.:

13 Haziran 2011 Pazartesi

Kalemlik Orman Kampı....


 Deniz ve Devrim hamak için sürekli kapıştı...

 Manzaramız çok güzeldi...



 Ada ile kitap okuduk....



Cumartesi günü Kalemlik Orman Kampı ile gerçek deniz sezonumuzu açtık. Bizim için keyifli bir yer. Hem çam ağaçları hem deniz. Buranın kumsalı var çocuklar rahatça denize girebiliyorlar. Devrimle ben ise kayalıkları dolaşmayı seviyoruz. Deniz canlısı bakımından fena bir yer değil.
O aşırı sıcakların ardından (biz denize gitmeye karar verdik ya) cumartesi hava serinledi. Ne kadar soğuk olabilirki dedik çıktık yola. Kamp epey tenhaydı rahatça hamak kurabileceğimiz bir yer seçip güzel bir kahvaltı yaptık. Semaverde olduğu için artacaktı çayımız yakınımızdaki bir masaya teklif ettik pek mutlu oldular. Denizden geldiğimizde etraf nasıl kalabalıklaşmıştı anlatamam. Meğerse Tire'den bir fabrika aileleriyle birlikte çalışanlarını getirmiş. Bizim çay ikram ettiklerimizde onlardanmış. Her şey tam bir çayları yok. Biz yeniden demleyip yine ikram ettik. Başka bir masa daha biraz çekinerek çay istedi. Devrim son kalan çayımızı onlar için demledi gün sonunda. 
İşin ilginci ikram zaten bizim kültürümüzde vardır, lafı olmaz bir kaç bardak çayın. Ama komşu masalarımız bu durumdan o kadar sıkıldılar ki bütün bir karpuz, ceviz, fanta, erik gibi ikramlarla karşılık verdiler. Bol bol da dua ettiler.
Deniz dalgalıydı, hava bir ara üşütecek kadar serinledi, bir ara epey rüzgar esti. Ama biz denizimize girdik, Deniz ilk kez dalgalı suya girmeye cesaret etti. Ada su kuşu zaten zorla çıkarttık O'nu.  Kısacası çok çok keyili bir gün geçirdik. Ve günün süprizi dönüş yolunda Deniz'den geldi. "Anne beni de yüzme kursa yazırır mısın?"