak tabiki. Ben ki yazın şort-sandalet, kışın eşortman-spor ayakkabısı ile yaşamaktan mutlu biri olarak işim bir zor ki sormayın. Geçen yaz da didim'de "anne sen niye topuklu terlik giymiyorsun" demişti. Hayatımın hiç bir döneminde üstünde pul, boncuk vs olan kıyafet almamış ben oğluşuma kendimi nasıl beyendireceğim bilemiyorum. Hele ki topuk olayı bana çok uzak. Yani çok gerekiyorsa...Makyaj deseniz öyle, Hiç sevemedim ben.
Babamız hiç böyle değildir. Abimiz de hiç ilgilenmez giyimle kuşamla. Bu çocuk kime çekmiş bilmiyoruz. Ama öyle tatlı konuşuyorki. Öğretmenini sordum mesela (genç, güzel bir öğretmenleri var) Siyah giyiniyormuş ama parlaklıklar olduğu için güzelmiş O.

6 Mart 2011 Pazar

dün bahçede

 Fıstıklarım defne dikiyorlar


 Deniz birşeyler yerken bile susmaz


 papatyalarım...


Dün tam bir bahar havası vardı. Kaçırmadık bu fırsatı. Çocuklar önce babalı ile Hasanağa Parkı'na gittiler. Sonra da bahçede semaver yakıp bir şeyler atıştırdık. Hava ılık olunca hemen almadım çocukları içeri epey bir toprak keyfi yaptılar. parktan topladıkları defne tohumlarını diktiler. Bakalım çıkacak mı?
Bugünse nasıl karanlık. Yağmur ve soğuk var. Yani bu denli ani hava değişimlerinde hasta olmamak ne mümkün. Hafta içi daha da soğuyacakmış. Daha tam iyileşememişken çocukları tam hasta etmesek bari.

badem çiçek açtı



Badem ağacımız çiçek açtı. Aslında bir hafta falan oldu çiçekleneli. Ama haftaya da kış geri geliyor. Bu soğuklar fena vuracak Ege'yi. Hadi bizimkisi tek ağaç ya bu işten ekmek yiyenler. Yine bir dünya zarar...

4 Mart 2011 Cuma

yazmanın keyfi yok

Yazı yazmanın, yeni birşeyler eklemenin hiç keyfi yok bu aralar. Çoğumuz dns ayarlarını değiştirerek giriyor bloğuna. Bir çoğu da giremiyor. Ben ubuntu kullanıyorum bende işe yaramadı dns ayarları ile oynamak. Şimdilik eşimin iş yeri şifresi ile giriyorum ama nasıl yavaş net anlatamam.
Çoğunuz gibi bende taşıdım bloğumu da orada da birşeyler yapasım yok. Şimdilik böyle gitsin bakalım. Umarım en kısa sürede hallolur şu yasak işi de kavuşuruz yine. 

3 Mart 2011 Perşembe

blogları geri istiyoruz, dava açılıyor

Bloglarımızın kapatılmasına karşın Hobibox arkadaşımızın girişimleri var. Bloglarına girebilenler kendisini ziyaret etsin. Bir dava açılacak ve bu haksızlığa karşın tepkimiz duyurulacak.

1 Mart 2011 Salı

Wordpress'e geçmek

Bloglarımızın kapatılma riskine karşın pek çok arkadaşımız Wordpress'e geçiyor. Bende tedbir olarak bloğumu oraya aktardım. Yetenek-sizin arkadaşımız gayet güzel açıklamış aşamalarını. Bakmak isteyenler arkadaşımızın bloğunu ziyaret edebilir.

pes