.:

29 Temmuz 2009 Çarşamba

bir değişik çerçeve

Resim çerçevemiz iki taraflı.
Bir tarafında Denizim

Bir tarafında da Ada güzelim gülümsüyor bana



Çerçeve için kullandığım malzeme buydu.





Yıllar önce çalışırken aldığım bir ödül öylece duruyordu. Geçen gün elime geçince "aaa bundan ne güzel çerçeve olur" dedim. önce parlak birşeyle kapladım ama hoşuma gitmedi. Sonra deniz kabuklarıyla süsledim. Ortadaki plaka kısmını da annemin verdiği duvar boyasından kalanlarla boyadım. ve oğluşlarımın gülücüklerini ekledim. Bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyorum

28 Temmuz 2009 Salı

masa yeniden hayat buldu


Bazı erkeklerin takıltılı olduğu eşyalar vardır. Devrim'in de öğrenilikten kalma eski bir masası vardı. Uzun yıllar biz de kullandık bilgisayar masası olarak. Ama badana yaparken devrim üstüne çıkınca kırıldı (suntaydı). Eee atamadık tabiki değerli masamızı! İtiraf edeyim alt kısmı gerçekten sağlam bir masaydı. Eve döşettiğimiz rabıtalardan kalan parçalarla üstünü yeniden yaptık ve monte ettik. Devrim yanlışlıkla renkli vernik aldığı için kahverengi. Şimdi taş gibi bir masamız oldu.
Not;bekleyin kitaplık daha güzel olacak. Malzeme yine eski tahtalar ve rabıta

26 Temmuz 2009 Pazar

taze incir reçeli

bardacık incirleri


ağacımdan kahvaltıma
İncir reçelini çoğunuz biliyorsunuzdur. Genelde (ya da ben bizim dışımızda görmedim tazesinden yapanı) tam olmamıştan yapılır. Eşim inciri çok sever ve kurusundan reçel yapardı kendisine. Bu evi aldıktan sonra taze incirden yapmaya başladık. Tadan bir kavanoz istiyor reçelimizden. Bizim bahçede 2 tane incir ağacı var. Biri bardacık. (aslında 3 taneydi ağaçlarımız ama geçen yıl bir kamyon girdi bahçeye. Biri kırıldı) Maşallah verimi de fena olmadığı için reçel yapıyoruz bol bol. Devrim ve çocuklar çok seviyorlar. (psikolojik sanırım katkılı korkusundan ben pek incir yiyemem)


25 Temmuz 2009 Cumartesi

Ada güzelimin doğum günü

Bütün çocukları aynı yöne baktırmak mümkün olmuyor. (Doğum günü çocuğu sarı tşörtlü olan)

Çocuklar mumu söndürdü, tatlarına bakılorlar şimdi


Arif fotoğraf çekilirken yine dayanamadı pastaya direkt ağzıyla daldı.


Balkondan bir görünüş.


Misafire temizlik yaptırdık. Döktükleri çayı kendi sildi Emrah
Ada 8 yaşına girdi. Dün akşam ailecek toplandık, balkonda doğum günü kutladık. Çocuklar evin içini hallaç pamuğu gibi alt üstederken biz de balkonda serin serin muhabbet ettik




23 Temmuz 2009 Perşembe

kelebeklerim uçuşa geçti.





10marifet'te sergün ve zabun'un yaptığı kelebekli saati nihayet ben de tamamladım. Daha önce de yazmıştım. Kıl testereyle kestiğim konturplağı plastik boyayla boyadım. Evet bildiğiniz duvar boyasıyla. Annem salonunu yeni boyadı ondan aldım boyayı. Beyaz ve lilayı karıştırdım. Hatta saatimde beyazlıklar var. Öyle hoşuma gitti. Kelebeklerimden biri de beyaz olsun istedim. Kelebeklerin arkasına strafor yapıştırarak duvara yapıştırdım. Yerini sevmezsem duvarda çivi kalabalığı olmasın.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

örgü oyuncak denemelerim




(Bunu yabancı bir sitede görmüştüm. Tüm yeğenlere yapmıştım, istemişti hepsi de.)

