.:

31 Ağustos 2009 Pazartesi

sepet kapladım



Malum evde iki çocuk olunca kırtasiye yayıntısı eksik olmuyor. Özellikle Ada, gidip gelip resim yapar. Sürekli ortalıkta müsfette yayıntısı olur. Yeni kitaplık yapınca dağınıklık daha bir gözüme battı. Ben de Ada'nın müsfetteleri için pazardan aldığım çamaşır sepetini kapladım. Kumaş olarak da eski bir hurcu kullandım. Bir tane de Devrim'in yayıntıları için yapmaya karar verdim.

30 Ağustos 2009 Pazar

Kendimi böyle anlatsam

Sevgili arkadaşlarım http://baharinelleri.blogspot.com/ ve http://celebi74-celebi74.blogspot.com/' e çok teşekkür ederim. Her ikisi de beni ödüle layık görmüşler. Ben 7 arkadaş seçmesem, kendini anlatmak isteyen tüm arkadaşlar anlatsa olur mu?

Peki ben.....
- Biraz fazla titizim sanırım. İki erkek çocuğu annesi olarak bu hayatımı zorlaştırıyor diyebilirim,
- Plansız şeyleri sevmem. Her zaman, en bsit şeyde bile aklımdan plan yaparım,
- Planlı olduğum için pratiğimdir. İşlerimi çok kolay bitiririm,
- El işlerini eskiden beri severim. Hatta üniversitedeyken terapi gibi bir dünya dantel yapmıştım. Şimdi nasıl yapmışım şaşıyorum,
- Çiçekleri çok severim. Her yerde çiçekler olsun hayır demem,
- Kaktüslere ayrıca aşığım,
- 10 yıl gazetecilik yapmama karşın (ki bırakana kadar mesleğimde iyiyydim) günlük hayatta iletişim sorunu çekerim. Fazla komşuluk ilişkileri olan biri olamadım

Ya işte böyle. İlk anda bunlar aklıma geldi. Sevgiler

29 Ağustos 2009 Cumartesi

masa örtüm


Pazardan aldığım parça kumaşın etrafına annem püsküllü bir dantel yaptı. Koltuklarıma uygun bir masa örtüsü oldu. Tamamı dantel örtüleri sevmediğim için bana uygun bir şey oldu. (çeyizime lisedeyken yaptığım masa örtüsü sandıktan çıkmayı başaramadı henüz)

28 Ağustos 2009 Cuma

sergün tealight'ı


sergün'ün yaptığı tealight'yi nihayet ben de yaptım. Hoş oldu bana göre. Ama çocuklardan sakladım. Deniz görürse "meşelerime naptın diye hır çıkarır"

bu telefon kılıfı çok cici

(Nehir'in fotoğrafı)


Didim'de tatilde Devrim'in dayısının kızı Özgül'de vardı. Özgül'ün bir yaşını yeni geçmiş bir yeğeni var. Özgül onun çorabından telefon kılıfı yapmış. Çok cici birşey olmuş.


26 Ağustos 2009 Çarşamba

annemin çantası





Annemin ördüğü örgü çanta. Hırkasından kalan iple yapmış. Ağız kısmını büzdürmüş, pek hoş olmuş.

döndüm

Son gece koylardan birinin üstünde gece keyfi yaptık
Özgül (eşimin dayısının kızı) çocuklarla fotoğraf çektiriyor. Ben de çaktırmadan onları çektim

Gece gezmesine çıkınca hepimizin toplu fotoğrafı olsun dedik. Etrafta kimse yoktu. Devrim kolunu uzatarak bunu çekti. Fena olmadı.


Deniz pozu. Bunun daha komikleri de var ya ben bunu ekleyeyim dedim......




Bot gezintimiz.



