.:

28 Eylül 2009 Pazartesi

Çok yoğunum bu aralar

Malum okullar açıldı. Biz yeni öğretim yılına hazırlanırken sadece Ada'yı düşünmüştük. Ada ikinci sınıfa gidiyor bu yıl. Okulun ilk günü müdüremiz Deniz'i sordu. Deniz 5 yaşında, istemedi diye bu yıl göndermeyecektik. Deneyin bir dediler. Önce binaya zorla soktuk. Sınıfı kapıdan görünce şöyle bir girdi içeri. ertesi gün yine gittik iyi gibi şimdi. Kırtayi malzemelerini falan da hallettik. Resmen iki tane okullu oğlum oldu.
Bizim okul bu yıl tam zamanlı oldu. Saban 09.00 öğlen 15.00 arası okulda çocuklar. 10.00'da Deniz'in kahvaltısını götürüyorum (her şey taze olsun diye sabahtan bırakmıyorum), 12.30'da Ada yemeğe geliyor. 13.40'da da Deniz'i alıp geliyorum. Allahtan okulum çok yakın. Bugün Ada'nın öğretmeni durumu geri olan bazı öğrencilere yardım etmemi rica etti. Ara da da onlara gideceğim. Artık elişlerine eskisi kadar vaktim kalmayacak. Bir de ikisini de okula gönderince rahat ederim diyordum. Evdeki hesap çarşıya uymadı

25 Eylül 2009 Cuma

mevsimlik hırkam





Daha önceden alıp da bekleyen iplerimle kendime mevsimlik bir hırka yaptım. Örneği üstteki gibi oldukça basit. Robadan sonra kafesler şeklinde devam ettim.

23 Eylül 2009 Çarşamba

buzağıyı elleriyle beslemişler









Bayramda Urla'ya dedemizin yanına gittik. Süt almaya gidilecekti ben de çocuklar da gitsinler dedim. Birkaç günlük bir buzağı varmış orda. Benim çocuklar korkmuş ama dedeleri süt verirken de çok ilgilerini çekmiş.

18 Eylül 2009 Cuma

hediyelerim

Ekmek sepeti ve magnet

Magnetimi hemen astım dolaba
Bunlar bana gönüldenele'den gelen hediyelerim. Kendisine çok teşekkür ederim. Kendisi ismini ne doğru vermiş. Gerçekten de gönlünden eline dökülen işler bunlar. Kocaman sevgiler


17 Eylül 2009 Perşembe

Abimin evi

Bu güzel maket evi abim yaptı. Aslında yeni değil, yıllar önce yapmıştı ama benim yeni aklıma geld fotoğraflamak. Evin her türlü ayrıntısı düşünülmüş. Duvarlarında kullanılan taşları kendisi şekillendirdi. Bahçe duvarları da tuğlalardan...Bahçede oturma grubu, kuyusu, ekmek yapmak için ocağı...
Balkonda zeminde ve eve giden yolda yine yassı taşları yapıştırarak kullanmış.

Burası evin ikinci kat balkonu. Sandalyelere, masalara bakar mısınız?Sandalyeler ine kamışlardan


Burası da evin ikinci kat balkonuna çıkış merdivenib




Böyle bir ev ocaksız olmaz değil mi?Bu ocağı da kendisi taşı oyarak yaptı. Bu taş deniz kıyısında oluyor, hafif ve oyulabiliyor. Altta ekmek açma tahtası, oklava bile var.
















15 Eylül 2009 Salı

Aziz Nesin'in çocukları

Bu yazıyı http://hepsusluydum.blogspot.com/ un bloğunda okudum. Ben de paylaşmak istedim.

