.:

30 Ekim 2009 Cuma

anneme hırka ördüm



Anneme ördüğüm hırka. Annem kısa ve dar şeyleri sever. Onun zevkine göre yapmaya çalıştım. Kollarının modelini de kendisi hiç böyle yarım kollu yapmadığı için seçtim.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Ve masam karşınızda

Bugün astık bayrağımızı balkona.
Masamın son hali. Vernikledim, fotoğrafladım


Kırmızı olan masama ilk önce tek kat beyaz boya sürdüğüm için alttan kırmızılıklar da görünmüştü

Peçeteliri bütün yapıştırıştım ilk önce





Bu benim balkonda kullandığım masam. Çok eskiden alındı kendisi. Babam İstanbul'da üniversitede okurken almıştı bana. Değerlidir yani. Aslında kendisi kırmızıyı hiç sevmez ama bulamamış evin civarında başka birşey. Geçen kış rüzgardan düşüp çatladı. Çok sağlam olduğu çin atılacak bir şey değil. Bütün yaz üzerine örtü örtüp kullandım ama hep canımı sıktı o çatlak. Boya furyamdan sonunda o da nasibini aldı. Ama biraz sancılı oldu tamiri....
İlk önce tek kat beyaz boya yaptım. Peçete nasılsa kapatır dedim. Sonra da çok tecrübeliymiş gibi (tamamını kapatağım diye) peçeteleri bütün olarak yapıştırdım. Ya da yapıştıramadım hem pütürlükler oldu. Hadi olsun böyle kullanırım dedim. Sonra sentetik vernikle (merak etmeyin başka sntetik verniklenmiş birşey yok. Hepsini aynı gün arka arkaya yapmıştım) vernikledim. Verniği görünce alttan kırmızılıklar fazlaca belli oldu, sarardı bembeyaz masa. Facia...
Gözüm alışır diye ellemedim önce ama ertesi gün dayanamadım bıçak-makas ne bulursam kazıdım masayı. Resmen işaret parmağım yamuldu. Zımparalasam da kaymak gibi yapamadım.Yeniden iki kat beyaza boyadım. Bu kez tek tek desen keserek yapştırdım. Su bazlı verniğim de dün geldi. Ve masam karşınızda


27 Ekim 2009 Salı

Banyoma yaptığım raf

Bu sabunluğu gösterimiştim saksılarla birlikte. İncir kutusuydu, sabunluk oldu



Vernikten önce böyle bir maviydi.


Yukarıdaki çekmecelerden iki tane daha vardı. Biri banyoma raf oldu. Öndeki süslü kapak kısmını çıkardıktan sonra zımparaladım. Mavi akrilik boya ile iki kat boyadım. Kuruyunca gri yaldızlı boyayla (fayasnlarımda grimsi desenler var) desenler çizdim. iki kat da vernikleyince rafım banyodaki yerini aldı.
Banyo için çok güzel dolaplar var diyebilirsiniz ama inanın benim banyo-tuvalet birarada ve çok küçük. Sadece lavabo altı ve üstüne dolap yaptırayım dedim dünya para istediler. Bende böyle küçük çözümlerle yedek sabun, tuvalet kağıdı gibi şeyleri koyabileceğim bir raf yaptım


26 Ekim 2009 Pazartesi

boyama saksılar

(Bu kutuları da plastik boya ile boyayıp, sulu boya ile desenler karaladım üstüne. Resmim hiçbir zaman iyi olmadı. Ellimden ancak bu kadarı geliyor.Kendileri ilk hayatlarında incir kutusu idi. Şimdi çeşitli şeyleri koydum içlerine)

(En alttaki peçete baskısı)

(Plastik boya ve sulu boya ortak çalıması)




Boyama olayı öğrenmeye çalışıyorum ya bu kez de yoğurt kovalarını boyadım, saksı yaptım. Yukarıdakiler bildiğiniz badana boyasıyla boyanmıştı, üzerindeki desenler de çocukların sulu boyasıyla yapılmıştı. duruyordu epeydir. Bir tanesini ise akrilik boya ile boyadım, elimdeki tek desenli peçeteden o da nasibini aldı. Yine bir vernik kurbanı kendisi. Peçete baskısı yaptığıma karanfil diktim ilk fırsatta anneme gidecek. Pembe çiçekli olanı ise pembe açan bir çiçek alıp dikmek istediğim için boş bıraktım.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Doğa hanımın yeleği





Kendime yaptığım yeleği Emine (Doğa'nın annesi) çok beyenince "dur bir tane de küçük prensese yapayım" dedim. Doğa'nınkini iki renk yaptım. (mavi anneme ördüğüm hırkadan kaldı) Emine başlangıcını görünce pek beyendi ama kendilerine olduğunu anlamadı. Dün akşam geldiler o zaman emaneti teslim ettim.
Doğa hiç fotoğraf çektirmezdi bu kez itiraz etmedi ama nedense tüm karelerde hazırolda durdu.