Çocuklar Işın halalarıyla





Devrim ve çocukların olmazsa olmazı. Mutlaka kıyı şeridinde bir havuz yaparlar...
Bu yıl leyleği havada gördük. Önce küçük bir iç Anadolu turu ardından deniz tatili. Didim Polis Kampı'nda 10 gün kaldık. Biraz yorucu oldu ama. Son gün artık denize girip, kulaç atasımız kalmamıştı. Tatilden dönüp çok yoruldum diyenler vardır ya onlar gibiydik resmen. Çocukların gözleri akşam yemeklerinde kapanmaya başlıyordu resmen. Ama yine de güzel bir tatil oldu.






14 Ağustos 2009 Cuma

tatil zamanı

Bu fotoğraflar geçen yılki Didim tatilinden.

Tatil zamanı geldi. Yarın sabah Didim yolcusuyuz. 10 gün yokuz buralarda. Herkese sevgiler.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

kutularrrr

Yukarıdaki kutunun amacı belli değil. Ne gözüme yayıntı olarak görünürse onu koyacağım. Aşağıdaki ise takı kutusu olacak, oldu hatta.

Yumurta kolisin Ada ve Deniz'den boyamasını rica ettim. Hem oyun olsun hem de onların katkısı olsun diye. Deniz çabuk sıkıldı. Nedense sevmiyor böyle işleri. Ada'nın boyadığı da aşağıda.

Ben renkleri beyenmeyince annemden aldığım ve hala duran badana boyası ile boyadım. Tümseklere de sulu boya ile akıtma yaptım. Çocuklaştım sanırım, hoşuma gitti böyle. Sonra da her bir göze kolyelerimi koydum. Karışmadan duracaklar.





8 Ağustos 2009 Cumartesi

tel kırma kınalık



Annemin kızkardeşim için yaptığı kınalık. Tel kırma tekniği ile yapmıştı. Ben 9 yıllık evliyim ama "bende isterim" diye tutturdum. Yapmadı henüz. Söz verdi yaparım , kolay dedi ya...
Yani her şeyden önce kırmızı. Çok hoş bir örtü olacağını düşünüyorum

3 Ağustos 2009 Pazartesi

kitaplığımız

Kitaplığımız. Tamamen bizim eserimiz. Yani Devrim ve ben birlikte yaptık. Epey zamanımızı aldı. Hani şu yabancı sitelerdeki natural dekorasyonlara benzedi. Buyrun öyküsüne;
Kitaplar yerlerini aldı

Ada ve Deniz'in rafları. Güzel dursun diye ıvır zıvır kutularını kaplamıştım



Yıllardır kolilerde bekleyen kitaplar nihayet dışarıdalar


Ara rafların verniksiz hali




Direkler verniklendi kurumaya bırakıldı.






Kitaplığın bize maliyeti fazla olmadı sayılır. Tiner, vernik, zımpara. Kitaplığımızın üç ana iskeleti var. Yukarıda zımparalanırken görüldüğü gibi. Bunların bir kısmını annemin değiştirdiği pencere doğramalarından, bir kısmını Urla'da mutfak değiştirmişlerdi oradan çıkan çıkma tahtalarla yaptık. Bir kaç tane de çıkma tahta aldık. Aralardaki raflar ise rabıta. Annem salonundaki eski rabıtaları söktürdü (yıllar önce babam yapmıştı ve pek düzgün olmamıştı) ve parke döşetti. Ondan çıkan tahtalardan ara rafları yaptık. Önce kestik, canavarla zımparaladık. (ben elektrikli aletlerden çok korkarım. İş çabuk bitsin diye ben bile elimde o aletle zımpara yaptım) sonra vernikledik. Rafları doğal renginde bıraktım ama araları renkli vernik istedim. Boşken baktığımda ilk hissettiğim hayal kırıklığı oldu. Çok kaba geldi bana. Ama kitapları yerleştirmeye başladıkça ısındım kitaplığımıza. Evet belki çok narin bir mobilya görünümünde değil ama doğal ve sağlam oluşu hoş. Sonuçta yıllardır kolilerde bekleyen kitaplarımız gün yüzü gördü.