Sevgili Dostlar,>>
Kotumserlige kapilmaca yok.>>
Hayat bir mucadeledir. Bu sel felaketini de bu mucadelenin bir parcasi olarak degerlendirip eski gunlerimize donmek icin canla basla, askla sevkle calisacagiz. Eskisinden daha da guzel bir vakif yapacagiz.
>> Yarin cok daha kotu bir sel felaketi bekleniyormus. Nasil mumkunse!> Elimizden geldigince hazirlaniyoruz.
>> Kucuk cocuklarimizi anneleriyle birlikte Istanbul'daki evlerimize yolladik. Vakif'ta sadece eli is tutan gencler kaldi.
>> Gormeden anlasilmaz ama felaketin boyutlarini anlatmaya calisayim.
>> Su anda camurdan bir vakfimiz var desem abartmis olmam.
>> Bodrum kat bastan asagi, giris kati bir bucuk metre kadar su altinda kaldi.
>> Bahcedeki su dune kadar boyu asiyordu.
>> Simdi suyu gitti diz boyu balcigi kaldi. Cizmeyi birakmadan ayaginizi balciktan kurtarmaniz zor. Selin surukledikleri meyve agaclarinin arasina takilmis, agaclari egmis, kocaman bir bariyer olusturmus. O yemyesil bahceden geriye eser kalmadi. Coluk cocuk hep birlikte o kadar da cok emek vermistik ki...
>> Hayvanlarimiza yem icin ektigimiz onlarca donum tarla batakliga dondu.
>> Seralarimiz kimbilir nerelerdeler.
>> Komsu haradaki onlarca at boguldu. Muhtesem atlardi. Hep birlikte kosmaya basladiklarinda zemini zangir zangir titretirlerdi.
>> Cocuklarimiz, o atlari kucucuk boylariyla citin ustunden uzanarak, bahceden kopardiklari tutam tutam cimlerle beslerlerdi. Minicik ellerle atlarin koca koca dislerini yanyana gormenin keyfine doyum olmazdi ...
> Baskalarina para kaynagi olan o atlar bizim nese kaynagimizdi. Gitti gider canim atlar.
>> Tiyatro salonumuz taninmaz halde. Su anda icine bile girilemiyor.
>> Mutfagimiz kullanilmaz durumda, icine zor giriliyor.
>> Camasir makinalari, bulasik makinalari, kurutma makinasi, buzdolaplari, firinlar, sogutma depolari, kalorifer kazani... Medeniyet namina ne varsa yok oldu.
>> Et stogumuz perisan. Kokusmadan gommek gerekiyor. Ama nereye? Her yer balcik.
>> Su, elektrik, telefon, internet kesik elbet.
>> "Dereboyu"ndaki evime uzun sure ulasamadik. Aziz Nesin'in en onemli notlari oradaydi. Sel, agac kutugunden karavana kadar, ne bulmussa onune katmis tum siddetiyle akiyordu. Neyse ki ev yikilmadi ve notlara bir sey olmadi. Mucize diyesim geliyor.
>> Kullanilmaz hale gelen koltuk, kanape, yatak yorgandan ya da tamamen suya gomulen elbise depolarimizdan soz etmiyorum bile.
>> Bitirmek uzere oldugumuz "Sanatci Evi" perisan. Yeni bastan yapacagiz.
>> Kitap depolarindaki on binlerce liralik Aziz Nesin kitabi mahvoldu.
>> Aziz Nesin'in yillarca biriktirdigi gazete koleksiyonunun buyuk bir kismini ciltletmistik. Buyuk olcude parasizliktan ama bir miktar da ihmalkarliktan ciltletemedigimiz binlerce gazete hamur oldu. 1976'nin Politika gazetelerini gordum. Icim acidi.
>> Mezunlar dahil butun buyuk cocuklarimiz Vakf'a geldiler. El birligiyle Vakf'i temizlemeye calisiyorlar.>> Felaketin boyutunu anlamak icin gormek, yasamak lazim.
>> Iki tesellimiz var:
>> 1) Hicbirimize bir sey olmadi.
>> 2) Aziz Nesin'in butun arsivi kurtarildi. Cocuklarimizin ilk aklina bu notlar gelmis. 3000 dolayinda dosya... Inanilmaz bir surat ve imrenilecek bir isbirligiyle cocuklar butun dosyalari su basmadan kutuphaneden ikinci kata cikarmislar. Sabahin korunde uykularindan firlayip... Cocuklarimizin kimisi haylaz kimisi yaramaz kimisi soz dinlemez olabilir, ama hic gormedikleri Aziz Dede'lerinin notlarinin ilk kurtarilacak esya oldugunu biliyorlar... Egitim iste boyle bir sey olmali.
>> Her seye karsin iyimserligimizi elden birakmayacagiz ama. Surekli ileriye bakmaya and ictik. Mucadeleye devam!
>> Sevgili Dostlar,
>> Nesin Vakfi'nin ana binasini depreme karsi guclendirmek gerekiyordu. Bu sel felaketiyle birlikte binanin zemini daha da zayiflamistir. Binayi guclendirmenin maliyeti 350-400 bin lira arasinda. Sel felaketi dolayisiyla zararimizin da (insan gucunu saymazsak) 250 bin TL dolayinda oldugunu saniyorum. Bizim boyumuzu fersah fersah asan meblaglar bunlar.
> En zor zamanlarimizda hep yanimizda olan sizlerden butcenize gore bir katki bekliyoruz. Internetten bagis icin:> https://secure.cs.bilgi.edu.tr/nesinvakfi/bagis.php. Banka hesap numaralarimiz asagida.
>> Cok tesekkurler.
>> Sizlere ve gelecege inancimiz sonsuz.
>> Hepimizden sevgiler, saygilar.
>> Ali Nesin (www.nesinvakfi.org )
>> *TL hesaplari:*
>> İş Bankası, Parmakkapi Subesi Sube kodu 1042 Hesap no. 0714327
>> *Ziraat* Bankasi, Catalca Subesi, Sube kodu *130, *Hesap no.* 952 22 32> - 5001*
>> *Vakıf Bank,* Catalca Subesi, Sube kodu 237, Hesap no. 434 84 59
>> *Posta Çeki* no.*164 00 09*>> * *
>> *Euro hesaplari*>> *Ziraat Bankası*, Catalca Subesi, sube kodu *130, Hesap no. 952 55 01 --> 5003 (IBAN: *TR 80000 1000 1300 9525501 5003)>> *Vakıf Bank*, Catalca Subesi, sube kodu *237, Hesap no. 400 79 36*
>> Dolar hesabi:>> *Ziraat Bankası*, Catalca Subesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 --> 5001* (*IBAN: *TR 37000 1000 1300 9525501 5001)>> *Vakıf Bank*, Catalca Subesi, sube kodu *237, hesap no. 400 79 37*>> *CHF hesabi*>> *Ziraat bankasi,* Çatalca Şubesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 --> 5002* (*IBAN: *TR 10000 1000 1300 9525501 5002)
>> Swift Kodlar:> Ziraat Bankasi, Çatalca Subesi Swift kodu: TCZBTR2A Vakif Bank, Çatalca Swift kodu: TVBATR2A

