.:

8 Kasım 2010 Pazartesi

Bu pazar bir ilki başardık....


Kahvaltı yaptığımız dere kenarı, Yiğitler Köyü. Köyde sincap da gördük.




Yürüyüşümüz.


Küçük molalarda dinlendiler fıstıklarım.







Ve yürüyüş bitti...

Uzun zamandır doğa yürüyüşüne gitmek istiyordum. Ama Deniz yürüyebilir mi, bize eziyet eder mi endişesi hep bizi frenledi. Hafta İçi Yüksek Doğa Severler grubunun Kemalpaşa'nın inancılar-Ovacık köyleri arasında bir yürüyüşüne katılmaya karar verdik. Pek çocuk katılmıyormuş ama genelde yatay bir parkur diye "hadi" dedik. Oraya vardığımızda grubun başı çocukların bu parkura dayanamayacağını, birimizin köyde kalmasını söyleyince bende moraller sıfıra indi. Devrim'le ikimiz yine de Deniz'i taşımayı göze aldığımızı belirtip katıldık yürüyüşe.
Açıkcası abarttıklarını düşünmüştüm ama parkur beklediğimden zor çıktı. Başlarken rakım 300'dü bitişte 900'e çıktı. Yol boyu Deniz'i her gören "nasıl yürüyecek bu çocuk, kıyamam" diyerek endişeleri körükledi.  Ama 11 km'lik yolu oğluşlarım tamamladılar.  Tek aksilik kuru bir dal parçası Deni'in gözünün alt tarafını çizdi ama ciddi bir şey olmadı. Bir orda kucağıma aldım Denizimi, bir de Devrim yolun son metrelerinde....
Otobüslere bindiğimizde ilgi hala Deniz'in üzerindeydi ve gün sonunda "anne ben aferini hakettim dimi" dedi. Bizce çok keyifliydi. Hatta Ada "biz neden hem gidip gem geri dönen grupta değiliz" diye mızıkladı durdu. Kesmedi onu bu yürüyüş. Deniz ise "bir daha gelmeyeceğim" dedi.