Bunlar çok yeni sayılmazlar ama paylaşmamıştım sanırım. Biraz basit gelmişti. Ama Deniz inanılmaz seviyor bunları. Hiç bıkmadı arada aklına gelir ahtapotunu, tırtılını oynar sadece.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

çokkk sıcak

Masamızın önündeki küçük kumsal. Buradan giriş zor biraz. Taşlı ve deniz kestanesi var. Ama biz Devrim'le ikimiz seviyoruz. Çünkü hemen derinleşiyor ve deniz canlılarını görmek mümkün.
Evvelki yıl sezon sonunda eşfetmiştik burayı. Ve o zamandan beri hep bu masada oturuyoruz. En uçta manzarası süper. Bizim masamız diyoruz artık. İnsanlar iç tarafları tercih ediyorlar.
Bu fotoğrafı öğlen saatlerinde çekmeme karşın deniz ne kadar kalabalık.


Bu da bize gölgesini veren ağaç. Bakımsızlıktan kurtlar sarmış dallarını. Ağaç ölmüyor ama resmen sürünüyor. Niye ağaçlara karşı bu kadar duyarsızıs ki

Hava aşırı sıcak. Bu hafta İzmir'de sıcaklıklar 35'in altına inmeyecekmiş. Ben ce daha bile fazla hissediyoruz. Pencereden esen rüzgar ısıtıyor resmen. Cumartesi günü Özdere'deki Kalemlik Orman Kampına gittik. Biraz serinleyelim diye. Çam ağaçlarının altında olmamıza karşın orası da bunalttı.

19 Temmuz 2009 Pazar

bahçem

Bu şeftali ağacı küçücük. Boyu belki 1 metre bile değil. Ama bu yıl üstünde 6 tane meyvesi var. Ve biz merakla büyümesini bekliyoruz.


Devrim'in koruma altına aldığı domates fidelerinden biri.

Çok sevgili bahçemden birkaç kare daha. Yazın kavurucu sıcağında fazla çiçek olmuyor ama. Yine de bahçemde mevsim meyveleri büyümeye devam ediyor

16 Temmuz 2009 Perşembe

başladım bakalım


Önce zabun ardından da sergün'ün yaptığı kelebekli saati yapmaya ben de başladım. Bitirdim diyemiyorum çünkü kıl testereyle kontrplâk kesmekte çok zorlandım. Son kelebeği çıkartırken testeremin ucu kırılınca da bahanem oldu ara verdim. Aradan kaç saat geçti artık testerenin sapını nasıl sıktıysam bileğim hala ağrıyor. (Devrim bana bu iş için bir set almış ama dün akşam onu çözmekte bile zorlandım. )

14 Temmuz 2009 Salı

istek geldi

Genel bir bakış
Fotoğrafı Ada çekti




Büyük öz kısıyında mangal keyfi



Piknikte yağmur yağınca traktörün altına sığınanlar

İstek geldi Sorgun'un Çiğdemli Köyü'nde bir kaç fotoğraf daha.


10 Temmuz 2009 Cuma

kolyeme bakın


Kolyem nasıl olmuş? Annemin birşeyler yaparım diye verdiği mekik oyasından yaptım. Benim için kolay oldu. Sadece kolye abaratı taktım. Ama mekik oyasını yapanın ellerine sağlık.

9 Temmuz 2009 Perşembe

tatilden birkaç kare daha


Derinkuyu'da satıcılar

Arabanın camından gün batımı



Dönüş yolunda uğradığımız Seydişehir'de Deniz ve Doğa


Nasrettin Hoca Türbesi




Nasrettin Hoca Türbesi






Derinkuyu'daki hanımların marifeti.





8 Temmuz 2009 Çarşamba

Göreme ve civarı

Bölgenin yukarıdan genel bir görünüşü. Yolda durup çektik. Fotoğraftan daha güzel bir manzara sizi bekliyor kesin.

Ihlara Vadisi. Gerçekten süper bir yer. Mutlaka gidin, merdivenlerden inin ve gezin derim.
Ihlara Vadisi'ndeki mağaralardan bir görüntü



Göreme'deki yerleşim alanından bir kare. Burada Per Bacaları'nın kimi ev kimi otel olmuş. Aslında kayalardaki oyuntulardaki kapı ve penler biraz tuhaf geliyor insana.


Bu tarihi güzelliği ben ilk kez gördüm. Yıllardır istiyordum ama çeşitli nedenlerden bu tatile kısmet oldu Peri Bacaları'nı görmek. Hoş çocuklarla ne kadar gördüğümüz de tartışılır ya....Yeniden gideceğim kesin.