Sel felaketinde kaybettiklerimize Allahtan rahmet diliyorum, sorumluları ise vicdanlarıyla başbaşa bırakıyorum.Çünkü bu kadar kayıbın mutlaka bir sorumlusu vardır.

14 Eylül 2009 Pazartesi

anneme paspas


Bu paspası annem için yaptım. Lavabosunun önüne birşeyler istiyordu. Küçük bir halı büyüklüğünde oldu. Şişle yaptım ama kıvrılmasın diye kenarlarına tığ geçtim. Son sırayı sıkiğne yaparken bir-iki yerde volenleşmiş.

12 Eylül 2009 Cumartesi

merdiven dekorasyonum


Çiçeklerimi yeni diktim o yüzden pek minikler. Ama büyüdüklerinde merdivenimin daha da güzel görüneceğine eminim.










Bizim terasa çıkan merdivenimize el attık bu kez. Yukarıdaki ayakkabılık tarzı raf yıllardır bizde. Çok emek verdi. Hatta bir ara mutfakta raf olarak bile kullanmıştım. Hafta içi güzelce boyadım rafı. Sonra Devrim duvara sabitledi. Merdivenleri yıkarken ıslanmasın diye. Bulduğum birkaç kutuyu kapladım güzelce. Urla'da Devrim'lerin ablasının mutfak yenilemesinden sonra aldığımız çıkma çekmecelerden iki tanesini de duvara monte ettirdim. İçine de küçük saksılara diktiğim çiçeklerimi yerleştirdim. Fena olmadı. Çekmece fikrini yabancı bir sitede görmüştüm.