23 Ekim 2009 Cuma

tepsi boyadım



Hep örgü hep örgü olmasın, boyama işine de el atayım dedi. Uzun zaman önce aldığım bir milyonluk bir tepsiyi boyamaya karar verdim. Vernikleyene kadar durum fena gitmiyordu. Cahillik işte...Sentetik vernikle vernikledim. Benim o bebek mavisi tepsim sarardı bir anda. Sonra internetten araştırdım ki su bazlı vernik kullanmam gerekiyormuş. Neyse bir kaç tane de saksıyı sararttım (serde acelecilik varya. Hepsini birden vernikledim)

22 Ekim 2009 Perşembe

Kapı süsü





Epeydir elimde olan malzemeler gözüme çarptı bir kapı süsü yaptım kendime. Nerden geldi bilmem beyaz plastik bir halka vardı. Onun üstüne bir ay kadar önce eşimin "sen birşey yaparsın" diye topladığı kurumuş palmiye kabuklarını yapıştırarak sardım. Daha sonra parktan topladığım (kozalak değil daha küçüğü, hangi ağacın olduğunu bilmiyorum) kozalakları yapıştırdım. Vernikledim. Biraz da renklenmesi gerekiyordu. Bu kez de kuruduğu halde renklerinden hiçbirşey kaybetmeyen begonviller takıldı gözüme. Onları da yapıştırdım oldu.

20 Ekim 2009 Salı

Kız çocuklarına ciciler

Bunlar abimin kızı Doğa'nın cicileri. Malum kış kapıda. Ben de daha önce http://adadenizi.blogcu.com/ adresinde verdiğim bazı örgüleri yeniden paylaşmak istedim. Kızı olanların belki işine yarar....












































18 Ekim 2009 Pazar

eskileri değerlendirme etkinliği

Mekik tekniği ile yapılmış oyayı kolye olarak kullanıyorum




Annemin salonundan çıkan eski rabıtaları çalışma odamıza kitaplık yaptık.

Ekim ayı Eskileri Değerlendirme Etkinliği, sevgili http://eylulbahcesi.blogspot.com/ bloğunda devam ediyor. Ben de bu güzel etkinliğe iki çalışmamı gönderdim. Eylülbahçesine kolaylıklar diliyorum.



14 Ekim 2009 Çarşamba

kış kapıda artık










Artık sonbaharı da bitirdik kış kapıya dayandı. İzmir de bile bu hafta havalar soğudu. Daha önce blogcu'da olan bloğumda yayınladığım berelerden bir demet sunuyorum sizlere.

11 Ekim 2009 Pazar

Şirince festivali













Bu hafta sonu Şirince Bağbozumu, Kültür, Sanat ve Dostluk Festivali'ndeydik. Rum mimarisinin özelliklerini taşıyan 200 yıllık evleri, kiliseleri, manastırları, doğal güzellikleri ve deniz seviyesinden 350 metre yüksekte yetişen lezzetli üzümleriyle haklı bir şöhrete sahip Şirince'de 4 yıl aradan sonra festival düzenlenince bizde fırsatı kaçırmadık.
Hem Şirince'nin sokaklarında dolaştık, hem lezzetli meyve şaraplarından tattık hem de piknik yaptık dün. Yolu buralara düşenler hala gezmediyseniz Şirince'de tur atmanızı öneririm.



7 Ekim 2009 Çarşamba

benim ellerim ağaç oldu






Hatırlarsınız birkaç ay önce yapmıştık http://sesiber-etkinlikgnl.blogspot.com/ O zamandan beri yaptığım ve arkadaşlarımdan gelen ellerim bekliyordu. Ne yapacağıma karar veremediğim için sandıktaki yerini almıştı eller. Geçenlerde birden elleri ağaç yapma fikri doğdu. Neye yapsam diye de karar verememem birkaç haftamı aldı ve sonuçta ellerim yerini buldu.
Çatı izalasyonunda kullanılan sıkıştırılmış oldukça sağlam bir straforu kullandım zemin olarak. Beyez bir kumaşı üzerine monte ettim. Yeşille çimenler yaptım, ağacımın gövdesini de ördüm. Sonra da ellerimi üzerine slikonla yapıştırdım. Ellerimden iki tanesi düşmüş dalından. Malum sonbahar. Yapraklar sonbaharın hüznünü yaşıyor.
Ve güzel panom koridora asıldı dün.

6 Ekim 2009 Salı

bunlar da örgü kolyelerim



Kolyelerin ana işi zincir. Üstteki kolyede üç dolgu iki zincir sonra yine üç dolgu yaparak üste çıktım. İstediğim uzunluğa gelene kadar devam ettim. Alttaki üç sıra zincir sadece

Örgüden kolyeler yaptım. Öyle tüylü tüylü insanı rahatsız edecek ipler değiller. Sonbaharda ya da kışın kullanılabilirler. Normal kolyeyi bile kırk yılın başı takan ben bunları kullanacağımı sanmıyorum ama hediye edecek birini bulurum nasıl olsa