10 Eylül 2009 Perşembe

mutlu bereler






10 marifette yazan arkadaşlarımızdan çiğdemcik'in bir yazısında haberdar olduğum mutlu çocuklar için bu bereler. Birkaç aydır örüyordum bu bereleri. Havalar hala sıcak ama Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde yatan kardeşlerimize bayrama ulaştırmayı planlıyorum. Benim bereler onkoloji servisindeki çocuklara gidecek. Aşağı yukarı 30 çocuk oluyor dendi ben de bereyi 30 adet yaptım.

9 Eylül 2009 Çarşamba

kış hazırlıklarım-patlıcan






Kış hazırlıklarına devam. Hatta biraz hızlandım da. Kızartması dışında çok sevdiğim bir sebze olan patlıcanlarımı hazırladım bu kez. Dün oymuştum bir kısmını (ama şansıma hava bozdu. İzmir'de ilk kez kara bulutlar kendini gösterdi) Bugün de karnıyarıklık hazırlayıp dondurucuya koydum. Ben kızartmıyorum patlıcanları. Bir kaşık kadar yağ koyup kısık ateşte pişiriyorum. Daha hafif oluyor.

7 Eylül 2009 Pazartesi

kış hazırlıklarım


Maluz yazın son günlerini yaşıyoruz. Kış hazırlıkları da hız kazandı. Bu yıl bizim incir ağaçları(2 tane var) bereketli olunca ben en çok incire çalıştım. Bol bol yaptığım incir reçelinden sonra biraz da dondurucuya koydum. Daha önce rendeleyerek incirli tart yapmıştım pek sevilmişti. Şimdide hem rende hem de dış yeşil kabuklarını soyarak koydum.


Bunlar da kuru incir denemesi için. Sevgili Tijen http://mutfaktazen.blogspot.com/ yapmış. Denemek istedim.

4 Eylül 2009 Cuma

Mutlu yıllar Arif


Serap konfeti patlatınca çocukların kimisi şaşırdı kimi de korktu







Bugün kardeşimin oğlu Arif'in doğum günüydü. 3 yaşına bastı Arif. Kocaman kocaman öpücükler Arif'e......

3 Eylül 2009 Perşembe

İzmir fuarı

Büyükşehir'in satandında Sasalı Doğal Yaşam Parkı'ndan birkaç ziyaretçi vardı


Bu yılın konuk ili Çanakkale


Gece çekimlerinde makinanın gücü yetmedi. Bir de çocuklar hareket edince fotoğraflar flu oldu

Malum bir İzmir klasiğidir Fuar. Her yıl gidiyoruz ama açıkcası çocukluğumdaki keyfi yok. Sanki günden güne daha da renksizleşiyor fuar. Bir tek konserler var. Ama yine de gitmesek olmaz sanki. Dün akşam gittik, dolaştık. Çocuklar her zaman olduğu gibi en çok iş makinalarının olduğu yerde mutlu oldular.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Buca, Yedi Göller

Aşağıdan yukarı görünüşü

Çocuklara poz verdirmek ne zor. Küçükken ne istersen yapıyorlardı



Bu da yukarıdan aşağıya bir kare








Dün esti, akşamüstü çocukları alıp Yedi Göller'e götürdüm. Bizim eve uzaklığı yürüme 15 dakika. Yedi tane yapay göl var. Biraz tırmanarak çıkılıyor en üstteki göle. Hoş bir yer. Kenarlarında oturma yerleri, çocuk parkı, kafeteryalar falan var. En üztteki gölden başlayarak aşağıya doğru sular akıyor. Ama bu yıl pek su vermiyorlar. Geçen yıllara göre aralardaki küçük şelalecikler kuru ve biraz da koku var açıkcası. Şehri içinde, apartmanların arasında güzel bir yer. Umarım bakımsızlık sorunu yaşamaz.

1 Eylül 2009 Salı

annemin terlikliği


Annem yatak odası dar olduğu için terlik ve az giydiği ayakkabılarına böyle bir çözüm bulmuş. İkili yaptığını kapının arkasına, teklisini de elbise askısıyla duvara asmış.